<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338</id><updated>2012-02-16T11:56:05.191+02:00</updated><category term='İçmek'/><category term='Kitap'/><category term='Bayram'/><category term='Tavsiye'/><category term='Kedi'/><category term='Çok Beğendim'/><category term='Yorumsuz'/><category term='Siyaset'/><category term='Kahve'/><category term='Şiir'/><category term='Dostlar'/><category term='Öğrendik İyi Oldu'/><category term='Film'/><category term='Haftasonu'/><category term='Çok Sevdim'/><category term='Doğumgünü'/><category term='Macera'/><category term='Mekan'/><category term='Oskar'/><category term='Seyahat'/><category term='Mevlana'/><category term='Teşekkür'/><category term='Müzik'/><category term='Yılbaşı'/><category term='izlenim'/><category term='Mitoloji'/><category term='Hayat'/><category term='Kociş'/><category term='Sergi'/><category term='Yapmazsam çatlardım'/><category term='Sanat'/><category term='Tatil'/><category term='Komik'/><category term='Dizi'/><category term='Yorum'/><category term='Gösteri'/><category term='Kültür'/><category term='Aşk'/><category term='Gazete'/><category term='Ekmek'/><category term='Tarih'/><category term='Trend'/><category term='Yıldönümü'/><category term='Akvaryum'/><category term='Ödül'/><category term='Çok Sevdik'/><category term='Pizza'/><category term='Şarap'/><category term='Ayrılık'/><category term='Çay'/><category term='Kutlama'/><category term='Zilli'/><category term='Eğlence'/><category term='Gezi'/><category term='Edebiyat'/><category term='Bahar'/><category term='Çok Severim'/><category term='Aile'/><category term='Analiz'/><category term='Ortaya karışım'/><category term='Beyoğlu'/><category term='İzmir'/><category term='Soru'/><category term='Alıntı'/><category term='Tiyatro'/><category term='Yemek'/><category term='Divitim'/><category term='Eminönü'/><title type='text'>Divitim...</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>183</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-893936929948744114</id><published>2011-07-11T11:00:00.004+03:00</published><updated>2011-07-11T11:22:33.544+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sergi'/><title type='text'>Biz Bu İşten Hiç Anlamıyoruz...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Cumartesi günü Evroş'la aylardır erteledğimiz, biz gidemediğimiz için uzatılan!!!!!!, &lt;strong&gt;&lt;em&gt;"XX YY'ın 20 Modern Türk Sanatçısı"&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; sergisi için Santralİstanbul'a gittik. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Artık Santralİstanbul'u ne kadar sevdiğimi bilmeyen yok sanırım. Bir kere ortam muhteşem. Yurdum insanından uzak, oldukça elit bir kitle oluyor genelde çevrenizde. (Pazar sabahları hariç) Sonra İstanbul ne kadar sıcak olursa olsun orası her daim esiyor. E Otto var, Starbucks var, Tamirane var, Krek orada. Müthiş güzel sergiler açılıyor. Daha ne ister insan hayattan.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Neyse, sergiyi genel olarak beğendiğimizi söyleyebilirim. Bazı sanatçılarla, mesela Fahrelnissa Zeid, ilk defa tanıştık ki bu bizim ayıbımız. Ayrıca Kafkamsı Ergin İnan çoook başka bir yerlerdeymiş onu gördük. Ancak bir Mübin Orhon vardı ki, bizim yorumumuzu buraya yazmak istemem:)) Bir tuval düşünün, diyelim ki 1x1. Tümden kırmızıya boyanmış. Bu kadar. Hiçilik veya sonsuzluğu ifade ediyormuşmuş. Hadi canım sizde.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ancak ilginç olan şey, sabah internette biraz araştırdım ve gördüm ki Mübin Orhon'un resimleri rekora koşuyormuş. Çok ama çok yüksek fiyatlardan alıcı buluyormuş. Nasıl yani????&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Gerçi bu durum bizi pek şaşırtmadı. Çünkü bu ne kepazelik diye yarısında çıktığımız oyun da, bu seneki tiyarto jürilerinden bir sürü "En İyi" ödülü aldı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Görünen o ki biz bu işten anlamıyoruz ancak merak edip kendi gözlerinizle görmek isterseniz sergi 31 Temmuz'a kadar devam edecek. Gidin, ülkede hiçbirşey yokken gerçek sanatçılar nerelerde, hangi kültür ve vizyon seviyelerindeymiş görün, sonra Otto'da bir kadeh şarap eşliğinde güzel bir Pane Tulum Peynirli Salata yiyin. Ama sakın mini cheesecake yemeden masadan kalkmayın, çok güzel yapıyorlar. Bu sıcak yaz günlerinde şöyle serin serin, hayatın keyfini çıkartın.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-893936929948744114?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/893936929948744114/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=893936929948744114' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/893936929948744114'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/893936929948744114'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2011/07/biz-bu-isten-hic-anlamyoruz.html' title='Biz Bu İşten Hiç Anlamıyoruz...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-3763928619057713271</id><published>2011-04-29T11:58:00.018+03:00</published><updated>2011-05-03T11:44:57.471+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ortaya karışım'/><title type='text'>Ben Buralarda Yokken...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Dün akşam www.pecetedennotlar.blogspot.com un sahibi Sevgili Ayşem, twitterdan Divitim'i çok sevdiğinden bahsetmiş. Ben de "Ah bi de kapalı olmasa" diye serzenişte bulununca, "Ama bende açık" dedi. Benim bilgisayarım devamlı hafızasındaki sayfayı açınca, ben hala "Mahkeme kararı ile kapalı" olduğumuzu zannediyordum :)) Neyse, geç olsun, güç olmasın. Birkez daha teşekkürler Ayşem.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yaklaşık 3 aydır buraya bişeyler tuşlayamamışım. Ne fena. Şimdi açığı kapatmak için en azından genel bir toparlama yapmayı uygun gördüm. Ben buralarda yokken:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Yaklaşık 6 veya 7 oyun izledim. Kesinlikle İstanbul Halk Tiyatrosu'nun "Alevli Günler" inin ve Krek'in "Güzel Şeyler Bizim Tarafta" sının altını kalınca bir çizmek isterim. Cem Davran'ı televizyondaki sit-com larında sevmezdim ama sahnede muhteşemdi. Karşısındaki Erkan Can'ın performansı ise anlatılmaz, görülmesi lazım. Zaten o kadar keyif alarak oynuyorlar ki... Diğer taraftan Krek, Santral İstanbul'un dokusuna müthiş uymuş. Berkun Oya yine harikalar yazmış ve Bartu ile Özge benim izlediğim en iyi performansı sergiliyorlar. Bir kez daha bravo.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Rick Mofina diye bir yazar keşfettim. Lizbeth Salander ile serinin son kitabıyla birlikte çok ama çok üzülerek vedalaştım. Halihazırda Zülfü Livaneli'nin Seranad'ı ve Ken Grimwood'un Kayboluş'unu çitiliyorum. Seranad'daki hatun için çizilen karaktere o kadar ama o kadar sinir oldum ki sanki okuma hızımı yavaşlatıyor diye düşünüyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Sanırım en az 20 civarında film izledim. En çok iz bırakan elbette Kaybedenler Klübü. Ama Aşk Tesadüfleri Sever, Ya Sonra, Black Swan, The Lincoln Lawyer ve The Shutter Island'ında (evet bu kadar geç izledim, nedense korku gibi geldi bana hep ve uzak durdum) kayda değer olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- 4. defa Fas'a gittim. 5.si için hazırlık yapmakla meşgulüm. Tek tesellim, bir aksilik olmazsa bu sefer Marakeş'e gidecek olmak.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Zilli, 21 Nisan itibariyle 3 yaşını bitirdi. Bir dünya tatlısı olarak hayatımızın neşesi olmaya devam ediyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Mart kesinlikle ve kesinlikle tatsız bir aydı. Direkt benimle ilgili olmasa da hep tatsız haberler aldım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Twitter'a fena sardım. Her zaman katılımcı olmasam da, dünyadaki gelişmeler bu kadar eş zamanlı ve farklı bakış açılarıyla takip edebilmeyi çok seviyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Tüm yanlışları yaparak şömine nasıl yakılırın doğrusunu öğrendim ve kış boyu alevin ve meşe odunlarının çıtırtısının keyfini çıkarttım. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Mutfaktaki orkidemi 4. senesinde açtırmayı becerdim, hem de aynı anda 3 dal olarak. Gerçi o açtı, ben pek bişey yapmadım ama olsun, sevgimi veriyorum ya. :))&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Dükkanımız taşındı. Artık bizde plaza çocuğu olduk. Şimdilik fena değil. Hele dün öğrendiğimiz mesai saatlerinden sonra, 08.30 - 17.30...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- 3 haftalık bir hızlı okuma kursuna başladık. İlk haftanın ödevleri 20 dk. parmak veya kalem kullanarak "Kılavuzlu Okuma", 10 dk'da anlama koşulu olmadan satırların sadece ilk ve son kelimelerini okuma.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Ha bi de bu arada "8" olduk :))&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-3763928619057713271?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/3763928619057713271/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=3763928619057713271' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/3763928619057713271'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/3763928619057713271'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2011/04/dun-aksam-www.html' title='Ben Buralarda Yokken...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-2690252364899537181</id><published>2011-02-21T09:50:00.001+02:00</published><updated>2011-02-21T09:51:13.476+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çok Sevdim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>İsimsiz Bir Aşk Şiiri...</title><content type='html'>Senden her ayrıldığımda &lt;br /&gt;Çılgınca dalgalanan bir insan denizinde &lt;br /&gt;Annesini yitiren bir çocuğun &lt;br /&gt;Ürkek hüznü çöker yüzüme. &lt;br /&gt;Seninle her karşılaştığımda &lt;br /&gt;Sabah kırağısıyla yıkanan çiçeklerin &lt;br /&gt;Cemresi vurur gözlerime. &lt;br /&gt;Seni tam bulduğum anda yitirmenin korkusu &lt;br /&gt;Tam yitirdiğim anda bulmanın sevinci, &lt;br /&gt;Seni treni kalkan bir yolcunu telaşı, &lt;br /&gt;Seni ilk öyküsünü bitiren genç bir yazarın hevesi &lt;br /&gt;Seni kayaları parçalayarak akan bir ırmağın deliliği, &lt;br /&gt;Seni güneşin tembel bakışları altında &lt;br /&gt;Uzanan başakların dinginliği, &lt;br /&gt;Seni bayramlık için para biriktiren &lt;br /&gt;Küçük bir çırağın sabırsızlığı, &lt;br /&gt;Seni bilmem hangi zalim kurşunun &lt;br /&gt;Kırdığı kanadına söz geçiremeyen &lt;br /&gt;Göçmen kuşun çaresizliği, &lt;br /&gt;Seni zorlu yıllardan sonra karşılaşan &lt;br /&gt;Kavga arkadaşlarının neşesiyle, &lt;br /&gt;Batarak kirpiklerime kadar gümüşten denizlere &lt;br /&gt;Vur emriyle aranan bir kaçakmışsın gibi &lt;br /&gt;Taşırım can evimin en saklı yerinde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Ümit...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-2690252364899537181?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/2690252364899537181/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=2690252364899537181' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/2690252364899537181'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/2690252364899537181'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2011/02/isimsiz-bir-ask-siiri.html' title='İsimsiz Bir Aşk Şiiri...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-1575308791193228165</id><published>2010-11-30T09:58:00.005+02:00</published><updated>2010-11-30T10:00:08.432+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Alıntı'/><title type='text'>Mutluluğun Ders Notları...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;"“Yapılacak işler” listesiyle büyüdük, formüllerle yaşamaya çalıştık, sorguladık, sorduk, irdeledik, özlü sözler okuduk, haplar yuttuk hayata dair. Başa çıkamadığımız anlarda iki dakika delirip, ciddi anlamda mutlu olmayı başardık. Kimse inanmadı mutlu olduğumuza, tedavi edildik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Evet ben mutluyum” dediğimizde, mutluyuzdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki çok istediğimiz bir şey olmuştur, belki bir hastalıktan kurtulmuşuzdur. Belki de çok özlediğimiz birine kavuşmuşuzdur ya da sadece hava güzeldir, aynadaki aksimiz gözümüze bir hoş gelmiştir falan falan..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutluluğu sürekli yaşayan ama gerçekten, yaşamının her anında göğsünü gere gere “ben mutluyum kardeşim!” deme zevkini tadan kaç insan evladı var acaba? Hani “aptallık en büyük mutluluktur” savıyla biçimlenen mutluluk değil demek istediğim. Harbi mutluluk!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok değil mi? En azından benim çevremde artık öyle insanlar yok. Tamam kabul ediyorum, yaşam şartları, ülkenin hatta dünyanın durumu, bir merhabayı bile birbirinden esirgeyen insanların varlıklarını sürdürmeye çalıştıkları kentler ve daha bir ton nedeni var bunun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bazen düşünüyorum ve diyorum ki kendime, acaba bizler cevabını asla bulamayacağımız sorular üretmeye başladığımızda mı kaybettik mutluluğu?&lt;br /&gt;“Mutluluk nedir?” ile başladık, o kadar çok tanım ve reçete ürettik ki sonunda “yok be abi, bu durumda ben kesin mutsuz bi şey oluyorum” deyip rahatladık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha çok mutlu olmak için, daha sağlıklı olmaya karar verdik. Haksız da sayılmazdık çünkü sağlık her şeyin başıydı. Ama sonra, yemeden içmeden kesildik. Mümkünse sadece otlarla beslenen, bilmem kaç tür mineral katkılı sudan başka bir şey içmeyen garip bir canlı türüne evrildik. Şöyle batan güneşe karşı iki kadeh devirdiğimizde suçluluk duyar olduk. Hele yanında bir de mezenin dozunu kaçırmışsak, bunalımlara girdik. Ama asıl hüsranı bu malzemeye bir de sigara yakışır dediğimizde yaşadık. İki duman arası kahrolduk, ölüp ölüp dirildik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geleceğimizi düşünüp imkanları el verişli, parası bol bir işimiz olsun istedik. Çocuklarımızı bu tür mesleklere yönlendirdik. Sonra saatleri saya saya tükettiğimiz ömrümüzün son baharında resim kurslarına yazıldık, korolara katıldık. Bazen yeteneğimizin olmadığı yerde imdadımıza hırsımız yetişti. Olmazı olur yapmaya çalıştık, olmadı. Ve her olmayışın nedenini, kendimizden başka her yerde ve herkeste aradık. Dev aynaları serdik egolarımızın önüne, kesmedi, sihirli aynalar yarattık. Her şeyi bildik ama bir kendimizi bilemedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşık olduk, aşkı yaşayamadık. Kadın erkek bir imzanın derdine düştük. Hayırlı kısmetler dilenmişti bizim için, bulmaya odaklandık. Kaç sevda yanaştı kıyılarımıza kim bilir, ama “ya sonra?” kazınmış ya ruhumuza, haliyle korktuk, kaçtık. Günler, aylar ve yıllar sonrasını düşündük de, “peki ya şimdi?” demeyi akıl edemedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yapılacak işler” listesiyle büyüdük, formüllerle yaşamaya çalıştık, sorguladık, sorduk, irdeledik, özlü sözler okuduk, haplar yuttuk hayata dair. Başa çıkamadığımız anlarda iki dakika delirip, ciddi anlamda mutlu olmayı başardık. Kimse inanmadı mutlu olduğumuza, tedavi edildik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İyilik, sağlık” diye diye, ölüp gittik. Geriye sorularımız kaldı. Şu dünya üzerinde, bir gün gelip de öleceğini bilerek yaşayan tek canlı türü, bizlerdik. Belki de bu yüzden çok mutsuz varlıklardık. Sonsuzlukta var olabilmek için “mutlu olmanın bilmem kaç şartını, yollarını, sırlarını” ürettik, tükettik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedenlerimiz doğaya karıştı gitti. Bizi biz yapan ruhumuzdur dedik ama o ruhun yaşamasına izin vermedik. Neyi zorladığımızı ben anlayamadım. Altı üstü üç günlük şu yol filminde biz nerede kendimizi yitirdik? Çok mu değerliyiz? Çok mu zavallıyız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Tanrıyı güldürmek istiyorsanız, plan yapın” demiş Albert Einstein.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merhumun cümle aleme dilini çıkardığı o malum fotoğrafını, bu ‘özlü söz’ünün uygun bir yanına iliştirelim ve “ya sonra?” demelere devam edelim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Dipnot.tv'den alıntıdır...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-1575308791193228165?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/1575308791193228165/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=1575308791193228165' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/1575308791193228165'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/1575308791193228165'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2010/11/mutlulugun-ders-notlar.html' title='Mutluluğun Ders Notları...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-5511248199140961401</id><published>2010-11-08T10:51:00.009+02:00</published><updated>2010-11-08T11:17:46.859+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Kimsenin Yazamayacağı "New York'ta Beş Minare"...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/TNe6LGDRbII/AAAAAAAAAhA/07tu_mDY4CI/s1600/New+York.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 185px; DISPLAY: block; HEIGHT: 259px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5537098966640979074" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/TNe6LGDRbII/AAAAAAAAAhA/07tu_mDY4CI/s320/New+York.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu filmle ilgili vizyona girdiği gününden beri bir sürü yazı ve yorum okumuş olabilirsiniz. Ancak en azından benim denk geldiklerim, aşağıda yazacağım bakış açısına sahip değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sürünün arkasına katılıp, genel görünüşle alakalı şunları söyleyebilirim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Türk film tarihi açısından önemli bir basamak olduğunu düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Güzel görsel öğeler var.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- 3. sınıf Hollywood aktörleri bizimkilerin tozunu attırıyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Metinler çok yapmacık duruyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Kurguda zorlama noktalar var. Birçok konu eksik kalmış.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Tahmin edilebilen ancak işyeyiş açısından beklenmeyen bir finali var. Çok vurucu. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Filmatografik olarak &lt;em&gt;"Güneşi Gördüm"&lt;/em&gt; ün üzerine çıkamamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat bence filmin çok önemli alt metni &lt;strong&gt;&lt;em&gt;"Okyanus Ötesi'ni"&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; aklama çabasıdır. Düşünün bir karakter yaratılıyor, o kadar ama o kadar "Hoca Efendi'ye" benziyor, radikal dinci bir grubun lideri olmaktan aranıyor, Amerika'da yaşıyor fakaat bir bakıyorsunuz ki, kendisi sizin sandığınızın aksine o kadar ama o kadar iyi bir insan ki, karıncayı bile incitemez, bir hristiyanla evlenecek, kızını da bir hristiyana verecek kadar dinlere saygılı, çevresi tarafından sadece yaptığı iyiliklerle bilinen biriymiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı Di Caprio'nun "Inseption" filmindeki gibi, fragmanlarından anladığınız kadarıyla salona "Hoca Efendi'nin", yakalanıp ülkesine getirildiği bir film izlemek için girip, bilinç altınıza o teröristin bambaşka bir kişi olduğu, Hoca Efendi'nin de kanatsız bir melek olduğu fikri ekilmiş olarak çıkıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Gerçek dünya için kendi toteminize* tutunma zamanı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;*Totem:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Inception filminde rüyalar aleminde dolaşan kişilerin uyandıklarında gerçek dünya ile rüyayı ayırabilmelerini sağlayan objeleri.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-5511248199140961401?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/5511248199140961401/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=5511248199140961401' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/5511248199140961401'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/5511248199140961401'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2010/11/kimsenin-yazamayacag-new-yorkta-bes.html' title='Kimsenin Yazamayacağı &quot;New York&apos;ta Beş Minare&quot;...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/TNe6LGDRbII/AAAAAAAAAhA/07tu_mDY4CI/s72-c/New+York.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-2197582831235825098</id><published>2010-10-21T10:02:00.001+03:00</published><updated>2010-10-27T10:19:57.667+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tiyatro'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Dullar - Şehir Tiyatroları...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/TMfQyZ0GklI/AAAAAAAAAgw/sxK3RjLZThM/s1600/Dullar.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 262px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5532620231589401170" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/TMfQyZ0GklI/AAAAAAAAAgw/sxK3RjLZThM/s320/Dullar.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kimi genç, kimi orta yaşlı ama hepsi dul 5 kadının bazen sohbet, bazen minik skeç bazen de monolog olarak, "En iyi koca ölü kocadır" felsefesi üzerine kurgulanmış oyunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Biz belki de hiçbir beklentimiz olmadan gittiğimiz için çok eğlendik, çokça yerde de kahkahalar attık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kulis şeklindeki sahne düzeni, hem bölümler arasındaki geçişlerde kostüm değişikliklerine izin veriyor hem de samimi bir ortam yaratıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Güzin Özyağcıları&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; ve &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Süeda Çil'i&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; çok beğendik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz Fatih Reşat Nuri'de seyrettik. Kasım ayında Ümraniye Sahnesi'nde izleyebilirsiniz. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-2197582831235825098?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/2197582831235825098/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=2197582831235825098' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/2197582831235825098'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/2197582831235825098'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2010/10/dullar-sehir-tiyatrolar.html' title='Dullar - Şehir Tiyatroları...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/TMfQyZ0GklI/AAAAAAAAAgw/sxK3RjLZThM/s72-c/Dullar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-7386075643146868703</id><published>2010-10-14T10:20:00.002+03:00</published><updated>2010-10-27T10:41:21.892+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tiyatro'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Tehlikeli İlişkiler - Şehir Tiyatroları...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/TMfXY5H_B9I/AAAAAAAAAg4/oWsBAEwELy0/s1600/Tehlikeli+%C4%B0li%C5%9Fkiler.bmp"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 262px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5532627489899087826" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/TMfXY5H_B9I/AAAAAAAAAg4/oWsBAEwELy0/s320/Tehlikeli+%C4%B0li%C5%9Fkiler.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Oyunun tanıtımında "18. yüzyıl sonlarında, dönemin fransız aristokrasisine dair eleştiri sunuyor. Choderlos de Laclos tarafından yazılan eserde, tutkulu bir aşk hikâyesi ekseninde ikiyüzlü cemiyetin tüm değerlerden yoksun, yıkıcı görüntüsü çiziliyor." diyor. Fazlaca yalın olduğunu düşünsem de çok kabaca hikayenin özü bu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Maskeliler&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;'de seyrettiğimde sahnedeki duruşunu pek beğenmediğim Levent Üzümcü bu oyundaki rolünde kesinlikle daha iyi. Bize göre rolü için her anlamda zayıf kaldığını düşündüğümüz Cemal Ahhan Şener dışındaki Tomris İncer, Ece Özdikici ve Esra Ronabar gibi isimlerden oluşan kadro genel olarak başarılıydı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dekor olarak kullanılan dev aynalar bence izleyici üzerinde müthiş bir etki bırakıyor. Kostümlerse dönemi oldukça güzel yansıtıyor. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-7386075643146868703?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/7386075643146868703/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=7386075643146868703' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/7386075643146868703'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/7386075643146868703'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2010/10/tehlikeli-iliskiler-sehir-tiyatrolar.html' title='Tehlikeli İlişkiler - Şehir Tiyatroları...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/TMfXY5H_B9I/AAAAAAAAAg4/oWsBAEwELy0/s72-c/Tehlikeli+%C4%B0li%C5%9Fkiler.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-3954897449792525729</id><published>2010-10-08T12:10:00.005+03:00</published><updated>2010-10-08T12:17:21.092+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Mehmet Ali...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/TK7gNIosxoI/AAAAAAAAAgo/zjy_T9Wsk4M/s1600/268201.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 131px; DISPLAY: block; HEIGHT: 97px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5525600309091288706" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/TK7gNIosxoI/AAAAAAAAAgo/zjy_T9Wsk4M/s320/268201.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Adam bugüne kadar ekranda her türlü rezilliği yaptı. Bel altı konuştu, başta hostesler olmak üzere dişi her şeye sulandı, adamın pantalonunu indirdi ses çıkartmadınız, abuk subuk hediyeler almak için ekranda kendinizi parçaladınız, Noooooolur Memed Ali Beeeeey diye adamın ayaklarına kapandınız, iyiydi de, "Mum söndü mü oynuyorsunuz?" deyince mi kötü oldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu kadar mı derindedir bu milletin ar damarı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ancak şimdi mi "Kutsal" ınıza dokundu?"&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-3954897449792525729?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/3954897449792525729/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=3954897449792525729' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/3954897449792525729'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/3954897449792525729'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2010/10/mehmet-ali.html' title='Mehmet Ali...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/TK7gNIosxoI/AAAAAAAAAgo/zjy_T9Wsk4M/s72-c/268201.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-4791187589822095116</id><published>2010-10-07T10:35:00.010+03:00</published><updated>2010-10-07T11:16:30.673+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tiyatro'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Macbeth / Oyun Atölyesi...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/TK143iF6cCI/AAAAAAAAAgg/qbeGd3YVHyw/s1600/macbethafis1.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 220px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5525205213293211682" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/TK143iF6cCI/AAAAAAAAAgg/qbeGd3YVHyw/s320/macbethafis1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;2010 - 2011 Tiyatro Sezonu'nu pazar günü Oyun Atölyesi'nde sahnelenmeye başlayan Macbeth ile açtık. W. Shakespeare'in göreceli olarak kısa eserlerinden olan Macbeth alıştığımız Sabahattin Eyüboğlu yerine Haluk Bilginer çevirisiyle sahnedeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Öncelikle şunu belirtmeliyim ki bu benim sahnede izlediğim ilk Macbeth'ti, dolayısıyla değerlendirme kriterlerim farklı olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Belki de son söylenecek şeyi başta söyleyeceğim ama ben oyunu, özellikle de Macbeth'i oynayan İlker Aksum'un oyunculuğunu zayıf buldum. Ne ses tonu, ne tonlaması ne de "acting" i beni tatmin etmedi. Hatta bir çok noktada aksanı Canım Ailem'deki rolü "Halim" e kaydı gibi geldi bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yanlış bilmiyorsam Macbeth'in en önemli anlarından biri, kendisiyle konuştuğu o müthiş:&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;" Yapmakla olup bitseydi bu iş,&lt;br /&gt;Hemen yapardım, olup biterdi.&lt;br /&gt;Döktüğüm kanla akıp gitse her şey,&lt;br /&gt;Bir vuruşta sonuna varılsa işin,&lt;br /&gt;Bir anda bu dünyayı olsun kazanıversen,&lt;br /&gt;Zaman denizinin bir kumsalı olan bu dünyayı&lt;br /&gt;Öbür dünyayı gözden çıkarır insan.&lt;br /&gt;Ama bu işlerin daha burada görülüyor hesabı."&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tiradı, eğer ben özellikle bekleyip takip etmeseydim güme gidecekti. Halbuki, yine Shakespeare'in, Venedik Taciri'nde Mehmet Ali Kaptanlar, müthiş Shylock rolündeki o tirad sahnesinde, sahnede resmen büyümüştü, hatta filmdeki Al Pacino'yla bile aşık attığını söyleyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bugünkü yazısında Ahmet Hakan soruyor; "Nasıl kaç yıldır Behlül olarak izlediğimiz Kıvanç Tatlıtuğ, sadece 4 blümde "Sekiz" oldu?". Bence cevap "oyunculuk", karakteri üzerine giyebilmekle alakalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Mesela Haluk Bilginer, bir bakıyorsunuz "İslami terörist" diğer tarafta "Kenan Birkan" veya herhangi bir sitcom karakteri olabiliyor ve biz bunu hazmediyor ve beraber yaşıyoruz. Aklımıza bir önceki karakterin herhangi bir detayı gelmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Macbeth'e dönersek, 8 yıl televizyondan sonra bu rolle sahneye dönen İlker Aksum bence rolü giyememiş. Kötü oyuncu olduğundan değil muhtemelen ama belli ki kan uyuşmazlığı olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Oyunun genelinde dikkatimi çeken diğer bir konu da, oyunun dönemiyle alakasız olarak ilk sahnede Cadı'ların üzerine örtülmüş gazeteler oldu. Ha bir de oyunun içinde roller blade ile dolaşan, 3-4 sahnede görünüp kaybolan bir çocuk var ki onu hiç bir yere koyamadım.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-4791187589822095116?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/4791187589822095116/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=4791187589822095116' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/4791187589822095116'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/4791187589822095116'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2010/10/macbeth-oyun-atolyesi.html' title='Macbeth / Oyun Atölyesi...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/TK143iF6cCI/AAAAAAAAAgg/qbeGd3YVHyw/s72-c/macbethafis1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-1332907431636703329</id><published>2010-09-20T13:37:00.006+03:00</published><updated>2010-09-20T13:41:42.754+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Alıntı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çok Beğendim'/><title type='text'>Kalbimin Kudüs'üydün, Kalbimin Bağdat'ı Olmuşsun...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/TJc5orvgygI/AAAAAAAAAgY/cJkLe3GSWcA/s1600/photo_19092010001946_3291_large.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 220px; DISPLAY: block; HEIGHT: 313px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5518943239465388546" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/TJc5orvgygI/AAAAAAAAAgY/cJkLe3GSWcA/s320/photo_19092010001946_3291_large.