2 Ekim 2012 Salı

Selimiye..."Bir Durma Biçimi!"


Hani şair diyor ya; “Bu yol bir yere gitmez, o bir durma biçimidir!” diye, işte bana göre de Selimiye, hayatın koşuşturması içinde bir “durma biçimi”...

Marmaris’e 35-40 km uzaklıktaki bu küçücük cennetten, blogger bir arkadaşım vesilesiyle haberdar olmuştum. Çektiği fotoğrafların birinde, “Başka yerde ölüp nur içinde yatacağına, Selimiye’de nur içinde yaşa!” yazıyordu. İşte o yazı ve o fotoğraf sonrasında karar vermiştim, bir sonraki tatilimi orada yapmaya.
 

Eskiden sadece deniz yoluyla gidilebilen Selimiye’ye, şimdilerde, Marmaris’ten Datça’ya giden yolun hemen hemen üçte birine geldiğinizde sola sapıp, yine hepsi birbirinden özel ve güzel, küçük birer cennet olan, Hisarönü, Orhaniye ve Turgut’u geçip ulaşıyorsunuz. Ulaştığınızda da hayat sanki duruyor.
 

Selimiye, son dönemde özellikle teknesiyle dolaşan yabancı turistler arasında çok revaçta olsa ve genel ekonomisi bu talebe yönelik restaurant ve konaklama üzerinden işlese de, özünde, var olan tek ve daracık caddesinde inekler, kazlar veya keçiler dolaşan, yerli kadınların her sabah evlerinin bahçelerindeki odun fırınlarında mis gibi bazlama yapıp sattığı, erkeklerin ise turistik bir iş yapmıyorlarsa, kahvede vakit öldürdükleri bir köy.

Nispeten lüks sayılabilecek iki otelin dışındaki konaklama imkanları pansiyonlar seviyesinde ancak müşteri kitlesinin seviyesiyle doğru orantılı olarak temizlik hepsinin olmazsa olmazı. Bazılarını diğerlerinin önüne çıkartan şey, tam önlerinden o billur sulara girilebiliyor olması. Gerek yemek gerekse de konaklama mekanları arasında fark yaratanlarda gözlemlediğim ortak özellik ise, tabelalardan, kapı numaralarına, aydınlatmalardan masa süslemelerine kadar özel ve şık tasarım detaylarının kullanılması.
 
 
 

Selimiye koyunu bir ucundan diğerine yürüdüğünüzde mesafe yaklaşık 6.5 km. Yürüyüş dışında yüzmek ve güneşlenmekten sıkılırsanız!, civar koyları dolaşan, günlük tekne turlarına katılabilir, kano veya deniz bisikleti ile koyu turlayabilirsiniz. Akşamları da, rüzgarsız havada tüm ışıkların denizde yansıma yaparak yarattığı ambiansa, tazeliği garanti balık, günlük mezeler ve rakı eşlik ediyor. Size de bu “durgunluga” ayak uydurmak kalıyor...
 
 

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Ah Özlem'cim, kötü bir Selimiye maceram var. Buraya "durmayı" bilenlerle gitmek lazımmış ki, tadı çıksın.

Blog Widget by LinkWithin
Bu gadget'ta bir hata oluştu

Etiketlerim..

...

"Hayat, özellikle, yazılanları okumak, çekilenleri seyretmek ve tabii ki pişirilenleri yemek için çok kısa, biraz koşmak lazım... "
Free Counters

Hayatın İçinden...

 

Divitim... | Creative Commons Attribution- Noncommercial License | Dandy Dandilion Designed by Simply Fabulous Blogger Templates