Dostlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dostlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Kasım 2008 Çarşamba

Otto - "The Original"...

Dün akşam Evroş'la buluştuk. Öncesinde nereye gideceğimize karar vermek biraz zaman aldı. AVM'mi olsun, Taksim mi, orada neresi olsun falan filan. Sonrasında biraz da Kasım ortasında zor bulunur havadan da yola çıkarak Asmalımescit'teki Otto'da karar kıldık. İyi ki de öyle yapmışız, paltosuz dışarıda oturduk, hiç de üşümedik.

Daldan dala konan sohbetimize yemekte pane tulum peynirli salata, yarısı mantarlı yarısı peynirli pizza ve güzel bir şişe Merlot eslik etti.

Benim, galiba biraz yabani ve hafif aykırı bir yapım olduğu için çok fazla arkadaşım yoktur. Ancak olanlarla da birbirimizin içini okuruz. İşte Evroş'ta o nadirlerden. Dolayısıyla da sohbetimiz dün, bugün, gelecek, seyahat, kitap, yemek, sinema kısaca herşeyi kapsadı.

Gecenin sürprizi ise dönüşte uğradığımız kitapçıda bana gösterdiği Şükrü Erbaş'ın kitabının arka kapak yazısıydı:

"Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte... İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık. "

24 Nisan 2008 Perşembe

Bin Muhteşem Güneş...

Her çıkan kitabını okuduğum yazarlar var. Hatta Miniş'le kitaplarımızı paylaştığımız için, benimkilerden birini görürse almaz bana haber verir ki, ben alayım. Çünkü bir tarafta da iflah olmaz bibliomanik bir durumum var. Benimkilerin bir kitabıysa mutlaka kitaplığımda bulunmalı. Zaten herkese de okusun diye vermem, veremem. Belki 1-2 kişi o kadar. Mesela Miniş deli olur benim kitaplarımı okurken. Çünkü ben kitabı okuyup bitirdikten sonra bile çoğunlukla ilk alındığı günkü kadar temizdir. Haklı olarak bu sonra okuyanda biraz sinir yaratabiliyor. :))

Harlan Coben'den sonra pek kayda değer bir keşif yaptığımız söylenemezdi, düne kadar.

Dün, tatili de fırsat bilerek, filmini çok beğendiğim Uçurtma Avcısı kitabının yazarı Khaled Hosseini'nin 2. romanı "Bin Muhteşem Günes - A Thousand Splendid Sun" ı okuma ve 6-6.5 saat içinde de bitirme şerefine eriştim.

1960'ların ortasından başlayıp 2003'e kadar gelen hikayede, Meryem ve Leyla'nın hüzünlü, iç burkan ve son derece gerçek, yıllar içinde kesişip bütünleşen hayatlarını, Han, Sovyetler, Mücahitler, Taliban ve Karzai sürecindeki siyasi fonda okuyorsunuz. Dili çok sade ve mesaj kaygısından uzak olan kitap, bana biraz Persopolis isimli çizgi filmi hatırlattı. Sonuçta ülkelerin yaşadığı siyasi süreç birbirine yakın olunca, bireylerin etkilenme şekilleri de pek farklı olmuyor.

Kitaptaki kurgu o kadar güzel ki, olaylar hiç beklemediğiniz noktada kesişiyor, karamsarlaşıyor veya içine güneş doğuyor. Bundan sonra daha ne olabilir dediğim sayfadan sonra, daha 200 sayfa falan vardı ve şimdi sorsanız 1 satırı bile çıkartamam.

Aşk, ihanet, dostluk, hasret, hayal kırıklığı, umut kısaca insana dair herşeyi bu kitapta bulacağınızı garanti ediyorum. Yazım da, çeviri de çok başarılı. Pişman olmayacaksınız.

Ben şimdi sıraya Uçurtma Avcısı'nın kitabını aldım. Okuyanlardan aldığım bilgilere göre, filmle kitap arasında farklılıklar varmış. Göreceğiz.

Hani diyorlar ya; "Dünyayı güzellik kurtaracak", bu tip katkıların da sürece büyük etkisi olacağını düşünüyorum. Hosseini'nin tarzı beni o kadar etkiledi ki, esas sıkıntı bundan sonraki kitap çıkana kadarki süreçte bekleme faslı.

Bu arada kitabın film hakları, Sony / Colombia'ya satılmış. Şu anda Schindler’s List'in de senaryosunu yazan Steve Zaillian, kitap üzerinde çalışıyormuş. Ancak kast, filmin dili ve çekileceği yer konuları henüz netleşmemiş.
Blog Widget by LinkWithin

Etiketlerim..

...

"Hayat, özellikle, yazılanları okumak, çekilenleri seyretmek ve tabii ki pişirilenleri yemek için çok kısa, biraz koşmak lazım... "
myspace graphics

Free Counters

Hayatın İçinden...

 

Divitim... | Creative Commons Attribution- Noncommercial License | Dandy Dandilion Designed by Simply Fabulous Blogger Templates