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div align="justify"&gt;Sen Kudüs kadar güzeldin, ben Kudüs kadar yorgun. Sen Bağdat gibi kırılmışsın, ben Bağdat kadar kırgın..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalbimin Kudüs’üydün. Kudüs gibi vaad edilen, uğrunda savaşılan, elde edilen, kaybedilen, sürgün edilen, sürgünde istemekten bıkılmayan, tekrar dönülen, birçok hayattan vazgeçilen, uzlaşılan, uzlaşarak çok yaşanmayan tekrar savaşılan, her zaman her yerde hep arzu edilen ama hiç sahip olunamayan, içinde duvarlar örülen, ağlanılan, gözyaşıyla var olan, paylaşılan, paylaştıkça savaşılan Kudüs gibiydin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kalbimin Bağdat’ı olmuşsun..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bağdat gibi, işgal edilen, işgali alkışlayan, hor kullanılan, yıkılıp yakılan, değeri bilinmeyen, kendi kendine ihanet eden, sahip çıkılmayan, öfkenin tohumlarından çiçek açan, güvendiklerinin silahıyla vurulan, yalnız bırakılan, geçmişi unutulan, güzelliği solan, derinliği kaybolan, bir an önce terk edip gitmek için çabalanan, içinde olmamak için uzaklara kaçılan, haşmeti ve görkeminin yerini hüzün bulutları alan, dünyaya darılan, kendisine kırılan, bir zamanlar narinliğine şiirler yazan şairlerin içini acıtan, gözyaşlarıyla geleceğini yazan, Bağdat gibi olmuşsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sen Kudüs gibi güzeldin, ben Kudüs kadar yorgun...&lt;br /&gt;Sen Bağdat gibi gibi kırılmışsın, ben Bağdat kadar kırgın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Cihan Yavuz / Dipnot TV&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-1332907431636703329?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/1332907431636703329/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=1332907431636703329' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/1332907431636703329'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/1332907431636703329'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2010/09/kalbimin-kudusuydun-kalbimin-bagdat.html' title='Kalbimin Kudüs&apos;üydün, Kalbimin Bağdat&apos;ı Olmuşsun...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/TJc5orvgygI/AAAAAAAAAgY/cJkLe3GSWcA/s72-c/photo_19092010001946_3291_large.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-1497097851141639213</id><published>2010-09-17T11:05:00.009+03:00</published><updated>2010-09-17T11:55:10.457+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gezi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Kapadokya...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/TJMo85SN9WI/AAAAAAAAAgQ/Xkg3qj6JnFY/s1600/Picture+022.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5517798995093484898" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/TJMo85SN9WI/AAAAAAAAAgQ/Xkg3qj6JnFY/s320/Picture+022.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu gezi yazısını adım adım ne yaptık ettik şeklinde değil de, madde madde yazmak istedim. Daha önce Kapadokya'ya iki kez gitmiş olan kocam, bu seyahatin mutlaka bir tur eşliğinde yapılması gerektiğini söylüyordu, biz de öyle yaptık. Ancak şimdiki fikrim turla gitmeye hiç de gerek olmadığı. Dolayısyla aşağıdaki notlar belki sizin kendi seyahatinizi planlamanızda yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;Kapadokya&lt;/strong&gt;: &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;Bölge 60 milyon yıl önce; Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgar tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkmış bir doğa harikası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan yerleşimi Paleolitik döneme kadar uzanıyormuş. Hititler'in yaşadığı topraklar daha sonraki dönemlerde Hrıstiyanlığın en önemli merkezlerinden biri olmuş. Kayalara oyulan evler ve kiliseler bölgeyi putperestlerin zulmünden kaçan Hıristiyanlar için devasa bir sığınak haline getirmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece Peribacaları'nın olduğu alandan ibaret sandığımız Kapadokya Bölgesi, esasında başta Nevşehir olmak üzere Kırşehir, Niğde, Aksaray ve Kayseri illerine yayılmış.&lt;em&gt;&lt;/em&gt; &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- Kapadokya'da özellikle görmeniz gereken yerler: Göreme, Avanos, Ürgüp, Uçhisar, Güvercinlik Vadisi, Derinkuyu ve Kaymaklı Yeraltı Şehirleri, Ihlara Vadisi, Selime Köyü, Hacı Bektaş Veli.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- Otelinizi ortamı daha iyi hissedebilmek için, mümkünse peribacalarının içine yerleşmiş butik otellerden seçin. Olmadı Göreme Açık Hava Müzesi'ni tepeden gören Turist Otel ilk seçeneğiniz olsun. Hem yeni, hem temiz, hem de karşınızda muhteşem bir manzara.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- 20 tl'ye bir müze kart alırsanız bir çok yere ücretsiz girebilirsiniz. Çok pratik.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- En güzel mevsim ilk ve sonbahar. Ancak açıktaki tüm mekanları ya sabah ya da akşamüstü dolaşın. Karasal iklim olduğu için güneş öğlen saatinde fena yakıyor.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- Akşam 3. sınıf yemek, uyduruk bir folklor ekibi ve göbeği kat kat olmuş dansözden oluşan ve Türk eğlencesi diye sizi sürükleyebilecekleri para tuzağından uzak durun. &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- Ürgüp'e gittiğinizde Turasan'ın fabrikasında minik bir tur yapıp, saraplarını deneyebilirsiniz. Genel olarak meşe fıçılarda bekletilmiş şaraplara alışık olan damak tadımıza tüfte bekletilen şaraplar biraz sert geldi. Ama yine de ödüllü Rose ve Cabarnet+Merlot+Shiraz karışımından birer şişe aldık.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- Yaklaşık 40dk'lık bir yolculukla ulaşabileceğiniz Hacı Bektaş Veli'ye saat 15.00'te gidebilirseniz ücretsiz Semah gösterisi de izleyebilirsiniz.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- Alışveriş için etrafa yayılmış çanak çömlekçiler, halı - kilim dükkanları ve özellikle onyx taşı işleyen atölyelerin satış bölümleri alternatif olabilir. Ancak etiketler direkt turisler için hazırlandığından €, yerli turistlere genelde %50 indirimle veya €=Tl olarak işlem yapıyorlar.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/TJMojey8bdI/AAAAAAAAAgI/FHY4MQVqFnk/s1600/Picture+040.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5517798558486261202" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/TJMojey8bdI/AAAAAAAAAgI/FHY4MQVqFnk/s320/Picture+040.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;- Son dönemde Kapadokya'nın simgesi haline gelen Balon turları için 4-5 tane alternatif şirket var. Rüzgarın en uygun olduğu sabah saatlerinde yapılıyor. Fiyatlar kişi başı € 130 - € 160 arasında değişiyor.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- Yeraltı şehirleri Kapadokya'nın olmazsa olmazı ancak aşağıya doğru 5 - 7 kat iniyorsunuz. Zaman zaman eğilerek geçmeniz gereken yerler var. Koridorlar daracık olduğu için ya giriyor ya da çıkıyorsunuz. Ve içeri girdikten sonra turu tamamlamadan çıkamıyorsunuz. Kalp ve astım hastaları ile klostrofobisi olanlara tavsiye edilmiyor.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- Her yer turistik olduğu için tuvaletler genelde tertemiz ancak paralı.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- Göreme Açık Hava Müzesi'nin girişinde çok güzel bir müze dükkanı ve cafesi var. Keyif yapmak veya dinlenmek için mükemmel.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- Bence Kapadokya'ya turla gitmeyin. Hatta uçakla gidip orada araba kiralayıp kendi turunuzu yapın. Böylelikle sürü içinde istemediğiniz şeyleri yapmak zorunda kalmayarak kendi keyfiniz ne istiyorsa o doğrultuda hareket edebilirsiniz. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-1497097851141639213?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/1497097851141639213/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=1497097851141639213' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/1497097851141639213'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/1497097851141639213'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2010/09/kapadokya.html' title='Kapadokya...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/TJMo85SN9WI/AAAAAAAAAgQ/Xkg3qj6JnFY/s72-c/Picture+022.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-1379746103735929404</id><published>2010-09-06T11:04:00.006+03:00</published><updated>2010-09-06T11:32:51.806+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yemek'/><title type='text'>Namport...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Pazar günü etkinliklerini sırasıyla yazmam gerekirse, kahvaltıyla, dolayısıyla da Namlı Gurme'nin Karaköy vapur iskelesinin yanındaki şubesi &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Namport&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;'tan başlamam gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;3-4 ay önce Namlı Gurme'yi ilk duyup, Karaköy Kat Otoparkı'nın altındaki şubeye gittiğimizde çok acemiydik. Dolayısyla hem tahminimizin çok ötesinde bir ücret ödedik, hem de o kadar ama o kadar kalabalıktı ki, orada geçirdiğimiz zamandan keyif alamadık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bilmeyenlerin mekanı kafasında canlandırması için şöyle tarif edebilirim; Büyük bir şarküteri düşünün ve tabii ki çok miktarda da çeşit, işte o mekanın boş bulduğunuz her yerine masa ve sandalye koyduğunuzu, birazını da kapının önüne serpiştirdiğinizi hayal edin, işte mekan kabaca böyle. Bir şekilde masanıza yerleştikten sonra, tezgahın başından tepsinizle sıraya girip, o binbir çeşit içinden damak zevkinize uygun olan kahvaltılıkları seçebiliyor, yumurtanızı isteğinize göre yaptırıp, portakal suyu veya çayla siparişinizi tamamlayabiliyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ancak o gün bize kimse bu siparişi Brunch olarak alırsak 28 - 30 tl gibi bir fiyat ödeyebileceğimizi söylemediği için biz tek tek aldık. Dolayısyla herşey dahil nispeten cüzzi bir ücret ödeyebilecekken biz sadece bir menemene 11 tl ödemiştik. Toplam hesabı ise teleffuz bile etmek istemiyorum. Diğer taraftan kalabalık, sıkışıklık, gürültü de cabasıydı. Yani oranın hafiften üstünü çizmiştik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dün sonraki aktivite öncesi Karaköy civarında kahvaltı edecek yer düşünürken aklımıza yine Namlı geldi ama bu sefer, geçen gidişimizde kahvaltı sonrasında yürüyüş yaparken keşfettiğimiz, kardeş şubeyi &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Namport&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;'u denemeye karar verdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kesinlikle isabetli bir karardı çünkü Namlı Gurme yine çok kalabalıktı ve hafif yağmurlu gri İstanbul sabahında burası hem sakin hem de olağanüstü keyifliydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Diğer bir güzellikte tam tabaklarımızı alırken Brumch mı istersiniz, tek tek mi seçeceksiniz? sorusu oldu. Bu noktada herşey dahil brunchın 32 tl olduğunu öğrendik ve inanamadık. Sınırsız kahvaltı, içecek (Çay, su, portakal suyu), isteğinize göre yapılan yumurta, sonrasında kahve, kurabiyeler, meyve bu fiyata dahildi. Hani istesek devam edebileceğimiz zeytinyağlı büfesini saymıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bir sonraki adımda Namport'taki bu servisin Brunch ile sınırlı olmadığını, hafta içi - sonu tüm gün devap ettiğini öğrendim ve ayrıca mutlu oldum. Vapurların biri yanaşıp biri ayrılırken, martılar sizin için şarkı söylerken, karşınızda Tarihi Yarımada manzarasıyla keyifli bir zaman geçirmek ve lezzetli yemekler yemek isterseniz &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Namport&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;'u tavsiye ederim.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-1379746103735929404?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/1379746103735929404/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=1379746103735929404' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/1379746103735929404'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/1379746103735929404'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2010/09/namport.html' title='Namport...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-9001613901703316788</id><published>2010-08-24T11:11:00.001+03:00</published><updated>2010-08-24T11:12:51.763+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Soranlara...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/THN-2dsqDVI/AAAAAAAAAf4/2gAVhgZnJn8/s1600/hayir_afis3.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 371px; DISPLAY: block; HEIGHT: 336px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5508886243354217810" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/THN-2dsqDVI/AAAAAAAAAf4/2gAVhgZnJn8/s400/hayir_afis3.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-9001613901703316788?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/9001613901703316788/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=9001613901703316788' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/9001613901703316788'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/9001613901703316788'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2010/08/soranlara.html' title='Soranlara...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/THN-2dsqDVI/AAAAAAAAAf4/2gAVhgZnJn8/s72-c/hayir_afis3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-3125628349515346796</id><published>2010-05-27T10:16:00.005+03:00</published><updated>2010-05-27T10:35:15.501+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Defter ve "Bir Serüvenin Tanımı"...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Hayatımda aldığım, gerçekten üzerinde düşünülmüş, en özel doğumgünü hediyelerimden birini dün aldım, Evroş'tan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bir Defter. Küçük, çanta boyu, bordo ve çizgili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Aylar önce bir benzerini onda görmüştüm. Tiyatro'daydık. Oyun başlamadan hemen önce çıkartıp, o anda konuşurken aklımıza gelen güzel bir sözü not etmişti. Ben şaşırınca da "bende bu defterlerden onlarca var" demişti. "Benim için özel olduğunu düşündüğüm şeyleri not ediyorum içine...". Çok hoşuma gitmişti, çok da imrenmiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Şimdi o defterlerden bir tane de benim var. Yeni yaşın başında çok özel bir önsöz ve yüreğimi dağlayan bir ilk şiirle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Bir Serüvenin Tanımı&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir zaman yenilmedi geceye&lt;br /&gt;Sevincim de inancım da&lt;br /&gt;Doğru diye bildiğim güzellikler&lt;br /&gt;Hiçbir gün kendisinden uzak&lt;br /&gt;Bir şeye değişmedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir gün yolda koymadı beni&lt;br /&gt;Güvenim ve direncim&lt;br /&gt;Düşerim sandılar dönüp baktılar&lt;br /&gt;Gülerek geçip gittim&lt;br /&gt;Evet ben tek başındaydım&lt;br /&gt;Onlar çok yalnızdılar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Afşar Timuçin&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-3125628349515346796?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/3125628349515346796/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=3125628349515346796' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/3125628349515346796'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/3125628349515346796'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2010/05/defter-ve-bir-seruvenin-tanm.html' title='Defter ve &quot;Bir Serüvenin Tanımı&quot;...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-2083116632985738043</id><published>2010-04-19T13:45:00.003+03:00</published><updated>2010-04-19T13:49:51.353+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Doç. Dr...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Heeeyyyyy, duyduk duymadık demeyin. &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Evroş&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; bugün adının önüne bir ünvan daha ekledi ve Doçent oldu. Benim arkadaşım artık bir Doçent, yaşasııın:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet ihtimaller dahilinde iki alternatif vardı, birinci sonuca ulaştı, şimdi sırada ikinci var. En kısa sürede onunda hedefine ulaşacağından hiç şüphem yok. Hadi bakalım &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Yasoş&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;, kim tutar seni:))&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-2083116632985738043?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/2083116632985738043/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=2083116632985738043' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/2083116632985738043'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/2083116632985738043'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2010/04/doc-dr.html' title='Doç. Dr...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-387986295230185772</id><published>2010-04-06T10:30:00.004+03:00</published><updated>2010-04-06T10:54:03.921+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yemek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Kanaat Lokantası...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Tiyatro programımız Üsküdar'da ise Evroş'la erken buluşup meydandaki Kannat Lokantası'na gittik iki kez. Görüşlerimi, belki yanılmışımdır diye, ilk seferinde yazmamıştım lakin bu düşüncelerimiz bu haftasonu yaşadığımız tecrübe ile pekişti ve anlatılacak kıvama geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Peşin peşin söyleyeyim bizim Kanaat Lokantası için kanaat notumuz neredeyse sıfır. Nedeninin detayları ise aşağıda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kanaat Lokantası 1933 yılında kurulmuş. Masaları, teşhir bölümü, garsonlarının kıyafetlerine bakarsanız tipik bir esnaf lokantası. Ama mesela tuvaletlerin olduğu bölüm yeni yapılmış, sanırsınız italyan restorantındasınız. Yani öncelikle bir kimlik problemi var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sanırım turist rehberlerinde de adından sıkça bahsedildiği için, özellikle turistler arasında çok popüler Kanaat Lokantası. Ancak çalışanlar olağanüstü küstah. Ben ıslak mendil istedim, "Yok, kolanya vereyim mi?" diye bir cevap aldım. Olacak şey değil. Artık neredeyse sokaktaki kokoreççilerde ıslak mendil var. Ayrıca kolonya mı kaldı yahu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kapıdan girişte uzuuuun bir tatlı bölümü var. Bakınca içiniz gidiyor. Neredeyse yok yok. Sonra zeytinyağlılar ve salatalar dizilmiş. Sıcak yemekler ise sol dip taraftaki ocağın ön tarafında. Çeşit orada da çok bol. Ancak malesef ne yediysek beğenmedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Geçen sefer kuyu kebabı yemiştim sertti. Kadayıf dolması istemiştik. Bilen bilir tazesi makbuldür. Bu neredeyse bir gün önceden kalmış gibiydi. Yumuşamış ve tıkış tıkış. Bu sefer zeytinyağlı ıspanak istedim, sadece köklerinden yapıyorlarmış, peki dedik, tatsız tuzsuzdu. Beğendi üzerinde özellikle iyi pişmiş döner istedik, döner çiğdi, beğendi accayip unlu. İlk seferde de iyi bir hesap ödemiştik ama bu hafta 2 beğendi üztü döner, 1 zeytinyağlı ıspanak, 2 su ve çaya 44 tl ödemek, hele ki yediklerimizden bu kadar memnun kalmamışken hakikaten üzdü bizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Son kararımızdır, daha da gitmeyiz Kanaat Lokantasına.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-387986295230185772?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/387986295230185772/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=387986295230185772' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/387986295230185772'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/387986295230185772'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2010/04/kanaat-lokantas.html' title='Kanaat Lokantası...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-2894482487050766396</id><published>2010-04-06T10:16:00.005+03:00</published><updated>2010-04-06T10:27:48.503+03:00</updated><title type='text'>Yeni Şeyler Söylemek Lazım...</title><content type='html'>Her gün bir yerden göçmek ne iyi&lt;br /&gt;Her gün bir yere konmak ne güzel,&lt;br /&gt;Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünle beraber gitti cancağızım,&lt;br /&gt;Ne kadar söz varsa düne ait,&lt;br /&gt;Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Mevlana...&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-2894482487050766396?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/2894482487050766396/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=2894482487050766396' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/2894482487050766396'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/2894482487050766396'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2010/04/yeni-seyler-soylemek-lazm.html' title='Yeni Şeyler Söylemek Lazım...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-3871880524564519971</id><published>2010-04-05T10:27:00.004+03:00</published><updated>2010-04-05T10:28:51.751+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aşk'/><title type='text'>Şaka Gibi Ama...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/S7mRA6RG5CI/AAAAAAAAAfU/ZZeiyI0rS_0/s1600/7+All.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 485px; DISPLAY: block; HEIGHT: 526px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5456551868363105314" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/S7mRA6RG5CI/AAAAAAAAAfU/ZZeiyI0rS_0/s400/7+All.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-3871880524564519971?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/3871880524564519971/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=3871880524564519971' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/3871880524564519971'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/3871880524564519971'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2010/04/saka-gibi-ama.html' title='Şaka Gibi Ama...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/S7mRA6RG5CI/AAAAAAAAAfU/ZZeiyI0rS_0/s72-c/7+All.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-446110312663804766</id><published>2010-04-02T11:10:00.020+03:00</published><updated>2010-04-02T16:57:40.624+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zilli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Köpek Bakımı (Alaylıdan :)...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Geçen hafta, pazar sabahı havayı iyi görünce hem biz hem de Zilli hava alsın diye kendimizi dışarı attık ve vurduk kendimizi sevgili kocamın arkadaşlarından duyduğu Riva yolu üzerindeki Mahmut Şevket Paşa Köyü içindeki Kulidağ yollarına. Biz yeni öğrendik ama meğer "karşıdakiler" için bayağı bilinen ve popüler bir yermiş. Temiz hava, güzel kahvaltı, gelenlerin performansına bağlı olarak sakin bir ortam.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5455453193565346754" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/S7Wpxns7m8I/AAAAAAAAAfM/igmKUp5GREY/s320/Picture+016-1.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Biz oturup kahvaltımıza başladıktan bir süre sonra, başka bir "Golden'li" aile geldi. Yüzünden belli o daha ufak. Sonradan öğrendik 7 aylıkmış. Bir süre sonra kaçınılmaz olan "köpek sahipleri sosyalleşmesi" yaşandı. Kızımızı çok beğendiler. Kendi ifadelerine göre "Cadde'de bunun gibisi yokmuş." O arada kendi köpeklerinden bahsettiler. Bir süredir kreşe gidiyormuş, orada havlamayı öğrenmiş, iki haftadır çok zorluk çekiyorlarmış, zaten yemek yedirmek çok büyük bir problemmiş falan falan. Sonrasında biz naçizane tecrübelerimizi onlarla paylaşınca çok sevindiler, bir çoğunu kullanacaklarını söylediler. Böyle olunca bu yazıyı yazıp, iki yıla yaklaşan köpekle yaşama tecrübelerimizi sizlerle de paylaşmak istedim. Ancak altını özellikle çizmek isterim ki bunlar tamamen bizim Zilli ile (golden retriever) yaşadıklarımızın sonuçlarıdır, bir kısmı bilimselden öte tecrübe ile olgunlaşmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Genel&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Golden Retriever hayatını insanlar üzerine kurmuş, tek beklentisi sevgi olan bir köpek cinsidir. Sevgi alır ve karşılıksız sevgi verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Tahmininizden çok ama çok daha akıllıdırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Hayatları sizi mutlu etmek üzerine kurulduğuğu için doğru yol izlerseniz emir komuta zincirini çok çabuk öğrenir. Bir noktadan sonra komutları konuşarak bile verebilir hale gelirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Dişi köpekler erkeklere nazaran daha uysal ve sevgi doludur, sahibine daha bağlıdır. Çişlerini oturarak yapmaları, özellikle evde bakılan köpekler için önemli bir artıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Evde bakılan köpekler için ilk 8 ay çok önemlidir. Bu dönemde evi öğrenirler, tuvalet terbiyesini öğrenirler, dişleri değişir, aşıları tamamlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Eğer uygun şekilde alıştırılır, sonrasında da özellikle ilgi ve sevgi açısından açıkları telafi edilirse evde yalnız kalabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Çiş - Kaka Terbiyesi&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Zilli'nin evdeki düzeni şöyle: Sabah 8, akşam 7 yalnız kalıyor. Evde giriş, hol, arka oda ve balkon dışındaki bütün mekanları kapıları gündüz kapalı. Yağmurlu günler dışında, sabah akşam tuvaleti için dışarı çıkıyor. Ancak gün içinde kullanabilmesi için, balkonda, altta hasta yatak bezi üstüne gazete serilmiş yeri var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Balkondaki yerine gelinceye kadar şöyle bir süreç izledik. Önce gündüz açık olan yerlerde 4 ayrı yere gazeteler koyduk. Tuvaletini gazeteye yapması gerektiğini öğrendi, farklı bir yere niyetlenince sert bir dille uyarıp doğru yeri gösterdik. Sonrasında da o 4 yeri balkona en uzak noktadan başlayarak kaldırdık. En son balkondaki yer kaldı. Şimdi gerektiğinde sadece orayı kullanıyor, asla başka bir yere yapmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;-Genel olarak köpeklerde, özellikle de goldenlarda heyecan çişi denilen birşey olabilir. Yeni birini gördüklerinde, birşeyden korktuklarında çişlerini kaçırabiliyorlar. Ya yaşlarını doldurduklarında bu huylarından vazgeçiyorlar ya da siz bununla nasıl başa çıkacağınızı çözüyorsunuz. Mesela Zilli'deki sıkıntıyı, yeni birilerini gördüğündeki tepkisi için, karşı tarafın ona hemen ilgi göstermemesi veya sevecekse de oturtarak değil, Zilli ayağa kalkmış şekilde sevmesi şeklinde çözdük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Aşıları&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Köpeklerin senelik 4 veya 5 tane düzenli aşısı var. (Kuduz, karma, kanlı ishal, gençlik hastalığı)İlk uygulama arada hafta atlayarak çifter doz olarak yapılıyor, sonrakiler her sene 1'er doz olarak uygulanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Bunlara ek olarak, her iki ayda bir düzenli olarak yapılan iç ve dış parazit aşısı var. İç parazit deri altına yapılıyor, dış parazit ise ense tüyleri aralanarak arasına sıkılarak yapılıyor. Sonrasında o sıvı deri tarafından emilerek tüm vücut çevresinde bir kalkan oluşturuyor. Kene gibi parazitler köpeğinizi ısırsa bile üzerinde tutunamıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Bir de kene tarafından ısırılmış köpeğinizden size mikrop geçmesini önleyen lyme aşısı var. Biz 2 kere yaptırdık ama geçen sene ithalatı durdu diye bir söylenti vardı, son durumu bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Banyo&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Biz Zilli'yi sanırım 9 aylık olana kadar kendimiz yıkadık ancak sonrasına ikimiz birden duşakabine sığamamaya başlayınca veterinere götürmeye başladık. Bu boy, evde yaşayan bir köpek için en doğru hareketin bu olduğunu düşünüyorum. Çünkü köpeklerin yıkanmasından çok kurutulmaları büyük olay. Banyo sonrası düzgün kurutulmazlarsa hem ıslak halı gibi kokuyorlar hem de ciltleri çok hassas olduğu için mantar oluyorlar. Zilli'nin banyo rutini ayda bir. Her ay banyosunu yapıyor, o arada tırnakları kesiliyor, kulakları ve poposu temizleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Bu popo temizlenmesi ciddi bir olay. Köpeklerin kakalarını rahat yapabilmelerini sağlayan bir anal keseleri var. Bu anal kese zamanla doluyor ve hem hayvana rahatsızlık veriyor (kaşınma ihtiyacıyla popoları üzerine oturup, kendilerini yerde kızaklamaya başlıyorlar) hem de kötü bir kokuya sebep oluyor. Dolayısıyla belli bir frekansta profesyonel eller tarafından sıkılıp temizlenmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Diğer taraftan biz Zilli'yi her dışarıdan geldikten sonra, biz her akşam eve geldikten sonra ve biz evdeyken çişini yaptıktan sonra muhakkak siliyoruz. Bununn için kendiniz de bez hazırlayabilirsiniz, bizim gibi hazır ıslak sabunlu bezleri de kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Beslenme&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- Bu konu yakın zamana kadar bizi en çok zorlayan şey oldu diyebilirim. Önce Hill's denedik, ameliyattan sonra ondan tiksindi, sonrasında Pro Plan ve Royal Canin tecrübemiz oldu. Elbette bunların "puppy large breed"leri. Tavuklusu, kuzulusu. Olmadı da olmadı. En son içine köpek brownisi ufalayınca biraz biraz yediğini keşfedince hatırlıyorum, 4-5 paket stok yapmıştık eve. Ama sıpa o kadar akıllı ki canı istemezse browniyi yiyordu, mamayı bırakıyordu. Sonra bir gün Arkadaş Pet, &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Orijen&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Mama'yı Türkiye'ye ithal etmeye başladı ve bütün sorunlarımız ortadan kalktı. &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- Orijen Mama, Amerika'daki Dog Food Analysis'teki 6 yıldızlı 2-3 mamadan biri. Bizim en iyi diye bildiğimiz mamalar orada 2 yıldız filan. Orijen'in diğer mamalardan farkı içinde tahıl, katkı maddesi, yan ürün ve dondurulmuş gıda içermemesi. Mamanın içindeki herşey insan tüketimine uygun. İçindeki protein miktarı %70. Biz bu mamadan çok ama çok memnunuz çünkü Zilli bunu itirazsız yiyor. Kakası çok güzel ve düzenli. Tüyleri ve genel sağlığının maaşallahı var.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- Köpeğinize ev yemeği vermek de bir tercih elbette ama biz hem çalışıyor olduğumuzdan hem de beslenme ihtiyacını yeterince karşılayamamaktan korktuğumuz için ev yemeği işine hiç girmedik. Kuru mamalar protein, vitamin, mineral vs açısından o kadar dengeli ki, o seviyenin dışarıdan tutturulabilmesi bana çok zor geliyor.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- Burada önemli kural eğer kuru mama ile besliyorsanız, asla ev yemeği vermemek. Bir kere alıştı mı geri dönmesi çok zor çünkü. Biz sadece arada bir peynir, elma, havuç ve nadiren de 2-3 tane çerez veriyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Tüyler&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- Evde bir Golden'iniz varsa bu bol bol da tüy olacak demektir. Kısa tüylü olan Labrodorların aksine Golden'ler uzun ve bol tüylüdür. E haliyle de bu tüyler dökülür. Yapacak bişey yok. Zaten yılda 2 kez düzenli tüy dökme mevsimleri var. Bunda mevsime göre kalın veya ince tüyler çıkıyor. Onun dışındaki dökülmeleri bir ölçüde tutabilmek ve mevcut tüylerin de gür, parlak ve uzun olabilmesi için biz hergün birer balık yağı tableti ve sarımsak hapı veriyoruz. Merak etmeyin kokmuyor ancak tüy kalitesini çok fark ettiriyor. Zaten hayvanın iyi beslendiğinin ve sağlıklı olduğunun en önemli göstergesi tüylerin kalitesi.