20 Kasım 2009 Cuma

"Yüksel Arslan" Santralİstanbul'da...

İstanbul şu aralar çok seçkin sergilerle, yeni jenerasyon tabiri ile, "yıkılıyor". İstanbul Modern'de Sarkis - Site, Pera Müzesi'nde Chagall, Santralİstanbul'da Yüksel Arslan ve Sabancı Müzesi'nde Osmanlı Dönemi'nde Venedik ve İstanbul.

Havanın güzel olduğu günü özellikle Yüksel Arslan'a ayırmanızı, Santralİstanbul''da, 3 kata yayılmış sergiyi gezdikten sonra muhteşem bahçesindeki iki restauranttan - ki biz, ben Tamirane'ye küs olduğum için, Otto Santral'i tercih ettik ve çok keyifli bir yemek yedik - birinde yemeğinizi yiyip, ferah ortamda yeşilin, güneşin ve temiz havanın tadını çıkartmanızı tavsiye ederim.

Yabancı olanlar için kısa bir Yüksel Arslan girişi yapmak gerekirse, kendisi 1933'te Eyüp'te dünyaya gelmiş. Çocukluğundaki en büyük zevki bilimum haşeratın seks hayatını incelemekmiş. Bundan sonra tüm hayatı boyunca çok ama çok okumuş. İstanbul Erkek Lisesi'ni bitirdikten sonra serginin giriş sloganını da oluşturan "Kat edilmiş yolların dışında da ressam olunabilir" diyerek Akademi'ye gitmek yerine İstanbul Üniversitesi'nde Sanat Tarihi okuyor.

Yıllar içinde kimselerinkine benzemeyen tamamen kendine özgü bir tarz yaratıyor ve "art" ile "peinture" kelimelerini çiftleştirerek, tarzın adını koyuyor, "Arture". Eserlerinde tamamen doğal malzemeler kullanıyor. Bildiğimiz boyalar yerine toprak, kan, çiş, bal, yumurta akı, yağ, kemik tozu ve iliği, rendelenmiş sabun, tütün suyu ve çay karıştırarak hazırladıklarını kullanıyor.

Okuyor etkileniyor ve bu etkiler sanatının dönemlerini belirliyor. "Artur(c)", "Kapital", "Kapital'in Güncelleştirilmesi", "Etkiler", "Autoartures", "İnsan", "Yeni Etkiler" ...

Sergiyle ilgili şahsi görüşüme gelirsek, genel olarak enteresan buldum. İlk dönem eskizleri daha çok ilk çağ insanlarının duvar resimleri gibi.


Biz özellikle "Kapital" serisine bayıldık, bayıldık. Ölçek, detaylar, sembolizm, alaycılık ve renklerdeki kasvet çok etkiledi bizi.



Diğer taraftan çocukken haşeratlar, sonrasında da insanlar üzerinde yaptığı gözlemlerle oluşturduğu haşerat ve insanların seks hayatları ve cinsellikleri ile ilgili eserlere, nasıl bir beyin olaylara böyle yaklaşabilir açısından saygı duysak da bize biraz fazla geldi.

1961'den beri Fransa'da yaşayan Yüksel Arslan'ın en kapsamlı sergisiymiş bu. Her ne kadar ülkemizi yetiştirdiği dünya çapındaki nadir sanatçılarından biri olsa da genel ortalamamız göz önünde bulundurulduğunda herkese hitap etmeyecek yönleri bulunsa da, fırsat varken mutlaka görülmesi gerektiğini düşünüyorum. 21 Mart 2010'a kadar Santralİstanbul Büyük Salon'da.

0 yorum:

Blog Widget by LinkWithin
Bu gadget'ta bir hata oluştu

Etiketlerim..

...

"Hayat, özellikle, yazılanları okumak, çekilenleri seyretmek ve tabii ki pişirilenleri yemek için çok kısa, biraz koşmak lazım... "
Free Counters

Hayatın İçinden...

 

Divitim... | Creative Commons Attribution- Noncommercial License | Dandy Dandilion Designed by Simply Fabulous Blogger Templates