20 Mart 2009 Cuma

Barak Obama on "The Tonight Show"...

Şimdi lütfen eğri oturalım ve doğru konuşalım. Aşağıda izleyeceğiniz yarım saatin aynısını, aynı samimiyet, açıklık ve dürüstlükle bizde hayal edebiliyor musunuz?

Baylar bayanlar karşınızda Jay Leno'nun The Tonight Show'una katılan Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barak Obama...

18 Mart 2009 Çarşamba

İzmir...

"Türkiye'den sıkıldığım zaman İzmir'e giderim ben.

Simite gevrek deriz biz...

Çekirdeğe çiğdem.

Kordon elektrik aleti değildir.

Kumru da kuş değildir bizim için...

Yengen'i yeriz.

Sen sigorta dersin...

Biz asfalya deriz.

Uzatmayız...

Gidiyom geliyom deriz.

Domates dediğin, domat işte.

Evimiz isterse 800 metrekare olsun, balkonda otururuz. Hıdrellez filan gibi mazeretler uydurur, sabaha kadar sokaklarda içeriz. Bi oturuşta 60'ar 80'er midye yeriz, istifno severiz, cibez'e bayılırız; gece 3-4 gibi boyoz'a dalmazsak, kan şekerimiz düşer! Boş lafa karnımız toktur bu arada, tırışkadan teyyare gibi atasözlerimiz vardır...

*

Paraşüt kulesinden atlamayana kız vermezler; kızlarımızı da tavlayamazsın ha... Canı çekerse, o seni tavlar! Liseye giden kızının erkek arkadaşının olması kasmaz babaları; kendilerinin de kız arkadaşı vardı lisede... Bak iddia ediyorum, okey şampiyonası düzenlense, İzmirli kadınlar alır kupayı... Erkekleriyle kahveye giderler çünkü... Şaşırdın di mi? Al buna da şaşır, nargile içerler... Askılı giyerler, şortla gezerler, öküz gibi bakarsan, bi çakar, bi de duvardan yersin... Gönül Yazar'ız, Sezen Aksu'yuz; bir gül takıp da saçlarına, çıktı mı deprem sanırdın kantosuna, Karantinalı Despina'yız... Sensin Varoş! Biz tenekeli mahallede bile el ele gezeriz.

*

Erkeklerimiz de fena değildir hani... Detaya girmeyeyim, Ayhan Işık, Metin Oktay, Mustafa Denizli mesela, bi fikir verir sana... Ertuğrul Özkök'ün kırdığı cevizleri okuyoruz; eşi kafasına ütü atmış... Ayıptır söylemesi, Mahsun Kırmızıgül'le Alişan'ı ayırt edemeyiz biz.

*

Gülümseriz.

*

Enginarın başkentidir; İzmirlidir incir. Kazandibi hemşeri... 78 çeşit köftemiz olduğu için, McDonald's'ın bunalıma girdiği tek şehirdir... Zeytinyağı severiz, dünyanın en boktan durumuna bile düşsek, zeytinyağı gibi üste çıkmayı daha çok severiz... Sana ne birader, keyfimizin káhyasıyız, yazlıklara gitmek için 8 şeritli otoyol yaptık; Güzelbahçe, Seferihisar, Urla, Karaburun, Çeşme, öbür tarafta Dikili, Foça, çipurayız... Pak Bahadur'u özleriz... Durup dururken faytona bineriz, bi yere gitmeyiz aslında, öööle turlarız... Hava güzel, daralırız, okulu ekeriz. Mezun olduktan sonra öğretmeniyle kadeh tokuşturmayan öğrenciyi zor bulursun İzmir'de.

*

Siz sembol diyorsunuz ama, saat kaç diye Saat Kulesi'ne bakanı bulamazsın, altında buluşanlar bile zahmet edip kafasını kaldırmaz, birbirine sorar saati! Rahatızdır... Çocukları Kemeraltı'da kaybederiz, alışverişe devam ederiz, esnaftan biri bulup getirir, çıkışta Kemeraltı Karakolu'ndan alırız... Ağlayıp zırlamak bi yana, çoğu dondurmayı bitirmediği için ayrılmak istemez karakoldan, iyi mi... Aceleye gelemeyiz! Bir sene önceden duyurmaya başla, de ki, 22 Ağustos saat 20'de tiyatro başlıyor... 20.30'da geliriz... Sanatçılar da İzmirliyse, tiyatro zaten 21'de filan başlar... Uçak 6 saat rötar yapsın, istifimizi bozmayız, bizim için ekstra bira içme vesilesidir bu... Kuyruk olmaz, çünkü kuyruk varsa, İzmirli sıkılır, gider. Pratiktir... 201 sokağı bulduysan, yanındaki 202'dir. Tek tek isim vermeye üşeniriz.