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- Golden'ları hafta en az 2-3 kere taramak gerekiyor. Biz Furminator'ü aldıktan sonra herşey daha kolay oldu. Sakın söylentilere inanmayın, Furminator tüyleri kesinlikle kesmiyor sadece çok sık olduğu için bütün dökülmüş veya dökülmekte olanları çok güzel bir şekilde alıyor.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Eğitim&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- Köpeklerin eğitiminde otorite konumunda olmak çok önemli. Sert ses tonu ve onu destekleyecek el hareketi her koşulda etkili oluyor. Detaylarını uzman sitelerden öğrenebileceğiniz bu konuda bizce en önemli iki komut; Hayır ve Bekle. Mesela Zilli biz "Hayır" dedikten sonra önündeki peynire öldüğü halde yemez veya çişini yaptıktan sonra "Bekle" komutunu aldığı için silinmeden odasından asla dışarı çıkmaz.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- Evin içinde girip giremeyeceği noktaları da yine bu komutlarla öğretebilirsiniz. Mesela Zilli hiçbir koşul altında mutfağa girmez, salonda çiçeklerin olduğu bölüme geçmez.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- Yavruyken dışarı çıktığınızda yoldaki her küçük detay ilgilerini çeker, hiçbir karınca yuvasını, yere düşmüş meyva parçasını veya uçuşan yaprağı affetmezler. Bu konudaki ilgiyi zaman içinde kontrol altına almak ileride ters birşey yiyip zarar görmesini engelleyecektir.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- Havlamak köpeklerin kendilerini en doğal ifade etme şekilleridir. Birşey istediklerinde, korktuklarında, kendilerini göstermek istediklerinde, kızdıklarında havlayabilirler. Ancak apartmanda yaşıyorsanız ve belli sürelerde de köpeğiniz yalnız kalıyorsa bu pek istediğiniz bir ifade şekli olmaktan çıkıyor. Baktınız iş gereklilikten huya dönmüş orada müdehale etmeniz gerekiyor. Tam havladığı andan sonraki sert bir "hayır", bu kelimenin anlamını öğrenmiş olanlar için faydalı olabiliyor, çok şükür bizimkinde oldu mesela. Daha ileri bir durum söz konusuysa havlamayı önleyici eğitim tasmaları var. Havladığında boynuna minik bir titreşim gönderip köpeği rahatsız ediyor ve bir süre sonra köpek havlamamaya güdüleniyor.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Oyun ve Oyuncaklar&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- Özellikle Golden'lar oyunu çok severler. At, tut, getir en sevdikleri oyundur. Çokça oyuncaklarının olması özellikle yalnız kaldıklarında rahat vakit geçirmelerini kolaylaştırır.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- Seçeceğiniz oyuncakların göz, burun ve ağız kısımlarının yapıştırma değil de dikişli olmasına dikkat edin. Öbür türlü kopartana kadar uğraşıyorlar. &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- En sevdikleri yumuşak, peluş, kolay ağızlarına alabilecekleri, gerektiğinde tutup sallayabilecekleri türde olanlar ve özellikle sert kauçuktan yapılıp vanilya veya çikolatayla tatlandırılmış olan kemirme simit veya kemikleri. Bunlarla hem dişlerini kaşıyorlar hem de kemirme güdülerini tatmin ediyorlar.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- Günlük rutin dolaşmalarının dışında haftada en az bir kere, kimseyi rahatsız etmeden koşup, enerjilerini atabilecekleri bir yere götürebilirseniz süper olur.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Tatil &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- Köpeğiniz varsa arabanızın bagajında muhakkak sabit duran bir su kabınız olmalı ki bir yere gittiğinizde etraftan kap aramak zorunda kalmayasınız.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- Biz tüm arka koltuğu kaplayan, 4 koltuk başına sabitlenen brandamsı bir malzemeden yapılmış bir tür örtü aldık. Dolayısıyla kusma, tüy dökülmesi veya kirli patilerden dolayı koltuğunuzun kirlenmesi minimumda kalmış olur.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- Köpeklerin araba mideleri aynı çocuklar gibi, illaki bulanıyor. Aç karnına yolculuk yapmaları ve yolculuk öncesinde 1/2 Emedur içmeleri çok faydalı oluyor. Zaten genelde bir süre sonra uyuyorlar.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- Eğer uzun yola gidecekseniz, 2-3 saatte bir çiş ve su molası vermeniz çok önemli. Bir de asla ve asla köpeğinizi kapıları ve camları kapalı bir şekilde arabanın içinde bırakmayın.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;İlişkileri&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- İnanılmaz insancıldırlar.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- İnanmayabilirsiniz ama yaşlı ve çocuklar ile normal insanı birbirinden ayırırlar. Mesela Zilli Yaşlı ve çocukların ayaklarına yatarken, bizlerin yanında ayağa kalkıyor ve kendini öyle sevdiriyor.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Olmazsa Olmazlar&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;- Bir köpeğe sahip olurken normal şartlarda cinsine bağlı olmak üzere 10-15 yıllık bir birlikteliği göz önünde bulundurmanız gerekiyor. Yani iş onu almakla birmiyor, bu süre içindeki maddi, manevi tüm sorumluluklarını da üstleniyorsunuz. Dolayısıyla köpek sahibi olmadan bilmelisiniz ki;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;* Mesela Golden'lar iki ayda 15 kg'lık büyük mama paketlerini bitirirler. * Senelik ve iki ayda bir düzenli yapılması gereken aşıları vardır. * Arada hiç aklınıza gelmeyecek sağlık harcamaları çıkabilir. * Yaşına ve boyutlarına uygun mama kapları ve tasmalar almalısınız. * Günlük mamasının dışında hatırı sayılır miktarda da özel köpek kurabiye, bisküvi ve kemiklerinden tüketirler. * Ciddi miktarda tüy dökerler. * Düzenli ilgi ve sevgiye muhtaçtırlar.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-446110312663804766?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/446110312663804766/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=446110312663804766' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/446110312663804766'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/446110312663804766'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2010/04/alayldan-kopek-bakm.html' title='Köpek Bakımı (Alaylıdan :)...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/S7Wpxns7m8I/AAAAAAAAAfM/igmKUp5GREY/s72-c/Picture+016-1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-5976841068180891839</id><published>2010-02-15T11:07:00.004+02:00</published><updated>2010-02-15T11:32:22.676+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yemek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Kör Agop Meyhanesi...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/S3kUeU0lHUI/AAAAAAAAAfE/8RhhkxbaRFY/s1600-h/05CFCC53F35B584BAFBFEDC6b.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 100px; DISPLAY: block; HEIGHT: 160px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5438400536244460866" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/S3kUeU0lHUI/AAAAAAAAAfE/8RhhkxbaRFY/s320/05CFCC53F35B584BAFBFEDC6b.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu aralar üzerimizde bir uğursuzluk var. Elimizi atsak kötü bir mekana denk geliyor. İstanbul bir derya deniz, istiyoruz ki yeni yerler keşfedelim, Cibalikapı ayarında 2-3 mekanımız daha olsun lakin nafile. Ya biz hep körü tercihler yapıyoruz ya da işletmeciler bizim beklentimizi karşılamaktan çok uzak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hafta içi, dükkandaki arkadaşlarımdan biri TRT 2'de Kumkapı ile ilgili bir belgesel seyrettiğinden bahsetti. Çok hoşuna gitmiş. Ben de "en ünlü meyhane hangisiymiş" dedim. "Kör Agop" dedi. Hemen internete girildi, Kör Agopla ilgili tüm bilgilere erişildi, özümsendi, kötü hiçbir yoruma rastlanmadı. Hemen ardından Koca arandı, süper bir mekan bulunduğu iletildi, o gece maç olduğu ile ilgili serzeniş dinlendi ancak sonuç olarak madem bu kadar "meşhur!", maç boşverilerek gidilmeye karar verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Cumartesi gecesi, hafif ön sevgililer günü kutlaması modunda giyindik süslendik, Kumkapı'ya gittik. Kör Agop'tan içeri girdik, ortalık yıkılıyor. 3 tane uzun masa ve bir de cam kenarı sanırım daha ilk şarkıda hoppidi hoppidi ayakta. Ama başka yer yok. Garsona rezervasyonumuz olduğunu söyledik, buyrun üst kata dedi. Çıktık. Bomboş bir salon, 2 masa var ama sonradan anladık ki onlar köşe başındaki kebapçıya gidecekmiş, yollarını şaşırmış. Moduna girmeyeceksen, raconunu uygulamayacaksan ne işin var meyhanede. Kenarda bi masaya otturttular bizi. Yıkılmış vaziyetteyim ama çaktırmamaya çalışıyorum, o herşeyi değiştirecek anın beklentisi içindeyim. Sanırsınız alt katta düğün salonu var, siz üstte bir dernek lokalinde yemek yiyorsunuz. Yani illa grupla mı gidilmesi gerekiyordu, iki kişi meyhaneye gidip eğlenemek isteyemez mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Umutla beklediğim meze tepsisi geldiğinde, zaten herşey bitmişti benim için. Ortaboy tepsinin 1 sırası zaten boştu. Ya 6 yada 8 tane meze vardı. İkisi kavun peynir. Midye gördük aşağıda var mı? Dışarıdan getiriyorlar, gelirse getiririm. (Gelmedi) Lakerda? E vaaar. E alalıııım. Şeklinde geçen, ağızdan zorla alınan laflarla verilen siparişler, zoraki iş yapan garsonlar, hiçbir özelliği olmayan yemekler, mecburen bir kez yukarı çıkan fasıl heyeti ve inanmazsınız 10.30'da çıkılan bir meyhane.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Çok ama çooook kötü bir tecrübeydi. Yaklaşık 72 yıl önce Agop İnciyan tarafından, ucuza içki içebilmek için açılan ve sonrasında eşi Martha'nın mezeleriyle ünlenen mekan şu anda 3. kuşağın elinde, dedenin kemiklerini sızlatacak kadar kötü bir performans sergiliyor. Yazık. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-5976841068180891839?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/5976841068180891839/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=5976841068180891839' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/5976841068180891839'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/5976841068180891839'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2010/02/kor-agop-meyhanesi.html' title='Kör Agop Meyhanesi...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/S3kUeU0lHUI/AAAAAAAAAfE/8RhhkxbaRFY/s72-c/05CFCC53F35B584BAFBFEDC6b.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-1565378561848212896</id><published>2010-02-09T13:19:00.004+02:00</published><updated>2010-02-09T13:27:46.636+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Nefes...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Aynı düşünceleri daha iyi anlatamayacağım için Yılmaz Süzen'in yazısının altına imzamı atıyorum. Yazının orijinaline &lt;a href="http://www.gelibolu.org/modules.php?name=Kose_Yazilari&amp;amp;op=viewarticle&amp;amp;artid=306"&gt;&lt;strong&gt;buradan&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt; ulaşabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"“NEFES” adlı filmde Türk askeri ve Türk Ordusuna karşı sinsi bir propaganda var. Üst düzey komutanlar da bu propagandayı gör(e)medikleri gibi bir de reklamına alet oluyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine üst düzey komuta merkezi, Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek'in oğlu Tolga Örnek'in “Gallipoly” filminin galasına katılmışlar ve çıkışta öve, öve bitirememişlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film gösterime girdiği zaman bir izledik ki; Çanakkale'yi anlatan belgesel tadındaki filmde Türk askerinden eser yok, İngiliz askerleri ise yere göğe sığmıyor. İzleyen; İngilizler oraya piknik yapmaya geldi , bizimkiler de onları hunharca katletti havasına kapılıyor. Zaten İngilizler de bu değerli propagandanın farkına varmış olacaklar ki, Tolga Örnek'i , sponsoru Ferit Şahenk'le birlikte İngiltere'de ağırlayıp, oradaki galasını da üst düzey katılımla gerçekleştirdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son günlerin çok tartışılan filmi Nefes'i de; Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un film çıkışında filmi öven görüntülerini izledikten sonra kuşkuya kapıldım. Neden mi? Film hakkında hem olumlu, hem olumsuz eleştirileri okumuş ve kararsız kalmıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NEFES’teki filme Türk sinema’sımı imajı ile baktığınızda, kalite bakımından çok güzel, ilk yarısı gereksiz görüntü ve diyologlardan uzak, gerçekçi diyologları ile doğa ile insanı mükemmel derecede kullanmış, profesyonel kamera teknikleri hemen göze çarpıyor. Bu özellikleri ile izleyiciyi 2. yarıya hazırlıyor ve izleyiciyi 2. yarı için izleme kıvamına getiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmi sevmeye ve izleme heyacanına kapılıyorsunuz. Kısaca 2. yarıda verilmek istenen konuya izleyici adapte ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte film tam da o noktada propaganda yönüne sizi ustaca çekiyor. Hiç anlamadan ve hissetmeden bir anda görüntü hiyerarşisi içinde kendinizi kaybediyorsunuz. Yönetmenin sinsice ve ustaca propaganda görüntüsü içinde kalıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte propaganda başlıyor !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film boyunca dağ başındaki bir iletişim istasyonu ve karakolu korumakla görevli Türk ordusunun komando subayı ile “Doktor” lakaplı bir teröristin telsiz üzerinden birbiri ile ağız dalaşı yapıp, küfürleşmesi üzerinden bir gerilim yaratılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gerilimde şunu görüyorsunuz, “Doktor’un sevgilisi olduğu anlaşılan kadın teröristin kurulan pusuda yaralanması ve karakola götürülmesi sonrasında neredeyse iki erkeğin “karı-kız” kavgasına dönüşüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir TSK’ Subayı,Astsubayı,Uzman personeli ve Askeri bu şekilde diyolog içerisine girmez. Telsiz konuşmalarına dikkat edin. Öğle bir propaganda zincirinin içerisine çekiliyorsunuz’ki Bir tarafta yüzbaşının evde bekleyen karısı, diğer tarafta film boyunca yüzü asla gösterilmeyip gizemli bir mistik karakter olarak tutulan “Doktor”un sevgilisi terörist.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradaki propaganda açık ve net, PKK sempatik gösterilmeye çalışılıyor. TSK komuta zincirinde olan personel, görev aldığı yerde teröristi duygusal anlamda kendine rakip almaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En önemlisi, fark ettiyseniz, karakolun güvenliğini güçlendirmek yerine karşısındaki teröristi duygusal olarak muhatap alıp, kafayı gittikçe daha fazla “Doktor”dan intikam almaya takan bir ruhsal portre ile karşı, karşıya kalıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resmen çirkince Türk subayına ve Türk askerine aşağılayıcı saldırıdır. Türk subayı değince bir inceleyin bakalım, TSK’da bir subay kaç yılda ve sene sonra kıtaya katılıyor. En önemlisi kıta görevinde olan bir subay portresinde TSK’da böyle aciz ve korkak insan göremezsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Doktor” ile karakol komutanı arasında geçen telsiz konuşmalarında ; “Doktor”a tanınan propaganda şansı ise en yukarılara tırmandırılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tarafta “domuz gibi dağlarda yaşıyorsun, niye okuyup köyünde doktor olmadın” diyen bir subay; diğer tarafta; "bu dağlar benim, senin üniversitende okuyacağıma, kendi dağımda özgür yaşarım" diyen bir “Doktor”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu profesyonel subay ile; yaralı olarak karakola getirilen kadın teröristi öldürmesine engel olmaya çalışan halktan asteğmen doktor arasındaki diyalog ise çok düşündürcü ? Adeta milletinden özür dileyen ve yargılanmaya hazır bir asker portresini seyircinin gözüne sokuyor. Bu neden yapılıyor ? Filmi izlemeye devam ediyoruz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalınayak hazır olda bekleyen asteğmeninin yanına postalları ile gelip, gün içinde aralarında yaşanan olaydan dolayı bir tür günah çıkarma gibi gözlerimize sokuluyor. Subayımız aynen şu sözleri sarfediyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bu savaşın adam öldürerek kazanılmayacağının ben farkında değil miyim zannediyorsunuz ama ben burada bu savaşı kaybedersem, siz de İstanbul'da, Ankara'da kaybedersiniz. Biliyorum beni yargılayacaksınız, yargılayın. Her savaş sonunda biter”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mükemmel derecede ve ustaca bir savaşı veya olguyu kaybettirilmiş gibi konuşturuluyor. Türk tarihinde hiçbir subay bu derece konuşmaz. O Türk subayıdır. Okul yıllarında ona “VATAN İÇİN ÖLMEK, VATAN İÇİN HİZMET AŞKI ÖĞRETİLMİŞTİR. “ Bu çember dışında olmak Türk subayı için geçerli değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmimizi izlemeye devam ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Subayımızın, ustaca kurgulanmış bu teslimiyet sözleri seyircinin (Millet) bilinçaltına ve görsel hafızasına da bir kaybedilmişlik hissi aşılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin en çarpıcı sahneleri ise sona saklanmış; karakolun basıldığı anlara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bu filmi PKK veya finansörü güçlerden biri çekseydi, bir karakol baskını sahnesini ancak böyle çekebilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komandolardan oluşan birlik; günlerdir “Doktor” ismi ile özdeşleştirilen ve karakter olarak ona yakıştırılan teröristin “geleceğiz” yolundaki tehditlerine rağmen baskın saldırıya uğruyor. ve bütün askerler doğru düzgün karakolun dışına bile çıkmayı başaramadan, karakolun içinde teker, teker dramatik sahnelerle şehit oluyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yuh diyorum artık yaaa ! Bu kadarına da pes doğrusu, akla ve mantığa aykırı bir senaryo,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu senarist ve yönetmenler bir gün uzak bir karakolda misafir olsalardı, veya çok uzak değil Edirne’de bir sınır karakoluna misafir olsalardı, bir karakol nasıl korunur, Subayı, askeri nasıl yaşar, en kritik zamanlarda harekat emirlerini nasıl uygularlar görürlerdi….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmadan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin fragmanlarındaki o meşhur "öldün sen" sahnesi filmin bütününde daha bir anlam kazanıyor. Filmde askerler ölüyor; şehit olmuyor. Karakola gelirken yolda iki şehit veren birliğin komutanı Tugay'a rapor verirken, "ölülerimizle birlikte şu kadar kişiyiz" şeklinde konuşuyor. Tüh Allah belanızı versin sizi, hiçbir komutan emri altında askerlere veya personeline öldükten sonra ölü demez, dememiştir zaten…Başbakan Recep Tayip Erdoğanlığa özenmişler galiba ! …&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim karakolun baskın sahnesine...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlerdir ; "yakınındayım, gelip senin kafana sıkacağım" şeklinde tehditler savuran Doktor, sanki beraberinde ABD hava kuvvetlerinin desteği varmışcasına ortalığı tozu dumana katan bir ateş gücü ile saldırmaya başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komando eğitimli askerlerimiz ise ya pencereden giren kurşun ve RPG'lerle şehit oluyor , ya da bir köşeye sığınıp, pencere veya kaya kenarlarında ateş etmeye çalışıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanın yoktur böyle bir karakol savunması,,,yemin ediyorum yoktur. Eğitimli Komando askerleri bu şekilde savaşmaz. Bakın gözbebeğimiz Bolu,Kayseri Manisa Komando Tugaylarına, askerlerimiz nasıl eğitim görüyor? Nasıl mücadele şartlarından geçiyorlar. Kolay değildir “O MAVİ BEREYİ TAKMAK” O mavi berenin anlamını bildikleri içinde bu kadar aşağılayıcı bir şekilde askerimizi küçük düşürüyorlar.,,, Şimdi bir karakol savunması hakkında buradan yazmak istemiyorum. Ama askerlik yapanlar anlayacaklardır. Bir karakolun savunası için olmazsa olmazı savunma mevziileridir…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse devam edelim. Ve en önemlisi; bütün film boyunca “Doktor”a telsizden meydan okuyan komutan, bütün çatışma boyunca bir köşede gözleri faltaşı gibi açılmış, çevresindeki askerleri tek, tek düşerken olan biteni seyrediyor. Şaka değil...kafasını çıkarıp dışarı tek bir kurşun bile sıkamıyor. Askerini yönetip sevk ve idare edemiyor. Askerini sevk ve idare edemeyen Türk Subayı yoktur...Yemin ediyorum TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNDE böyle bir subay çıkmaz…!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte şimdi şu noktaya iyi bakmanızı istiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O karakola, askerlerinin başına çuval geçirenleri Genelkurmay'da ballı börekli ağırlayan Hilmi Özkök'ü bile koysanız, o çatışma ortamında askerlerinin önünde yer alır, arkasında değil. En uyumlu Türk generali bile, kurşun kapıya dayandığında özüne döner.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat filmdeki komando subay; bütün karakol çatışması boyunca bir köşede olan biteni faltaşı gibi açılmış gözlerle izliyor. Ve sonunda yaralı bir şekilde bir köşede kıvrılmış “Doktor”'un karakola girmesini bekliyor ve orada da “Doktor”a değil, duvardaki gölgesine sıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabancasının kurşunları bittiğinde, yaralı komutanı duvar dibinde üzerine gölge olarak çöken “Doktor”a bakarken görüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Ordusu'nun komando subayı filmde tek kurşun bile atamadan, tepesine gölge olarak çöken “Doktor”un alnının ortasına sıktığı bir kurşunla şehit oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayseri Hava İndirme Tugayı, Bolu Komando Tugayı, Isparta Dağ Komando Okulu şanlı şerefli birlikler nasılda rencide edilerek ayaklar altına alınıyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galiba yapımcılar dengelemek istemiş olacaklar ki, “Doktor”u da o sırada başka bir köşede can çekişmekte olan bir asker sırtından vurarak öldürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Doktor” suratını asla göremediğimiz bir mistik karakter olarak filmdeki rolünü tamamlıyor. Sırtından vurulmuş ama düşmanının yüzüne bakıp, alnından vurmuş biri olarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün ağardığında ise çatışma sona eriyor, karakol harap, sadece bir iki asker sağ olarak gözümüze çarpıyor. İşte filmin propagandasının manifesto sahneleri ile karşı karşıya kalıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlker Başbuğ'un , "Atatürk büstü ile ilişkisi"nden dolayı çok etkilendim" dediği asker, bir tarafa fırlamış olan büstü kucaklayıp seke,seke yamaçtaki kaidesine doğru taşımaya başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada karakolda görevli teğmenlerden biri yaralı olarak yerde kıvranan teröristin başına dikilip ateş edip etmemekte tereddüt ettiği noktada; terörist doğruluyor, kararlı ve onurlu gözlerle teğmene dik, dik bakıyor ve teğmen doğrulttuğu silahı kullanmaktan vazgeçip, büstü taşıyan askerle birlikte tükenmiş bir şekilde kaidenin mermerine oturuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölü terörist kahramanlaştırılıyor. Son sahnede; kucaklarında tuttukları Atatürk büstü ile bir zamanlarda büstün bulunduğu kaidenin mermerine çaresizce oturmuş iki Türk askerini ve onların önünde destansı ve kahramanca bir pozla ölmüş teröristi görüyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayrak propagandası ise müthiş,,, TC devleti TSK sanki karakola bayrak göndermiyormuş gibi, aciz bir Ordu görüntüsü altında sergileniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaki gönderde dalgalanan bayrak ise bütün film boyunca olduğu gibi yırtık bir şekilde dalgalanıyor. Telsizden bol, bol propaganda yapma fırsatı bulan “Doktor"un yırtık bayrak hakkında da bir çift sözü var:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"bizim buraların rüzgarına o bayrak dayanmıyor değil mi komutan"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizimkilerin sürekli yırtılan bayrak sorununa bulabildikleri çare ise, nasıl dikeceklerini bilemedikleri bayrağı "komutan emretti" diye dikmeye çalışan askerler ve tam da nasıl olduğu anlaşılmayan bir şekilde çarşafları çaya banıp yeni bayrak yapmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmde “kürt açılımı” unutulmamış. Açılıma uygun sahneler gözden kaçmıyor. Kürt askerin telsizden annesiyle Kürtçe konuşması; Türk ve Kürt askerin bayrağı birlikte göndere çekerken Türk askerin Kürt arkadaşına söylediği Kürtçe türkünün anlamını sorması gibi sahneler izleyiciye adapte edilmeye çalışılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk-Kürt kardeşliğine ve diyologlara diyeceğimiz yok. Burada PKK'nın propagandası yapılması beni ilgilendiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Nefes" ustaca kurgulanan sahneleri ve dili ile PKK'yı Türk Ordusu; teröristi Türk subayı ile eşleştiriyor. Seyircisine ise; sinirlerine hakim olamayan, çaresiz, beceriksiz ve amatör bir Türk subayı aracılığı ile teslimiyet ve çaresizlik tohumu aşılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yönü ile nefes "açılımın" kapanış sahnesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte en can alıcı nokta Türk askeri umutsuzca Atatürk'ün büstünü tepenin yamacında yuvarlandığı yerden tekrar tepeye taşımaya çalışırken; ölü de olsa PKK militanı zafer dolu bir duruşla büstün olmadığı kaidenin önünde poz veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komando komutanın tek bir kurşun atamadan şehit olduğu, neredeyse bütün birliğin karakolun içinde telef olduğu baskın filminin ardından TV’lerde izleyiciye görüşleri sorulduğunda ; "bulut sahneleri çok iyi, bulutları çok iyi kullanmışlar" diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulutları bilmem ama sinemayı, sinema dilinin propaganda gücünü ve bundan bihaber olanları çok iyi kullandıkları kesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EY TÜRK HALKI !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk askerinin ve şanlı TSK’ni ayaklar altına alan bu “ NEFES” filmini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alkışlamayın ve alkışlatmayın !"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Yılmaz Süzen&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-1565378561848212896?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/1565378561848212896/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=1565378561848212896' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/1565378561848212896'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/1565378561848212896'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2010/02/nefes.html' title='Nefes...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-3671748206497790618</id><published>2010-02-05T10:08:00.002+02:00</published><updated>2010-02-05T10:09:53.384+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Etme...</title><content type='html'>Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme&lt;br /&gt;Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme&lt;br /&gt;Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı&lt;br /&gt;Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme&lt;br /&gt;Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru&lt;br /&gt;Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme&lt;br /&gt;Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için&lt;br /&gt;Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi&lt;br /&gt;Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme&lt;br /&gt;Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan&lt;br /&gt;Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme&lt;br /&gt;Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan&lt;br /&gt;Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme&lt;br /&gt;Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer&lt;br /&gt;Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme&lt;br /&gt;Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi&lt;br /&gt;Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme&lt;br /&gt;Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize&lt;br /&gt;O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etme…&lt;br /&gt;Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle&lt;br /&gt;Huzurumu bozuyorsun sen mahvediyorsun etme&lt;br /&gt;Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı&lt;br /&gt;Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme&lt;br /&gt;İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil&lt;br /&gt;Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Şems'in gidişinden sonra Mevlana'nın ağzından dökülen sözler...&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-3671748206497790618?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/3671748206497790618/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=3671748206497790618' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/3671748206497790618'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/3671748206497790618'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2010/02/etme.html' title='Etme...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-2253835099707177323</id><published>2010-02-03T16:38:00.008+02:00</published><updated>2010-02-03T17:23:51.915+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Taş Parçaları...</title><content type='html'>I&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek tek dururken onlar&lt;br /&gt;Öbürü henüz yanına gelmemiş olanı çağırıyor:&lt;br /&gt;O ikisi yan yana, alt alta geldiklerinde &lt;br /&gt;Dünya böylece daha geniş oluyor &lt;br /&gt;Biri ötekine ateş sunuyor &lt;br /&gt;ve eski kitaptan çıkıp başka bir anlam &lt;br /&gt;oldukları gibi oluşlarını da beraberlerinde taşıyarak&lt;br /&gt;Çoook eski bir kitapta, ısınsın diye&lt;br /&gt;masalı tetikliyor&lt;br /&gt;ama yine de olduklarının ötesine taşan bir başka masal oluyor&lt;br /&gt;Öbürü, henüz yanına gelmemiş olanı çağırıyor:&lt;br /&gt;Büyü böylece büyü oluyor&lt;br /&gt;Öbürü henüz yanına gelmemiş olanı çağırıyor:&lt;br /&gt;masal mıydılar, soruyor…&lt;br /&gt;Maaaasssssssaaaaallllllllllllllll…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;II&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçerde tıkanan çığlık dışarda inliyor&lt;br /&gt;Sabaha karşı&lt;br /&gt;Uyku kabul etmiyor beni &lt;br /&gt;Dışardan bir yerden uzuuuuunnnnuzun&lt;br /&gt;Bir inilti kopuyor.&lt;br /&gt;İçimde zulümün duvarları. &lt;br /&gt;Uykuuuuuuuu &lt;br /&gt;alsana beni koynuna.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalktığımda, &lt;br /&gt;banyoya seyirttiğimde gözümden sesler boşanıyor.&lt;br /&gt;İçerde, &lt;br /&gt;sonra bu sessizce akan yaşlar senin, diyor. İçimin duvarlarında &lt;br /&gt;bu taşlar oturuyor,&lt;br /&gt;çıkaramadığım bir ses var, benden onu çıkarıyor, &lt;br /&gt;Taşın sessizliğinde:&lt;br /&gt;Kalın, ilkel, boşluğa doğru, gecenin kovuğundan &lt;br /&gt;dışşşşarı doğğğruuuu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni bu yalan dünyaya saldıııııııııııımmmmmmmmmmmm sonunda&lt;br /&gt;acıyor çoooooookkkkkkkkkkkkk,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;III&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madem arkandan ağlamamı bile çok gördün bana&lt;br /&gt;Al bu taşlar senin olsun... O halde ve bundan böyle&lt;br /&gt;Bütün davullar vursun, telleri kopsun sazların&lt;br /&gt;boşluğa bağırsınlar, birlikte;&lt;br /&gt;Kan kusacağız.&lt;br /&gt;Kan kusacağız.