Trend etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Trend etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mart 2008 Perşembe

Gbk...



Gbk, yani Gourmet Burger Kitchen. Kanyon'da sanırım bu senenin başında açılan, İngilizlerin burgerleri için "Burger'in Rolls Royce'u" dedikleri, Yeni Zellanda orijinli, farklı bir hamburgerci. Hamburger denilince aklımıza gelen fast food imajının tam tersine, restoran düzeninde masaları, yer gösteren bir elemanı, masanıza gelip sipariş alan, çok iyi eğitimli garsonları olan bir nevi slow-food mekanı.

Menüsünde başlangıç olarak kabak kızartmasını ve "Cheese & Berry" dedikleri, üzeri berry soslu, kızartılmış keçi peynirlerini tavsiye ettiler. Biz ikincisini parmaklarımızla beraber yedik.

Sonrasında uzuuuuun bir hamburger listesi geldi önümüze. Peynirli, sarımsaklı mayonezli, barbekü soslu, rokforlu, mozarella ve pestolu, avakadolu, mango ve zencefil soslu ve acı soslu olanlar ilk aklıma gelenler.

Nedir bunların diğer burgerlerden farkı derseniz? Birincisi, etleri özel... Oldukça kalın köfteleri var. Bunların pişirilme yöntemi de fark yaratıyormuş. İyi pişmiş olmasına rağmen kuru olmayan ama bana biraz tuzsuz gelen bir köfteye sahip hamburgerler. İkinci fark ise soslardan kaynaklanıyor. Ketçap ve mayonez kesinlikle yok! Onların yerini ilginç kombinasyonlar alıyor. Bahsettiğim mango ve zencefilden oluşan sos gibi. Tüm bu sosların üstüne bol bol marul, domates ve soğan konuyor. Günlük pişirilmiş ekmeklerin içinde bu malzemeler yemeye hazır hale geliyor. GBK'yı bu kadar ünlü ve popüler yapan, işte bu iki ana unsurmuş, eti ve sosları... Ancak yine de bu alternatiflerle tatmin olmazsanız değişik malzeme seçenekleriyle kendi 'burger'ınızı da oluşturabiliyorsunuz. Etli yemek istemiyorsanız, Portabella mantarıyla yaptıkları 'vejeteryan burger'ini de deneyebilirsiniz.




Ama uyarmam lazım, burgerin büyüklüğü benim diyen adamı yere serecek kadar kocaman. Biz bir barbekü soslu, bir mazerella + pesto soslu yanına patateste söyledik - ki patatesler kalın kesilmiş ve çok güzel kızarmıştı - bitiremedik.

İçecek olarak isterseniz alkolsüz isterseniz şarap, bira gibi alkollü alternatifiniz mevcut. Fiyatı kesinlikle ucuz değil, ama lezzet olarak ödediğimize değdiğini söyleyebilirim.

9 Temmuz 2007 Pazartesi

Benim "Crocs"larım Vaaar...



İşte son dönemde, neredeyse bir fenomen haline gelmiş olan, kocisin tabiriyle Heidi'nin Patikleri, Crocs'lar.

Türkiye'de yakın zamanda, En Güzel Çirkin adıyla(http://www.enguzelcirkin.com/) piyasaya sunulan bu komik ayakkabılar, gerek hafifliği, gerek rahatlığı, gerekse cıvıl cıvıl rekleri ile hemen dikkat çekiyor.

Üç cesur girişimci, hobileri olan yelken sporunda kullanmak üzere bir ayakkabı üretmeye karar vermişler. Bu ayakkabı kaymaz, su geçirmez ve anti-bakteriyel bir yapıda olmalı; kolay giyilmeli ve çıkarılmalı aynı zamanda çok rahat olmalıymış. Bu arayışlar sonucunda CROCS yaratılmış. Geçen sene Crocs'lardan, dünya çapında, 24 milyon çift satılmış. Bu seneki hedef, 40 milyon.

CROCS’un dört sene gibi kısa bir sürede dünya markası olmasının arkasında markanın üç temel yeteneği yatıyor: Fonksiyonellik, yaratıcılık ve inovasyon.


Bugün CROCS’un kapalı, yarı açık ya da açık tüm modellerinde, patenti markaya ait “Croslite” isminde özel bir malzeme kullanılıyor. Daha önce hiçbir terlikte kullanılmamış olan bu malzeme terlik ve ayakkabıları daha konforlu hale getiriyor. Aynı zamanda yüzde yüz hijyenik ve ergonomik. Ve anormal rahat.

CROCS’un bir teki 150 gram ağırlığında. Dolayısıyla yastık üstünde yürüyormuş hissi yaratıyor. Ayakkabılar ayağı kusursuz bir şekilde sarıyor. Vücut ağırlığının ayaklara uyguladığı baskıyı hafifletiyor. Ayakkabıdaki hava delikleri ayağın nefes almasını sağlıyor.

Böylelikle hiç bir modeli nem, koku ya da leke tutmuyor. Ayakkabıların tamamı anti-bakteriyel özelliğe sahiptir. Dolasıyla kusursuz bir hijyen yaratıyor.


Ayrıca, resimde de görebileceğiniz, ancak sanırım henüz Türkiye'de olmayan veya benim görmediğim, “Jibbitz” adı verilen ve ayakkabıların üzerine kolayca takılabilen sempatik aksesuarlarla ayakkabıyı kişiselleştirme şansı sunuyor.

Zaten sorunlu ayaklarım, bi de tüm gün ayakkabının içinde durduktan sonra, akşama doğru ciyaklamaya başlar. Şimdi eve gider gitmez, Crocs'ları giyince, inanmazsınız, sanki yorgunluğumun yarısı gidiyor.

Modeller unisex, erkek ve kadın, ayrıca çocuklar için de bir seri var. Böyle patik şeklinde olan klasik modellerini sevmezseniz, düz, topuklu veya parmak arası terlik gibi olanları da mevcut.

Klasik modellerinin fiyatı 69 ytl, Boyner Mağazaları'nda, Eczanelerde ve büyük alışveriş merkezlerindeki kiosklarda bulabilirsiniz.

İnanın derdim reklam değil, bu rahatlıktan herkes haberdar olsun, faydalansın istiyorum.
Blog Widget by LinkWithin

Etiketlerim..

...

"Hayat, özellikle, yazılanları okumak, çekilenleri seyretmek ve tabii ki pişirilenleri yemek için çok kısa, biraz koşmak lazım... "
myspace graphics

Free Counters

Hayatın İçinden...

 

Divitim... | Creative Commons Attribution- Noncommercial License | Dandy Dandilion Designed by Simply Fabulous Blogger Templates