29 Nisan 2011 Cuma

Ben Buralarda Yokken...

Dün akşam www.pecetedennotlar.blogspot.com un sahibi Sevgili Ayşem, twitterdan Divitim'i çok sevdiğinden bahsetmiş. Ben de "Ah bi de kapalı olmasa" diye serzenişte bulununca, "Ama bende açık" dedi. Benim bilgisayarım devamlı hafızasındaki sayfayı açınca, ben hala "Mahkeme kararı ile kapalı" olduğumuzu zannediyordum :)) Neyse, geç olsun, güç olmasın. Birkez daha teşekkürler Ayşem.

Yaklaşık 3 aydır buraya bişeyler tuşlayamamışım. Ne fena. Şimdi açığı kapatmak için en azından genel bir toparlama yapmayı uygun gördüm. Ben buralarda yokken:

- Yaklaşık 6 veya 7 oyun izledim. Kesinlikle İstanbul Halk Tiyatrosu'nun "Alevli Günler" inin ve Krek'in "Güzel Şeyler Bizim Tarafta" sının altını kalınca bir çizmek isterim. Cem Davran'ı televizyondaki sit-com larında sevmezdim ama sahnede muhteşemdi. Karşısındaki Erkan Can'ın performansı ise anlatılmaz, görülmesi lazım. Zaten o kadar keyif alarak oynuyorlar ki... Diğer taraftan Krek, Santral İstanbul'un dokusuna müthiş uymuş. Berkun Oya yine harikalar yazmış ve Bartu ile Özge benim izlediğim en iyi performansı sergiliyorlar. Bir kez daha bravo.

- Rick Mofina diye bir yazar keşfettim. Lizbeth Salander ile serinin son kitabıyla birlikte çok ama çok üzülerek vedalaştım. Halihazırda Zülfü Livaneli'nin Seranad'ı ve Ken Grimwood'un Kayboluş'unu çitiliyorum. Seranad'daki hatun için çizilen karaktere o kadar ama o kadar sinir oldum ki sanki okuma hızımı yavaşlatıyor diye düşünüyorum.

- Sanırım en az 20 civarında film izledim. En çok iz bırakan elbette Kaybedenler Klübü. Ama Aşk Tesadüfleri Sever, Ya Sonra, Black Swan, The Lincoln Lawyer ve The Shutter Island'ında (evet bu kadar geç izledim, nedense korku gibi geldi bana hep ve uzak durdum) kayda değer olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim.

- 4. defa Fas'a gittim. 5.si için hazırlık yapmakla meşgulüm. Tek tesellim, bir aksilik olmazsa bu sefer Marakeş'e gidecek olmak.

- Zilli, 21 Nisan itibariyle 3 yaşını bitirdi. Bir dünya tatlısı olarak hayatımızın neşesi olmaya devam ediyor.

- Mart kesinlikle ve kesinlikle tatsız bir aydı. Direkt benimle ilgili olmasa da hep tatsız haberler aldım.

- Twitter'a fena sardım. Her zaman katılımcı olmasam da, dünyadaki gelişmeler bu kadar eş zamanlı ve farklı bakış açılarıyla takip edebilmeyi çok seviyorum.

- Tüm yanlışları yaparak şömine nasıl yakılırın doğrusunu öğrendim ve kış boyu alevin ve meşe odunlarının çıtırtısının keyfini çıkarttım.

- Mutfaktaki orkidemi 4. senesinde açtırmayı becerdim, hem de aynı anda 3 dal olarak. Gerçi o açtı, ben pek bişey yapmadım ama olsun, sevgimi veriyorum ya. :))

- Dükkanımız taşındı. Artık bizde plaza çocuğu olduk. Şimdilik fena değil. Hele dün öğrendiğimiz mesai saatlerinden sonra, 08.30 - 17.30...

- 3 haftalık bir hızlı okuma kursuna başladık. İlk haftanın ödevleri 20 dk. parmak veya kalem kullanarak "Kılavuzlu Okuma", 10 dk'da anlama koşulu olmadan satırların sadece ilk ve son kelimelerini okuma.

- Ha bi de bu arada "8" olduk :))

0 yorum:

Blog Widget by LinkWithin
Bu gadget'ta bir hata oluştu

Etiketlerim..

...

"Hayat, özellikle, yazılanları okumak, çekilenleri seyretmek ve tabii ki pişirilenleri yemek için çok kısa, biraz koşmak lazım... "
Free Counters

Hayatın İçinden...

 

Divitim... | Creative Commons Attribution- Noncommercial License | Dandy Dandilion Designed by Simply Fabulous Blogger Templates