11 Ağustos 2008 Pazartesi

Zilli'nin Günlüğü- 3


Bir hafta aradan sonra tekrar merhaba. Daha önce yazmayı istemiştim ama geçtiğimiz haftayı hasta geçirdiğim için ancak şimdi fırsat bulabiliyorum.

Geçen pazartesi günü başlamıştı sıkıntım. Çişimi kakamı bir türlü istediğim gibi yapamıyordum. Hem canım yanıyordu, hem de devamlı tuvaletim varmış gibi bir duygu çok sevimsizdi. Önce pek oralı olmadık ama Salı günü Türkan teyze gün içinde 15 defa kaka yaptığımı - yapmaya çalıştığımı söyleyince, annem bir işkillendi. Sonrasında da aynı seramoni 2 saat içinde gerçekleşince beni ve kakamı!! kaptıkları gibi Ozan Abi'ye götürdüler. Annemle babamın eski arkadaşıymış. Onun da benim gibi bir Golden'i var ama büyük bayaa, 4 yaşındaymış, Pafi.

Dediklerine göre çok korktukları bir hastalık varmış ama benim sıkıntım o değilmiş. "Bir antibiyotik iğne yapıcam, bir de şurup vericem" dedi Ozan abi. Annem ben bakamayacağım diye arkasını dönünce masanın üstünde bir başıma kaldım. Üzerine iğneyi yiyince bir bağırmışım, size anlatamam. Nasıl canım yandı, nasıl yaktı o iğne. O esnada Ozan Abi beni sakinleştirmek üzere kucağına alınca, koyverdim çişimi üstüne. Ohhh! Sen misin benim canımı yakan. Sonra da onlar tedavimi konuşurken, geldim annemin ayağının dibine oturdum. Bi duyduğum, mamama lapa diye bişey ekleyecekleri oldu.

Eve geldik annem hemen mutfağa girdi. Az sonra bir kokular gelmeye başladı ki size anlatamam. Biraz sonra annem beyaz minik minik bişeyleri mama kabıma döktü. Esasında hep uyuyasım vardı ama kokuya yenik düştüm. Ay o ne lezzet, sizin tabirinizle yaladım yuttum.

O gece annem ve benim için çok keyifli geçmedi açıkçası. Neredeyse saat başı uyandım, çişimi kakamı yapmaya çalıştım, her seferinde azıcık yapıp yine yattım. Annemde her seferinde benim sesime uyanıp yanıma geldi, başımı okşayıp sevdi, gazetelerimi değiştirdi, yattı. Sonraki günler daha iyiydim ama tam toparladığım söylenemezdi. Bu süre içinde annemin bana gösterdiği sevgiye karşılık olarak, odalarında annemin yan tarafında uyumaya karar verdim. Zaten kapıları açık, çişim filan geldiğinde kolayca gazetelerime gidebiliyorum. Hem madem beni bu kadar seviyor, ben de bunun karşılığını vermeliyim, di mi?



Haftayı biraz öyle biraz böyle kapattıktan sonra cumartesi günü ailem, artık uslu bir çocuk olduğum için beni akşam gezmesine götürmeye karar verdiklerini söylediler. Nasıl sevindim anlatamam. Orada da bir köpek varmış ama kapalı tutacaklarmış ben gidiyorum diye. (Yani 1.5 yaşında bir Kurt olduğu için deği, aklınıza yanlış bişey gelmesin:) Bir bahçeye bir köpek yeter zaten. Ne öyle halk pikniği gibi.

Ama gideceğimiz yol uzun olduğu için öncesinde gidecekleri başka bir yere de beni götürmeye karar verdiler ki, arabaya alışayım. Bebeklerin kusma huyu filan oluyormuş çünkü. Öncesinde yolculuk esnasında rahat edeyim diye annem beni bahçeye çıkartınca, yaptığımdan ve şeklinden yine pek memnun olmamış olacak ki, programı değiştirip beni yine Ozan Abi'ye götürdüler. O da antibiyotiği tekrarlamayıve şurubunda sayısını arttırmaya karar verdi. Ama bu sefer annem yanımda olup başımı okşadığı için midir nedir canım neredeyse hiç acımadı, Ozan Abi'de önlüğünü kurtardı. Dolaşma programı ve o gün olmam gereken aşım iptal oldu, onlar gitmeleri gereken yere giderken, beni de eve istirahate bıraktılar.

