20 Eylül 2010 Pazartesi

Kalbimin Kudüs'üydün, Kalbimin Bağdat'ı Olmuşsun...

Sen Kudüs kadar güzeldin, ben Kudüs kadar yorgun. Sen Bağdat gibi kırılmışsın, ben Bağdat kadar kırgın..

Kalbimin Kudüs’üydün. Kudüs gibi vaad edilen, uğrunda savaşılan, elde edilen, kaybedilen, sürgün edilen, sürgünde istemekten bıkılmayan, tekrar dönülen, birçok hayattan vazgeçilen, uzlaşılan, uzlaşarak çok yaşanmayan tekrar savaşılan, her zaman her yerde hep arzu edilen ama hiç sahip olunamayan, içinde duvarlar örülen, ağlanılan, gözyaşıyla var olan, paylaşılan, paylaştıkça savaşılan Kudüs gibiydin.

Kalbimin Bağdat’ı olmuşsun..

Bağdat gibi, işgal edilen, işgali alkışlayan, hor kullanılan, yıkılıp yakılan, değeri bilinmeyen, kendi kendine ihanet eden, sahip çıkılmayan, öfkenin tohumlarından çiçek açan, güvendiklerinin silahıyla vurulan, yalnız bırakılan, geçmişi unutulan, güzelliği solan, derinliği kaybolan, bir an önce terk edip gitmek için çabalanan, içinde olmamak için uzaklara kaçılan, haşmeti ve görkeminin yerini hüzün bulutları alan, dünyaya darılan, kendisine kırılan, bir zamanlar narinliğine şiirler yazan şairlerin içini acıtan, gözyaşlarıyla geleceğini yazan, Bağdat gibi olmuşsun...

Sen Kudüs gibi güzeldin, ben Kudüs kadar yorgun...
Sen Bağdat gibi gibi kırılmışsın, ben Bağdat kadar kırgın...

Cihan Yavuz / Dipnot TV

17 Eylül 2010 Cuma

Kapadokya...


Bu gezi yazısını adım adım ne yaptık ettik şeklinde değil de, madde madde yazmak istedim. Daha önce Kapadokya'ya iki kez gitmiş olan kocam, bu seyahatin mutlaka bir tur eşliğinde yapılması gerektiğini söylüyordu, biz de öyle yaptık. Ancak şimdiki fikrim turla gitmeye hiç de gerek olmadığı. Dolayısyla aşağıdaki notlar belki sizin kendi seyahatinizi planlamanızda yardımcı olur.

Kapadokya:

Bölge 60 milyon yıl önce; Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgar tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkmış bir doğa harikası.

İnsan yerleşimi Paleolitik döneme kadar uzanıyormuş. Hititler'in yaşadığı topraklar daha sonraki dönemlerde Hrıstiyanlığın en önemli merkezlerinden biri olmuş. Kayalara oyulan evler ve kiliseler bölgeyi putperestlerin zulmünden kaçan Hıristiyanlar için devasa bir sığınak haline getirmiş.

Sadece Peribacaları'nın olduğu alandan ibaret sandığımız Kapadokya Bölgesi, esasında başta Nevşehir olmak üzere Kırşehir, Niğde, Aksaray ve Kayseri illerine yayılmış.

- Kapadokya'da özellikle görmeniz gereken yerler: Göreme, Avanos, Ürgüp, Uçhisar, Güvercinlik Vadisi, Derinkuyu ve Kaymaklı Yeraltı Şehirleri, Ihlara Vadisi, Selime Köyü, Hacı Bektaş Veli.

- Otelinizi ortamı daha iyi hissedebilmek için, mümkünse peribacalarının içine yerleşmiş butik otellerden seçin. Olmadı Göreme Açık Hava Müzesi'ni tepeden gören Turist Otel ilk seçeneğiniz olsun. Hem yeni, hem temiz, hem de karşınızda muhteşem bir manzara.

- 20 tl'ye bir müze kart alırsanız bir çok yere ücretsiz girebilirsiniz. Çok pratik.

- En güzel mevsim ilk ve sonbahar. Ancak açıktaki tüm mekanları ya sabah ya da akşamüstü dolaşın. Karasal iklim olduğu için güneş öğlen saatinde fena yakıyor.

- Akşam 3. sınıf yemek, uyduruk bir folklor ekibi ve göbeği kat kat olmuş dansözden oluşan ve Türk eğlencesi diye sizi sürükleyebilecekleri para tuzağından uzak durun.

- Ürgüp'e gittiğinizde Turasan'ın fabrikasında minik bir tur yapıp, saraplarını deneyebilirsiniz. Genel olarak meşe fıçılarda bekletilmiş şaraplara alışık olan damak tadımıza tüfte bekletilen şaraplar biraz sert geldi. Ama yine de ödüllü Rose ve Cabarnet+Merlot+Shiraz karışımından birer şişe aldık.

- Yaklaşık 40dk'lık bir yolculukla ulaşabileceğiniz Hacı Bektaş Veli'ye saat 15.00'te gidebilirseniz ücretsiz Semah gösterisi de izleyebilirsiniz.

- Alışveriş için etrafa yayılmış çanak çömlekçiler, halı - kilim dükkanları ve özellikle onyx taşı işleyen atölyelerin satış bölümleri alternatif olabilir. Ancak etiketler direkt turisler için hazırlandığından €, yerli turistlere genelde %50 indirimle veya €=Tl olarak işlem yapıyorlar.