*

35'imiz var.

35 buçuğumuz da var.

34 plaka gördük mü, kapışırız... Arkadan sirenleriyle isterse Cumhurbaşkanı gelsin, bana mı sordu, tarladan gitsin, makam arabasına yol vermeyiz.

*

Özetle, arızayız!

*

Erkek çocuklarına en çok "Efe" adı konulan şehirdir orası... Zeybek duyduğumuzda, içimiz cız eder, kalkar oynarız. Hasan Tahsin orada, Kubilay orada, Latife Hanım orada, Zübeyde Hanım bize emanet, bize... Mustafa Kemal de, ağlar kadınlarımız... Sokak sokak, bulvar bulvar, Milli Mücadele Müzesi'dir... İstanbul'daki gibi Birinci Ahmet Çeşmesi falan yoktur orada... Ankara'daki gibi Cinnah Caddesi, Arjantin Caddesi de bulamazsın pek... Recep Tayyip Erdoğan Kavşağı'nı teklif etmez hiç kimse."

Yılmaz Özdil - Hürriyet Gazetesi, 15.03.2009

12 Mart 2009 Perşembe

Bayrak...

İki yıl önce, Yangın Duası'nı seyrettikten sonra kafamıza kazınmış ve hiç çıkmamıştı, oyundan yarın saat önceki süre boyunca yükselip alçalan, hızlanıp yavaşlayan frekansta dinlediğimiz, okuyunca belki sizlere hiç bişey ifade etmeyecek olan, "Koca kafa kimde var?" cümlesi. Berkun Oya'yı CNN Turk'te yaptığı Defacto isimli program ile tanımış, zekasına ve farklı bakış açısına olan hayranlığım o oyunla pekişmişti. Kendisi uzun aradan sonra bir kez daha bizleri yeteneği ve zekası ile büyülemek için sahnede. Tek fark bu sefer oyuncu olarak değil, Garajistanbul'da çarşambaları sergilenen Bayrak isimli oyunun yazarı, tasarımcısı ve rejisörü olarak.

Dün akşam izlediğimiz oyuna ciddi bir beklenti ile gittiğimi itiraf etmeliyim ve full tatmin ile çıktığımı da. Oyunda Ali Atay, Canan Ergüder, Okan Yalbıyık, Bartu Küçükçağlayan, Köksal Engür ve Ayten Uncuoğlu rol alıyor.



Bu oyunun, Oya'nın önceki oyunlarından en önemli farkı belkide herşeyin çok gerçek olması. Özetle bir aile trajedisini anlatıyor oyun. "İki kişiyi sevebilir insan" veya "İnsanın istemeden yaptığı hiçbirşey olamaz" sözleri fazlasıyla etkili ifadelerle adete beyninize kazınıyor oyun içerisinde. Klasik Berkun Oya cümleleri ve tonlamalarından oluşan senaryo, dekor, ışık ama herşeyden önemlisi şiddetten hüzne içinize işleyecek kadar gerçekçi oyunculuk çok etkileyiciydi.

6 Mart 2009 Cuma

Eyvah Ki Ne Eyvah...

Bugün Ali Saydam'ın Akşam Gazetesi'ndeki yazısı, son dönemde içimde biriktirdiğim sıkıntıların dışarı çıkmasına sebep oldu. Ali Saydam yazısına "Eyvah ki ne Eyvah" diye başlık koymuş, aynen aldım:))

Konunun özeti şöyle: "İngiliz The Guardian Gazetesi, Türkiye'nin en saygın araştırma şirketlerinden Konda tarafından gerçekleştirilen araştırmanın, Türkleri, 'Yabancı düşmanı, ender kitap okuyan, kadınları ikinci sınıf olarak gören ve demokrasi konusunda zıt duyguları olan sosyal muhafazakar insanlar' olarak gösterdiğini yazmış. Türklerin çeşitli konulara ilişkin tavırlarını ortaya koyan, Konda'nın araştırmasının sonuçlarına göre Türklerin yüzde 73'ü yabancıların mülk almasına karşı çıkıyor, yüzde 70'e yakın bir bölümü hiçbir zaman kitap okumuyor, yüzde 72'si hiçbir zaman ya da çok ender yeni teknoloji ürünü almıyormuş. Bu arada yüzde 70'ine yakın bir bölümü, evli kadınların çalışmak için eşlerinden izin alması gerektiğini söylerken yüzde 57'si, kadınların kolsuz bir üst parça giysi ile evden çıkmaması gerektiğine inanıyormuş. Yüzde 53'ü Türkiye'nin laik anayasasının yasakladığı, kadın yargıçlar, savcılar, öğretmenler ve diğer kamu görevlilerinin görevde İslami başörtüsünü kullanmasına izin verilmesinden yanaymış. The Guardian, Türklerin yüzde 48 gibi önemli bir bölümünün ordunun 'lazım olduğunda' müdahale etmesi gerektiğini de söylediğine de dikkat çekmiş..."