&lt;br /&gt;Madem dünya bunca zalim&lt;br /&gt;Madem yakışmıyor kalbimize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün davullar gümlesin&lt;br /&gt;Boşluktan gelen, boşluğu dolduranı&lt;br /&gt;Boşluğa böğüreni Vursunnnn.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak! nasıl kan kusuyor külde uyuyan&lt;br /&gt;Dünya görrrrsün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IV&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her kezim ben&lt;br /&gt;Küle ne öğretebilirse hayat, ancak&lt;br /&gt;Onu öğretti bana da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Ama... )&lt;br /&gt;Ben külün içinde çok uyumuşum.&lt;br /&gt;Ben külün içinde çok uyudum.&lt;br /&gt;Ben külün içinde çok uyudum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;V&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanmamı bekleme benden&lt;br /&gt;Ben ne çok yandım, biliyorsun.&lt;br /&gt;Yanamam ben yanamam&lt;br /&gt;yanamam küllerim uçuyor.&lt;br /&gt;Rüyamda sapladığın jiletler etimde&lt;br /&gt;Kanamıyor acımıyor.&lt;br /&gt;Acımıyor&lt;br /&gt;Bu dünya buz, bu buzzzzz&lt;br /&gt;zzzzzzzzzzzda&lt;br /&gt;Hiçbir şey acımıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar yalan, &lt;br /&gt;Yalan söylediklerim&lt;br /&gt;Yalan söylediklerin &lt;br /&gt;Bunlar ancak dünyaya yakışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küldüm ben zaten&lt;br /&gt;Küldüm zaten küldüm zaaaateeeen&lt;br /&gt;Kalmışsa eğer&lt;br /&gt;Külün içinde şimdi insanım &lt;br /&gt;uyanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya görsün şimdi.&lt;br /&gt;Bembeyazzzz &lt;br /&gt;dünyaaaaaaaaaaaa&lt;br /&gt;Yoluna baş koyup buzzzdaaaaaaa&lt;br /&gt;Kan kusanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VI&lt;br /&gt;ben seni hep sevgilim ben seni hep&lt;br /&gt;yüzünden geçen dalgalardan okudum.&lt;br /&gt;ellerine sevgi okudum gözlerine şefkat okudum&lt;br /&gt;annen seni inkar etmişti&lt;br /&gt;aldım etime dokudum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VII&lt;br /&gt;dünya ne ki sevgilim,&lt;br /&gt;benim sana yaptığım kubbe yanında?&lt;br /&gt;düşsün, olsun, bırak,&lt;br /&gt;içinde yıldızlar patlıyor.&lt;br /&gt;kolaydır inanmak kadar inanmamak da.&lt;br /&gt;ister sal kendini dünyaya, ister kal yanımda.&lt;br /&gt;her şeyden öte öyle sevdim ki ben seni&lt;br /&gt;yoluna baş koymak diyoruz&lt;br /&gt;biz barbarlar buna.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;X&lt;br /&gt;ey duymayan insanı,&lt;br /&gt;ey hayat dedikleri büyük kusur.&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ey kimselere değişmediğim&lt;br /&gt;ayrılığın neden bunca ağır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hani adalet?&lt;br /&gt;bir kasım' dan öteki kasım' a&lt;br /&gt;bir yanım kör bir yanım sağır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;XII&lt;br /&gt;şimdi bir masaldan bir peri&lt;br /&gt;sessizce dinlesin beni,&lt;br /&gt;alsın yorgun başımı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alsın cümlemi&lt;br /&gt;usulca kalbine koysun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;benim cümle taşıyacak halim yok&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;XVII&lt;br /&gt;omurgamı aldın benim.&lt;br /&gt;omurgamı aldın.&lt;br /&gt;omurgamı aldın.&lt;br /&gt;omurgamı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;niye?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;XIX&lt;br /&gt;Varla yok arasındayım&lt;br /&gt;Varla yok arasındayım&lt;br /&gt;Hep, varla yok arasındaydım.&lt;br /&gt;Zaten.&lt;br /&gt;Ben bilmedim ki&lt;br /&gt;niye teyelliyim, niye?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varla yok arasında&lt;br /&gt;Varla yok arasında&lt;br /&gt;Elimde bir kırık testi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimde bir kırık testi&lt;br /&gt;Nereye bırakayım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;XX&lt;br /&gt;Gitmek mi yitmektir kalmak mı artık bilmiyorum&lt;br /&gt;yerini yadırgayan eşyalar gibiydim ya ben hep&lt;br /&gt;ve inançlı, gitmenin bir şeyi değiştirmediğine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilemem, belki bu yüzden&lt;br /&gt;ben sana yanlış bir yerden edilmiş&lt;br /&gt;bir büyük yemin gibiydim.&lt;br /&gt;beni hep aynı yerimden yaralayan o eve&lt;br /&gt;yine de döneyim döneyim istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ah benim sesimle&lt;br /&gt;söylesem de, inanmazlar&lt;br /&gt;benzemiyor çünkü bir dile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;döndüğüm, döndüğüm ama döndüğüm&lt;br /&gt;döndüğüm bu sema sensin. döndüğüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sen benim kara ömrüme vuran&lt;br /&gt;suyumu harelendiren sevincimdin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onu sevebileceğinin en yücesiyle sevdin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;titreme daha fazla kalbim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bağışla kendini artık onu da ,&lt;br /&gt;bırak gitsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o senin en ezel gününden kaderin&lt;br /&gt;sen onu nasılsa bin kere daha seveceksin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;XXIV&lt;br /&gt;bir masal&lt;br /&gt;bir taş ağırlığında olabilir mi?&lt;br /&gt;olurmuş meğer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birlikte bir masala inanmak istedim&lt;br /&gt;ben seninle, sadece bu.&lt;br /&gt;sen beni tek&lt;br /&gt;tek&lt;br /&gt;tek&lt;br /&gt;bıraktın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;benim artık taş taşıyacak,&lt;br /&gt;taş kaldıracak, taş atacak&lt;br /&gt;halim mi var!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;XXII&lt;br /&gt;günler öylece kendi kendine geçsin diye&lt;br /&gt;bir camın arkasında durdum&lt;br /&gt;bana dokunmasın hiçbir şey&lt;br /&gt;hiçbir şey yarama merhem olmasın&lt;br /&gt;iyileşecekse, hiçbir şeysiz iyileşsin diye&lt;br /&gt;bir camın arkasında durup&lt;br /&gt;akan hayata ve zaman baktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilirdim, biliyordum, biliyorum,&lt;br /&gt;bittiğinde, geçtiğinde,&lt;br /&gt;azaldığında sızı, iyileştiğimde,&lt;br /&gt;o saman tadıyla karıştığında;&lt;br /&gt;her şey daha acı olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;XXXII&lt;br /&gt;ömrü gurbette geçenler gibiydim senin yanında&lt;br /&gt;duymadın mı, çok söyledim?&lt;br /&gt;o uzun gurbette,&lt;br /&gt;ben senin "adalet" dye dye nası unufak olduğunu&lt;br /&gt;gördüm.&lt;br /&gt;göre göre, duya duya,&lt;br /&gt;yine de bigane olarak her şeye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilmedin ki; ben senin gurbetinde delirmemek için&lt;br /&gt;kalbimin aklıyla ördüğüm bir yıldızlı kubbede&lt;br /&gt;yaşadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tecellinin içinde ecel durur sevgilim, görmedin mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adaletin içinde bir zalim oturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;XXXX&lt;br /&gt;sözde kalır sevgilim&lt;br /&gt;sözde kalır bütün sözler&lt;br /&gt;aşk çünkü, aşk çünkü kendine&lt;br /&gt;bir yol, bir ideoloji ister.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilirim, çöl rüzgârında çalıdır bazı yaşlar.&lt;br /&gt;sen sevgilim ilerde, biraz daha ilerde&lt;br /&gt;bir tarihe başlayacaksın, orası işte&lt;br /&gt;benim tarihimle başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve say, geriye doğru, tek tek&lt;br /&gt;sende kalsın şimdi al bu taşlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Birhan Keskin / Y'ol - Metis Yayınları&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-2253835099707177323?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/2253835099707177323/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=2253835099707177323' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/2253835099707177323'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/2253835099707177323'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2010/02/tas-parcalar.html' title='Taş Parçaları...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-2185430992418437028</id><published>2010-01-28T09:04:00.001+02:00</published><updated>2010-01-28T09:05:42.006+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorumsuz'/><title type='text'>Zaman Paradoksu...</title><content type='html'>George Carlin, Amerika`da 70 ve 80 li yılların bir komedyeni idi. Biraz ağzı bozuk olarak bilinirdi. 11 Eylül den (9-11) ve karısının ölümünden sonra şöyle yazmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih içinde zamanımızın paradoksunu şöyle sıralayabiliriz :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha yüksek binalarımız, ama daha kısa sabrımız var; daha geniş oto yollarımız, ama daha dar bakış açılarımız var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha çok harcıyoruz, ama daha az şeye sahibiz; daha fazla satın alıyoruz, ama daha az hoşnut kalıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha büyük evlerimiz, ama daha küçük ailelerimiz; daha çok ev gereçleri, ama daha az zamanımız var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha çok eğitimimiz, ama daha az sağduyumuz; daha fazla bilgimiz, ama daha az bilgeliğimiz var. Daha çok uzmanımız, ama yine de daha çok sorunumuz; daha çok ilacımız, ama daha az sağlığımız var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok fazla alkol ve sigara tüketiyoruz, çok savurganca para harcıyoruz, çok az gülüyoruz, çok hızlı araba kullanıyor, çok çabuk kızıyoruz, çok geç saatlere kadar oturuyor, çok yorgun kalkıyoruz, çok az okuyor, çok fazla TV izliyoruz ve çok ender şükrediyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mal varlıklarımızı çoğalttık, ama değerlerimizi azalttık. Çok konuşuyoruz, çok az seviyoruz ve çok sık nefret ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçimimizi sağlamayı öğrendik, ama yaşam kurmayı öğrenemedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamımıza yıllar kattık, ama yıllara yaşam katamadık. Aya gidip gelmeyi öğrendik, ama yeni komşumuzla karşılaşmak için caddenin karşısına geçmekte sorunumuz var. Dış Uzayı fethettik, ama iç dünyamızı edemedik. Daha büyük işler yaptık, ama daha iyi işler yapamadık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havayı temizledik, ama ruhumuzu kirlettik. Atoma hükmettik, ama önyargılarımıza edemedik. Daha çok yazıyoruz, ama daha az öğreniyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha çok plan yapıyoruz, daha az sonuca varıyoruz. Koşuşmayı öğrendik, ama beklemeyi öğrenemedik. Daha fazla bilgiyi depolamak, her zamankinden daha çok kopya çıkarmak için daha çok bilgisayarlar yapıyoruz, ama git gide daha az iletişim kuruyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman artık, hızlı hazırlanan ve yavaş sindirilen yiyeceklerin; büyük adamlar ve küçük karakterlerin; yüksek kârlar ve sığ ilişkilerin zamanıdır. Günümüz artık, iki maaşın girdiği ama boşanmaların daha çok olduğu, daha süslü evler, ama dağılmış yuvaların olduğu günlerdir. Bu günler, hızlı seyahatler, kullanılıp atılan çocuk bezleri, yok edilen ahlakî değerler, bir gecelik ilişkiler, obez bedenler ve neşelendirmekten sakinleştirmeye hatta öldürmeye kadar her şeyi yapabilen hapların olduğu günlerdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vitrinlerde her şeyin sergilendiği, ama depolarda hiçbir şeyin olmadığı bir zamandayız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle bir zaman ki teknoloji bu mektubu size getirebilir, siz bu içselliği ya paylaşmayı, ya da sil tuşuna basmayı seçebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşam, aldığımız nefes sayısıyla değil, nefesimizi kesen anların sayısıyla ölçülür. Paylaşmak özel ve güzeldir, yaşamı paylaşmak, özel gün ve anları paylaşmak, değer verip değerinizi bilen birileri olduğunu bilmek, onunla paylaşmak ne kadar lüks artık. Onu bulmak ve kaybetmemek, dostluğu, sevgiyi, hüznü paylaşmak, ne güzeldir tüm bunların tarihe karıştığı bir dönemde elde etmek ve yaşamak...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-2185430992418437028?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/2185430992418437028/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=2185430992418437028' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/2185430992418437028'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/2185430992418437028'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2010/01/zaman-paradoksu.html' title='Zaman Paradoksu...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-9065499264066422202</id><published>2010-01-26T10:49:00.005+02:00</published><updated>2010-01-26T12:28:25.281+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Ejder Kapanı...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/S17DYb4EJ6I/AAAAAAAAAe8/mq5ivvB8hvw/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 135px; DISPLAY: block; HEIGHT: 68px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5430993025222584226" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/S17DYb4EJ6I/AAAAAAAAAe8/mq5ivvB8hvw/s320/images.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Avatar'ı izlemeye gittiğimizde "Pek Yakında"ların arasında görmüştük filmin fragmanını. Sevgili kocam, kadroda &lt;em&gt;Uğur Yücel&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;Kenan İmirzalıoğlu&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;Nejat İşler&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;Berrak Tüzünataç&lt;/em&gt; olduğunu görünce daha o günden rezervasyon yaptırdı bana. Zaten şu ülkede bir Haluk Bilginer'i bir de Uğur Yücel'i, belki biraz da Şener Şen'i hiçbir şeyin yanına koyamayız biz, özellikle de sinemada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Daha öncede söylemiştim, Cinebonus'ları çok seviyoruz. Çok medeni ve yüksek standartta hizmet sunuyorlar. Lakin film öncesi reklamlar bizi bitiriyor ama kendileri bitmiyor da bitmiyor. Bu vesile ile afişinin bile önünden geçmemeye özen gösterdiğim Recep İvedik ve Kolpaçino gibi filmlerin de fragmanlarını izlemek zorunda kaldık. Bir kez daha tahammül sınırlarımın zorlandığını hissettim. Ancak salonda biz eziyet çekerken eğlenenlerinde oldukça fazla olduğunu eklemeden geçemeyeceğim. Malesef...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ejder Kapanı'na dönersek, seyir zevki yüksek bir film olduğunu söyleyebilirim, özellikle de aksiyon içeren bir türk filmi olarak. Konu çok hassas. Çocuklara tecavüzden mahkum olup sonrasında tahliye olmuş kişiler birer birer öldürülmeye başlar. Bu noktada vicdan ve ahlak muhasebesi devreye giriyor. Bir taraftan suçluyu yakalamaya çalışan polis teşkilatı diğer taraftan "Herkesin aklından geçeni yapıyor, Allah ondan razı olsun" diyerek katile alkış tutan kamuoyu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Aldığı kilolarla giderek Marlon Brando havasına bürünerek bambaşka bir oyunculuk dersi veren Uğur Yücel, Ezel'le ortalığı kasıp kavururken bambaşka bir kimliğe bürünmeyi becerebilmiş Kenan İmirzalıoğlu, ilk defa &lt;em&gt;"212"&lt;/em&gt; etkisinden kurtulmuş ama 5. dakikadan sonra kaybolan Ozan Güven, oyunculuğunu hiç tartışmayacağım Nejat İşler, senaryoya kurban gitmiş Ceyda Düvenci ve Beynelminel'in yönetmenliğindeki başarısını Emniyet Müdürü rolü ile döktüren Sırrı Süreyya Önder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Aksiyon sahneleri "bizden" beklenmeyecek kadar iyi, konu sağlam, senaryo malesef çoook daha iyi işlenebilecekken zayıf dolayısıyla açıkta ve havada kalmış konular var mesela Çerkez - Cavidan ilişkisi, oyunculuk ortalamanın üstünde. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-9065499264066422202?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/9065499264066422202/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=9065499264066422202' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/9065499264066422202'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/9065499264066422202'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2010/01/ejder-kapan.html' title='Ejder Kapanı...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/S17DYb4EJ6I/AAAAAAAAAe8/mq5ivvB8hvw/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-1491123330396966168</id><published>2010-01-15T10:38:00.005+02:00</published><updated>2010-01-15T12:04:42.490+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tiyatro'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yemek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dizi'/><title type='text'>Tek Tek Yazamadıklarım...</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;Kitap&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;-&lt;/em&gt; &lt;em&gt;Koloni / Jean Christophe Grange:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Tarih yazmamıştır ki bir Grange kitabını okumam 3-4 günden fazla sürsün. Lakin bu kitap gitmedi de gitmedi. Neden bilmiyorum. Belki 3 aydır elime alamadım, hala okunmayı bekleyen yüzelli küsur sayfam var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;- Gaia Teorisi / Maxime Chattam:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Grange'nin memleketlisi. Jashua Brolin üçlemesi olarak niteleyebileceğimiz ilk 3 kitap fena halde Grange etkisindeydi ancak ne olduysa yavaş yavaş bundan kurtuldu ve Gaia Teorisi ile bambaşka bit yerden bize merhaba dedi. Bu tarz kitaplardan isteyebileceğini herşeyi içeren bir roman. Takılmadan okuduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;- Başkasını Seviyorum / Ömer Özgüner:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; NTV'nin Genel Müdürü olduğu halde kitap arkasında "NTV'de Çalışıyor" yazabilecek kadar mütevazi bir kişiliğin ilk romanı. Mekanlar çok tanıdık, anlatım çok akıcı. Keyifle okudum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;- Kayıp Sembol / Dan Brown:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Al bir hayal kırıklığı daha. Sanırım Dan Brown'un tarzına "Da Vinci'nin Şifresi" ve "Melekler ve Şeytanlar" ile doymuşum. Bu üzerine detaylı Washington tanıtımı yapmanın dışında pek bişey eklemedi malesef.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;- Aşk / Elif Şafak:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Yemin ederim sırf Evroş yüzünden okumaya çalışıyorum. Ben ne zaman bu kitap akmıyor desem bana "Kızım deli misin, ülke nüfusunun 10 da 8'i okudu bunu" diyor. Şaka gibi, okudu evet hem de plajda yatarken. Bense Elif Şafak'ın dili ile bir türlü anlaşamıyorum. Hadi dönemsel ihtiyaçla türkçesi varken arapça ve farsça kelimeler kullanmasını anlıyorum! ama günümüzde Ella'yı anlatırken "Mamafih" gibi bir kelime benim tüm okuma ritmimi bozuyor. :(((&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;- Gece Evi Serisi:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Alacakaranlık sonrası sırf Miniş'in gazına okumaya çalışıyorum. Hani aldık boşa gitmesin mantığı. Tanrım bu kadar mı kötü olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;Tiyatro&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;- Rita'nın Şarkısı / DT: &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;Çetin Tekindor ve Tülay Günay oynuyor. Biraz uzun (2.10) ancak Tekindor'u sahnede izlemek ayrı bir keyif. Ucuz aşk romanları okumayı seven kuaför Rita'nın Dr. Frank'in verdiği edebiyat derslerini almaya başladıktan sonra yaşadığı süreç anlatılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;- Kraliçe Lear / Kenterler:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Kenterler'in salonu çok eskidir ve koltukları ile benim bacaklarım anlaşamaz dolayısıyla o sahneden mümkün olduğunca uzak durmaya çalışırım ancak bu oyunda kaçış olamadı. Çözümü önünde geçiş yeri bulunan 10. sıradan yer almakta bulduk, süper oldu. Oyunda 81'lik Yıldız Kenter, 17'lik Sedef Şahin ile oynuyor ve abartmıyorum Sedef Şahin, Yıldız Kenter'in önünde devleşiyor. Bu kadar mı rahat ve doğal oynanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;- Lüküs Hayat / Şehir Tiyatroları:&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; Dedimki bu oyun bir klasik, hala sergilenirken izlemekte fayda var. Ancak Kağıthane Sahnesi'nde, sanırım da ağırlıklı civarda oturanlarla izlemeye başladık. A diyorlar, bi kahkaha, B diyorlar bi kahkaha. Feciydi. Ayrıca Zihni Göktay'a saygım sonsuz ama ekiple yaş farkı çok açılmış, sırıtıyor. İlk perdenin sonuna doğru çömezi ile yaptığı konuşma ise bizi oyundan tamamen kopardı. &lt;em&gt;"Sen böyle bir yalı almak için Şehir Tiyatroları'nda kaç yıl çalışmalısın." &lt;/em&gt;Tamam hiciv ve taşlama olur ama oyunun gerçekliğinden de bu kadar kopmamak lazım diye düşünüyorum. İlk perdenin sonunda çıktık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;- Kod Adı Kongo / DT:&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; Şimdiye kadar izlediklerimizin arasında sezonun en kötü oyunu. Kötü oyunculuk, kötü metin. Arada zor kaçtık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;Dizi&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;- Six Feet Under: &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;İşleri Cenaze Organizatörlüğü olan bir ailenin hikayesi. Baba ilk bölümde ölüyor ve işler çocuklara kalıyor. Seattle'da yaşıyan büyük oğlan istemeye istemeye kardeşine yardım etmek için geri dönmek zorunda kalıyor. Küçük erkek kardeş dışarıdan çok disiplinli gözükmesine rağmen iç dünyası bambaşka, o bir gay. Kız kardeş ise sanatçı. Toplamda 5 sezon, ailenin tüm fertlerinin ve yakın çevrelerinin yaşadıkları tüm açıklığı ile izliyorsunuz. Şiddetle tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;- The Wire: &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;Polis teşkilatının, zencilerin ağırlıklı yaşadığı bir bölgedeki çeteyi çökertmek için yaptıklarını anlatıyor. Dil çok ağır ama bir süre sonra alışıyorsunuz. Kayda değer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;Film&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Kırık Kucaklaşmalar:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Klasik Almodovar tarzı bir film. Ancak bazı yerler çoooook eski türk filmi tadında. "Sana söylemediğim birşey daha var...." Görselliğini çok sevdim ve bir de Penolope Cruz'u. Bu kadın hep bu kadar güzel miydi yoksa bu filmde daha mı bi güzel olmuş, bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Invictus:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Clint Eastwood, her sene oskara aday olmazsa rahat uyuyamıyor sanırım. İyi koku alıyor, gündemi takip ediyor ve iyi işler çıkartıyor. Tam da Güney Afrika'daki Dünya Kupası öncesi, Mandela'nın salıverilip başa geçtiği dönemde yapılan Rugby Dünya Kupası'na katılacak Güney Afrika takımının yaşadığı süreç ve sporun topluluklar psikolojisi üzerindeki birleştirici etkileri üzerine güzel bir film. Başrollerde Morgan Freeman ve Matt Demon oynuyor. Ama bence oskar zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Up In the Air:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Hayatı seyahat ederek dolayısıyla da uçakta ve otelde geçen bir adamın kök salmak üzerine kendi içinde yaşadıkları. Başrolde George Clooney oynuyor. Bir insan gittikçe bu kadar yakışıklı olur mu yahu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Gir Kanıma:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Ne klasik bir vampir filmi ne de klasik korku. Çoook soğuk bir ülkede, iki çocuğun ilişkisi üzerine hisli bir film. Avrupa filmlerinin geneli gibi ağır tempoda ama sıcacık. Eleştirmenler yere göğe sığdıramıyor, bana göre o kadar da değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Law Abiding Citizen:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Son dönemde izlediğim en zekice kurgulanmış film.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Kuzey Yamacı:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; 1936 Olimpiyatları öncesinde İsviçre'nin Eider dağına Kuzey Yamacı'ndan çıkmaya çalışan 2 dağ komandosunun hikayesi. Bir tarafta Nazizm, diğer tarafta zevk ve sefaya karşılık imkansızlıklar. Çetin bir hayatta kalma mücadelesi. Gerçek hikaye.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-1491123330396966168?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/1491123330396966168/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=1491123330396966168' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/1491123330396966168'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/1491123330396966168'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2010/01/tek-tek-yazamadklarm.html' title='Tek Tek Yazamadıklarım...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-2817624510237286062</id><published>2010-01-13T14:00:00.008+02:00</published><updated>2010-01-13T14:28:45.220+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tiyatro'/><title type='text'>Kabare...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/S0278HwsvOI/AAAAAAAAAe0/FwxPfwzZplA/s1600-h/kabare1.gif"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 234px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5426199767601167586" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/S0278HwsvOI/AAAAAAAAAe0/FwxPfwzZplA/s320/kabare1.gif" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yıllar önce Lisa Minelli'nin başrolünü oynadığı sinema versiyonunu izlemiştim ancak aklımda da pek bişey kalmamış. Geçen sene Şehir Tiyatroları'nda sergilenmeye başlandı. Çok sezon sonuydu, açıkçası kaale almadık. Bu sene de, geçen haftaya kadar, bir türlü zamanlamayı ve sahneyi tutturamamıştık. Ancak cumartesi günü Üsküdar'da izleme şerefine eriştik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Peşin peşin söyleyeyim. Oyun 2 saat 40 dk sürüyor ve bizim bu sezon izlediğimiz en iyi oyun. Değil sıkılmak, bitmesin diye dua ediyorsunuz. Müzikler, kostümler, metin ve başta MC'yi oynayan Mert Turak olmak üzere oyunculuk süper.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bilmeyenler için hikaye kısaca şöyle: İkinci dünya savaşı öncesi, Nazizmin yükselişe geçtiği yıllarda Almanya'da bir kulüp. Yazı yazmak için farklı bir ortam ararken orlara düşmüş bir Amerikalı. Kit Kat Kulübün dillere destan dansçısı Sally. İhtiras, para, siyaset, eğlence, belki aşk ve tercihler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Oyun ülkemizde ilk defa sahneleniyor. Her ay farklı bir yerde sahne alıyor. Üsküdar'da biraz &lt;em&gt;"müslüman mahallesinde salyangoz satar"&lt;/em&gt; gibi oluyorlar ama yapacak bişey yok. Sahne orada :)) Bir şekilde fırsat yaratın ve kesinlikle kaçırmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ve unutmayın...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;"Yalnız kalmanın neresi iyi&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Gel de müzik dinle&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Hayat bir kabare dostum&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Kalk gel kabareye&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bırak kitabı, dikişi nakışı,&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Hazır ol tatile&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Hayat bir kabare dostum&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Kalk gel kabareye"&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-2817624510237286062?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/2817624510237286062/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=2817624510237286062' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/2817624510237286062'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/2817624510237286062'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2010/01/kabare.html' title='Kabare...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/S0278HwsvOI/AAAAAAAAAe0/FwxPfwzZplA/s72-c/kabare1.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-7996469481514785174</id><published>2010-01-08T16:00:00.001+02:00</published><updated>2010-01-08T16:01:33.488+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Çok Sevmezsen, Çok Acımazsın / Can Yücel...</title><content type='html'>Çok sevmezsen, çok acımazsın.&lt;br /&gt;Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.&lt;br /&gt;"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.&lt;br /&gt;Demeyeceksin işte.&lt;br /&gt;Yaşarsın çünkü.&lt;br /&gt;Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.&lt;br /&gt;Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve zaten genellikle o daha az sever seni,&lt;br /&gt;Senin onu sevdiğinden.&lt;br /&gt;Çok sevmezsen, çok acımazsın.&lt;br /&gt;Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.&lt;br /&gt;Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.&lt;br /&gt;Senin değillermiş gibi davranacaksın.&lt;br /&gt;Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de&lt;br /&gt;korkmazsın.&lt;br /&gt;Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.&lt;br /&gt;Çok eşyan olmayacak mesela evinde.&lt;br /&gt;Paldır küldür yürüyebileceksin.&lt;br /&gt;İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,&lt;br /&gt;Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.&lt;br /&gt;Gökyüzünü sahipleneceksin,&lt;br /&gt;Güneşi, ayı, yıldızları...&lt;br /&gt;Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.&lt;br /&gt;"O benim." diyeceksin.&lt;br /&gt;Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin...&lt;br /&gt;Mesela gökkuşağı senin olacak.&lt;br /&gt;İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait&lt;br /&gt;olacaksın.&lt;br /&gt;Mesela turuncuya, yada pembeye.&lt;br /&gt;Ya da cennete ait olacaksın.&lt;br /&gt;Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.&lt;br /&gt;Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem&lt;br /&gt;de hep senin kalacakmış gibi hayat.&lt;br /&gt;İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Can Yücel&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-7996469481514785174?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/7996469481514785174/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=7996469481514785174' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/7996469481514785174'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/7996469481514785174'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2010/01/cok-sevmezsen-cok-acmazsn-can-yucel.html' title='Çok Sevmezsen, Çok Acımazsın / Can Yücel...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-5592447612894364807</id><published>2010-01-04T11:20:00.005+02:00</published><updated>2010-01-04T11:44:40.626+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Film'/><title type='text'>Yahşi Batı...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Hani her yazdığı kitabı mutlaka alıp okuduğum yazarlar gibi, Cem Yılmaz'da her yaptığı işi takip etmeye çalıştığım kişiler arasında-ydı. Yılın ilk günü baktık "Yahşi Batı" vizyona giriyor, dedik gitmek lazım. Gittik, Capacity'deki salonda aldık her zamanki yerimizi ancak sonuç bana göre hüsran.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Cem Yılmaz, şakşakçıları aksini söylese de, Stand-up'larındaki tarzından ve karakter olarak da aşağı yukarı Gora'daki Arif'in etrafında dönmekten bir türlü kurtulamıyor. Keza Ozan Güven'de hep biraz 212.