11 Aralık 2012 Salı

Gabriel'in Cehennemi...


Her öncü/iyi işte olduğu gibi, Fifty Shades of Grey (FSOG) serisinin/tarzının da takipçileri geldi arkadan. Takipçilerin kimi bu rüzgardan olumlu, kimi ise olumsuz etkilendi. İşte “Gabriel’in Cehennemi”, özünde, arka planı sağlam, romantik bir aşk hikayesi olması haricinde, FSOG ile uzaktan yakından ilgisi olmayan – en azından ilk kitap itibariyle – ama yayıncısı tarafından piyasaya bu şekilde lanse edilen bir kitap / seri oldu. FSOG serisini çok sevmiş, bununla ilgili de ciddi bir kulis yapmış biri olarak şunu söyleyebilirim ki, Sylvain Reynard’ın yine toplamda 3 kitap olacak serisi, altyapı olarak FSOG’in 2-3 gömlek üstünde.

Serinin ilk kitabı olan Gabriel’in Cehennemi (Gabriel’s Inferno), Kanada Toronto Üniversitesi’nde Dante Profesörü olan, elbette çok yakışıklı, Gabriel Emerson’la, kendisine 7-8 yaşından beri aşık, şu anda da yüksek lisans dersinde öğrencisi olan Julianne’ın ilişkisini, çiftin yaşadığı gel – git’leri, Dante Alighieri (1265-1321)’nin dünyaca ünlü eseri İlahi Komedya’nın üzerine kurgulayarak anlatıyor ve kitaplar da aynı Komedya’daki bölümleri takip ediyor; Inferno / Cehennem, Purgetory / Araf, Paradise / Cennet...

Bildiğiniz gibi, İlahi Komedya, Dante tarafından 14. yüzyılın ilk yarısında yazılmış, İtalyan edebiyatının en meşhur epik şiiri ve dünya edebiyatının önemli bir başyapıtı.

Komedya'da Dante, ölüm sonrası sırasıyla Cehennem, Araf ve Cennette geçen seyahati, hikâyenin kahramanı da olan kendisinin ağzından anlatır. Orta Çağda "Komedya", "Tragedya'nın" aksine sonu iyi biten hikâye anlamına gelirmiş. Yani, eserin adındaki "Komedya" kelimesi, öyküsünün güldürü unsurları taşıdığı anlamına gelmiyormuş.

Orta Çağ ile Rönesans arasındaki geçiş döneminde yazılmış ortaçağın döneminin bu şiiri, hayalgücü ve alegorik tasavvuru, ölüm sonrası hayatı anlattığı öyküsü ile Hristiyan batı kiliseleri tarafından benimsenmiş. Eserin orijinal adı "Komedya" olduğu halde, 1360 yılında Giovanni Boccaccio tarafından başına "İlahi" kelimesi eklenerek Hristiyanlaştırılmış. Toskana lehçesi ile yazılan eser, bu lehçenin modern İtalyan dili olarak gelişmesine de yardım etmiş.

İlk kitabın hoş, yazara göre de oldukça anlamlı bir kapağı var. Yazar Sylvain Reynard’ın anlattığına göre kapağın detayları şöyle kurgulanmış:

Alevler

Kahramanımız Profesöt Emerson, içinde bulunduğu koşullar itibariyle varlığını hep Dante’nin koşullarına göre yorumluyor.Kapaktaki alevler ve kitabın ismi, Gabriel’in kendini nasıl tanımladığının bir yansıması. Profesörümüz kendini “Cehennemde” görüyor. Kitabın devamını da göz önünde bulundurarak, yazar kapaktan Cehennem’den bir sembol, elbette ki alevleri kullanmayı çok uygun bulmuş.

Erkek Figürü

Bu figürün önemini anlatabilmek için öncelikle Auguste Rodin’in eserlerine bir göz atmakta fayda var. 1840 – 1917 tarihleri arasında yaşayan Rodin’in, belki de en bilinen iki eseri Düşünen Adam (The Thinker) ve Öpücük (The Kiss). Daha az bilinen ise, bu iki eserin de, Dante’nin Cehennemi’nden esinlenerek yapılan daha büyük bir işin parçaları olduğudur.

