18 Ağustos 2008 Pazartesi

Zilli'nin Günlüğü- 4


Herkese birkez daha merhaba. Benim için yoğun geçen bir haftanın sonrasında yine buradayım. Yalnız düşünüyorum da acaba yazılarımın başlığını "Zilli'nin Haftalığı" mı yapsam? Malum büyüme çağında olduğum için zamanın çok dolu dolu geçiyor ve ancak haftadan haftaya yazmaya fırsat bulabiliyorum. Nasıl büyümüş müyüm?

Bu hafta itibariyle 1 aydır annem ve babamla yaşıyorum. Artık birbirimize iyice alıştığımızı söyleyebilirim. Mesela ben onları haftasonu uyurlarken rahatsız etmemeyi öğrendim, onlarda mesela benim ne zaman çiş - kaka yaptığımı, oyun (annemin tabiriyle azma) saatimin ne zaman olduğunu öğrendiler.

Sabah saatleri evde çok hareketli geçiyor. Hafta içi günlerde mamamı yedikten sonra beni babam dolaştırmaya çıkartıyor. Bakıyorum ilk zamanlardaki gibi sıkılmıyor, daha bir hevesli, enerjik. Anneme, ben yoldaki abuk subuk şeylere ilgi göstermeyip, güzel güzel yürüdüğüm için olduğunu söylüyor ama ben biraz da sabah beni sempatik görüp durduran, beni severken de babama adımı, cinsimi filan soran ablaların sıklığından şüpheleniyorum. Tamam babam benden faydalanıyor ama yazık 30 küsur yaşına gelmiş, koca göbekli babamın azalan! popülaritesine biraz katkım oluyorsa ne mutlu bana. :)) Çaktırmayın bu ara bi de küpe taktı, pek bi havalı benim babam.

Yürüyüş sonrasında eve geliyoruz. Annem patilerimi silip içeri alıyor beni. Bu arada babam giyinmeye başlıyor. Alın size bir tadından yenmez zaman daha. Çıplak bacaklarını yalamak, sarkan gömleğini yakalamaya çalışmak ama her şeyden önemlisi o giymeye çalışırken çoraplarını çekiştirmek en sevdiğim oyunlar.

Sonrasında babam gidiyor, annem de hazırlanıp baan en sevdiğim krakerlerden verip çıkıyor. Kalıyorum evde bi başıma. Sıkılmıyor muyum? Sıkılıyorum. Ama oyuncaklarım var, bir sürü, onlarla oynuyorum. Bu aralar koltuğun üstüne pati koyup yastıkları aşağıya indirmeyi keşfettim. Çok eğlenceli. Tabii bunu annemin görmediği zamanlarda yapmayı tercih ediyorum :)) Kalan zamanlarda da, hem bu aralar çok sıcak olduğu hem de ben daha bebek olduğum için uyuyorum.

Uyuyorum...


Uyuyorum...


Hastalığımla ilgili bayağı bir aşama kaydettik. Artık genellikle kakamı normal yapıyorum. Ama arada yine kötü kaka geliyor ve ben pek de farkında olamıyorum. Bu yüzden de geçenlerde salondaki halının üzerine yapmak zorunda kaldım :(( Bunu gören annem, nasıl desem çıldırdı. Evet, beni dövemedi ama o yüz ifadesi ve ses tonu bana çok şey anlattı. Beni hemen salondan çıkarttılar, annem arkadaşı Belloş ablanın ona tavsiye ettiği, kir, leke ve koku bırakmayan özel bir spreyle halıyı temizledi. Sonra da hiç bana bakmadan arka odadaki işinin başına döndü. Ay bi üzüldüm, bir utandım. Hiç yanlarına gidecek yüzüm olmadı. Hatta kendime ceza verip arka balkondaki en kuytu köşeye gidip sindim. Baktım biraz sonra annem geldi. Yüreği yine dayanamamış, beni öyle görünce çok şaşırdı, hemen babamı çağırdı. Benim ne kadar mahçup olduğumu görünce daha fazla dayanamayıp affettiler:))

Haftanın benim adıma belki de en önemli gelişmesi artık merdivenleri inebiliyor olmam. Aman ne büyük iş demeyin, çok korkuyordum ayrıca bu vesile ile kucağa alınmakda fena değildi ama hem vakti geldiğini düşündüklerinden hem de galiba artık ağırlaşmaya başladığımdan annemle babam saltanatıma son vermeye karar verdi. Öyle kolay pes etmedim tabii. Önce ayak koydum, yere kapaklandım ama annem yine benden dişli çıktı. Aynı yukarı çıkarken yaptığı gibi aşağıya inişte de ön patilerimi bir alt basamağa koydu, hafiften çekiştirdi sonra popomu aşağıya indirdi. Önce ön patilerim sonra arkalar derken baktım ufak ufak iniyorum. Hem de hiç korkacak bişi yokmuş. Yuppiii...

Sonra bi de aşıya gittik Cumartesi günü. Biliyorsunuz geçen haftakini olamamıştım hastayım diye. Hazır gitmişken bi de manikür ve pedikür yaptırdım. :)) Ozan abi sağolsun, son zamanlarda annemin kollarında iz bırakmama neden olan tırnaklarımı, dikkatli bi şekilde kesiverdi. Bi de törpü yapsa daha memnun olacaktım ama, çok sıcak olduğu için üstelemedim.

Hani geçen hafta bahsettiğim sehpa altı var ya, hani nasıl girip çıkmam gerektiğini babamın öğretiği, işte orası en sevdiğim oyun yeri oldu. Bütün oyuncaklarımı oraya getiriyorum, birini bırakıyorum öbürünü alıyorum. Yuvarlana yuvarlana kendimden geçiyorum.





Tüm oyuncaklarıma bu hafta annemin, küçük anneannem Niloş'un köpeği Badem'i oynarken gördüğü boş pet şişe de eklendi. Biraz gürültülü oluyor ama gerçekten çook eğlenceli.



Siz bilmiyorsunuz ama bugüne kadar üzerinde yatmam için konulan herşeyi diş kaşımakta kullanmayı tercih etmiştim. Dün baktım annemle babam ellerinde kocaman iki tane minderle geldiler. Bunlar annemin eski evindenmiş, galiba üzerlerinde annemle babamın kokusu olduğu için çok sevdim, hemen de benimsedim. Diğer postlar gibi parçalama değil de bende anne kucağı hissi uyandırdılar. Dün gece birini annemin birini de babamın tarafına koydular. Ben de ne yapacağımı şaşırıp bi onda yattım bi diğerinde. İkisinin de gönlü olsun :))

0 yorum:

Blog Widget by LinkWithin
Bu gadget'ta bir hata oluştu

Etiketlerim..

...

"Hayat, özellikle, yazılanları okumak, çekilenleri seyretmek ve tabii ki pişirilenleri yemek için çok kısa, biraz koşmak lazım... "
Free Counters

Hayatın İçinden...

 

Divitim... | Creative Commons Attribution- Noncommercial License | Dandy Dandilion Designed by Simply Fabulous Blogger Templates