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Espriler klasik Cem Yılmaz. Allah için kelimelerle güzel oynuyor ancak neden bu sefer Recep İvedik seviyesinde dolaşmış veya dolaşmak zorunda kalmış anlamak mümkün değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Özellikle dekor ve kostümlere çok para harcamışlar, güzel de olmuş. Hoş detaylar yakalayabiliyorsunuz arada. Ama bir yerden sonra üstüste sıralanan klişeler beni yoruyor malesef. Aaa bi de jenerik hoş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Filmde çok değişik karakterler var ancak bence kısa rollerine rağmen Demet Tuncer, Uğur Polat ve elbette Zafer Algöz diğerlerinden açık ara önde. Hele ki Zafer Algöz. Son dönemde Kurtlar Vadisi'nde izlediğimiz Yalçın Yıldız ile uzaktan yakından alakası olmayan bambaşka bir karakter yaratmış Kasaba'nın Şerifi ile. Süper.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hiç abartmadan şöyle söyleyeyim, uzun tanıtım filmini izlemeniz olayın bütününü kavramanız için yeterli. zaten bütün kilit espriler, detaylar oarada mevcut, gerisi paranızı boşa harcamak olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Zaten geçen hafta tüm ekipçe Avatar'ı izledikten sonra film yapmayı bırakıp tekstil işine girmeye karar vermiş. Hani o kadar olmasa bile sinemayı bırakıp sadece stand-up yapsa da olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Son olarak şöyle söyleyebilirim, Cem Yılmaz'ın filmatografisi benim için bu filmle bitmiştir. Bundan sonrakileri yayınlarlarsa televizyonda seyrederim, o kadar.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-5592447612894364807?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/5592447612894364807/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=5592447612894364807' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/5592447612894364807'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/5592447612894364807'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2010/01/yahsi-bat.html' title='Yahşi Batı...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-7512559007713691913</id><published>2009-12-30T16:11:00.003+02:00</published><updated>2009-12-30T16:18:22.318+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorumsuz'/><title type='text'>Hayattan Ne Öğrendim...</title><content type='html'>Sonsuz bir karanligin içinden dogdum.&lt;br /&gt;Isigi gördüm, korktum.&lt;br /&gt;Agladim.&lt;br /&gt;Zamanla isikta yasamayi ögrendim..&lt;br /&gt;Karanligi gördüm, korktum.&lt;br /&gt;Gün geldi sonsuz karanliga ugurladim sevdiklerimi...&lt;br /&gt;Agladim.&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;Yasamayi ögrendim.&lt;br /&gt;Dogumun, hayatin bitmeye basladigi an oldugunu;&lt;br /&gt;Aradaki bölümün, ölümden çalinan zamanlar oldugunu ögrendim.&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;Zamani ögrendim.&lt;br /&gt;Yaristim onunla...&lt;br /&gt;Zamanla yarisilmayacagini, zamanla barisilacagini, zamanla ögrendim...&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;Insani ögrendim.&lt;br /&gt;Sonra insanlarin içinde iyiler ve kötüler oldugunu...&lt;br /&gt;Sonra da her insanin içinde iyilik ve kötülük bulundugunu ögrendim.&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;Sevmeyi ögrendim.&lt;br /&gt;Sonra güvenmeyi....&lt;br /&gt;Sonra da güvenin sevgiden daha kalici oldugunu,sevginin güvenin saglam zemini üzerine kuruldugunu ögrendim.&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;Insan tenini ögrendim.&lt;br /&gt;Sonra tenin altnda bir ruh bulundugunu...&lt;br /&gt;Sonra da ruhun aslinda tenin üstünde oldugunu ögrendim.&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;Evreni ögrendim.&lt;br /&gt;Sonra evreni aydinlatmanin yollarini ögrendim.&lt;br /&gt;Sonunda evreni aydinlatabilmek için önce çevreni aydinlatabilmek gerektigini ögrendim.&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;Ekmegi ögrendim.&lt;br /&gt;Sonra baris için ekmegin bolca üretilmesi gerektigini...&lt;br /&gt;Sonra da ekmegi hakça ülesmenin, bolca üretmek kadar önemli oldugunu ögrendim.&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;Okumayi ögrendim.&lt;br /&gt;Kendime yaziyi ögrettim sonra...&lt;br /&gt;Ve bir süre sonra yazi, kendimi ögretti bana....&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;Gitmeyi ögrendim.&lt;br /&gt;Sonra dayanamayip dönmeyi...&lt;br /&gt;Daha da sonra kendime ragmen gitmeyi...&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;Dünyaya tek basina meydan okumayi ögrendim genç yasta...&lt;br /&gt;Sonra kalabaliklarla birlikte yürümek gerektigi fikrine vardim.&lt;br /&gt;Sonra da asil yürüyüsün kalabaliklara karsi olmasi gerektigine aydim.&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;Düsünmeyi ögrendim.&lt;br /&gt;Sonra kaliplar içinde düsünmeyi ögrendim.&lt;br /&gt;Sonra saglikli düsünmenin kaliplari yikarak düsünmek oldugunu ögrendim.&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;Namusun önemini ögrendim evde...&lt;br /&gt;Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk oldugunu;&lt;br /&gt;gerçek namusun, günah elinin altindayken, günaha el sürmemek oldugunu ögrendim.&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;Gerçegi ögrendim bir gün...&lt;br /&gt;Ve gerçegin aci oldugunu...&lt;br /&gt;Sonra dozunda acinin, yemege oldugu kadar hayata da lezzet kattigini ögrendim.&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;Her canlinin ölümü tadacagini,&lt;br /&gt;ama sadece bazilarinin hayati tadacagini ögrendim.&lt;br /&gt;********&lt;br /&gt;Ben dostlarımı ne kalbimle nede aklımla severim.&lt;br /&gt;Olur ya ...&lt;br /&gt;Kalp durur ...&lt;br /&gt;Akıl unutur ...&lt;br /&gt;Ben dostlarımı ruhumla severim.&lt;br /&gt;O ne durur, ne de unutur ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Mevlana&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-7512559007713691913?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/7512559007713691913/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=7512559007713691913' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/7512559007713691913'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/7512559007713691913'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/12/hayattan-ne-ogrendim.html' title='Hayattan Ne Öğrendim...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-294617821307159367</id><published>2009-12-30T13:10:00.009+02:00</published><updated>2009-12-30T14:16:06.806+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Avatar'dan Çıktım Yola...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;İnanın haftasonundan beri sırf Hıncal Uluç bu filmi izleyip yazacak mı? Acaba yazdıkları benim kendisi ile ilgili fikirleri desteyecek nitelikte mi olacak? diye bekledim ve evet bugün Avatar'ı &lt;a href="http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/uluc/2009/12/30/avatar_bir_saat_yeterdi"&gt;&lt;strong&gt;yazdı&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt; ve evet beni şaşırtmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;O konuya aşağıda tekrar döneceğim ama peşin peşin söyleyeyim James Cameron 10 senede, 400 milyon dolar harcayarak yaptığı bu film bir sanat şaheseri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Konu belki biraz klasik hatta klişe. Dünyayı yiyip bitiren insanoğlu dünyaya 5 yıl uzaktaki Pandora'yı, küçücük bir parçası bile çoook para eden bir maden uğruna istila ediyor. Ancak gezegenin yerli halkı Na'vi'ler bizim yamyamlara pek de papuç bırakmak istemiyor haliyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Filmde oldukça büyük bir zeka ve emek var. Mesela sıfırdan Na'vice yaratmışlar. Bir sürü değişik hayvan ve bitki türü. Tüm gezegen bir renk cümbüşü. Sadece bizimkilerin gezegende kullandıkları araçlar biraz takoz sanki sanayide toplanmış gibi bir halleri var. Oraya az mesai mi harcanmış bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Film iki buçuk saatten fazla sürüyor. Normalde bizim seansın bittiği saatlerde (00.45) 3. uykusunda olan ben tüm film boyunca gözümü bile kırpmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Avatar'da kapitalizm var, vandalizm var, duygusallık var, umut var, umutsuzluk var, aşk var, inanç var, din var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu filmi dvd'den izleyemezsin. Televizyonda izleyemezsiniz. İzleseniz de gerçek güzelliğini algılayamayabilirsiniz. O yüzden eliyüzü düzgün bir sinemada, ortaboy mısırınız eşliğinde real 3D versiyonunu izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dönelim yukarıdaki Hıncal Uluç konusuna. Kendisini yıllardır okuyorum. Bir çok konu hakkındaki farkındalığımı arttırdığını söyleyebilirim. Ancak son 2-3 yıldır okuyucusu olarak öyle hissediyorum ki, hem kendisi üzerine bişey eklemiyor hem de benim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bir kere ülke gerçeklerinden çok uzak. Haftada en az 3-4 defa bir gösteri, konser, film tavsiye ediyor. Onun için çok güzel ama bilet fiyatlarından kesin haberi yok. Bu eleştiri kendisine yöneltildiğinde başlıyor "Biz Ankara'da mülkiye'de okurken, yemez içmez, gideceğimiz yere yürüyerek gider, muhakkak şunu bunu yapar, izlerdik". Bunun günümüzde ne kadar irrasyonel olduğunu bilmem anlatmama gerek var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Artık özellikle onun yazdığı hiçbir film ve kitap eleştrisini okumuyorum çünkü resmen en ince ve önemli detayına kadar anlatıyor. E ne anladım ben bu işten. Nerede kaldı heyecan, nerede kaldı olayın sürpriz bölümleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bir de artık kamuoyunu ters köşeye yatırmak gibi bir misyonu olduğunu düşünüyorum. Yılmaz Erdoğan'ın son filmi Neşeli Hayat'ı adamın başyapıtı yaptı, yere göğe koyamadı, bir gittik, resmen hayal kırıklığı. Bana göre Vizontele'nin tırnağı olamaz. Kötü mü? değil ancak yeni bişey yok. Yıllarca Kemal Sunal veya Şener Şen tarafından işlenmiş, zavallı adam hikayesinin bir versiyonu sadece. Olağanüstü kötü yeğen Ersin Korkut'un yanında Yılmaz Erdoğan, Büşra Peki ve özellikle Cezmi Baskın müthiş oynamış ama bir daha seyreder misin deseniz, ı-ııh. ha bir de demişti ki, tanınmamış oyuncularla çalışmış. Hadi maç vardı ÇGH'leri izleyemedin, Mutfak'tada mı izlemedin, gazetede okumadın. Tüm kadro filmdeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bugün de Avatar'ı yazmış. Bir saat yeterdi bu filme diye. Bu kadar bilgisayar animasyonu olunca insan 2012'deki gibi muhteşem sahneler bekliyormuş. Ayol biz o filmi gülmekten izleyemedik. Olağan üstü zorlama, klişenin tavan yaptığı bir eziyet silsilesiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Çok dağıldı ama yazının özeti şu: Bence, &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Avatar&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; muhteşem kaçırmayın, &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Neşeli Hayat'ı&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; seyredin ama yeni bişey beklemeyin, &lt;strong&gt;&lt;em&gt;2012&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;'den uzak durun, Hıncal Uluç'un kitap ve film tavsiyelerini okumayın.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-294617821307159367?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/294617821307159367/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=294617821307159367' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/294617821307159367'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/294617821307159367'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/12/avatardan-cktm-yola.html' title='Avatar&apos;dan Çıktım Yola...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-2038359757733140134</id><published>2009-12-24T11:07:00.004+02:00</published><updated>2009-12-24T11:56:38.927+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>2010 Kültür Başkenti İstanbul...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Hani bu aralar "miş miş te mış mış" diye de bir şarkısı olan bir reklam var, işte İstanbul'un Avrupa Kültür Başkenti olma hikayesi de biraz öyle, miş miş te mış mış.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;Avrupa Kültür Başkenti fikri ilk kez 1985 yılında dönemin Yunanistan Kültür Bakanı Melina Mercouri tarafından ortaya atılmış. Aynı yıl Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi projenin kapsamını belirlemiş ve uygulamaya koymuş. 1985'ten 2000 yılına kadar Avrupa Birliği'ne üye olan ülkelerin kentlerinden biri Avrupa Kültür Başkenti olarak seçilmiş. 2000 yılına gelindiğinde, yeni binyıl nedeniyle Avrupa Kültür Başkenti unvanı hem birden fazla kente, hem de AB Adayı olan ülkelerin kentlerine verilmeye başlanmış. Liste şöyle: &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;1985 Atina -Yunanistan&lt;br /&gt;1986 Floransa -İtalya&lt;br /&gt;1987 Amsterdam -Hollanda&lt;br /&gt;1988 Berlin -Almanya&lt;br /&gt;1989 Paris -Fransa&lt;br /&gt;1990 Glasgow -İskoçya&lt;br /&gt;1991 Dublin -İrlanda&lt;br /&gt;1992 Madrid -İspanya&lt;br /&gt;1993 Anvers -Belçika&lt;br /&gt;1994 Lizbon -Portekiz&lt;br /&gt;1995 Lüksemburg&lt;br /&gt;1996 Kopenhag -Danimarka&lt;br /&gt;1997 Selanik -Yunanistan&lt;br /&gt;1998 Stockholm -İsveç&lt;br /&gt;1999 Weimar -Almanya&lt;br /&gt;2000 Avignon -Fransa, Bergen -Norveç, Bologna -İtalya, Brüksel -Belçika, Helsinki -Finlandiya, Krakov -Polonya, Reykjavik -İzlanda, Prag -Çek Cumhuriyeti, Santiago de Compostela -İspanya&lt;br /&gt;2001 Porto -Portekiz, Rotterdam -Holanda&lt;br /&gt;2002 Bruges -Belçika&lt;br /&gt;2003 Salamanca -İspanya, Graz -Avusturya&lt;br /&gt;2004 Genova -İtalya, Lille -Fransa&lt;br /&gt;2005 Cork -İrlanda&lt;br /&gt;2006 Patras -Yunanistan&lt;br /&gt;2007 Lüksemburg, Sibiu -Romanya&lt;br /&gt;2008 Liverpool -İngiltere, Stavanger -Norveç&lt;br /&gt;2009 Linz -Avusturya &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yukarıdaki listeden de görebileceğiniz gibi, Avrupa'da neredeyse kent kalmadığı için 2010 yılının Kültür Başkenti İstanbul oldu. Yani büyütülecek bişey değil. Hatta ben olsam Sibiu veya Cork'tan sonra gelen bir ünvanı, sağolun ben almayayım diye reddederdim.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Diğer taraftan bu kadar kötü hazırlanmış bir reklam kampanyası ile adamları bize sona bıraktıkları için haklı çıkartır nitelikteyiz. Hiç denk geldiniz mi bilmiyorum ama "Yeniden bak" sloganlı kampanya bir felaket. İstanbul'lular Kız Kulesi, Galata Kulesi ve Haydarpaşa İstasyon Binası'nı farklı bir gözle yeniden görüyor. Ama nedense Haydarpasa İstasyonu Taksim'de AKM'nin yerinde. Nasıl yani?? &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;"4 Elementin Kenti" İstanbul konsepti için açıklama şöyle: &lt;em&gt;"İstanbul, yüz binlerce yıllık tarihinde, üç büyük imparatorluğun başkenti, üç semavi dinin, birçok medeniyetin buluşma noktası ve en önemlisi çağlar boyunca birlikte yaşam kültürünün hayat bulduğu bir kent. Biz de yaşamın sırlarını simgeleyen 4 elementi bu kentin özellikleriyle birleştirdik ve projeleri Toprak, Hava, Su ve Ateş elementleriyle temsil ettik. Dedik ki: İstanbul, '4 Elementin Kenti' başlıklı dosyasıyla, kendi gerçeğini görerek dünyayla bütünleşsin. Kendisini çağlar ötesine taşıyacak yeni kültürel projelere imza atarken İstanbul’un adı toprak, hava, su ve ateş kadar vazgeçilmez olsun..."&lt;/em&gt; Buna hele hiç söyleyecek bişeyim yok, neresinden tutsam elimde kalıyor.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-2038359757733140134?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/2038359757733140134/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=2038359757733140134' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/2038359757733140134'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/2038359757733140134'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/12/2010-kultur-baskenti-istanbul.html' title='2010 Kültür Başkenti İstanbul...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-8981448820191404156</id><published>2009-12-16T10:38:00.003+02:00</published><updated>2009-12-16T10:41:43.078+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Herkes Öldürür Sevdiğini...</title><content type='html'>kulak verin sözlerime iyice, &lt;br /&gt;herkes öldürebilir sevdiğini &lt;br /&gt;kimi bir bakışıyla yapar bunu, &lt;br /&gt;kimi dalkavukça sözlerle, &lt;br /&gt;korkaklar öpücük ile öldürür, &lt;br /&gt;yürekliler kılıç darbeleriyle! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kimi gençken öldürür sevdiğini &lt;br /&gt;kimileri yaşlı iken öldürür; &lt;br /&gt;şehvetli ellerle öldürür kimi &lt;br /&gt;kimi altından ellerle öldürür; &lt;br /&gt;merhametli kişi bıçak kullanır &lt;br /&gt;çünkü bıçakla ölen çabuk soğur. &lt;br /&gt;kimi aşk kısadır, kimi uzundur, &lt;br /&gt;kimi satar kimi de satın alır; &lt;br /&gt;kimi gözyaşı döker öldürürken, &lt;br /&gt;kimi kılı kıpırdamadan öldürür; &lt;br /&gt;herkes öldürebilir sevdiğini &lt;br /&gt;ama herkes, öldürdü diye ölmez!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yet each man kills the thing he loves&lt;br /&gt;by each let this be heard,&lt;br /&gt;some do it with a bitter look,&lt;br /&gt;some with a flattering word,&lt;br /&gt;the coward does it with a kiss,&lt;br /&gt;the brave man with a sword!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;some kill their love when they are young,&lt;br /&gt;and some when they are old;&lt;br /&gt;some strangle with the hands of lust,&lt;br /&gt;some with the hands of gold:&lt;br /&gt;the kindest use a knife, because&lt;br /&gt;the dead so soon grow cold.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;some love too little, some too long,&lt;br /&gt;some sell, and others buy;&lt;br /&gt;some do the deed with many tears,&lt;br /&gt;and some without a sigh:&lt;br /&gt;for each man kills the thing he loves,&lt;br /&gt;yet each man does not die.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oscar wilde&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-8981448820191404156?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/8981448820191404156/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=8981448820191404156' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/8981448820191404156'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/8981448820191404156'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/12/herkes-oldurur-sevdigini.html' title='Herkes Öldürür Sevdiğini...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-6984408666065545662</id><published>2009-11-20T14:38:00.014+02:00</published><updated>2009-11-20T15:57:21.383+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sergi'/><title type='text'>"Yüksel Arslan" Santralİstanbul'da...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;İstanbul şu aralar çok seçkin sergilerle, yeni jenerasyon tabiri ile, "yıkılıyor". İstanbul Modern'de &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Sarkis - Site&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;, Pera Müzesi'nde &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Chagall,&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Santralİstanbul'da &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Yüksel Arslan&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; ve Sabancı Müzesi'nde &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Osmanlı Dönemi'nde Venedik ve İstanbul&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Havanın güzel olduğu günü özellikle Yüksel Arslan'a ayırmanızı, Santralİstanbul''da, 3 kata yayılmış sergiyi gezdikten sonra muhteşem bahçesindeki iki restauranttan - ki biz, ben Tamirane'ye küs olduğum için, Otto Santral'i tercih ettik ve çok keyifli bir yemek yedik - birinde yemeğinizi yiyip, ferah ortamda yeşilin, güneşin ve temiz havanın tadını çıkartmanızı tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yabancı olanlar için kısa bir Yüksel Arslan girişi yapmak gerekirse, kendisi 1933'te Eyüp'te dünyaya gelmiş. Çocukluğundaki en büyük zevki bilimum haşeratın seks hayatını incelemekmiş. Bundan sonra tüm hayatı boyunca çok ama çok okumuş. İstanbul Erkek Lisesi'ni bitirdikten sonra serginin giriş sloganını da oluşturan "Kat edilmiş yolların dışında da ressam olunabilir" diyerek Akademi'ye gitmek yerine İstanbul Üniversitesi'nde Sanat Tarihi okuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar içinde kimselerinkine benzemeyen tamamen kendine özgü bir tarz yaratıyor ve "art" ile "peinture" kelimelerini çiftleştirerek, tarzın adını koyuyor, &lt;strong&gt;"Arture". &lt;/strong&gt;Eserlerinde tamamen doğal malzemeler kullanıyor. Bildiğimiz boyalar yerine toprak, kan, çiş, bal, yumurta akı, yağ, kemik tozu ve iliği, rendelenmiş sabun, tütün suyu ve çay karıştırarak hazırladıklarını kullanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuyor etkileniyor ve bu etkiler sanatının dönemlerini belirliyor. "Artur(c)", "Kapital", "Kapital'in Güncelleştirilmesi", "Etkiler", "Autoartures", "İnsan", "Yeni Etkiler" ...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Sergiyle ilgili şahsi görüşüme gelirsek, genel olarak enteresan buldum. İlk dönem eskizleri daha çok ilk çağ insanlarının duvar resimleri gibi. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 216px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5406179003333717474" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SwabKQ3hreI/AAAAAAAAAeM/Avdro3rN0O0/s320/0040.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Biz özellikle "Kapital" serisine bayıldık, bayıldık. Ölçek, detaylar, sembolizm, alaycılık ve renklerdeki kasvet çok etkiledi bizi.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 294px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5406181182314673026" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SwadJGNEc4I/AAAAAAAAAes/gJtW0nvY8Tk/s320/0181.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5406180261376283090" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SwacTfcP0dI/AAAAAAAAAeU/oEAB4B2kGUY/s320/0156.jpg" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Diğer taraftan çocukken haşeratlar, sonrasında da insanlar üzerinde yaptığı gözlemlerle oluşturduğu haşerat ve insanların seks hayatları ve cinsellikleri ile ilgili eserlere, nasıl bir beyin olaylara böyle yaklaşabilir açısından saygı duysak da bize biraz fazla geldi.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;1961'den beri Fransa'da yaşayan Yüksel Arslan'ın en kapsamlı sergisiymiş bu. Her ne kadar ülkemizi yetiştirdiği dünya çapındaki nadir sanatçılarından biri olsa da genel ortalamamız göz önünde bulundurulduğunda herkese hitap etmeyecek yönleri bulunsa da, fırsat varken mutlaka görülmesi gerektiğini düşünüyorum. 21 Mart 2010'a kadar Santralİstanbul Büyük Salon'da. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-6984408666065545662?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/6984408666065545662/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=6984408666065545662' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/6984408666065545662'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/6984408666065545662'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/11/yuksel-arslan-santralistanbulda.html' title='&quot;Yüksel Arslan&quot; Santralİstanbul&apos;da...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SwabKQ3hreI/AAAAAAAAAeM/Avdro3rN0O0/s72-c/0040.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-7118286646928306599</id><published>2009-10-28T10:04:00.003+02:00</published><updated>2009-10-28T10:15:48.528+02:00</updated><title type='text'>Atatürk'ün İzinden Gitmek...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Suf7G-kz4XI/AAAAAAAAAd8/BD_vqNl7wgU/s1600-h/genel_siyaset2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5397558775722008946" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 203px; CURSOR: hand; HEIGHT: 97px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Suf7G-kz4XI/AAAAAAAAAd8/BD_vqNl7wgU/s320/genel_siyaset2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Başbakan'ın "Atatürk'ün İzinden Gitmek" eylemini tamamen yanlış anladığı bir kez daha ortaya çıktı. Eylemi kendine göre yorumladı ve içindeki egoya, çevresindekilerin de gazına yenik düşerek yukarıda gördüğünüz pozu verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yazmış &lt;em&gt;Baş Öğretmen!!!,&lt;/em&gt; "Akademi için ders zili çalıyor." Vallahi bıravo, demek latin harfleri ile de okuyup yazabiliyormuş.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;Hiç mi bir aklıselim çıkmadı, söyle - ye - medi, "Efendim, tam da 29 Ekim haftası, bu fotoğraf abes kaçar, yanlış anlaşılır, hepsini bırakın çok komik kaçar?" Demek ki söylememiş, yazık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Bu çirkin vesile ile, Atam seni bir kez daha saygıyla anıyorum, kemiklerin sızlasa da nur içinde yat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5397561159848184418" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 216px; CURSOR: hand; HEIGHT: 183px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Suf9RwIySmI/AAAAAAAAAeE/fVSxvd36idg/s400/egik_el_yazisi_ataturk.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-7118286646928306599?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/7118286646928306599/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=7118286646928306599' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/7118286646928306599'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/7118286646928306599'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/10/ataturkun-izinden-gitmek.html' title='Atatürk&apos;ün İzinden Gitmek...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Suf7G-kz4XI/AAAAAAAAAd8/BD_vqNl7wgU/s72-c/genel_siyaset2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-3417361583929109896</id><published>2009-10-26T14:44:00.005+02:00</published><updated>2009-10-26T15:20:50.103+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yemek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Reklamın İyisi Kötüsü ve Burger King...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Reklamın iyisi kötüsü olmaz diyorlar ya, bence kesinlikle yanılıyorlar. Evet belki kötüsüne sinirleniyoruz ama yine de marka farkındalığı yaratılıyor diye düşünenler, özünde halt etmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Pepsi'yi zaten tercih etmezdim, dolayısıyla Seda Sayan'lı reklamıyla, bence, kendini imaj olarak Cola Turka'nın bile altına çekmiş olmasıyla çok ilgilenmedim. Sadece Pepsi için üzüldüm. Ancak Burger King'in o iki salak sarışınla yaptığı reklam beni bitirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Reklam metinleri aklımda kaldığı kadarıyla şu düzeyde (Evet malesef aklımda kaldı :((: &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;- Nuggets, adını tavukların gıdaklamasından almış.&lt;br /&gt;- Aaaaa, bi yaşıma daha girdim.&lt;br /&gt;- İnanmıyorum, bugün senin doğumgünün mü?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;***&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;-Ay bu kadar tavuğu nereden buluyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Arkada koccaman kümes felan mı var?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Evet, hani inekler filan?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bi de bugün röportaj vermişler: "İnsanlar bizi aptal sarışın zannediyor ama reklam anlaşmalarımız için 30 bin tl istiyoruz" diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Üşenmedim baktım, Uludağ sözlükte haklarında 11 sayfalık giriş var. Zekalarının oda ısısı seviyesinde olduğunu iddia eden de var, zeki olup aptalı oynadıklarını söyleyen de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bense kendime sormadan edemiyorum, halkın %47'sinin zeka seviyesinin nerelerde olduğunu zaten biliyoruz ancak geri kalanların günahı ne? Hayır bişey değil, ben Burger King'i severdim, hatta o geldikten sonra Mc Donald's a uğramadım bile diyebilirim ama şimdi bırakın içeri girmek, logosunu görmek bile içimi kaldırıyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-3417361583929109896?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/3417361583929109896/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=3417361583929109896' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/3417361583929109896'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/3417361583929109896'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/10/reklamn-iyisi-kotusu-ve-burger-king.html' title='Reklamın İyisi Kötüsü ve Burger King...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-3772223122335217949</id><published>2009-10-16T09:59:00.005+03:00</published><updated>2009-10-16T10:41:11.750+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yemek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Tamirane...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Pazar sabahı hava çok ama çok güzeldi. Biz de puslu ruhumuzu aydınlatmak için ailecek açık havada kahvaltı yapalım istedik ve benim önerimle muhteşem bir açık alana sahip Santral İstanbul'un bahçesindeki "Tamirane" ye gitmeye karar verdik. Hem bizim hem de kuçumuzun keyif alacağını düşünmüştüm, sonuçta herkes mutlu olacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafta içinde arayıp rezervasyon yaptırdım, detayları öğrendim. Pazar günleri açık büfe brunchları varmış, kişi başı 25 tl imiş, saat 10'da başlıyormuş. Dedim ki "biz kuçumuzla geleceğiz, kimseyi rahatsız etmek istemeyiz, ltf kenar bir masa olsun", "tamam" dediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar sabahı 5 kişi ve 1 kuçu olarak Tamirane ye vardığımızda daha pek kimse gelmemişti. İlk dikkatimizi çeken masamızın orta - kenar diye tabir edebileceğimiz bir noktada olduğuydu. Öğlene doğru yükselecek güneşten etkilenmemizi istememişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse yerimize geçip oturduk. Kimse bizimle ilgilenmiyor. 7-8 dk sonra ortadaki garsonlardan birinin zor bela dikkatini çekip sipariş vermek istediğimizi söyledik. "Ok, açık büfeden istediklerinizi alabilirsiniz" dedi bize. Ben açık büfeyi ekmekler hariç çok zayıf bulduğum için kendime bir menemen söylemeye karar verdim. Inanmazsınız masadaki herkesin kahvaltısı bitti, biz 4 değişik garsona siparişimizi yeniledik, hemen hemen 45 dk sonra menemenden başka herşeye benzeyen menemenim geldi. Menüde bir de pancake vardı. Porsiyonda kaç tane olduğunu sorduk. Garson " Sanırım 6 adet" dedi. O zaman ortaya istedik. O da yaklaşık 25 dk sonra geldi. Ama bir büyük pancake, 6'ya bölünmüştü. Düşünebiliyor musunuz, en az 10 tane garson var, kimsenin birbirinden haberi yok. Şikayet edince, kusura bakmayın bir karışıklı oldu diyorlar ama bu bizim sorunumuzu çözmüyor. Meğer şefleri gecikmiş. O gelince sisteme oturdu ama neye yarar, biz bitmiştik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada arkamızdaki uzuuuun masa, bir ana okulunun veli tanışma toplantısı için dolmaya başladı. İnanmazsını 4-6 yaş arası en az 15 çocuk. Sonra diğer 4 masaya da, yaşları muhtelif, en az 3 çocuklu gruplar geldi. Ortalık döndü mü çocuk bahçesine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Menemenimi de yiyemeyince dedim ki, çimlerde biraz Zilli ile oynayalım da keyfimiz yerine gelsin. Zaten günün neredeyse tek güzel tarafı onun eğlenmesiydi. Önce çimlerde kendi topuyla koştu, oynadı. Sonra diğer çocuklarda babaları ve toplarıyla geldi. Bizimki bıraktı kendi topunu başladı onlarınkinin peşinde koşmaya. Ama nasıl güzel top saklıyor, inanmazsınız. Biz büyükler çok güldük ama çocuklar ciyak ciyak "Babaaaaaa, köpek topumuzu patlatacak!!!" diye. Allah'tan bir kaza olmadan oyun faslını tamamladık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyun faslı öncesinde hesap istemiştik. Meğer brunchta 1 çay varmış, onun dışındakiler 3 tl. Böyle bir uygulamaya ilk defa tanık olduk. Alt tarafı çay yahu, hem de 3 tl. Biz Zilli ile oynarken ailenin geri kalanı kahve söylemiş. Toparlanırken biz hesabı ödemiştik, kahve ekstra,borcumuz nedir dedik, çatır çatır onun da parasını aldılar. Yahu bari onu ikram et.