1880 yılında, Rodin, Cehennemin Kapısı / Gate of Hell, isimli anıtsal kapıyı yapması için görevlendirilir.

Kapının ortasında, en yukarıda çok tanıdık bir figür oturur, Düşünen Adam / The Thinker. Ama kimdir bu Düşünen Adam? Rodin’e göre, bu Dante veya kendisi olabilir. Keza sonra kendisi figürü, The Poet / Şair, olarak tekrar isimlendirmiştir. Fakat demiş yazar, ben hala Düşünen Adam’ı, Dante olarak tanımlamayı seçiyorum.

Gabriel’in Cehennemi’nin kapağında, üstte, Rodin’in Düşünen adamı’na benzeyen, ancak iki ilgi çekici farkı olan, bir erkek figürü görüyoruz. Düşünen Adam, elini çensinin altında yumruk yapmışken, kapaktaki figür, iki elini birleştirmiş. Her ne kadar iki figür de düşünceye dalmış gibi gözükse de, kapaktaki figürümüzün aşağıya bakan gözleri, düşünmenin ötesinde bir eylem sergilediği fikrini veriyor.

Sevgililer

Kitabın kapağındaki son imajda, çıplak olarak birbirlerine sarılmış, bir kadın ve adam görüyoruz. Kadının yüzü yana dönmüş ve eli sevgilisinin saçlarında kaybolmuş. Adam ise, kadına sıkıca sarılmış, ağzı omzunun üstüne gömülmüş, elleri ise sırtını okşuyor. Sarılmaları nazik ama neredeyse umutsuz,  ve öpüşmüyorlar. Belki adam kadının omzunu öpüyor ama tam olarak emin olamıyoruz. Kadına fısıldıyor, saedce omzunda dinlenip, içinde bulunduğu anın tadını çıkartıyor veya belki de göz yaşı döküyor olabilir.

Bir kez daha, bu imajın anlamını keşfetmek için, Rodin’in Cehennemin Kapısı isimli eserine bakmak zorundayız. Cehennemin Kapısı’ndaki, Paolo ve Francesca’nın bu heykeli daha sonra The Kiss / Öpücük olarak adlandırılmış. Paolo ve Francesca’nın hikayesi, kitabın bir bölümünde, Profesör Emerson tarafından anlatılıyor. Özetlemek gerekirse, işledikleri şehvet günahı yüzünden, trajik ölümlerinde sonra, cehenneme gönderiliyorlar. Rodin’in eseri, iki sevgili arasındaki tutkunun, tam dudakları birleşmeden önceki anını, bize gösteriyor. İki figürde çıplak ve birbirine sarılmış. Francesca’nın kolu, Paolo’nun boynuna sarılmış. Her ne kadar heykel The Kiss / Öpücük olarak adlandırılsa da, çiftimiz gerçekte öpüşmüyor.

Tüm bu saydıklarımız, kapaktaki çıplak çift için de söylenebilir. Birbirlerine tutkuyla sarılmışlar ama öpüşmüyorlar. Her ne kadar pozisyonları ihtiraslı gibi dursa da, esasında bir şehvet ateşi gözlemlemiyoruz. Duruşları sevgi dolu ve Rodin’in heykelinin aksine, kadınla adam arasında boşluk yok.

Tüm bu detaylar ışığında, sizleri oldukça derin bir kitap/seri beklediğini söyleyebilirim. Serinin ikinci kitabı, Gabriel’s Rapture / Gabriel Arafta, geçtiğimiz günlerde yayınlandı ancak ben ikinci kitabı orijinalinden okumaya başladım. İmkanı olanlara tavsiye ederim. Serinin son kitabı ise, şu anda yazılıyor. Yazar henüz kesin bir yayınlanma tarihi ve resmi isim veremeyeceğini açıklamış.

0 yorum:

Blog Widget by LinkWithin
Bu gadget'ta bir hata oluştu

Etiketlerim..

...

"Hayat, özellikle, yazılanları okumak, çekilenleri seyretmek ve tabii ki pişirilenleri yemek için çok kısa, biraz koşmak lazım... "
Free Counters

Hayatın İçinden...

 

Divitim... | Creative Commons Attribution- Noncommercial License | Dandy Dandilion Designed by Simply Fabulous Blogger Templates