4 Aralık 2012 Salı

Gerçek Hayattan Alınmıştır / Altıdan Sonra Tiyatro...



Buket Uzuner’in Su isimli son kitabının giriş cümlesi, beni hiçbir kitabınkinin çarpmayacağı kadar çarpmıştı. Çünkü ben yazsam daha iyisini kurgulayamazdım. “Yaz, sevmeyenler için, geçmesi beklenen bir hastalık gibidir!”. İşte o kesinlikle benim ve yaz boyunca, o iç bunaltan nemli sıcakları yaşarken, hep kış gelsin, tiyatro sezonu açılsın, Kumbaracı50’de bir oyun izleyelim, sonrasında da İstiklal’de sıcacık kestane yiyelim diye hayaller kurdum. Niye Kumbaracı50 bilmiyorum, eminim Küçük Sahne çıkışında da kestane yiyebilirdik ama sanırım en son o şekilde yaptığımız için, hayallerimde kestane hep Kumbaracı50’deki bir oyun sonrasında yendi. Hatta bu şekilde twitler gönderip, arkadaşlarıma mesajlar attım.

Neyse, yaz ve o bunaltıcı günler, şükür ki gerilerde kaldı ve biz iki hafta önce, aynı hayallerimdeki gibi, çok tavsiye edilen bir oyunu izlemek içi, Kumbaracı50’ye gittik. Çıkışta da kestane yeme programları yaparak.

Kumbaracı50, İstiklal Caddesi’nde, Kumbaracı Yokuşu’nda, tahmin edebileceğiniz gibi 50 numarada, 1999 yılında, çoğunluğu İTÜ'den mezun mimar ve mühendislerin bir araya gelerek kurduğu bir grup olan “Altıdan Sonra Tiyatro”nun, performans mekanı.

Bugüne kadar mekanda 3-4 tane çok sıkı oyun izledim. Artık malesef oynamadıkları O.B.E.B, bir klasiktir mesela.

“Gerçek Hayattan Alınmıştır”, bu sezonun tazelerinden. Yiğit Sertdemir, aynı zamanda yazarı olduğu oyunda, muhteşem bir de performans sergiliyor. Elbette karşısındaki oyuncunun da Tomris İncer olduğunu özellikle belirtmeliyim. Bence Türk Tiyatro tarihinin gelmiş geçmiş, en karakteristik, yüz ve sese sahip oyuncularından biri kendisi.

Kesintisiz 1.5 saatlik oyunda, uzun zaman sonra, ikisi için de çok özel bir mekanda, bir araya gelen adam ve annesinin, geçmişe dönük hesaplaşmasını ve geleceğin barındırdığı sırlarla nasıl yüzleştiklerini izliyorsunuz.

Zaman zaman içinde “in yer face – suratına tiyatro” öğeleri de barındıran oyunun, gerek sahnelenişi, gerek dekoru, gerek ışıkları gerekse de müzikleri o kadar başarılı ki, bittiğinde ben resmen yüzüme bir tokat yemiş gibi oldum ve uzun süre, salon boşaldığı, görevliler mekanda sonraki oyun için dekor değiştirmeye başladıkları halde yerimden kalkamadım. Ha, çıkışta kestane mi nooldu? Oyunda düğümlenen midem ertesi gün bile kendine gelemediği için, çıkıştaki kestane de direkt yalan oldu.

 
Bu güzelliği siz de yaşamak isterseniz, oyun 7,8,21,22 Aralık’ta Kumbaracı50’de izleyebilirsiniz. Biletleri Biletix’ten de alabilirsiniz ama gişeden ayırtırsanız, hem komisyon ödemiyorsunuz, hem de size yardımcı olmak için elinden geleni yapan çok cici bir kızla muhattap oluyorsunuz.
 

0 yorum:

Blog Widget by LinkWithin
Bu gadget'ta bir hata oluştu

Etiketlerim..

...

"Hayat, özellikle, yazılanları okumak, çekilenleri seyretmek ve tabii ki pişirilenleri yemek için çok kısa, biraz koşmak lazım... "
Free Counters

Hayatın İçinden...

 

Divitim... | Creative Commons Attribution- Noncommercial License | Dandy Dandilion Designed by Simply Fabulous Blogger Templates