- Son dönemde Kapadokya'nın simgesi haline gelen Balon turları için 4-5 tane alternatif şirket var. Rüzgarın en uygun olduğu sabah saatlerinde yapılıyor. Fiyatlar kişi başı € 130 - € 160 arasında değişiyor.

- Yeraltı şehirleri Kapadokya'nın olmazsa olmazı ancak aşağıya doğru 5 - 7 kat iniyorsunuz. Zaman zaman eğilerek geçmeniz gereken yerler var. Koridorlar daracık olduğu için ya giriyor ya da çıkıyorsunuz. Ve içeri girdikten sonra turu tamamlamadan çıkamıyorsunuz. Kalp ve astım hastaları ile klostrofobisi olanlara tavsiye edilmiyor.

- Her yer turistik olduğu için tuvaletler genelde tertemiz ancak paralı.

- Göreme Açık Hava Müzesi'nin girişinde çok güzel bir müze dükkanı ve cafesi var. Keyif yapmak veya dinlenmek için mükemmel.

- Bence Kapadokya'ya turla gitmeyin. Hatta uçakla gidip orada araba kiralayıp kendi turunuzu yapın. Böylelikle sürü içinde istemediğiniz şeyleri yapmak zorunda kalmayarak kendi keyfiniz ne istiyorsa o doğrultuda hareket edebilirsiniz.

6 Eylül 2010 Pazartesi

Namport...

Pazar günü etkinliklerini sırasıyla yazmam gerekirse, kahvaltıyla, dolayısıyla da Namlı Gurme'nin Karaköy vapur iskelesinin yanındaki şubesi Namport'tan başlamam gerekiyor.

3-4 ay önce Namlı Gurme'yi ilk duyup, Karaköy Kat Otoparkı'nın altındaki şubeye gittiğimizde çok acemiydik. Dolayısyla hem tahminimizin çok ötesinde bir ücret ödedik, hem de o kadar ama o kadar kalabalıktı ki, orada geçirdiğimiz zamandan keyif alamadık.

Bilmeyenlerin mekanı kafasında canlandırması için şöyle tarif edebilirim; Büyük bir şarküteri düşünün ve tabii ki çok miktarda da çeşit, işte o mekanın boş bulduğunuz her yerine masa ve sandalye koyduğunuzu, birazını da kapının önüne serpiştirdiğinizi hayal edin, işte mekan kabaca böyle. Bir şekilde masanıza yerleştikten sonra, tezgahın başından tepsinizle sıraya girip, o binbir çeşit içinden damak zevkinize uygun olan kahvaltılıkları seçebiliyor, yumurtanızı isteğinize göre yaptırıp, portakal suyu veya çayla siparişinizi tamamlayabiliyorsunuz.

Ancak o gün bize kimse bu siparişi Brunch olarak alırsak 28 - 30 tl gibi bir fiyat ödeyebileceğimizi söylemediği için biz tek tek aldık. Dolayısyla herşey dahil nispeten cüzzi bir ücret ödeyebilecekken biz sadece bir menemene 11 tl ödemiştik. Toplam hesabı ise teleffuz bile etmek istemiyorum. Diğer taraftan kalabalık, sıkışıklık, gürültü de cabasıydı. Yani oranın hafiften üstünü çizmiştik.

Dün sonraki aktivite öncesi Karaköy civarında kahvaltı edecek yer düşünürken aklımıza yine Namlı geldi ama bu sefer, geçen gidişimizde kahvaltı sonrasında yürüyüş yaparken keşfettiğimiz, kardeş şubeyi Namport'u denemeye karar verdik.

Kesinlikle isabetli bir karardı çünkü Namlı Gurme yine çok kalabalıktı ve hafif yağmurlu gri İstanbul sabahında burası hem sakin hem de olağanüstü keyifliydi.

Diğer bir güzellikte tam tabaklarımızı alırken Brumch mı istersiniz, tek tek mi seçeceksiniz? sorusu oldu. Bu noktada herşey dahil brunchın 32 tl olduğunu öğrendik ve inanamadık. Sınırsız kahvaltı, içecek (Çay, su, portakal suyu), isteğinize göre yapılan yumurta, sonrasında kahve, kurabiyeler, meyve bu fiyata dahildi. Hani istesek devam edebileceğimiz zeytinyağlı büfesini saymıyorum.

Bir sonraki adımda Namport'taki bu servisin Brunch ile sınırlı olmadığını, hafta içi - sonu tüm gün devap ettiğini öğrendim ve ayrıca mutlu oldum. Vapurların biri yanaşıp biri ayrılırken, martılar sizin için şarkı söylerken, karşınızda Tarihi Yarımada manzarasıyla keyifli bir zaman geçirmek ve lezzetli yemekler yemek isterseniz Namport'u tavsiye ederim.
Blog Widget by LinkWithin
Bu gadget'ta bir hata oluştu

Etiketlerim..

...

"Hayat, özellikle, yazılanları okumak, çekilenleri seyretmek ve tabii ki pişirilenleri yemek için çok kısa, biraz koşmak lazım... "
Free Counters

Hayatın İçinden...

 

Divitim... | Creative Commons Attribution- Noncommercial License | Dandy Dandilion Designed by Simply Fabulous Blogger Templates