Sevgili kocamın, "Senin bu konuda şaşırmana şaşırıyorum" diye bir yorumu vardır, ben bi konuyu çok kafama takıp, "Ama nasıl olur?" diye sorgulamaya başladığımda yaptığı, işte bu tam o duruma örnek. Niye şaşırıyorum ki?

Burası artık Recep İvedik serisine en yüksek gişeyi yaptıran, "karnımda bişey oynuyor, acaba gazım mı var?" diye hastaneye gidip doğum yapan, karısını günde iki kez duş yapıyor veya rüyasında kendisini aldatıyor diye öldüren insanların ülkesi.

Burası artık kendisine yapılan yardımla oyunu satan ama o yardıma niçin ihtiyaç duyduğunu sorgulamayan insanların ülkesi.

Burası eskiden 'batı' standardında bir hayat sunarken, para, rant, günü kurtarma kaygısı içinde 'doğu' standartlarına geçen ve bunu inanç aydınlanması, istikrar özlemi ve hatta sağlık yaşam arzusu kisvesi altında yutturmaya çalışan insanların ülkesi.

Burası artık doğru söyleyenleri 10. köyden bile kovanların, en ağır hakaretleri iltifat gibi algılayanların, laik demokratik cumhuriyetin ne demek olduğunu bilmeyen, kafası halifelik, padişahlık, kulluk ve kölelik döneminde olanların ülkesi.

Burası artık tüm çarpıklıkları su yüzüne çıktığı ölçüde prim yapanların ülkesi.

Burası artık kendini Büyük Ortadoğu Projesi'nin eş başkanı ilan etmiş bir başbakanın ve onu destekleyen yarısı çıkarcı yarısı da kör cahil insanların ülkesi.

Hadi herkese hayırlı olsun, ben köpeğimle yatmaya gidiyorum.

3 Mart 2009 Salı

Slumdog Millionnaire...


Dün akşam birkez daha önyargının ne kadar kötü ve yanıltıcı bir şey olduğunu yaşayarak gördük. Hem pişmanım hem de aldığım dersten ötürü mutlu.

Oskar adayı filmlerin adları ortalıkta dolanmaya başladığı zaman, en iyi film ve yönetmen dalında Golden Globe almış olduğu halde, "Slumdog Millionnaire" için, içimde pek bir nahoş his uyanmıştı. Dolayısıyla da 8 dalda oskar aldıktan sonra bile izlemeyip kendi cd'mi Miniş'e vermiştim.

Dün akşam bi baktım kocişim elinde cd ile geldi. "Bu nedir?" dedim, "Çok güzelmiş çocuklar verdi, akşam seyredelim mi?" dedi. Dedim tamam, var bu işte bi hayır. Teklif kocadan geldi, ya film hakikaten çok güzel ve tanrı benim izlemediğime bozulup farklı kanallar açıyor ya da dünya tersine dönmeye başlayacak. Dünya hala aynı yönde dönüyor, di mi? :)))

Slumdog Millionnaire, özetle, bizdeki "Kim 500 milyar ister?" yarışmasının Hindistan versiyonuna, sırf aşık olduğu ve kaybettiği kız kendisini seyreder ve sonuçta buluşurlar diye katılıp, en büyük ödüle kadar giden Jamal'ın, oraya kadar nasıl geldiğinin hikayesi. Bir hikaye bu kadar mı güzel kurgulanır, bu kadar mı güzel anlatılır? Bir yaşam, bu kadar mı gerçek bir şekilde beyazperdede hayat bulur.

Bu film ve hikaye bana, tadı hala damağımda olan Khaled Hosseini'nin Uçurtma Avcısı ve Bin Muhteşem Güneş romanlarınında hissettiklerimi tekrar yaşattı. Gerçek insan hikayelerinden hoşlanıyorsanız bu filmi şiddetle tavsiye ederim.

* İlgilenenler için filmin IMDB puanı: 8,6/10.
Blog Widget by LinkWithin
Bu gadget'ta bir hata oluştu

Etiketlerim..

...

"Hayat, özellikle, yazılanları okumak, çekilenleri seyretmek ve tabii ki pişirilenleri yemek için çok kısa, biraz koşmak lazım... "
Free Counters

Hayatın İçinden...

 

Divitim... | Creative Commons Attribution- Noncommercial License | Dandy Dandilion Designed by Simply Fabulous Blogger Templates