17 Eylül 2008 Çarşamba
Film Sezonunu Açtım...
15 Eylül 2008 Pazartesi
Zilli'nin Günlüğü- 6




Bursa'ya gelmeden verdiğimiz çiş molasını saymazsak, ilk uzun molamızı Susurluk'ta verdik. Oradaki Starbucks'ın bahçesi biz kuçular için buluşma yeri gibiydi. Yolculuğu rahat yapayım diye sabah kahvaltı evden çıkarken yapmamıştım, öncelikle ben de ailemle kahvaltı ettim. Sonra çimlerin üzerinde tuvalet dolaşmamızı yaparken ilk arkadaşımla karşılaştım. O da benim gibi 4.5 aylık, bişey adası Danua'sıymış. Babam böyle diyince kızıyor ama nasıl, yakışıklı, di mi?


Bu birlikte ilk uzun yolculuğumuz olduğu için ailem İzmir civarında konaklamak istedi, dolayısıyla da Şirince denilen yerde mola verdik. Kalacağımız yere yerleştikten sonra bir çevre turu yapmak istedik. Biraz maceralı oldu, çünkü etrafta çok fazla yabancı köpek vardı. Annemin söylediğine göre eskiden sokakta köpek görünce yolunu değiştiren babam o gece tam bir kahramandı. Sokaktaki köpekler havlayıp arkamızdan koçarken, "Siz gidin, ben onları kovalarım" diye annemle beni önden gönderdi.
Yabancı bir yerdeki ilk sınavımı o gece, otelde verdim. Yemek sonrası annem beni dışarıda dolaştırırken bir türlü tuvaletimi yapamadım, galiba sizdeki gibi minik bir kabızlık durumu oldu, bende de. Annem tabi bir telaş yaptı. Odanın ulaşabileceğim yerlerine benim için gazeteler koydu ama ben kendimi tutup sabahı bekledim ve işimi sabah kahvaltısından sonra, dışarıda hallettim. Elbette sonrasında da ödül çikolatamı da kaptım.
Kahvaltıdan sonra, daha güneye yaptığımız yolculuk da sorunsuzdu. Öğlen çok güzel, bahçe içinde bir yerde yemek yiyip, otelimize geçtik.
Bu tatilin bence en keyifli tarafı, bol bol koşup oynayabilmemin yanı sıra, çimlerin içinde bir sürü vakit geçirebilmem oldu. Bakmayın siz, "Kuçular karnı ağırdığında çim yer" dediklerine. Biz çim yemeği sevdiğimiz için yeriz.
Yeni oteldeki odamada kolayca adapte oldum. Hatta ailem minderimi de yanımızda getirdiği için çok da rahat ettim.


Tatilin her aşaması çok yeniydi belki ama en önemli nokta galiba kumsal ve deniz bölümüydü. İlk gittiğimiz Sarıgerme Plajı'na, mavi bayraklı olduğu gerekçesiyle - haklı olarak- önce beni almak istemediler. Sonra annem, tuvaletimle ilgili bir sıkıntı olmayacağını, beni yanlarında bağlı olarak tutacaklarını ve denize de sokmayacaklarını söyleyip izin aldı.


İkinci denememiz için, oldukça kötü bir yolda, yavaş yavaş yaklaşık 1 saat kadar gittikten sonra Sarsala Koyu denilen bir yere gittik. Orası bana serbest olduğu için annem çok sevindi ve ilk iş beni denize soktu.




12 Eylül 2008 Cuma
Kuşhan "Eziyet" Merkezi...


İnsanların eziyet çektikleri, tüm güvenlik ve sağlık koşullarının hiçe sayıldığı, bir de üzerine eşek yüküyle para ödendiği yer, bugüne kadar süperdi, gencecik, başarılı, tek sorunu "ŞİŞMAN" olmak olan bir kızcağız ihmaller silsilesi sonucunda ölünce tu kaka.
Çok geç baylar bayanlar, çok ama çok geç. Ne kadar dövünsenizde, kendi hikayelerinizi "basına anlatarak", afedersiniz ama "salaklığınızı" dile getirip vicdanınızı rahatlatmak isteseniz de, sonrasında "Zaten ben de yaptığım "ropörtajda" tam da bu çarpıklıkları dile getirmeye çalıştım" deseniz de çok ama çok geç. Sormazlar mı insana "Kardeşim madem bu kadar sıkıntı çekmiştin, sağlığın zarar görmüştü, herkese aynı muameleyi göstermeleri sana yanlış geldi, tesisin altyapısındaki eksiklikleri fark ettin, niye bırak şikayet etmeyi bir de üstüne para verip sistemin içine dahil oldun?"
Sahi, Aziz Nesin'in Türk insanıyla ilgili verdiği oran kaçtı?
11 Eylül 2008 Perşembe
Doğanın Ortaca’daki eli, TOPRAKANA…

Diyorlar ki; “Bir parçası olduğumuz Doğa ile ‘Barışık Yaşamanın’ çocuklarımıza yaşanabilir bir dünya bırakmak ve sürdürülebilir bir gelişme sağlamanın tek yolu olduğunu anladık. Bu duygularla DOĞA’ya onu incitmeyeceğimiz sözünü verdik. Sözümüz bugün ve bundan sonraki yaşamımızın temel ilkesi olacak!”
Aile işletmeciliği yaptıklarından, kiracı olmadıklarından ve böyle bir doğal mekandan herkesin yararlanmasını istediklerinden fiyatlarını düşük tutmaya çalışıyorlar. Ortalama iki kişi akşam yemeğinde 40-50 ytl hesap ödüyorsunuz.
Toprakana: Yerbelen Mah. Ortaca – Fethiye karayolu üzeri, 3.km Ortaca / Muğla
Tel: 0252 282 93 85