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar günü, güzel hava ve güzel bir mekanda 5 kişi kahvaltı için (4 brunch+1 menemen+1 pancake+ muhtelif çay) 160 tl ödedik ve resmen paramızla rezil olduk. Kötü servis, kötü yemek ve umursamaz bir idare. İşte Tamirane'deki brunchtan aklımda kalanlar...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-3772223122335217949?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/3772223122335217949/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=3772223122335217949' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/3772223122335217949'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/3772223122335217949'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/10/tamirane.html' title='Tamirane...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-3953157722963767131</id><published>2009-10-08T14:05:00.005+03:00</published><updated>2009-10-08T14:36:40.797+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tiyatro'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>İki Çarpı İki / İstanbul Devlet Tiyatrosu...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Dün Evroş'la 2009 - 2010 tiyatro sezonunu açtık. Şehir tiyatrolarının ekim programına kendimizi bir türlü uyduramadığımız için üstüste iki oyun izleyeceğiz. İlki dün akşamdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;İki Çarpı İki,&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Devlet Tiyatrosu'nun bu sezon İstanbul'da yapacağı 7 Dünya Prömiyeri'nden ilkiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Behiç Ak'ın yazıp, Serpil Tamur'un yönettiği oyunun, iki karakterini, Yabancı Damat ve Son Bahar dizilerinden tanıyacağınız &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Seray Gözler Yeniay&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; ve Kurtlar Konseyi'nin Nizamettin Güvenç'ini oynayan &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Adnan Biricik &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;canlandırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Temelde iki farklı karakterdeki iki çiftin ilişkisini anlatan oyun çok güçlü dialoglar üzerine kurulmuş. Oyuncular an içinde, birbirine zıt iki karakter arasında mimik, ses tonu ve duruş değişiklikleri ile geçiş yapıyor. Bunun dışındaki tüm aktiviteler ise (giyinmek, soyunmak, yemek yemek vs) bir nevi pandomim çünkü sahnede oturdukları sandalye ve banklardan başka bir obje yok. Dolayısıyla oyuncuların üzerinde müthiş bir yük var. Ancak zaman zaman hareketlerle dialogları aynı anda takip etmekte zorluk yaşadığımı itiraf etmeliyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tanıtım metninde dediği gibi: "&lt;em&gt;İki çift, iki ayrı ilişki, iktidar ve sevgi, evlilik ve monotonluk, aşk ve macera, kadın ve erkek, birey ve politika üzerine ilginç bir oyunculuk deneyimi&lt;/em&gt;." bizce sezona iyi bir başlangıç oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak söylemeden geçemeyeceğim, oyun Cevahir'in 2. salonunda. Ben Kenterler'e koltuklar kötü ve sıkışık olduğu için özellikle gitmem, burada yağmurdan kaçarken doluya tutulduk. Koltuk araları, inanmazsınız, sadece 1 bacağın sığabileceği kadar geniş ve koltuklar hareketsiz. Yani diyelim ki yerinize geçebildiniz, birine kalkıp yol vermeniz mümkün değil. Yeni yapılmış bir salon için yazık ki ne yazık. Bu salonda malesef bir biletimiz daha var, sonra mecbur kalmadıkça tövbe.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-3953157722963767131?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/3953157722963767131/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=3953157722963767131' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/3953157722963767131'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/3953157722963767131'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/10/iki-carp-iki-istanbul-devlet-tiyatrosu.html' title='İki Çarpı İki / İstanbul Devlet Tiyatrosu...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-4421226570689208160</id><published>2009-10-05T15:22:00.006+03:00</published><updated>2009-10-05T16:22:14.089+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>The New York Times ve Sabah...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Efendiiiiim, düşündüm ki Federer'in US Open'ın final maçında Del Potro'ya yenildiğini duymayan kalmamıştır, dolayısıyla yeni konumuza geçebiliriz:)))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Çoğunuzun bildiği gibi Sabah Gazetesi, TMSF'nin el koyması ve sonrasında iki devlet bankasının sağladığı kredi sonrasında Çalık Holding'e satılması süreci ve sonrasındaki "Yandaş Medya" suçlamalarında oldukça kan kaybetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hem bu imajın cilalanması, hem de kaybedilen A+ okuyucunun geri kazanılması amacıyla, dışarıdan bakıldığında, büyük bir başarıya imza atarak her pazar "The New York Times" ı türkçe - ingilizce yayımlamaya başladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dünkü ilk sayıyı merakla beklediğimi itiraf etmeliyim. Açıkçası özellikle Serdar Turgut ve Oray Eğin'in konuyla ilgili yazabileceklerini merak ediyorum ama aşağıda kendi fikirlerimi sıralamadan da edemedim:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- The New York Times, yapı itibariyle oldukça "cool" bir gazete. Dolayısıyla sanki Sabah Gazetesi, renkleri ve kurgusuyla, onun yanında pazar eki olarak verilmiş gibiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Yazıları okumadan sayfaları çevirmeye başladım, ki ilk şok: Tam sayfa bir rakı ilanı, Tekirdağ Altın Seri. Tamam slogan "En İyilerin Şerefine" ama sonraki sayfadaki Finansbank Xclusive'in yarattığı ten uyumu bu ilanda olmamış. Şiddetli marka uyuşmazlığı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Durum bu noktada, bence, daha da kötüleşiyor. Eğer "Golf'ün Olimpiyatlara Dahil Edilip Edilemeyeceği" ile ilgili bir makalenin, ülkenin giderek artan Golfçü nüfusunun (belki %0,001) ilgisini çekeceğini düşünüyorsan, o insanların ve daha bir çok başka kişinin yüksek seviyede ingilizce konuşacağını da düşünmelisin. Yani hem orijinalini hem de türkçesini koyduğun makalelerin tercümelerinin çok ama çok iyi olması gerekiyor, ama sonuç tam bir felaket. İşte sadece bir makaleden gözüme çarpanlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;High Cost of Death Row / &lt;em&gt;Ölüm Cezasının Maliyeti&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;To the many excellent reasons to abolish the death penalty - it's immoral, does not deter murder and affects minorities disproportionately - we can add one more. It's an economic drain on governments with already badly depleted budgets.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Ölüm cezasını kaldırmak için; ahlaki olmadığı, cinayetten caydırmadığı, fazlasıyla bir azınlığı ilgilendirdiği gibi pek çok iyi nedenler sayılabilir; bunlara daha pek çoğu eklenebilir. Ölüm cezası, hükümetlerin zaten fena halde tükenen bütçeleri üzerinde ekonomik diren rolü oynuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;It is far from a national trend, but some legislators have begun to have second thoughts about the high cost of death row. Others would do well to consider evidence gatheredby the Death Penalty Information Center, a research organisation that opposes capital punishment.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Bazı parlamenterlerde ölüm hücrelerinin yüksek maliyetleriyle ilgili yeni düşünceler oluşmaya başladı. Diğerleriyse ölüm cezası karşıtı olan araştırma kuruluşu Ölüm Cezası Bilgilendirme Merkezi'nin verilerini dikkate almakla yetiniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;States waste millions of dollars on winning death penalty verdicts, which require an expensive second trial, new witnesses and long jury selections. Death rows require extra security and maintenance costs.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;ABD eyaletleri; pahalıya mal olan ikinci duruşmayı, yeni tanıkları ve uzun jüri seçimini gerektiren ölüm cezası hükümlerine varmak için milyonlarca ABD doları harcıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;......&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;This is a state whose prisons are filled to bursting and whose government has imposed doomsday - level cuts to social services, health care, schools and parks.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Kıyamet kadar kalabalık ve patlayacak kadar dolu olan hapishanelerin maliyetini karşılamak için sosyal ve sağlık hizmetlerinin yanısıra okul, park gibi hizmetlerde kesintiye gidiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;Money spent on death rows could be spent on police officers, courts, public defenders, legal service agencies and prison cells.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;????????? (Bu bölüm hiç yok)&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-4421226570689208160?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/4421226570689208160/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=4421226570689208160' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/4421226570689208160'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/4421226570689208160'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/10/new-york-times-ve-sabah.html' title='The New York Times ve Sabah...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-9113452100823883422</id><published>2009-08-31T10:34:00.001+03:00</published><updated>2009-08-31T10:34:50.902+03:00</updated><title type='text'>IBM Grand Slam Widget</title><content type='html'>&lt;script type="text/javascript" src="http://widgets.clearspring.com/o/49624e4c7981ede8/4a9b7d1a3eeacc15/4a985aa722562845/887c346c/widget.js"&gt;&lt;/script&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-9113452100823883422?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/9113452100823883422/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=9113452100823883422' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/9113452100823883422'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/9113452100823883422'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/08/ibm-grand-slam-widget.html' title='IBM Grand Slam Widget'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-4111798920967787651</id><published>2009-08-05T16:33:00.008+03:00</published><updated>2009-08-05T17:20:47.608+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Analiz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>Popüler Kültürü Vampirler Bastı...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;- Tabut mu? Elbette hayır, genelde soğutucuda uyuyorum.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Sarımsak? Pizza'nın içinde çok severim, belki kız arkadaşlarım rahatsız olabilir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Güneş? Bakın onu gerçekten sevmem.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Beslenmem? Kan bankasından:))&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Ölümsüz müyüm? Neredeyse. Sadece yakılarak veya kafam koparılarak öldürülebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yukarıdaki metin aklımda kaldığı kadarıyla, sadece 16 bölüm çekilen ve sonrasında rating kurbanı olan, şu aralar da CNBC- E'de gösterilen &lt;strong&gt;&lt;em&gt;"Moonlight"&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; dizisinin girişinden, kahramanımız Mick St. John'un "Kendinizi nasıl tarif edersiniz?" fantazisine verdiği cevaplar. Yine bir vampir olayı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Popüler kültürümüz, şiddetli bir vampir istilası altında. Eskiden insan ırkına ciddi tehdit oluşturan, Transilvanya'dan çıkma bu kan emicilerin!, gün gelipte neredeyse birer arzu objesi haline geleceğini kimse tahmin edemezdi sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bram Stoker'in zindanda, tabutta uyuyan, geceleri yaşayan Drakula'sının yerini önce Angel ve Buffy aldı şimdi de Edward Cullen, Bill Compton ve Mick St John.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kendi kendime bu patlamanın niçin olduğunu sorduğumda şöyle cevaplar buluyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Geçmişteki karakter yaratıcıların aksine Stephanie Meyer, Charlaine Harris ve Ron Koslow gibi günümüzün popüler yazarve yapımcıları, çok birbirine benzer vampir alemleri yaratmış. En önemli özellik ise &lt;em&gt;human - friendly&lt;/em&gt; olmaları. Geçmişin &lt;em&gt;boogeyman&lt;/em&gt;leri şimdinin kahramanları oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Kesinlikle şimdikiler daha çok bize benziyor. İki dünya arasında köprü kurmuş vaziyetteler. En önemlisi de "vejeteryan" olmaları. Ya hayvanların kanıyla besleniyorlar, ya kan bankası ya da sentetik kanla. Dolayısyla onları kendimize birer tehdit olarak almıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Kesinlikle çok güzel ve yakışıklılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Hepsi sahip oldukları gücü bizleri korumak adına kullanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Kendi dünyalarında varolmak adına ciddi bir kurallar zinciri içinde yaşıyorlar, kural dışına çıkanlar topluluk tarafından cezalandırılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Sanırım en önemlisi kırılgan bir ırk olarak biz insanlar hep "Süperman", "He-man", "Örümcek Adam", "Batman" gibi süper kahramanları sevdik ve günümüzün süper kahramanları da Vampirler.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-4111798920967787651?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/4111798920967787651/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=4111798920967787651' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/4111798920967787651'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/4111798920967787651'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/08/populer-kulturu-vampirler-bast.html' title='Popüler Kültürü Vampirler Bastı...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-238810732824044416</id><published>2009-07-28T09:26:00.011+03:00</published><updated>2009-07-28T10:12:35.663+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zilli'/><title type='text'>Zilli'nin Günlüğü - 10</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Hani derler ya göz açıp kapayıncaya kadar, işte aynen o kadar kısa gelen bir sürede geçti evimdeki, beni bebeklikten gençliğe taşıyan, 1 senem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Annem beni eve getirdiğinde tam 3 aylıktım. Şimdi 15 aylık bir genç kız oldum. Bu süre içinde;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- 100 kg üzerinde mama, 200'ün üzerinde kemik tükettim,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- 24 kez aşı, 1 kez ameliyat oldum,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- 10'dan fazla oyuncak, 3'de büyük minder parçaladım,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Araba ile 3000 km'den fazla yol yaptım,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- 3 kez tatile gittim,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- 1 kez denize girdim,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- 15 kez bıcıbıcı yaptım,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;ve elbette büyüdüm. İşte neydim ne oldum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sm6i1-zGq5I/AAAAAAAAAc8/HuMJ_hVVW4M/s1600-h/Foto%C4%9Fraf-0075.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5363403254518950802" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sm6i1-zGq5I/AAAAAAAAAc8/HuMJ_hVVW4M/s320/Foto%C4%9Fraf-0075.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sm6i7739JhI/AAAAAAAAAdE/AbREufK2o4U/s1600-h/Foto%C4%9Fraf-0007.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5363403356813207058" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 182px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sm6i7739JhI/AAAAAAAAAdE/AbREufK2o4U/s320/Foto%C4%9Fraf-0007.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sm6jI9G92rI/AAAAAAAAAdM/MHoXaG5WjUM/s1600-h/Foto%C4%9Fraf-0082.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5363403580482902706" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sm6jI9G92rI/AAAAAAAAAdM/MHoXaG5WjUM/s320/Foto%C4%9Fraf-0082.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sm6jPUKr3NI/AAAAAAAAAdU/ahgPw5BrA7Q/s1600-h/Foto%C4%9Fraf-0004.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5363403689751731410" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sm6jPUKr3NI/AAAAAAAAAdU/ahgPw5BrA7Q/s320/Foto%C4%9Fraf-0004.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sm6jaN6Qw3I/AAAAAAAAAdc/I1RoKTsxQ5U/s1600-h/Foto%C4%9Fraf-0087.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5363403877050794866" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sm6jaN6Qw3I/AAAAAAAAAdc/I1RoKTsxQ5U/s320/Foto%C4%9Fraf-0087.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sm6jgtBh8JI/AAAAAAAAAdk/eNfMb9Ert2U/s1600-h/Foto%C4%9Fraf-0010.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5363403988481994898" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sm6jgtBh8JI/AAAAAAAAAdk/eNfMb9Ert2U/s320/Foto%C4%9Fraf-0010.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sm6jqtCjO_I/AAAAAAAAAds/U4WFNN8Kf2E/s1600-h/Foto%C4%9Fraf-0077.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5363404160284965874" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sm6jqtCjO_I/AAAAAAAAAds/U4WFNN8Kf2E/s320/Foto%C4%9Fraf-0077.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sm6jxZ8xtzI/AAAAAAAAAd0/_lP112d-sWQ/s1600-h/Foto%C4%9Fraf-0493.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5363404275419559730" style="WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sm6jxZ8xtzI/AAAAAAAAAd0/_lP112d-sWQ/s320/Foto%C4%9Fraf-0493.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-238810732824044416?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/238810732824044416/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=238810732824044416' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/238810732824044416'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/238810732824044416'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/07/zillinin-gunlugu-10.html' title='Zilli&apos;nin Günlüğü - 10'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sm6i1-zGq5I/AAAAAAAAAc8/HuMJ_hVVW4M/s72-c/Foto%C4%9Fraf-0075.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-4780258986705948890</id><published>2009-07-19T13:13:00.009+03:00</published><updated>2009-07-20T09:20:28.153+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hayat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aile'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Macera'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haftasonu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kociş'/><title type='text'>O Vapurda Biz de Vardık...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;18 Temmuz 2009 akşamı için planlarımız:&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;Plan 1:&lt;/strong&gt; Yaklaşık 1 hafta önce, sevgili eşimin çok sevdiği hocasına ziyarete gitmek için telefon açtık. Dün için önceden verilmiş başka sözleri olduğunu söyleyip özür dilediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;Plan 2:&lt;/strong&gt; 3-4 günlüğne yazlıktan gelen annemler, çok eski bir dostlarıyla yemeğe çıkacaklardı. Biz de onlarla gidelim mi, gitmeyelim mi diye düşündük, yaş grubu uymadı :)) vazgeçtik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;Plan 3:&lt;/strong&gt; Perşembe akşamı kocama mesaj attım. "Bizim oradaki mangalbaşına gidelim mi?" diye, "bugün olmasın da cuma veya cumartesi yapabiliriz" dedi. Sonra acaba Cibalikapı'ya mı gitsek dedik, son karar cumartesi akşamı, püfür püfür esen adaya gitmek oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Biz dün akşam 17.30 vapurunu ucundan yakalayıp Burgazada'ya gittik. Daha önceki gidişlerimizde hep Barba Yani'de yerdik yemeğimizi bu sefer değişiklik yapıp adanın arka tarafındaki Kalpazankaya'ya gitmeye karar verdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Öncelikle şunu söyleyeyim, kriz adadan kesin teğet geçmiş. Adadaki hiçbir restaurantta bir tane boş masa yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kalpazankaya'ya yürüyerek de gidebilirsiniz ama biz faytona binmeyi tercih ettik. O birbirinden güzel evlerin, begonvillerin yollara taştığı bahçelerin ve aralardan gözüken muhteşem manzaranın eşliğinde hiç yorulmadan ulaştık Kalpazankaya'ya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kalpazankaya, adanın, içinde restaurantta bulunan mesire yeri. Yanından denize de inebiliyorsunuz, çay bahçesinde oturup sadece çayınızı da içebiliyorsunuz ya da oldukça güzel yemekler eşliğinde güneşi muhteşem bir şekilde batırabiliyorsunuz. Biz sonuncusunu tercih ettik. Her zamanki gibi ana yemeğe yerimiz kalmadı ama mezeler, ara sıcaklar ve finaldeki sufle çok başarılıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;Plan 4:&lt;/strong&gt; Adadan ayrılmak için Kabataş için iki alternatifiniz var. 21.15 veya 22.30 vapuru. arasıcaklarımız bitmiş kocam meyve ve tatlı siparişi verirken saat 20.15'ti, "Aşk, karar ver hangi vapurla döneceğiz, ona göre yayılalım veya hızlanalım" dedim, bize yardımcı olan garson "Bu kadar gelmişsiniz, herhalde 22.30" dedi, biz de a haklı deyip, son vapura kaldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yemeğimiz bitti, tekrar faytona binip sahile döndük, kocam sakızlı dondurmasını da yedi ve banka oturup vapurumuzu beklemeye başladık. O arada tekerlekli sandalyede bir amca sayısal loto satıyordu, ondan bir kupon aldık, vapur geldi ve bindik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Vapur Büyükada'dan geldiği için nispeten doluydu, önce aşağıda oturduk, sonra üst güvertenin açık kısmına çıktık. Orası püfür püfür eserken iki çocuk geldi salona, biri gitarını çıkartıp şarkı söylemeye başladı, biz de ona eşlik etmeye. Hatta kocam "Bak ne kadar avrupai, süper medeni cesaretle çocuk burada şarkı söylüyor" dedi, bende aynı avrupailikle sonra da para toplarlar sanırım dedim ve aynen öyle de oldu. Bir 15 dk sonra arkadaşı, öğrenci gençlere yardım diye gitarın çantasını dolaştırmaya başladı. Bizde bişeyler attık içine. Hemen arkasından kocam dedi ki; "Yemeğimizi yedik, keyfimizi yaptık, bir mağdura ve öğrencilere yardım ettik, içim çok huzurlu".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Herhalde bu muhabbetten bir iki dakika sonra etraftaki bağrışmalarla kafamızı bir çevirdik ki, karşıdan bir gemi, üstümüze üstümüze, hatta tamda bizim olduğumuz yere geliyor. İnanın önce olayı kavrayamıyorsunuz. Beyniniz tüm mantık silsilesini gözden geçiriyor ve olayın hatalı olduğuna karar verip, kavramakta zorlanıyor. "Yok canım, herhalde birimiz döneceğiz" veya "biz gidiyoruz ama o gelmiyodur" gibi düşünceler, hem bizim hem de onun yaklaştığını kavrayınca yerini içgüdüsel bir ortamdan kaçışa bırakıyor. Burada uzun anlattıklarım, inanın saniyeler içinde oldu. Etraftaki çığlıklar ve "kaçıııııın, çarpıyoooooor" bağrışmaları arasında kendimizi orta taraftaki nispeten kapalı bölüme attık ve yine saniyeler içinde gerçekleşecek çarpışmayı bekledik ve GÜÜÜÜÜÜÜMMMMMMM.... Bence çarpışmadan sonraki ilk saniyeler çok daha yıkıcıydı. Çünkü orada çarpışmanın etkisini ölçmeye çalışıyorsunuz. Duruyor muyuz?, Düz müyüz yan mı yattık?, elbette en önemlisi Güvende miyiz?.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Çok şükür kısa süre içinde gemi tekrar hareket etti ve biz de olayın şaşkınlığı ve şoku ile kendimize oturacak yer bulduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Vapur önce çok yakınımızda olan Üsküdar İskelesi'ne doğru gitmeye başladı. Biz Kabataş'a gidiyorduk ama o anda tek düşündüğümüz, "neresi olursa olsun fark etmez, biran önce ayağımız yere bassın" olduğu için bu karara sevindik. Zaten bu bir acil durum olduğu ve siz gecenin 23.35'inde geminizdeki her türlü hasarı çıplak gözle tespit edemeyeceğiniz için doğrusu ilk müsait ve yakın iskeleye yanaşmaktı. Ancak nedense kaptan son anda karar değiştirdi ve tekrar Kabataş'a yöneldi. Dakikalar sonra Kabataş İskelesi'ne yanaştık ve insanlar canhavliyle, neredeyse şuursuzca kendilerini dışarı attılar. Can yeleklerini yürütenler!, bu sebeple görevlilerle kavga edenler, kaptana ana avrat düz gidenler, iskelede vapura binmek için bekleyenlere yaşananları anlatıp dehşete onları da ortak etmeye çalışanlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Gece sonunda değerlendirmelerimiz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Çok ama çok büyük birşeyi, neredeyse hiçbir şeyle atlattık.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Hani derler ya, verilmiş sadakamız varmış.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- İsterseniz çok sağlıklı beslenin, hiç yağlı yemeyin, sigara içmeyin, çok ama çok iyi okullarda okuyup kariyer için yıllarınızı harcayın, her an b.k yoluna gidebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Bir şey kaderinizde yazıyorsa ne olursa olsun onu yaşıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Olayın gazete haberi &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/Yasam/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&amp;amp;ArticleID=1119202&amp;amp;Date=19.07.2009&amp;amp;Kategori=turkiye&amp;amp;b=Bogazda%20faciaya%20ramak%20kaldi&amp;amp;ver=37"&gt;&lt;strong&gt;burada.&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-4780258986705948890?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/4780258986705948890/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=4780258986705948890' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/4780258986705948890'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/4780258986705948890'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/07/kaderden-kacs-yok.html' title='O Vapurda Biz de Vardık...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-5760093363031758928</id><published>2009-07-16T09:36:00.007+03:00</published><updated>2009-07-16T09:58:16.661+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Öğrendik İyi Oldu'/><title type='text'>Tabakhaneye Bok Yetiştirmek...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sl7Khqt_UbI/AAAAAAAAAc0/AZBQ4N-Gd_U/s1600-h/laeufer.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5358943286369145266" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 160px; CURSOR: hand; HEIGHT: 94px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sl7Khqt_UbI/AAAAAAAAAc0/AZBQ4N-Gd_U/s320/laeufer.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Osmanlı döneminde deri tekeli varmış… Safranbolu da derinin tabaklanması için o dönemin ileri gelenleri çeşitli tedbirler almışlar… Safranbolu da tabaklanmayan deriyi atanlardan o dönemin tüccarları alışveriş yapmaz ve mecburen Safranbolu da deriyi tabaklananlar satılırmış. O dönem çok para kazanan Safranbolu'lu iş adamları köşkler, konaklar ve 99 odalı evler yaptırmış… Bazı evlerin içine çeşme dahi getirilmiştir…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Safranbolu da taze köpek dışkısı için tabakhanelerde yaygın olarak binlerce köpek beslenirmiş. Ham deri, kıllardan, yağ ve et tabakalarından mekanik olarak temizlendikten sonra kimyasal olarak işlendiği "sama" safhasında, taze köpek dışkısı enzimlerine ihtiyaç duyulduğundan, Tabakhanelerin olduğu yerleşim yerlerinde, çoluk çocuk ellerinde teneke maşrapalar, köpek dışkısı toplarlar, sama işlemi ancak dumanı tüten taze dışkı yapılabildiğinden, koşa koşa tabakhanelere yetiştirirlermiş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hayvanların derilerinin işlendiği atölyeler köpek dışkısı için yanar tutuşurlarmış. Çünkü bir tek taze köpek dışkısı içinde bekletilen deri yumuşacık, kıl köklerinden arınmış, gözenekleri açık, ince, homojen yani kaliteli olabilirmiş. Bu nedenle köpek çiftlikleri kurulmuş. Binlerce köpek beslenmiş, üretilmiş ve hatta köpeğin dışkısını sıcak ve kurumadan yetiştirmek için sistemli bir iş örgütlenmesi oluşturulmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Safranbolu da deriyi işleyip kullanılabilir hale getiren meslek erbabına "Tabak mısın; it bokuna muhtaçsın", denirmiş…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bugün dericilik tamamen ölmüş olup, yapay olarak yeni kimyasallarla da aynı sonuç elde edilmeye başlanınca köpeklerin de, dışkı toplayıcıların da pabucu dama atılıvermiş, &lt;strong&gt;&lt;em&gt;"tabakhaneye bok yetiştirmek"&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; de yeni kuşakların nereden geldiğini bilmediği, belki de içinde &lt;em&gt;bok&lt;/em&gt; kelimesi geçtiğinden günümüze kadar gelebilmiş.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-5760093363031758928?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/5760093363031758928/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=5760093363031758928' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/5760093363031758928'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/5760093363031758928'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/07/tabakhaneye-bok-yetistirmek.html' title='Tabakhaneye Bok Yetiştirmek...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sl7Khqt_UbI/AAAAAAAAAc0/AZBQ4N-Gd_U/s72-c/laeufer.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-3208385773270329269</id><published>2009-07-09T09:46:00.005+03:00</published><updated>2009-07-09T10:35:00.754+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Ice Age 3 - Dawn of the Dinasaurs...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SlWcGt87HEI/AAAAAAAAAcs/bmxiIpAoEmA/s1600-h/Buz-Devri-3-1244547092.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5356358971055348802" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 150px; CURSOR: hand; HEIGHT: 220px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SlWcGt87HEI/AAAAAAAAAcs/bmxiIpAoEmA/s320/Buz-Devri-3-1244547092.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Ice Age 1 ve 2 'yi bayıla bayıla ve defalarca seyretmiş biri olarak, serinin 3. filmi yaz ortasında kızgın kumlardan serin sulara atlamak gibiydi. 