28 Eylül 2007 Cuma

Cumhurbaşkanı'nın Kızı...



Sayın Cumhurbaşkanı'nın kızı en nihayetinde evleniyor. Allah mutlu etsin. Haberlere baktığınızda, gayet mütevazı bir profil çiziliyor. Sade bir davetiye, sade bir nikah töreni, "Lütfen çiçek yerine Kayseri'de oluşturulacak orman için bağış yapın"notu, Olgunlaştırma Enstitüsü'ne diktirilen gelinlik filan.

Ancak detaylara indiğinizde konu bu mütevazılıktan biraz uzaklaşıyor.

- Davetli sayısı: 4500. Bunların belki yarısı protokol. Protokol demek beraberinde koruma angaryası da demek ve bu işin ülkemizde nasıl yapıl(ama)dığını hepimiz biliyoruz. Buna bi de basını ekleyin. (Gelecek hediyelerin rakamsal toplamını sizin hayal gücünüze bırakıyorum)

- Düğünün yapılacağı yer: İstanbul Gösteri ve Kongre Merkezi yani eski Mydonose Showland. Havaalanının hemen yanı.

- Düğün tarihi: İşte en güzeli bu; 14 Ekim 2007 yani Şeker Bayramı'nın son günü. Hani halkın, bayram ziyaretleri çerçevesinde kendisini dışarı atıp, oradan oraya, dolaştığı günlerin sonuncusu - ki bu bayram 3 gün olduğu için zaman açısından daha bir sıkışık olan. Trafiğin normal şartlar altında bile kabus olduğu, İstanbul'un mevcut koşullarında "Aman Allah'ım" dedirten ama bu gelişmeler ışığında sonuçlarını düşünmek bile istemedim bir gün.

Aman canım zaten ne var gezecek, telefon, msn, sms gibi alternatifler var, di mi? Havalananına kullanacaklar da o gün uçmayıversin, kızcağız genel seçimler, cumhurbaşkanlığı seçimi derken o kadar bekledi, 1 güncük te biz fedakarlık edelim, di mi? Zaten mezun olduğu gün rezil!!! olmuştu, bunu da etmeyelim, di mi?

27 Eylül 2007 Perşembe

Favicon...

Yakın zamandır dikkat ediyorum, bazı web sitelerine girdiğimde (milliyet, ideefixe vs), adres çubuğunun yanında minicik ikonlar çıkmaya başladı. Sonra favorilerin içine attıklarımın başında belirmeye başladı bu ikoncuklar. En son dükkandaki intranette görünce bilgiişlemi arayıp sorması farz oldu.

Meğer bu ikoncukların adı "Favorite Icon - Favicon" muş ve eğer ben şablonuma eklersem, siz hem sitenin adını yazdığınızda, hem de favorilerinize kopyaladığınızda Divitim'in adının önünde benim seçtiğim minik ikoncuğu görüyorsunuz.

Ancak bizim intranet web yazılımı, dolayısıyla bloggerdan farklı bir altyapısı var. Bizimkini çözmesi, benim gibi konuya fransız ancak yapmazsa da çatlayacak biri için biraz uğraştırıcı oldu ama ne demişler bilirsiniz: "Zor diye birşey yoktur, imkansız biraz uğraştırır."

Divitim bundan sonra "Favicon"uyla sizlerle:))

25 Eylül 2007 Salı

Çaresizlik...

