25 Ağustos 2008 Pazartesi

Zilli'nin Günlüğü- 5


Bir kez daha merhaba. Belki biliyorsunuzdur, bizim yaşımızla sizin yaşınızın hesaplanması biraz farklı. Benim bildiğim kadarıyla köpeğin birinci yaşı = 21 insan yaşı, köpeğin ondan sonraki her yaşı = 4 insan yaşı. Yani zaman bildiğiniz gibi geçmiyor. Çok ama çok hızlı akıyor benim için. Şimdilerde 4 aylık olduğuma göre, bu hesapla, sizin yaşınızla 7 gibi oluyorum galiba. Son yazımı 1 hafta önce yazmış olsam da benim için yıllar geçmiş gibi, en azından aylar:))

Öncelikle sağlığımın çok ama çok iyi (maaşallah) olduğunu söyleyebilirim. Bağırsaklarım artık tamamen düzeldi. Bunda yediğim iğnelerin, kullandığım şurupların ve elbette değişen mamamın etkisi çok büyük. Bakın bu konu çok önemli. Mama diyip geçmemek lazımmış. Biz biraz zor yoldan öğrendik malesef. Özellikle annem çok üzüldü çünkü Bozcaada'da karşılaştıkları Oscar'ın anne ve babası, oğulları için yıllardır Hill's mama kullandıklarını söylemişti. Hem çok besleyiciymiş hem de koku yapmıyormuş. İlk mamam Hill's ti. Bilen bilir, biz genelde kuru mama yiyiyoruz ve mamalarımız çok büyük poşetlerde (15 kg +) satılıyor. İşte tam o büyük poşeti alacaklarken pet shoptaki abiler annemlere Enhance diye bir mama önerdi. Hem kilosuna göre daha uygun fiyatlıymış, hem de içinde %32 protein varmış. O gün annemlerin de acemiliğine geldi. Çünkü yüksek proteinin - hele ki tavuk ise - özellikle biz Golden'lerde alerji yaptığını bilmiyorlardı. o mamayı yediğim 3 hafta içinde çektiğimi bir ben bilirim bir de ayıptır söylemesi popom. İshal oldum, hazım problemim oldu. Daha ben size ne diyeyim. Mamamı değiştirdikten sonra inanmazsınız kaka miktarım yarıya düştü, kokusu ise neredeyse hiç kalmadı. Bir de söylemeden geçemeyeceğim, öbür mamayı içim pek almadığı için 4-5 seferde gide gele zor yerken bunu genelde tek seferde yalayıp yutuyorum. Artık mamam Hill's kuzu etli & pirinçli. Herkese tavsiye ederim.

Biz yeni yaşıyoruz, meğer köpek sahiplerinin arasında birbirlerine hediye götürme adeti varmış. Hatırlarsınız küçük anneannem Niloş sevdiğim krakerlerden getirmişti, Belloş abla, parfümden şampuana, çok sevdiğim kemirme ayakkabılarından araba muşambama kadar bisürü şey gönderdi bana. Son olarakda Gaye abla yolda kakamı içine koyup atabileceğimiz, tasmama veya ipimin tutacak yerine takılabilen, sizin buzdolabı poşetleri mantığında çalışan bir sistem almış. Çok pratik, annemin işini çok kolaylaştırdı.

Benim tuvalet olayı düzelince ve elbette biraz daha büyüyünce sabah babam, akşam da annemle yaptığımız yürüyüşler pek bi keyiflendi. Ama galiba biraz da benim muzurluğumdan boyun tasması azıcık canımı yakıyordu. Ailem bunu fark edince hemen fotoğrafımda da görebileceğiniz, göğüsümü saran kırmızı tasmayı aldı. Artık yürürken daha rahatız. Ama geçen gece annemle yürürken ikimizi de çok korkutan bişey oldu. Bize sokak köpeği saldırdı. Ben hemen viyk! diye bağırıp annemin arkasına saklandım. Annem de aynı bir "Cesur Yürek" misali beni korudu. Hemen köpeği karşısına aldı, hiç kıpırdamadan durdu. Köpek de bir iki havlayıp, arkasını döndü ve uzaklaştı. O anda belli etmesede eve giderken ben merak edip geriye bakmaya çalışırken beni yürümem için çekiştirmesinden annemin de biraz korkmuş olduğunu hissettim.

Dün hani sizler için çok sıcaktı ya, inanın benim için de öyleydi. Emrullah Abi'nin eşi, Şişin ablanın ailesinin Çatalca denilen bir yerde evi varmış. Bizimkilerde orada mangal yapmak için sözleşmişti. Dün öğlene doğru yola çıktık. Arabayla bir yere gitmeyi - Ozan Abi hariç - çok seviyorum. Biraz etrafa bakınıyorum, biraz anneme kendimi sevdiriyorum, biraz oyuncaklarımla oynuyorum, vakit su gibi akıp geçiyor. Dün de gidiş çok eğlenceliydi. Oraya varınca, dedim ki herhalde cennetteyim. Kocaman bir bahçe, etraf yemyeşil. Bir oraya koştum, bir öbür tarafa. Kelebek kovaladım, çim yedim, patilerimi çok yanınca su kabımın içine sokup serinlettim sonra bu hoşuma gitti oyuna çevirdim, toprakla oynadım, gün sonunda ben çok eğlendim ama accayip kirlendiğim için annemi ufaktan şoka soktum. Ama o kadar yorulmuşum, o kadar yorulmuşum ki daha dönüş için arabaya biner binmez uyudum.

Uyudum.


Uyudum.

Ve eve gelip duş yaptıktan sonra da, daha bir gevşeyip ne babamın gol sevincine ne de annemin çamaşır asmak için etrafta dolanmasına kafamı kaldıramadım. Hatta sabah annemle babam konuşurken duydum, yorgunluktan ilk defa üzerinize afiyet horlamışım, annem de stereo oluyorsunuz diye bana kıyamamış da babamı uyandırmış. :))

Haftaya yazamayabilirim. Ailemle birlikte tatile çıkıyoruz. Benim için bir gece Şirince'de konaklayıp, daha aşağıda Sarıgerme diye bir yere gidecekmişiz. Her yer yemyeşilmiş, hatta galiba bir de denize gidecekmişiz. Banyo gibiymiş. Göreceğiz bakalım. Anlatacak bir sürü şey birikecek.

0 yorum:

Blog Widget by LinkWithin
Bu gadget'ta bir hata oluştu

Etiketlerim..

...

"Hayat, özellikle, yazılanları okumak, çekilenleri seyretmek ve tabii ki pişirilenleri yemek için çok kısa, biraz koşmak lazım... "
Free Counters

Hayatın İçinden...

 

Divitim... | Creative Commons Attribution- Noncommercial License | Dandy Dandilion Designed by Simply Fabulous Blogger Templates