1 Temmuz'da tüm dünya ile aynı anda ülkemizde de vizyona giren film için bana kalsa o akşama bilet alacaktım ancak sevgili kocamla programlarımız ancak cuma akşamı için tuttu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;3. filmin diğerlerinden en önemli farkı 3D, yani üç boyutlu olması. Dolayısıyla olmuşken öylesi olsun diyip, orjinal dilinde 3 boyutlu versiyona bilet aldım. Son dönemde sinemada izlediğimiz filmleri genelde, çok ama çok memnun olduğumuz, Cinebonus'larda ve nispeten geç matine izliyoruz. Biletleri &lt;em&gt;mybilet&lt;/em&gt; üzerinden alıyorum. İstediğim yeri seçiyorum, biletimi de sinema girişindeki mybilet express kioskundan hiç sıraya girmeden alıyorum. Siz rahat ben rahat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Genelde olduğu üzere sevgili kocam konu gündeme geldi andan itibaren benimle dalga geçmeye başladı, frekans cuma günü iyice şiddetlendi. Açtığı telefonlardaki giriş cümlelerinden bazıları: "Akşam küçük kızımı sinemaya mı götürücem ben?", "Küçük kızım sinema öncesi lolipopta ister mi?", "Çocuklar içerideyken babalara ekstra bir program var mıymış?" vs,vs... Ama Allah büyük. Tüm bunların üzerine bir gittik, inanmazsınız yaş ortalaması en kötü ihtimalle 25 :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dediğim gibi biz 3 boyutlu versiyonu tercih ettiğimiz için girişte gözlüklerimizi dağıttılar. Biz o klasik kağıt gözlüklerden beklerken, hani gözlük koca burun ve bıyıklı komik bir maske vardır, onun sırf gözlük versiyonu çıktı karşımıza, hani sırf kemik ama kocaman olan. Film öncesi reklamlar da 3 boyutlu olunca herkes erken erken gözlüklerini taktı ve dolayısıyla zaten hazır modda gittiğimiz için gülmeye o anda başladık. Düşünün koca salon, koca koca insanlar ve gözlerinde o kaca koca gözlükler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İlk film bize buz devrini anlatmış, Manny, Sid, Diego ve Scrat ile tanıştırmıştı. İkinci filmde buzlar erirken ana 4'lüye dişi mamut Ellie, keseli sıçanlar Crash ve Eddie eklenmişti. Bu filmde ise yer altında yaşayan dinazorların yanı sıra o alemin bıçkını Buck, her yerinden dişilik akan Scratte ve bebek mamut Peaches ile tanıştık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İtiraf etmek gekirse ne 2 ne de 3, 1. filmin seviyesini yakalayamadı ama yine de böyle grafik animasyonlarla bambaşka bir dünyayı izlemek çok keyifli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Eski dostlar bildiğiniz gibi. Scrat hala meşe palamudunu kovalıyor ancak bu sefer beraberinde aşkı buluyor. Manny ve Ellie'nin bebekleri oluyor. Diego bu domestik hayatın içinde fazlaca paslandığını düşünüyor ve kendi yoluna gitmeye karar veriyor. Sid ise yalnızlıktan çok muzdarip. Manny ve Ellie gibi bir aile kurmak istiyor. Zaten ne oluyorsa ondan sonra oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Filmde karakterlerden kaynaklanan komiklikler ön planda. Benim dikkatimi çeken diğer bir konu, repliklerde "Astala Vista bebeğim", "Roger that?" gibi Hollywood klişelerine çok fazla yer verilmiş olması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Merak edenler için tadımlık Ice Age 3...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object height="322" width="512"&gt;&lt;param name="movie" value="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.40"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="AllowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#000000"&gt;&lt;param name="flashVars" value="id=12747748&amp;amp;vid=4775059&amp;amp;lang=en-us&amp;amp;intl=us&amp;amp;thumbUrl=&amp;amp;embed=1"&gt;&lt;embed src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.40" type="application/x-shockwave-flash" width="512" height="322" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" bgcolor="#000000" flashvars="id=12747748&amp;vid=4775059&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;thumbUrl=&amp;embed=1"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://video.yahoo.com/watch/4775059/12747748"&gt;&lt;/a&gt;@ &lt;a href="http://video.yahoo.com/"&gt;Yahoo! Video&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object height="322" width="512"&gt;&lt;param name="movie" value="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.40"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="AllowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#000000"&gt;&lt;param name="flashVars" value="id=13831684&amp;amp;vid=5242762&amp;amp;lang=en-us&amp;amp;intl=us&amp;amp;thumbUrl=&amp;amp;embed=1"&gt;&lt;embed src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.40" type="application/x-shockwave-flash" width="512" height="322" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" bgcolor="#000000" flashvars="id=13831684&amp;vid=5242762&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;thumbUrl=&amp;embed=1"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://video.yahoo.com/watch/5242762/13831684"&gt;&lt;/a&gt;@ &lt;a href="http://video.yahoo.com/"&gt;Yahoo! Video&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-3208385773270329269?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/3208385773270329269/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=3208385773270329269' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/3208385773270329269'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/3208385773270329269'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/07/ice-age-3-dawn-of-dinasaurs.html' title='Ice Age 3 - Dawn of the Dinasaurs...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SlWcGt87HEI/AAAAAAAAAcs/bmxiIpAoEmA/s72-c/Buz-Devri-3-1244547092.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-8298523431494917308</id><published>2009-07-07T09:25:00.002+03:00</published><updated>2009-07-08T10:21:53.525+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Deniz Seki Sorunsalı...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Hiç haddime düşmediği halde, uzaktan izleyerek üzüldüğüm bazı insanlar vardır. Altyapısızlık veya geçmişten gelen arazları mevcut pozisyonlarını hazım sorunu yaratır ve arka arkaya skandallarını takip etmeye başlarız. Hemen aklıma gelen iki isim Deniz Akkaya ve Yasemin Kozanoğlu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bir başkası da, son günlerde Ayşe Arman'la yaptığı &lt;a href="http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=12008766&amp;amp;yazarid=12&amp;amp;tarih=2009-07-05"&gt;&lt;strong&gt;röportaj&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt; ile gündeme gelen Deniz Seki. 1995'te birinci olduğu Pop Show'dan beri müzik dünyasının içinde. Başlarda güzel müzik yapıyordu. Sonrasında belki de kendini yenileyememenin getirdiği baskıyla kendisini buralara getiren süreç başladı. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5355985716727401426" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 104px; CURSOR: hand; HEIGHT: 144px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SlRIodOaS9I/AAAAAAAAAck/XgjbyDiqvlM/s320/DS.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;24 Şubat'tan beri kokain kullanmak ve satmaktan tutuklu. Hatta olayın içinde bir de çete durumu var. 1Ekim'de mahkemeye çıkması, büyük ihtimalle de tutuksuz yargılanmasına karar verilmesi bekleniyor. Süren tartışma, tutuklu bulunduğu sürenin haksız olduğu, bunun hesabını kimin vereceği yönünde. Yani Deniz Seki şu anda bir nevi mağdur!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tutukluluğun ilk günlerinde ailesi bağımlılık tedavisi görmesi için hastaneye yatırılması gerektiği yolunda başvuruda bulunmuştu, şimdilerde bu konuyla ilgili bir durum yok gibi görünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Konuyla ilgili başta Hıncal Uluç olmak üzere bir sürü kişi yazı yazdı. Hatta Hıncal Uluç, konuyu yine kokain bağımlısı olan, futbol gibi geniş kitleleri hedefleyen ve rol modellerinin ön plana çıktığı bir spor dalında tekrar Fenerbahçe'nin başına gelen Daum'a getirmiş, "o Türkiye'de çalışma lisansı alabiliyor, Deniz Seki sadece kullanmaktan bu kadar süredir içeride" demişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tüm bunları birleştirdiğinizde sanırsınız ki, eski Türk filmlerindeki gibi, masum genç kız, kötü adam tarafından zorla alıkonuldu, kötü yola düştü, zorla uyuşturucuya alıştırıldı, falan filan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Belki yargılama sürecinin gecikmesi ile ilgili bir sorun var gerçekten ama ne profösörler, bilim adamları daha suçlarının bile ne olduğunu bilmeden iki yılı aşkın süredir cezaevinde. Zavallı aç çocuklar ekmek çaldıkları için içeride, ne vergi kaçakçıları, o kullanılan uyuşturucunun ticaretini yapan insanlar dışarıda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ayrıca Ayşe Arman'ın accayip dramatik şekilde anlattığı tecrit edilmiş cezaevi ortamı, sırf Deniz'in değil, tüm tutukluların gerçeği. Ayrıca normal şartlarda olması gereken de birşey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yani kısaca, Deniz Seki'nin yaşadığı süreçte yanlışlıklar bile olsa, esas suçu sanki çok da sıradan bişeymiş, o esasında bir kader mahkumuymuş durumunun yaratılmasından çok rahatsızım. Öyle bir durum var ki, sanırsınız tahliye edildiği gün kutlamalar falan düzenlenecek, "Adalet yerini buldu!" diye manşetler atılacak. Yuh yani...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ben bu durumdan rahatsız oldum, sizlerle de paylaşmak istedim, olay bundan ibarettir.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-8298523431494917308?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/8298523431494917308/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=8298523431494917308' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/8298523431494917308'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/8298523431494917308'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/07/deniz-seki-sorunsal.html' title='Deniz Seki Sorunsalı...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SlRIodOaS9I/AAAAAAAAAck/XgjbyDiqvlM/s72-c/DS.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-6543081037842434639</id><published>2009-07-06T09:34:00.004+03:00</published><updated>2009-07-06T10:46:15.253+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çok Beğendim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Oyun, Set ve Maç...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SlGbMTEg2lI/AAAAAAAAAcc/tJP_EDKQ2SI/s1600-h/Wimbledon_logo.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5355232067500169810" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 114px; CURSOR: hand; HEIGHT: 118px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SlGbMTEg2lI/AAAAAAAAAcc/tJP_EDKQ2SI/s320/Wimbledon_logo.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oldukça keyifli bir 15 gün geçirdik. Ve bu 15 gün sonunda tek erkeklerde oyun, set, maç ve bir sürü rekor &lt;strong&gt;&lt;em&gt;FEDERER&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;'in oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kızlardan çok bahsetmiyorum çünkü kupa yine ailede kaldı. Geçen seneki final maçında Venüs'e kaybeden Serena, "Seneye de ben alırım" demişti, öyle de oldu. Yarı finale tek bayanlarda dünyasıralamasının ilk 4'ü kalmıştı. 2 ve 3. sıradaki Williams'lar bu maçlarını alıp, önce tek bayanlar finalinde karşılaştılar, sonra da çiftlerde beraber Avustralya'lı çifti yendiler. Tamam bu maçlar da güzel ama hem heyecan erkeklerdeki kadar yüksek değil, hem de oyun sırasındaki o çığlıklar bana accayip itici geldiği için hatunları pek izleyemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Turnuva başında Nadal çekildiğini açıklayınca, Federer'in bir aksilik olmazsa final oynayacağı bekleniyordu - ki o da neredeyse zorlanmadan, toplamda sadece 1 set vererek, Soderling'i 4.turda, Karlovic'i çeyrek finalde, Haas'ı da yarı finalde yenerek finale çıktı. Rakip olarak elbette İngilizlerin gönlünden Andy Murray geçiyordu ancak iki Andy'li yarı final maçından Amerikalı Roddick galip çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Erkeklere gelirsek Roland Garros'ta Soderling bir nevi sürprizdi, burada da Roddick. Elbette Roddick dünya kılasmanında 6. sırada, o anlamda aralarında ciddi fark var ama yine de kimse bu kadar dişli, 4 küsur saat sonunda bile oyundan kopmayan bir Roddick beklemiyordu. Hatta set bile alamaz deniyordu ama neredeyse maçı alıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Geçen seneki Nadal - Federer maçı, daha önce de söylediğim gibi, unutulmazların ilk sırasında ama dün akşamki maç da kendine listede iyi bir yer edindi. Özellikle son sette tie-break olmadığı için iki farklı skor gerektiğinden ancak 14 - 16'da bitti ve 95 dakika sürdü. En hızlı servis (143 mph/ Roddick) ve ace (50 / Federer) rekorları kırıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Maç sonunda Federer, geçen sene 1 yıllığına Nadal'a teslim ettiği Wimbledon şampiyonu ünvanını ve dünya sıralamasındaki 1. sırasını geri aldı. 15. Grand Slam zaferine ulaşarak, Roland Garos'ta ünvanını egale ettiği Pete Sampras'ı, o kendini izlerken, geride bıraktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;4 saati aşkın süren ve oldukça keyifli geçen final maçının sonunda Roddick neredeyse konuşamadı. Federer ise, aynı yoldan geçen sene geçmiş biri olarak, "inşallah sen de benim gibi seneye de burada olursun" dileğinde bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Geçen sen olduğu gibi bu sene de maçı CnnTurk yayımladı. Ve birkez daha Eurosport ve CnnTurk farkı ortaya çıktı. Eurosport'un Roland Garros yayını oldukça başarılıydı. Spiker konu hakkında oldukça bilgiliydi ve boş konuşma neredeyse yoktu. Ancak CnnTurk'ün yayınındaki spiker ve yorumcu, tam milli maç anlatan İlker Yasin veya Sabri Ugan tadındaydı. 4 saatlik maç içinde iki sporcuya ait istatistiki bilgiler, izleyicilerin arasında kimlerin olduğu, aileler hakkındaki detaylar ve onların yüz ifadelerine göre hissettikleri ile ilgili yorumlar tekrarlandı durdu. Bir ara kendileri de fark etti sanırım ki, "Ekranları yeni açan izleyiciler için tekrar ediyoruz" dediler. Ama o arada biz baştan beri seyredenler baygınlık geçiriyorduk. Ne yorumlar, ne anlatım, oyunun ve oyuncuların hak ettiği sofistikelikten çok uzaktı. "Bir minik izleyici de bu görsel şölene tanıklık ediyor","İzleyicinin göğsündeki yazı da kameralarla tarihe geçti" aklımda kalan boş konuşmalardan bazıları. Hele ki maç sonu ropörtajındaki simultene tercüman kızımız ne konuşulanı anladı ve aktarabildi, ne de arkadaki ses kısıldığı için biz orijinalini anlayabildik. Yazık ki ne yazık...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-6543081037842434639?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/6543081037842434639/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=6543081037842434639' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/6543081037842434639'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/6543081037842434639'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/07/oyun-set-ve-mac.html' title='Oyun, Set ve Maç...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SlGbMTEg2lI/AAAAAAAAAcc/tJP_EDKQ2SI/s72-c/Wimbledon_logo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-1247255277346647437</id><published>2009-07-02T09:28:00.003+03:00</published><updated>2009-07-02T09:31:06.632+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çok Sevdim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gazete'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Siz Uyurken*...</title><content type='html'>DÜN gece siz yatağınızda uyurken, dünya saatte 110 bin kilometre hızla yol aldı.&lt;br /&gt;Gemiler geçti Boğaziçi’nden.&lt;br /&gt;Bebeği oldu Tokat’ın köyünden Bergül’ün.&lt;br /&gt;Siz uyurken...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afrika’da otuz yedi çocuğu öldürdüler gerillalar.&lt;br /&gt;Yeryüzünde tam 500 milyon çift sevişti.&lt;br /&gt;Ve 165 bin insan öldü dün gece.&lt;br /&gt;Yarısı gençti...&lt;br /&gt;Sancıları tuttu yoğun bakımdaki hastaların.&lt;br /&gt;Dün gece ne çok şey oldu bilemezsiniz...&lt;br /&gt;Siz uyurken...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz uyurken fareleri kovaladı kediler.&lt;br /&gt;Turna sürüleri geçti çatıların üzerinden.&lt;br /&gt;Tırtıllar erikleri yediler.&lt;br /&gt;Teröristler sine sine karlı dağlardan inip mayınlarını döşediler geçitlere.&lt;br /&gt;Asker annelerinin gözüne uyku girmedi yine dün gece...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz uyurken ne çok şey olur.&lt;br /&gt;Çocuklarımızın marşlarını aldılar ellerinden, zafer türkülerimiz anlamsızlaştı.&lt;br /&gt;Çağdaşlığa dönük yolumuz...&lt;br /&gt;Devrimlerimiz...&lt;br /&gt;Geleceğimizi kaybettik; siz uyurken...&lt;br /&gt;Rüyalarımız vardı; medeni, güçlü, özgür, aydınlık, demokrat, mutlu bir ülkenin yüzü gülen insanları olmanın o hoş rüyası...&lt;br /&gt;Oysa kâbuslar var gecelerimizde...&lt;br /&gt;Şaşkın-umutsuz gençlerimiz yine gizli gizli ağladılar... İşsiz babaların gözüne uyku girmedi... Çocuklarına güzel bir dünya isteyen o yürekli çağdaş kadınlarımız endişeliydi yine dün gece...&lt;br /&gt;(.......)&lt;br /&gt;Tuzakları gece kurarlar...&lt;br /&gt;Hesaplar, sinsi planlar...&lt;br /&gt;Pusular...&lt;br /&gt;Ve nasıl olduysa, devrimlerimizi savunmak birer suçmuş gibi yapışır oldu yakamıza...&lt;br /&gt;Aydınlığımızı aldılar elimizden.&lt;br /&gt;Siz uyurken...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bekir Coşkun, Hürriyet Gazetesi, 2.7.2009&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-1247255277346647437?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/1247255277346647437/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=1247255277346647437' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/1247255277346647437'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/1247255277346647437'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/07/siz-uyurken.html' title='Siz Uyurken*...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-844828596581514037</id><published>2009-06-29T17:13:00.005+03:00</published><updated>2009-06-29T17:18:47.829+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çok Sevdim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mevlana'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>Tebrizli Şems'in 40 Kuralı*...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;- Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok eğer, Tanrı dendi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hakk Yolu’nda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol, silenlerden değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kuran dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahiri manadır. Sonraki batıni mana. Üçüncü batıninin batınısidir. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kainattaki her zerrede Allah’ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescitte, kilisede, havrada değil, her an her yerdedir Allah’ı görüp yaşayan olmadığı gibi. O’nu görüp ölende yoktur. Kim O’nu bulursa sonsuza dek O’nda kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. “Aman sakın kendini” diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: “Bırak kendini, ko gitsin!” Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Şu dünyada çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikati keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman lazımdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ne yöne gidersen git, Doğu, Batı, Kuzey ya da Güney çıktığın her yolculuğu içine doğru bi seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni ve taptaze bir “sen” zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı, hoca, şeyh, şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. Tutup da ona hayran olmaya değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. “Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir” diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatının altının üstünden daha iyi olmayacağını?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Allah, içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldür. Tek tek herbirimiz tamamlanmamış bir sanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kusursuzdur ya Allah, O’nu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevebilmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan’dan ötürü yaratılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne layıkıyla sevebilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Esas kirlilik, dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Tüm kainat, onlarca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir. Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil, bizzat içimizdeki sestir. Şeytanı kendinde ara; dışında, başkalarında değil. Ve unutma ki nefsini bilen, Rabbini bilir. Başkalarıyla değil, sadece kendiyle uğraşan insan, sonunda mükafat olarak Yaradan’ı tanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpa tıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesiz öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermek, kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hakk’ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hakiki Allah Aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur. Ama bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona meyhane olur. Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ve yaftalar değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki ağlar, perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz. Aşırılıkdan uzak dur! Sufi ne ifrattadır ne tefritte. Sufi daima orta yerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Cenneti ve cehennemi illaki gelecekte arama. İkisi de şu an burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarırsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kainat yek vücut, tek varlıktır. Herşey ve herkes görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma; bir başkasının, hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öte ucunda tek bir insanın kaderi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünün güldürebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır. Şer çıkarsa, sana gerisin geri yankılanır. Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin herşey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse, dünya değişir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Geçmiş, zihinlerimiz kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu an’ın hakikatini yaşar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, “ne yapalım kaderimiz böyle” deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzargah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin, ne hayat karşısında çaresizsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hakiki Sufi öyle biridir ki başkaları tarafından kınansa, ayıplansa, dedikodu yapılsa, hatta iftiraya uğrasa bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kötü laf etmez. Sufi, kusur görmez, kusur örter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hakk’a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül hastalık; kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp.. Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar; kimimiz ise yazık ki daha da sertleşerek çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Tanrı’ya saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur, dost! Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma. İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;- Bu dünya da herkes bir şey olmaya çalışırken, sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik değil, hiçlik bilincidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hakk’a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır; emin bir beldede yaşar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz. Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Tanrıya inanmayan kişi ise içindeki inananla. İnsan-ı Kamil mertebesine varana kadar gıdım gıdım ilerler kişi. Ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hileden, desiseden endişe etme. Eğer birileri sana tuzak kuruyor, zarar vermek istiyorsa, Tanrı da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer. O’nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz. Sen sadece buna inan!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Tanrı kılı kırk yaran bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki sayesinde herşey zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için bir aşık olma zamanı vardır, bir de ölmek zamanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım? diye sormak için hiç bir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün düzen bozulmaz, her şey yerli yerinde kalır, merkezinde. Hem de bir günden bir güne hiç bir şey aynı olmaz. Ölen her Sufi için bir Sufi daha doğar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Aşkısız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk pençesinde mi koşmalıyım, mecazi mi, yoksa dünyevi mi, semavi ya da cismani mi diye sorma! Ayrımları doğurur. AŞK’ın ise hiç bir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;* Elif Şafak'ın "Aşk" isimli kitabından derlenmiştir...&lt;/span&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-844828596581514037?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/844828596581514037/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=844828596581514037' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/844828596581514037'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/844828596581514037'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/06/tebrizli-semsin-40-kural.html' title='Tebrizli Şems&apos;in 40 Kuralı*...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-1655459886732434739</id><published>2009-06-22T10:47:00.008+03:00</published><updated>2009-06-22T12:05:43.367+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Wimbledon Başlıyor...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Mayıs ve Haziran ayları spor karşılaşmaları açısından çok heyecanlı geçiyor. Mayıs ayındaki futbol heyecanını, teniste Fransa Açık - Roland Garos - basketbolda da Amerika ve Türkiye'deki play - off karşılaşmaları izledi. Özellikle Türkiye'deki seri ile ilgili yazacak çok şey var ama hem seviyeyi düşürmemek hem de nereden başlayacağımı bilemediğim için şimdilik es geçiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Gelelim, dünyanın 4 büyük Grand Slam (Avustralya Açık, Fransa Açık, Wimbledon ve Amerika Açık) mücadelesinden çim zeminde oynan 3.'süne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5350060497919679730" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 114px; CURSOR: hand; HEIGHT: 118px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sj87rVFaHPI/AAAAAAAAAb8/qbeOGAuA-Z0/s320/Wimbledon_logo.png" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;Tenis sporunun en eski ve prestijli turnuvası olarak kabul edilen Wimbledon, İngiltere'nin başkenti Londra'da 1877 yılından beri, 1. ve 2. Dünya Savaşı yılları hariç, her yıl, Haziran ayının son haftasında başlıyor ve 2 hafta sürüyor. Turnuva'da sporcuların beyaz giyme zorunluluğu, korta giriş çıkış protokolü gibi kendine has kuralları var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Geçen sene Roger Federer ve Rafael Nadal arasında oynan, 4,5 saat süren ve Federer'in 5 yıl üstüste süren sampiyonluğunun bitmesine sebep olan maç tenis tarihinin en iyi maçı kabul edilmişti. (Bunun arkasından, bu yıl başında Avustralya Açık'ta da aynı kalitede bir maç yaptılar ve Nadal bir kez daha kazandı. Ama onun zaferinden çok Federer'in kupa törenindeki gözyaşları ve Nadal'ın onu öven konuşmaları ön plana çıkmıştı.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Bu yıl Roland Garos'ta büyük bir süpriz sonucu Robin Soderling'e elenen Nadal, 2005'te kazandığı Matador Madrid Masters'tan beri giderek artan şekilde hissedilen ancak bugüne kadar pek kabul etmek istemediği dizlerindeki sakatlığın (&lt;em&gt;Tendinitis&lt;/em&gt;) durumunu test etmek için katıldığı 2 gösteri maçını da kaybetti ve hem tam olarak hazır olmadığı hem de kendini daha fazla zorlamak istemediği için cuma günü Wimbledon'dan çekildiğini açıkladı. Tabi bizim de Fransa'da kaçırdığımız zevkli bir başka final beklentimiz Ağustos ayının son haftasında başlayı yine 2 hafta süren Amerika Açık'a kaldı.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Dünyanın tenisteki 2,3 ve 4 numaralı seri başları ile Roland Garos'ta final oynayarak 10 sıra yükselip 13 numaraya yerleşen, bu yılın sürprizi Soderling'i izleyebileceğiniz turnuva, bugün Yen - Hsun Lu / Federer maçı ile başlıyor. 1977'den beri bir İngiliz in kazanamadığı Turnuva'da program gereği 3 numaralı seri başı İngiliz Andy Murray ile Federer, herşey ikisi için de iyi giderse ancak finalde karşılaşabilecek. Herkese iyi seyirler...&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-1655459886732434739?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/1655459886732434739/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=1655459886732434739' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/1655459886732434739'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/1655459886732434739'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/06/wimbledon-baslyor.html' title='Wimbledon Başlıyor...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sj87rVFaHPI/AAAAAAAAAb8/qbeOGAuA-Z0/s72-c/Wimbledon_logo.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-7162954334365623426</id><published>2009-06-19T10:36:00.009+03:00</published><updated>2009-06-19T11:09:36.767+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yemek'/><title type='text'>Cibalikapı Balıkçısı...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SjtGTg1W_9I/AAAAAAAAAb0/Cohulbqk108/s1600-h/zeminlilogoson.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5348946283477794770" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 190px; CURSOR: hand; HEIGHT: 103px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SjtGTg1W_9I/AAAAAAAAAb0/Cohulbqk108/s320/zeminlilogoson.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Haliç'te, Kadir Has Üniversitesi'ne bitişik üç katlı ahşap binaya kurulu &lt;a href="http://www.cibalikapibalikcisi.com/index.html"&gt;&lt;strong&gt;Cibalikapı Balıkçısı'na &lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;ilk olarak arkadaşımızın doğumgünü için gitmiştik. Ortamın sıcaklığı ve yemeklerin güzelliği o gecenin karmaşası arasında aklımızda kalanlardı. Bu anlattığım en az 4-5 sene öncesi. O günden sonra bu küçük ama sıcacık mekan bizim ailemizin restaurantı oldu. Kutlama mı, dükkanda ağırlanması gereken misafir mi var hadi Cibalikapı'ya, birine mekan mı tavsiye edilecek illaki Cibalikapı ve sıkça sadece yemekleri ve oradaki sıcaklığı özlediğimiz için Cibalikapı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kocamla benim işlerimizin sosyal yönü çok fazla olduğu için İstanbul'un hatırı sayılır bütün mekanlarında en azından bir kez bulunmuşuzdur. Dolayısyla artık hem ciddi bir doygunluğumuz hem de kıyaslama imkanımız var. Peki niye bizim için illaki de Cibalikapı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bir kere kesinlikle ucuz olduğu için değil. Hatta fiyatları ortalamanın üzerinde diyebilirim. Ancak fiyat - hizmet ve fiyat - ürün açısından bakarsak kesinlikle aldığının karşılığını fazlasıyla veriyor. Bunu nasıl yapıyor derseniz, öncelikle ekip çok profesyonel. Gerektiği kadar sıcak, asla sulu değil. Konularına da çok hakimler. Sonrasında elbette ki yemekler. Üstüne basarak söylüyorum ki burası kesinlikle sıradan bir balık restaurantı değil. Burası sırtını Girit'e dayamış ve özellikle de mezelerinde ve ara sıcaklarında farkı yakalamış bir mekan. Çok geniş &lt;a href="http://www.cibalikapibalikcisi.com/yemeklistesi.htmlstrong"&gt;&lt;strong&gt;mönü&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt; seçeneklerinin arasında bizim tercihlerimiz genelde başlangıç için Girit Ezmesi, Kurutulmuş Domates Sarma, Saraylı, Kabak Çiçeği Dolması, Deniz Börülcesi ve peynir oluyor. Üzerine Kalamar Tava - bebek kalamar bütün olarak servis ediliyor-, kocama bir ahtapot ızgara, ona bir bana 2 permesanlı midye - ki bu insanın aklını alacak birşey. Biz henüz bunu ötesine geçip hiç balık yiyemedik :)) Sonrasında içinde meyve parçaları da olan kızarmış helva servis ediliyor. Başlarda pek alışamadığım bu spesiyalden şimdilerde en az 3-4 kaşık alıyorum. Ve elbette finalde kahvenin yanında ikram ettikleri çeşitli ev yapımı likörleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Cibalikapı ve Moda'daki şubelerine ek olarak bu sene Bodrum Torba'daki My Beach'in içine de yazlık mekan açan Cibalikapı Balıkçısı'nı en azından bir kere denemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-7162954334365623426?