Gün boyu evde dinlendikten sonra, akşam annemlerle beraber çıktım. İlk defa arabanın arkasında seyahat edeceğim için çok heyecanlıydım. Baktım arka koltuğu benim için düzenlemişler. Özel bir kılıf üstüne oturttular beni, çişim, kakam, kusmuğum veya dökülen tüyüm alta geçmiyor, onun üstünde kalıyormuş. Böyle hışır hışır bişey. Hatta ilk arabaya bindik, bir de oyun keşfettim, ben tırnaklarımı kılıfa sürtüyorum, babam da direksiyonu bırakıyor ellerini cama filan sürtmeye başlıyor, annem de kahkahalarla gülüyor. Sonra bana ters ters bakmasından anladım ki, benimle oynamıyormuş da o ses onu rahatsız ediyormuş. Uzatmadım, kestim bende, babamı mı kırıcam.

Size şunu gururla söyleyebilirim ki, misafirlikte annemle babamı hiç üzmedim. Yol boyunca çok usluydum. Oraya gittik, annem önce beni bağladı, sonra arkadaşlarının ısrarıyla serbest bıraktı, bol bol koştum, oynadım, arada uyudum ama hiç yaramazlık yapmadım. Karşılığını da ödüllerle ve bol bol sevilmeyle aldım. Biliyor musunuz? Ben ilk defa çime bastım. Nasıl güzel bir his, sanki halıda yürüyorum. Ama o kadar yorulmuşum ki eve zor geldim, yerime bile geçemeden neredeyse koridorda uykuya daldım.




Bir gece önce o kadar koşup oynayınca dün bütün gün dinlendim evde. Yalnız bişi öğrendim, onu anlatmam lazım size. Akşama doğru salonda oturuyoruz. Babam televizyon seyrediyor, annem kitap okuyor, ben de kemiğimi kemirip oyun oynuyorken yuvarlana sürüne sehpanın altına kadar girmişim. Sonra galiba çişim geldiği için çıktım, gittim çişimi yapıp geldim. Bi baktım benim kemikler sehpanın altında, tam ortada. Oradan denedim olmadı, öbür taraftan dolandım olmadı. Kafamı sokuyorum, sırtım girmiyor, kafamı çıkartırken vuruyorum, olmadı bi türlü. İşte bi hinlik seziyorum ama bulamıyorum. En sonunda babam dayanamadı, yanıma geldi. Hah! dedim sevecek beni hemen yattım, açtım kukuyu (babam o benim, ayıp yok :) tam sevdirme pozisyonu almışken "Yok" dedi, "şimdi sevme zamanı değil" E ne zamanı ki? Bana her an öyle. Neyse çevirdi beni sehpaya doğru, zorla ayaklarımı öne uzattı, kafamı da bir döndürdü, bi de ne göreyim benim kemikler karşımda. O anda anladım ki ona ulaşmak için eğilip sehpanın altına girmem gerekiyor. İki çalışmadan sonra hem kafamı vurmadan çıkmayı, hem de bu başarım karşılığında ödül bisküvimi kaptım.

Bugün sabah itibariyle sağlığımı sorarsanız kakam, babamın tabiriyle "sulu menemen" kıvamından annemin tabiriyle "cıvık hamura" dönmüş, biraz daha un lazımmış, ne demekse?

1 yorum:

bebek dedi ki...

çok şekerrr:)

Blog Widget by LinkWithin
Bu gadget'ta bir hata oluştu

Etiketlerim..

...

"Hayat, özellikle, yazılanları okumak, çekilenleri seyretmek ve tabii ki pişirilenleri yemek için çok kısa, biraz koşmak lazım... "
Free Counters

Hayatın İçinden...

 

Divitim... | Creative Commons Attribution- Noncommercial License | Dandy Dandilion Designed by Simply Fabulous Blogger Templates