Gölgenden çekip gitmektir...
Bazen bir keliemyi bulmaya çalışmak.
O kelimeyi bulduğunda..
Onu yanlış yazdığını
son anda fark etmek.
Ve düzeltememektir.
Çaresizlik...
Nihayetinde o dudağı öpmek
Ve, yıllar sonra bir öğle vakti
bir başka dudağın
o dudak tarafından tutkuyla öpüldüğünü
o dudaklardan duymaktır...
Çaresizlik
Şövalyeliktir.
Bir kadını ölesiye sevmek.
gemileri yakmasını izlemek
yaktığı gemiye filika olmaktır.
Nihayetinde,
terk edilen filika olmaktır.
Çaresizlik
Aynalara sır olmak.
Suretlere suret olmak.
Çekip gittiklerinde
Sırrınla bi başına
Kalmaktır.
Çaresizlik
Bir fani sigaraya ateş olmak.
Ruhunu duman,
bedenini kül kılmaktır...
Çaresiziik
Sıfat olmak...
Yüklem olmak...
Ama özne olamamaktır.
Çaresizlik
Şişeye hapsettiğin bir sırrı
dalgalarda özgür bırakmaktır.
Çaresizlik
Tek çaredir.
Bazen...
Çaresizlik
Söyleyememek ve susmaktır bazen.
Çaresizlik
Mübarek bir ayda, bir kutlu ülkenin evlatları birbirlerini anlamak ve geleceğe bakmak yerine...
Keskin kılıçlar gibi lakırdıları karşılıklı sallarken söyleyecek söz bulamamaktır.
...

Serdar Akinan - Akşam Gazetesi / 24.09.2007

24 Eylül 2007 Pazartesi

Veee PERDE...


Ekim ayıyla beraber tiyatrolarımızın büyük bölümü “Perde” diyor. İşte meraklıları için yeni sezon derlemeleri:

- İstanbul Devlet Tiyatroları (https://www.dtgm.gov.tr/)

İstanbul Devler Tiyatrosu sezonu 2 Ekim Salı günü, Nazım Hikmet’in, 2002 yılı Afife Tiyatro Ödülü’nü de alan, “Benerci Kendini Niye Öldürdü?” isimli oyunu ile açıyor. Ekim ayındaki diğer oyunlar ise;
- Ben Ruhi Bey Nasılım?
- Yeraltından Notlar***
- Kır
- Sersemler Evi
- Yıldız Tarihi (Ç.O)
- Dünyanın Ortasında Bir Yer
- Savaş İkinci Perdede Çıkacak (Yeni Oyun)
- Yangın Duası ***
- Çok Yaşa Komedi

- İstanbul Şehir Tiyatroları (http://bilet.ibb.gov.tr/ )

İBB Şehir Tiyatroları, 3 Ekim Çarşamba günü, Gaziosmanpaşa hariç tüm sahnelerinde oyunlarını, bizlerle buluşturmaya hazırlanıyor. Biletleri İstanbul Belediyes,’nin web sitesinden de temin edilebilecek oyunların Ekim Programı’nda;
- Can Ateşinde Kanatlar
- Yıldızlar Altında Cinayet
- Ceza Kanunu
- Divane Ağaç
- Kim, Kimi, Kimle
- İlk Göz Ağrısı
- Kantocu
- Leyla İle Mecnun
- Lüküs Hayat
- Tozlu Çizmeler
- Çılgın Dünya
- Doğ Güneşim Doğ

- Oyun Atölyesi (http://www.oyunatolyesi.com/ )

Halul Bilginer ve Zuhal Olcay’ın birlikte kurdukları, Moda’daki Oyun Atölyesi’nde bu sezon, Haluk Bilginer ile Vahide Gördüm’ün birlikte rol aldığı “Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler” isimli oyunla 4 Ekim’de başlıyor. (Perşembe günleri indirimli). Atölye’de sergilenen diğer bir oyun ise, geçen seneden devam eden, genç oyuncuların rol aldığı “Hırçın Kız”.

- Tiyatro Kedi (http://www.tiyatrokedi.com/ )

Tiyatro Kedi, 18 Ekim’de; Jack Sharkey ve Dave Raiser’in yazdıkları, İpek Kadılar Altıner’in uyarladığı ve şarkı sözlerini yazdığı “Müzikaldeki Hayalet” isimli coşkulu, komik pop bir müzikal ile seyircisi ile buluşacak. Başrolleri Deniz Türkali, Demet Tuncer ve Atılgan Gümüş paylaşıyor. Biletler, Biletix’ten temin edilebilir.

