20 Şubat 2012 Pazartesi

Rakı...

"Dönülmez akşamın ufkundayız azizim...
Arap aklıyla bize akıl vermeye kalkıyorlar ama "alkol" kelimesinin kökeni bile Arapça.

Peki napalım?Kullanmamak lazım. Hatta, yasaklansın.

Rakı ise, özbeöz Türk.

"Ne malum?" derseniz.
Nerede, ne zaman ve kim tarafından icat edildiği bilinmiyor. Oradan malum.
Eğer, biz Türklerden başka bi milletin icadı olsaydı, yazılı tarihi olurdu, şeceresini bilirdik!

Şampanyanın mucidi Fransız keşiş, Dom Perignon, 1638'de dünyaya gelmiş mesela. Evliya Çelebi'nin 1635 tarihli seyahatnamesinde "rakı" geçtiğine göre, şampanyadan eski demek ki.

Yani?
Şampanyayı icat eden Dom Perignon, kundakta ana sütü içerken, biz aslan sütü içiyorduk!

Başka "aydınlatıcı" veri var mı. Vaar.

Memleketi "ampul" yönetiyor ama, elektriğin ampulden önce, rakıya faydası olmuştu. Çünkü, elektriğin icadıyla birlikte "buz" üretildi. Buz üretilince, "rakıya niye buz koymuyoruz azizim?" keşfi yapıldı. Bu tarihi keşif neticesinde, rakının üstüne buz koymak için daha uzun bardağa ihtiyaç oldu. Zahmet edip özel bardak icat etmek zor geldiği için de, pratik Türk zekâsı devreye girdi, "limonata bardağı ne güne duruyor muhterem" keşfi yapıldı.

"Asil"dir rakı...

Bakın, 1900'lü yıllardan bir davetiye aktarayım size,"Muhterem efendim,
Teşrin'i saninin 21'inci gününe müsadif Cuma akşamı, Hristo'nun Meyhanesi'nde taam eylemek ve hususi bir eğlence tertip ederek vakit geçirmek istiyoruz. Sizi pek seven cümle dostlarımız teşrif edeceklerdir. Binaenaleyh, icabetiniz bizim içün mücib-i şeref olacaktır. Bu lütfu bizden esirgemeyeceğiniz ümidi ile takdim-i ihtiram eyleriz efendim.Pera sahaflarından Şener Efendi."

Nezakettir, zarafettir. Adab-ı muaşerettir.

"Milli"dir.

Hem de Üstelik, AKP'nin "milli"sidir.

Bu arkadaşların döneminde "milli" oldu. Rakıyı "milli içki" olarak tescilleyen Türk Patent Enstitüsü Başkanı, o makama, AKP tarafından atandı... Eşi de, AKP milletvekili. Ki o milletvekili, Suudi Arabistan Riyad Eğitim Fakültesi İslami İlimler mezunudur iyi mi...

Dolayısıyla, "rakı balık Ayvalık" gibi, zincirleme reaksiyonla, AKP'nin "milli"sidir!

"Rakı içeceğinize meyve yiyin, kavunun yanına 35'lik salkım açın" filan gibi gayri ciddi yaklaşılamaz ona. Ciddiyet ister. Fava, pilaki, şakşuka, memleket "meze"lesidir.

Yurtseverdir. İki tek attın mı "n'olacak bu memleketin hali?" diye endişelenmezdin, aksi olsa.

Evrim Teorisi'nin kanıtıdır; fazla kaçırırsan, özüne dönersin, yani maymun olursun. Bilimdir.

Maymun değilsek bile; ne anlamı var onsuz, radika'nın cibes'in turpotu'nun, inek miyiz biz? Madem gıcıksın rakıya, niye balık avlıyorsun boşu boşuna? Şerbetle mi yiyeceksin lüferi?

"Fevkalade"dir.
"Aliyül'ala"dır.
Kadındır. 1926'da üretime başladığında, rakılarına şu isimleri koymuştu Tekel, Cumhuriyet'in ilk yıllarında "Sevim, Elif, Hanım, Denizkızı, Üzümkızı, Jale" isimlerini taşırlardı. Botoks'tur aynı zamanda. Çirkin kadın yoktur, az rakı vardır, mesela, en kaknemi bile bir başka görünür gözüne, içilir, güzelleşilir.

Hayatın anahtarıdır. Büst gibi oturan adamın bile çenesini açar. "çilingir" sofrası denmesi, ondan. Kontörsüz muhabbettir. Kahkahadır.

İçki içen, neler yaptığını hatırlamaz; rakı içen hatırlar. Acısıyla tatlısıyla hatıraları kaydeden hard disk'tir çünkü. Tıp bazen çaresizdir. O ilaçtır. Dişe de, Gurbete de iyi gelir.

Herkesin gençlik hatası olabilir, bira içersin. Sonradan para kazanınca, şarap içmeyi matah zannedersin. Amerika'da kamyon şoförlerinin içtiği viskiye Etiler'de, Reina'da kamyon parası ödersin, o ayrı. Kürkçü dükkânıdır.
Döner dolaşır, gelirsin.

Çocuktur. Ağlarsın.

Orhan Gencebay'dır. Entel dantel barlarda dinlemeye utanırsın. Ama hepimiz biliriz ki, ezbere bilirsin. Tatlıses'tir. Realite'dir.

Peynir, Rakı, Kavun, (PRK), örgüttür.
Ama, bölücü değil, birleştirici örgüt. Türk'ü de içer, Kürt'ü de, Laz'ı da, Çerkez'i de, Ermeni'si de, Yahudi'si de. Rumlar öyle meze yapar ki, AB'ye almasalar da helali hoş olsun, Kıbrıs'ı veresin gelir.

Orhan Veli'dir. "Şiir yazıyorum, şiir yazıp eskiler alıyorum, eskiler verip musikiler alıyorum, bir de rakı şişesinde balık olsam"dır. Şiirdir. Dönülmez akşamın ufkudur aynı zamanda.

Ve, Mustafa Kemal'dir.
Rakı içiyordu diye "sarhoş" demeye getiriyorsan eğer, "sarhoş kafayla kurup yücelttiği memleketi, ayık kafayla niye yönetemiyorsun?" diye sorarlar adama!

Oof, çok uzattım... Vakit tamam, güneş batmak üzere, bana müsaade, *cümleten şerefe!* "


Not: Yazarını malesef bilmiyorum ama kim yazdıysa bir sonraki ilk dublemi şerefine kaldıracağım:)


Blog Widget by LinkWithin
Bu gadget'ta bir hata oluştu

Etiketlerim..

...

"Hayat, özellikle, yazılanları okumak, çekilenleri seyretmek ve tabii ki pişirilenleri yemek için çok kısa, biraz koşmak lazım... "
Free Counters

Hayatın İçinden...

 

Divitim... | Creative Commons Attribution- Noncommercial License | Dandy Dandilion Designed by Simply Fabulous Blogger Templates