9 Ağustos 2012 Perşembe

Tanrıların Dağı’nda, Cennetten Bir Köşe - "Manici Kasrı"…

   
Havalar çok sıcak, artık ofiste geçirdiğiniz her saniye daha bir ağır, daha bir yorucu… Siz de hepimiz gibi fena şekilde tatile ihtiyaç duyuyorsunuz…

Ama bir probleminiz var. Güneydeki tatil köyleri size çok suni ve kalabalık, herşey dahil sistem ise, biraz zorlama geliyor.

Peki beklentiniz nedir? Cevaplarınızın arasında gezmek, görmek, eğlenmek, keşfetmek, küçük bir cip safari, zeytine, zeytinyağına, balığa doymak, biraz çılgınlık, biraz romantizm, biraz sükunet, her şeyden sonra da huzur içinde ve dinlenmiş olarak eve dönmek varsa çantanızı hazırlayın, size güzel bir tavsiyem olacak 

Bir yer düşünün; Orman içinde ama isterseniz deniz de var. Orada olduğunuz süre içinde size sadece kuş sesleri ve bol oksijen eşlik ediyor. Hepsi doğal malzemeden Ege Mutfağı’nın tadına doyulmaz lezzetleri sofranızda. Brokoli, ısırgan otu, hindiba ve semizotu içeren yöre yemekleri; çeşit çeşit zeytinyağlılar ve deniz mahsulleri otelin menüsünü süslemekte. Mutfakta kullanılan süt, peynir, bal ve zeytin Yeşilyurt ve çevre köylerden elde ediliyor.

Yeşilyurt ya da diğer adı ile Büyük Çetmi'nin merkezinde ve çevresinde birçok butik otel var. Bu oteller doğal ortamda tatil yapmak isteyenlere hizmet veriyor. Buradaki çoğu tesis, yeni bir tatil anlayışının örnekleri. "Sürdürülebilir ya da soft turizm” olarak nitelendirilen tarzla, geleneksel turizm anlayışının o bölgeye verdiği zararın en aza indirilmesi hedefleniyor.

Bu otellerden biri de Manici Kasrı. Mani söyleyen anlamına gelen adı, yemek ve dinlenme salonundaki resimlerin sahibi ve otelin inşaası sırasında büyük emeği geçen İzmir’li ressam Faruk Manici’den geliyor.

Kazdağı eteklerinde, uçsuz bucaksız zeytinlikler, badem ve incir ağaçları arasında şehirden uzak bir kaç gün geçirmek isteyenler için konforlu seçenekler sunan otel, bütün stresinizden arınıp ruhunuzu ve bedeninizi yenilemeniz için mükemmel.

Manici Kasrı’nın sahibi Tarık Ulusoy, Yeşilyurt köyüne yerleşeli epey olmuş. İnşaat işleriyle de uğraşan Ulusoy’un köyün restorasyonunda da büyük emekleri var. Civardaki köy evleri orjinaline sadık kalınarak onarılıyor. Köylülerle yaptıkları işbirliği sayesinde köyün çehresi, eskisine sadık kalınarak değiştirilmiş ve şehirden uzaklaşmak isteyenler için muhteşem bir mekan haline gelmiş.

Mekan otantik taş mimari üslupla, yıkılmış eski bir zeytinyağı fabrikasının taşları, ahşap kolon ve kirişleri kullanılarak inşa edilmiş. Fabrikanın yüz yıllık ateş tuğlaları ile örülmüş kemerli koridorlarına bakınca Manici Kasrı'nın tarihi bir bina olmadığına inanmakta güçlük çekebilirsiniz.

Genel olarak ingiliz tarzının hissedildiği dekorasyonda aile üyelerinin topladığı antika parçalar, yurtdışından getirilmiş döşemelik kumaşlar kullanılmış. Hepsi farklı renkte ve tarzda döşenmiş odalarda, şömine başındaki berjer koltuklar ve kadife perdeler dikkat çekiyor.
Otelin iç ve dış mekanlarda hizmet veren kafe terasında ve barında zaman zaman şiir veya fasıl geceleri düzenleniyor. Terasta yapılan sucuk ve sıcak şarap partileri ise size sunulan diğer özel keyifler arasında.
Manici Kasrı, sessizliğiyle ünlü... Çünkü önünden araç geçmeyen bir dağın yamacında, televizyonun olmadığı, cep telefonun bile zar zor çektiği bir yer burası. Otele gazete bile alınmıyor. Denize girmek isteyenler 4 km. uzaklıktaki Manici'nin özel plajına otelin araçlarıyla da gidebiliyor.

0 yorum:

Blog Widget by LinkWithin
Bu gadget'ta bir hata oluştu

Etiketlerim..

...

"Hayat, özellikle, yazılanları okumak, çekilenleri seyretmek ve tabii ki pişirilenleri yemek için çok kısa, biraz koşmak lazım... "
Free Counters

Hayatın İçinden...

 

Divitim... | Creative Commons Attribution- Noncommercial License | Dandy Dandilion Designed by Simply Fabulous Blogger Templates