- Tiyatro DOT (http://www.go-dot.org/ )

Dot'un yeni oyunu: Mercury Fur / Kürklü Merkür isimli fütürist bir masal ... Deneysel bir Tiyatro olan DOT’un kurucusu Murat Daltaban, yerleri ise Beyoğlu’ndaki Mısır Apartmanı’nda. Oyun, Ekim ve Kasım ayı boyunca her Çarşamba, Perşembe, Cuma ve Cumartesi akşamı 20.30 da oynayacak. Oyunun seyirciye açık yapılacak “seyircili prova” tarihleri Ekim ayında internet sitesinden açıklanacak. Oyun Çarşamba ve Perşembe akşamları ise, ingilizce üstyazı ile oynayacak.

- Bakırköy Belediye Tiyatrosu (http://bbt.bakirkoy.bel.tr/ )

BBT, çağdaş Türk Tiyatrosu'nun önemli genç yazarlarından Özen Yula'nın “Gözü Kara Alaturka” adlı oyunuyla sezona merhaba diyecek. Tiyatro oyunlarını Ataköy’deki Yunus Emre Kültür Merkezi’nde sergiliyor.
Herkese iyi seyirler...

6 Eylül 2007 Perşembe

Eylül...

Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Akşam rüzgarları; tene dokunan bir kamçı kadar şehvetlidir.
Ben her yıl ölümü ve aşkı bu ayda beklerim.....

Ve eylülün çıplak ayakalrına bir yazı bırakırım.
Eylül sabahları; kılıçlar kadar keskin ışıltılarıyla
tenimi kanatarak uyandırır beni.
Ben eylüle akarım.
Bir hüzün gibi akarım ben eylüle kanayan bir aşk gibi,
siyah şallara bürünmüş,genç bir ölüm gibi akarım.
Sevişerek,ağlayarak ve ölerek akarım ben eylüle.
Her yıl,hep aynı vakitte,geniş bir ırmak gibi
bütün hayatı berrak sularında yıkayarak gelir,
beni ve herşeyi koynuna alarak,
bir meçhule hüznüyle emzirerek götürür hep.
Kadınları ve hüznü eylülde severim...

Keman konçertolarını,
akşam saatlerinde bir bir ışık yangını ile kıpkızıl tüten
yalnız ağaçları,ürkek tebessümleri ve edepsiz kahkahakarı severim.
Lacivert bir deniz benim ellerimde oynaşır.
Sahiller,yaşlı bir kadın gibi kendine terkedilir
Şarkılar,incecik bürümcükten acılar vaad eder her dinleyene
Bitenin başlayana dokunduğu yerdir eylül...

Onun için yanık yanık tütsü kokar,
Onun için değdiği yeri kanatır.
Eylülde aşk,eylülde acı,eylülde yalnızlık zordur,
eylülde herşey zordur,ben eylülü onun için severim.
Eylül ışıklarında çırılçıplak ruhlar yıkanır
Herkes herşeye kapısını aralar 'bir aşk oluverir aşinalık'.
Ölüm kıvırcık saçlarını hayatın göğsüne dokundurur.
Aşkı ve ölümü ben hep bu ayda beklerim.
Nasıl da mahsun ve nasıl da tehditkardır.
Ben eylülde bütün aşklardan ve ve kadınlardan korkarım...

Ben her yıl eylülün çıplak ayaklarına bir yazı adarım.
Ve ben eylüle akarım
Bir hüzün gibi akarım
ben eylüle, kanayan bir aşk gibi akarım,
Siyah şallara bürünmüş bir genç ölüm gibi akarım...

Ahmet Altan
Blog Widget by LinkWithin
Bu gadget'ta bir hata oluştu

Etiketlerim..

...

"Hayat, özellikle, yazılanları okumak, çekilenleri seyretmek ve tabii ki pişirilenleri yemek için çok kısa, biraz koşmak lazım... "
Free Counters

Hayatın İçinden...

 

Divitim... | Creative Commons Attribution- Noncommercial License | Dandy Dandilion Designed by Simply Fabulous Blogger Templates