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/7162954334365623426/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=7162954334365623426' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/7162954334365623426'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/7162954334365623426'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/06/cibalikap-balkcs.html' title='Cibalikapı Balıkçısı...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SjtGTg1W_9I/AAAAAAAAAb0/Cohulbqk108/s72-c/zeminlilogoson.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-1127571990596678841</id><published>2009-06-18T10:39:00.007+03:00</published><updated>2009-06-18T16:12:09.755+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Fatih Belediyesi Yedikule Hayvan Barınağı...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sjn8Om8JgkI/AAAAAAAAAbg/ddfc7aBEmvo/s1600-h/yedikule_header_1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5348583360380371522" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 52px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sjn8Om8JgkI/AAAAAAAAAbg/ddfc7aBEmvo/s320/yedikule_header_1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Neredeyse 1 sene önce, bir köpek sahibi olmaya karar verdiğimizde, yıllardır köpek sahibi olan arkadaşlarımız, öncelikle barınakları dolaşmamızı önermişti. Ancak biz konuya çok uzaktık, bir sürü kulaktan dolma bilgiye sahiptik ve belki de biraz korktuk ve Zilli için bir petshopa gitmeyi tercih ettik. Çünkü o ilk önce ve sadece bizim bebeğimiz olsun istedik. Çünkü önceki hayatında yaşadığı travmaların bizimle yaşayacağı hayata etki edeceğinden korktuk. Velhasıl doğru veya yanlış ama bir türlü barınağa gidemedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İlk barınak ziyaretimiz bizim eve çok yakın bir tanesine oldu. Zilli 2 defa çeşitli sebeplerden evdeki mamasını yememeye başlayınca, veterinerimizden yerini öğrenip kalan mamaları oraya götürdük. (Bizim mamalarımız 15-17 kg lik büyük boy olduğu için kalan dediğim de en az 7-9 kg gibi olmuştu.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sonra bir gün internette dolaşırken Fatih Belediyesi, Yedikule Havyan Barınağı'nın &lt;a href="http://www.fatihbelediyesiyedikulehayvanbarinagi.com/"&gt;&lt;strong&gt;web sitesi&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt; ile karşılaştım. Oradaki &lt;a href="http://www.fatihbelediyesiyedikulehayvanbarinagi.com/bolum/gercek-hikayeler/"&gt;&lt;strong&gt;hikayelerin&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt; hepsini tek tek okudum. İçim mi acıdı, insanlığımdan mı utandım tam bilemiyorum ama orasıyla aramda bir bağ oluştuğu kesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Web sitesine girdiğiniz zaman karşınıza aşağıdaki gibi bir acil ihtiyaç listesi çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"&lt;em&gt;MAKARNA-SÜT-BİSKÜVİ-KURU VE YAŞ MAMAYA İHTİYAÇ VARDIR.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;TETRADOKS TB-İESİLİN 800İÜ-AMPİSİD AMP 1GR-ASİST KAPSUL-İESPOR AMP-EPARGRİSEVİT AMP-FERRUM AMP-TRANSAMİN AMP-ULCRAN AMP-CLİN AMP-GENTA GÖZ DAMLASI-TERRAMİYC SPREY-ZEFİRAN-ALKOL-2LİK 5LİK EMJ-NONSTERİL ELDİVEN-LİBAVİT K AMP-AZİTRO ŞURUP-BATİKON-DEPOMEDROL-&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;2. EL GÜNEŞ ŞEMSİYESİ(Büyük küçük fark etmiyor)-2. EL KONTEYNER(Personel yatakhanesi için bir kez yangın geçirdi tamir ettirdik fakat artık iyice dökülüyor ..wc ,mutfak gerekmez 2 odalı olsun yeterli)2. EL ÇAMAŞIR LEĞENİ (Plastik veya teneke küvet yerine hayvanlar serinlemesi için)&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;ISLAK MENDİL, BÜYÜK BOY ÇÖP TORBASI, YÜZEY TEMİZLEYİCİ, DEZENFEKTAN&lt;/em&gt;"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Farklı zamanlarda güncellenen bu listenin içeriğine göre, bizim dükkandaki ihtiyarları organize ettim. Ve sonunda bu haftasonu gazete, ıslak mendil, çöp torbası, makarna ve sütten oluşan paketimizi götürdük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Orada yaşadıklarımı ve hissettiklerimi kelimelere dökmek çok zor. Barınakta 2500 civarında köpek var. Hemen hemen yarısı sokak köpeği, diğerleri ise yaşlandıkları, hastalandıkları veya sahipleri artık onları istemediği için sokağa veya barınağa bırakılan cins hayvanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Girişteki sokak köpekleri bölümünü, hepsi aynı anda kulübelerinden çıkıp havlamaya başladıkları için hafifçe tırsarak arka taraftaki cins köpekler bölümüne geçtik ve gözlerimize inanamadık. Karşımızda Golden'lar, cooker'lar, kaniş'ler ve hatta bir rotweiller çıktı. Hemen önlerinde de kocaman bir Danua. Sonradan barınak gönüllüsünden öğrendik ki adı Efe'ymiş. Dünya tatlısı, nasıl da sevecen. Diğerlerine abilik yapıyormuş. Karşılama komitesinin lideri, hemen gelip kendini sevdirdi. İşte &lt;a href="http://www.fatihbelediyesiyedikulehayvanbarinagi.com/gercek-hikayeler/efenin-hikayesi/"&gt;&lt;strong&gt;hikayesi...&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Etrafta dolaşıp gelen hayvanseverlerle vakit geçirenlerin yanında hasta oldukları için kafes içinde yatıp kıpırdayamayanlar vardı. Mesela bir tanesi üzeri sigara yanıklarıyla dolu olarak bırakılmış barınağa, iyileşmeye çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kendi kendimize "Nasıl bir insan köpeğinin üzerinde sigara söndürebilir ki?" diye sorduk ama cevap çok basit, burası bizler kadar ailesini döven, çocuklarının ırzına geçen, onların üzerinde sigara söndüren, arkadaşını doğrayıp kafasını çöpe atabilenlerin de ülkesi, malesef.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Eğer sizler de barınaklara katkıda bulunmak istiyorsanız, bunu birçok şekilde yapabilirsiniz. Elbette maddi olarak, bir hayvanı &lt;a href="http://www.fatihbelediyesiyedikulehayvanbarinagi.com/hakkimizda/sahiplendirme-sistemimiz/"&gt;&lt;strong&gt;sahiplenerek&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;,&lt;/strong&gt; acil ihtiyaçlarını imkanlarınız ölçüsünde karşılayarak, oradaki bir hayvanı evlat edinerek (&lt;em&gt;Evlatlık bir köpek edindiğinizde, köpeğinizin aylık mama masafını karşılıyor ve düzenli olarak barınağa gelip onu dolaştırıyor, onunla oyun oynuyor ve ilgileniyorsunuz. Evlatlık sistemi, özellikle evinde köpek besleyemeyecek hayvanseverler için çok uygun. Günün sonunda evladınız olan köpeği yine barınağa teslim ediyorsunuz&lt;/em&gt;) veya YHB'nin &lt;a href="http://www.fatihbelediyesiyedikulehayvanbarinagi.com/bolum/shop/"&gt;&lt;strong&gt;sanal mağazasından&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt; alışveriş yaparak.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-1127571990596678841?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/1127571990596678841/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=1127571990596678841' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/1127571990596678841'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/1127571990596678841'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/06/fatih-belediyesi-yedikule-hayvan-barnag.html' title='Fatih Belediyesi Yedikule Hayvan Barınağı...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sjn8Om8JgkI/AAAAAAAAAbg/ddfc7aBEmvo/s72-c/yedikule_header_1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-5249629097872035869</id><published>2009-04-27T14:44:00.003+03:00</published><updated>2009-04-27T14:58:01.204+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Tepe Home'dan Uzak Durun...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Evlilik yıldönümümüzden kısa bir süre önce eşime, birbirimize hediye almak yerine, mevcut kampanyaları değerlendirerek televizyonumuzu değiştirme önerisinde bulundum, o da mantıklı bularak kabul etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Televizyonumuzu seçtik, hemen ertesi günde teslim ettiler. Bu sürece paralel bir de tv dolabı almak için TEPE HOME'a gittik. Alternatif 3-4 model arasından seçimimizi yaptık ve bize 1 ay sonrası -ki bu yarın oluyor - teslimat günü verdiler. Az önce, teslimat için saat bilgisi beklerken gelen telefonda bana üründe bir aksaklık olduğunu, teslimat için yeni tarihin 11 Mayıs olduğunu ilettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Elbette ki beni arayan kişi direkt muhattabım değildi ama şu sorularımın cevabını veremediler:&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- O aksaklık!! her ne ise, teslimat günü mü belli oldu?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- O nasıl bir aksaklıktır ki, 15 günlük ek bir süreye ihtiyaç duydular?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Bu durumu telafi etmek için ne yapacaklar?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Madem siparişlerini taahhüt ettikleri zamanda yetiştiremiyorlar, o zaman niye çarşaf çarşaf kampanya ilanı veriyorlar?&lt;br /&gt;- Şu anda belki elim kolum bağlı olduğu için bişey yapamıyorum ama tüm benim gibi mağdur olan tüketicilerden yayılacak olumsuz referans onlar için bişey ifade etmiyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bir daha Tepe Home'mu, aman derim...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-5249629097872035869?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/5249629097872035869/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=5249629097872035869' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/5249629097872035869'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/5249629097872035869'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/04/tepe-homedan-uzak-durun.html' title='Tepe Home&apos;dan Uzak Durun...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-6405524468637567032</id><published>2009-04-21T16:02:00.014+03:00</published><updated>2009-04-21T17:07:22.380+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zilli'/><title type='text'>Bugün Benim Doğumgünüm...</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Se3Ee4Sw_EI/AAAAAAAAAZw/fL_-9tZ9QiM/s1600-h/Foto%C4%9Fraf-0434.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5327129969035377730" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 240px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Se3Ee4Sw_EI/AAAAAAAAAZw/fL_-9tZ9QiM/s320/Foto%C4%9Fraf-0434.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ne zamandır ara verip ihmal ettiğim günlüğümün başlığını bu seferlik değiştirdim çünkü bugün benim doğumgünüm.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Elbette doğumumla ilgili çok fazla detay hatırlamıyorum. Yani biyolojik anne ve babamı, kaç kardeşim olduğunu filan ama biliyorum ki yaşadığımız sürece beni çok sevecek, birlikte eğlenip hüzünleneceğim bir ailem var. Ve ben onlarla geçirdiğim hayatın 9.ayında, bugüne bugün tam &lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;"1" &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;yaşındayım. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Buraya yazmayı ihmal ettiğim süre içinde büyüdüm, büyüdüm, büyüdüm kocaman bi kız oldum. Kendi cinsime göre zarif bir yapım olsa da evde yaşağımı düşünürseniz ebat olarak sınırlardayım. Hala mama konusunda nazlanıp şımarıklık yaptığım için 25 - 26 kg arasında gidip geliyorum. Yani oldukça fitim. Biliyorsunuz ilk Hill's mamayla başlamıştım ama ameliyattan sonra ne olduysa ona karşı bir isteksizlik oldu bende, bir türlü yiyemedim. Sonra bir paket Pro Plan - ki bu paketler 15 - 17 veya 18 kg ve şimdi de Royal Canin. Hala puppy yiyiyorum, sanırım 18 aylık olana kadar da devam edeceğim. Bunun yanında tüylerim için sarımsaklı mayalık tablet (merak etmeyin ağız kokusu yapmıyor:) ve kemiklerim için de kalsiyum tablet kullanıyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hala gündüzleri evde yalnız kalıyorum ama ben parçaladıkça annem yeni oyuncaklar almaya devam ettiği için oyalanmakta hiç sıkıntı çekmiyorum. Bize boyum uzadığı için ayağa kalkıp camdan bakabiliyorum, bu yüzden odamın perdesini açık bırakıyorlar. Uyku ve oyundan arta kalan zamanlarda pencereden dışarı bakıyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5327134130699757490" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Se3IRHs357I/AAAAAAAAAZ4/Rz1c9KqWEBU/s320/Foto%C4%9Fraf-0371.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Artık gündüzleri balkon kapalı. Yani tuvalet ihtiyacımı sadece sabah akşam, dışarı çıktığımda gideriyorum. Ancak hala heyecanlandığım zaman kendimi tutamıyorum ve çişim varsa kaçırıyorum. :(( İyi de oluyor, ailem buna karşı önlem almak için devamlı yeni şeyler üretiyor, onlara da beyin jimnastiği oluyor böylece:))&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Misafire hiç dayanamıyorum. Bütün gün annemin ayaklarının arasında yatan ben misafirin gelişiyle kapıda yerimi alıyorum. Belki denesem kapıyı da açıcam ama kızarlar diye cesaret edemiyorum. Neyse misafir geliyor hemen ayağa kalkıp patilerimle ellerini tutup yalıyorum, onları beni sevmeleri için teşvik ediyorum. Sonra beraber salona geçiyoruz. Ben cüsseme bakmadan bir koltuktan diğerine zıplıyıp, heyecanıma onları da ortak ediyorum. Hem böylece kendi aralarında muhabbete dalıp benim varlığımı unutmalarına da engel olmuş oluyorum :)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dışarı çıkmaktan çok keyif alıyorum. Keza genelde uyuduğum araba yolculuğundan da. Mesela 2 hafta önce büyük amcamlara gittik. Koccaman bir bahçeleri var. Bir sabah annemle amcam beni bahçede serbest bıraktı. Halimi görmeliydiniz. Diyebilirim ki çimin üzerinde basılmadık yer kalmadı. Çok eğlendim çoook.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5327135154393939362" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 240px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Se3JMtQlfaI/AAAAAAAAAaA/FgYzZujZCrw/s320/Foto%C4%9Fraf-0426.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;Bu da yolculuk esnasında arabada...&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5327135699285499618" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 240px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Se3JsbI23uI/AAAAAAAAAaI/JFCHcyVose8/s320/Foto%C4%9Fraf-0430.jpg" border="0" /&gt;Evimizde küvet yok. Annemle birlikte 90x90 duşa kabine de artık pek sığamadığımız için ayda bir kez banyo yapmaya, aynı zamanda kuzenlerim Pati ve Badem'in de sürekli gittiği, Bahçeşehir'deki Asya Vet.'e gidiyorum. Hatta Kurban Bayramı'nda ailem İzmir'e giderken beni 4 günlüğüne oraya pansiyona bıraktılar. Onlardan ayrılmayı pek tercih etmiyorum ama pansiyonda da bi sürü arkadaşım vardı. Günde 2 kez dolaştırdılar, yediğim önümde yemediğim arkamda, zaten oyuncaklarımın yarısıda yanımda, e daha ne? &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Köpekler, özellikle de benim gibi büyük ırklar hem kucakta hem de yüksekte olmayı sevmezler - miş. Kesinlikle söyleyebilirim ki, bu benim için geçerli değil. Hatta babamın kucağında evde dolaşmak veya annemin kucağına yayılıp balkondan dışarıyı seyretmek benim en çok sevdiğim şeyler arasında. &lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5327143455016096850" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Se3Qv3fIFFI/AAAAAAAAAaQ/YogGNyCvzcg/s320/Foto%C4%9Fraf-0401.jpg" border="0" /&gt; &lt;p&gt;Ve merak edenler için elbette uyuyorum,&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5327144210248655394" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Se3Rb08mYiI/AAAAAAAAAaY/EKL4m7SN_44/s320/Foto%C4%9Fraf-0375.jpg" border="0" /&gt; &lt;p&gt;&lt;/p&gt;uyuyorum,&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5327144475991377234" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Se3RrS6mhVI/AAAAAAAAAag/Rg3k_bFI5WE/s320/Foto%C4%9Fraf-0399.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;uyuyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5327144691961035506" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Se3R33dx-vI/AAAAAAAAAao/WhChLF_uYHY/s320/Foto%C4%9Fraf-0378.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-6405524468637567032?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/6405524468637567032/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=6405524468637567032' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/6405524468637567032'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/6405524468637567032'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/04/bugun-benim-dogumgunum.html' title='Bugün Benim Doğumgünüm...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Se3Ee4Sw_EI/AAAAAAAAAZw/fL_-9tZ9QiM/s72-c/Foto%C4%9Fraf-0434.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-5709955320333293042</id><published>2009-04-20T09:11:00.002+03:00</published><updated>2009-04-20T09:11:50.315+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorumsuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Önyargının Çöküşü...</title><content type='html'>&lt;object height="339" width="420"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/x8ymn0"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/x8ymn0" type="application/x-shockwave-flash" width="420" height="339" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/swf/x8ymn0"&gt;Susan Boyle on Britain's Got Talent&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;by &lt;a href="http://www.dailymotion.com/dwarthy"&gt;dwarthy&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-5709955320333293042?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/5709955320333293042/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=5709955320333293042' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/5709955320333293042'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/5709955320333293042'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/04/onyargnn-cokusu.html' title='Önyargının Çöküşü...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-7276084922085967638</id><published>2009-04-15T15:48:00.005+03:00</published><updated>2009-04-15T15:51:55.628+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Zihniyet...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Kocamın çok sevdiğim bir lafı var: "Bu herifler o kadar Allah'sız ve yoldan çıkmış ki, biz cennete en kötüsü kontenjandan gideceğiz çünkü cehennem bunlarla dolu olacak..." &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SeXYKA07LVI/AAAAAAAAAZo/7gFbfEko3EA/s1600-h/vakitinhaberiiiii.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5324899800967753042" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 167px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SeXYKA07LVI/AAAAAAAAAZo/7gFbfEko3EA/s320/vakitinhaberiiiii.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-7276084922085967638?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/7276084922085967638/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=7276084922085967638' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/7276084922085967638'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/7276084922085967638'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/04/zihniyet.html' title='Zihniyet...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SeXYKA07LVI/AAAAAAAAAZo/7gFbfEko3EA/s72-c/vakitinhaberiiiii.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-4848789038988010671</id><published>2009-04-15T11:27:00.008+03:00</published><updated>2009-04-15T11:55:37.448+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sanat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kültür'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Ortaya Karışık Kültür...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Sevgili kocamla programlarımız benim istediğim kadar uyuşamadığı ve evde bekleyen de tüylü bir varlık olduğu için sosyal hayatımızın kültürel bölümünde ben genelde Evroş'la birlikte oluyorum. Ama hani hakkını da vermiyor değiliz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;"Şeylerin Şekli",&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; &lt;em&gt;&lt;strong&gt;"Salvador Dali Göndermeleri İçimizi Isıtıyor"&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; gibi, olağanüstü bulduğumuz, performanslardan sonra hatırlamak bile istemediğimiz bir &lt;em&gt;&lt;strong&gt;"Fareler ve İnsanlar"&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; izledik ki, Devlet Tiyatroları'nı en hafifinden kınıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;Nisan ayı ise &lt;strong&gt;&lt;em&gt;"6 Haftada 6 Dans Dersi"&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; ile başladı. Cihan Ünal ve Nevra Serezli'nin oyun sırasındaki fiziksel performansları, oyun bitimindeki alkış safhasında Nevra Serezli'nin şovuyla katmerlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen cumartesi günü, havanın güzelliğini de fırsat bilerek, hiç trafiğe takılmadan tamamen toplu taşıma araçları ile, bir bölümünde deniz havası alıp martılar eşliğinde seyahat ederek Üsküdar'a geçtim ve Musahipzade Celal Salonu'nda &lt;em&gt;&lt;strong&gt;"Deri Ceket"&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; i seyrettik. Özellikle Hikmet Körmükçü şiir gibiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sırada bu akşamki &lt;em&gt;&lt;strong&gt;"Maskeliler"&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; ve cumartesi günkü Marquez'in &lt;em&gt;&lt;strong&gt;"Kırmızı Pazartesi"&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;si var. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Diğer taraftan izlediğim ve fakat detaylı olarak burada yazamadığım ama yorumlamadan da geçemeyeceğim filmler şunlar:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- &lt;strong&gt;&lt;em&gt;The Visitor:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Festival filmi. Süper bir insan hikayesi. İnsanın içi eriyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Marley&amp;amp;Me:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Sanırım benim çok hassat bir günümdü. Ağla ağla bir hal oldum. Eğlenceli fakat sıradan bir film.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- &lt;em&gt;&lt;strong&gt;A Girl In the Park:&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; Yine bir dram. Biraz kasvetli olsada ben sevdim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Killshot:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Mickey Rouke filmi. Uzak durun.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Oxford Cinayetleri:&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Bir çeşit "Kelebek Etkisi". Sondaki mesaj çok vurucu. Ama film sıradan. Bunun arkasından Kelebek Etkisi'ni bir kez daha izledik, iyi geldi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Seven Pounds:&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; Çok ama çok başarılı.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-4848789038988010671?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/4848789038988010671/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=4848789038988010671' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/4848789038988010671'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/4848789038988010671'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/04/ortaya-karsk-kultur.html' title='Ortaya Karışık Kültür...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-7910929453377562676</id><published>2009-04-10T13:21:00.007+03:00</published><updated>2009-04-10T13:30:26.482+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorumsuz'/><title type='text'>Aşk ve Hüzün...</title><content type='html'>&lt;em&gt;Dişi kuş yaralanmış ve durumu vahim… Yolun üzerinde alçak uçarken muhtemelen bir araba çarpmış ona...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sd8d3CR85hI/AAAAAAAAAY4/c-xqyCYsK8k/s1600-h/ku%C5%9F-1.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5323006115917391378" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 212px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sd8d3CR85hI/AAAAAAAAAY4/c-xqyCYsK8k/s320/ku%C5%9F-1.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Erkek kuş, eşine yiyecek taşıyor… Ona sevgi ve şefkat gösteriyor.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sd8d8ETaCAI/AAAAAAAAAZA/xCgwUqPet7M/s1600-h/ku%C5%9F-2.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5323006202359711746" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 209px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sd8d8ETaCAI/AAAAAAAAAZA/xCgwUqPet7M/s320/ku%C5%9F-2.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Gidip tekrar yiyecek getiriyor ama, öldüğü düşüncesiyle müthiş üzülüyor. Yerinden kımıldatmaya çalışıyor eşini... ki bu, kırlangıçlar için çok ender görülen bir durumdur! &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sd8eCXxTP8I/AAAAAAAAAZI/2Sv40ULGHe8/s1600-h/ku%C5%9F-3.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5323006310664585154" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 218px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sd8eCXxTP8I/AAAAAAAAAZI/2Sv40ULGHe8/s320/ku%C5%9F-3.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Sevgilinin öldüğünü ve asla geri dönmeyeceğini farketmesiyle birlikte, yitirdiği aşkına acı gözyaşları döküyor...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sd8eMuOw8TI/AAAAAAAAAZQ/BXX2WFkzkkc/s1600-h/ku%C5%9F-4.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5323006488492437810" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 201px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sd8eMuOw8TI/AAAAAAAAAZQ/BXX2WFkzkkc/s320/ku%C5%9F-4.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Ölümünden duyduğu kederle eşinin başucundan ayrılmıyor.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sd8eQ63-HdI/AAAAAAAAAZY/4KsSJ_WMCyw/s1600-h/ku%C5%9F-5.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5323006560605969874" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 191px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sd8eQ63-HdI/AAAAAAAAAZY/4KsSJ_WMCyw/s320/ku%C5%9F-5.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Artık onu sonsuza dek yitirdiğini, kendisine dönmeyeceğini anlamıştır. Hüzün ve acı içinde onun yanında duruyor.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sd8eUsthc3I/AAAAAAAAAZg/XnLJPwbawaw/s1600-h/ku%C5%9F-6.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5323006625523528562" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 214px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sd8eUsthc3I/AAAAAAAAAZg/XnLJPwbawaw/s320/ku%C5%9F-6.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-7910929453377562676?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/7910929453377562676/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=7910929453377562676' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/7910929453377562676'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/7910929453377562676'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/04/ask-ve-huzun.html' title='Aşk ve Hüzün...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sd8d3CR85hI/AAAAAAAAAY4/c-xqyCYsK8k/s72-c/ku%C5%9F-1.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-4208933392023358160</id><published>2009-03-20T17:14:00.005+02:00</published><updated>2009-03-20T17:20:59.347+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çok Beğendim'/><title type='text'>Barak Obama on "The Tonight Show"...</title><content type='html'>Şimdi lütfen eğri oturalım ve doğru konuşalım. Aşağıda izleyeceğiniz yarım saatin aynısını, aynı samimiyet, açıklık ve dürüstlükle bizde hayal edebiliyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baylar bayanlar karşınızda Jay Leno'nun &lt;strong&gt;&lt;em&gt;The Tonight Show&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;'una katılan Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barak Obama... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object type="application/x-shockwave-flash" data="http://widgets.nbc.com/o/4727a250e66f9723/49c3abceabc89d31/4741e3c5156499a7/6892dbd1/-cpid/87808604619d465f" id="W4727a250e66f972349c3abceabc89d31" width="384" height="283"&gt;&lt;param name="movie" value="http://widgets.nbc.com/o/4727a250e66f9723/49c3abceabc89d31/4741e3c5156499a7/6892dbd1/-cpid/87808604619d465f" /&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent" /&gt;&lt;param name="allowNetworking" value="all" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-4208933392023358160?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/4208933392023358160/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=4208933392023358160' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/4208933392023358160'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/4208933392023358160'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/03/barak-obama-on-tonight-show.html' title='Barak Obama on &quot;The Tonight Show&quot;...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-4919738694101333343</id><published>2009-03-18T09:43:00.002+02:00</published><updated>2009-03-18T09:45:31.999+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çok Beğendim'/><title type='text'>İzmir...</title><content type='html'>"&lt;strong&gt;Türkiye'den sıkıldığım zaman İzmir'e giderim ben.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Simite gevrek deriz biz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çekirdeğe çiğdem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kordon elektrik aleti değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kumru da kuş değildir bizim için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yengen'i yeriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen sigorta dersin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz asfalya deriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzatmayız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gidiyom geliyom deriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Domates dediğin, domat işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evimiz isterse 800 metrekare olsun, balkonda otururuz. Hıdrellez filan gibi mazeretler uydurur, sabaha kadar sokaklarda içeriz. Bi oturuşta 60'ar 80'er midye yeriz, istifno severiz, cibez'e bayılırız; gece 3-4 gibi boyoz'a dalmazsak, kan şekerimiz düşer! Boş lafa karnımız toktur bu arada, tırışkadan teyyare gibi atasözlerimiz vardır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paraşüt kulesinden atlamayana kız vermezler; kızlarımızı da tavlayamazsın ha... Canı çekerse, o seni tavlar! Liseye giden kızının erkek arkadaşının olması kasmaz babaları; kendilerinin de kız arkadaşı vardı lisede... Bak iddia ediyorum, okey şampiyonası düzenlense, İzmirli kadınlar alır kupayı... Erkekleriyle kahveye giderler çünkü... Şaşırdın di mi? Al buna da şaşır, nargile içerler... Askılı giyerler, şortla gezerler, öküz gibi bakarsan, bi çakar, bi de duvardan yersin... Gönül Yazar'ız, Sezen Aksu'yuz; bir gül takıp da saçlarına, çıktı mı deprem sanırdın kantosuna, Karantinalı Despina'yız... Sensin Varoş! Biz tenekeli mahallede bile el ele gezeriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeklerimiz de fena değildir hani... Detaya girmeyeyim, Ayhan Işık, Metin Oktay, Mustafa Denizli mesela, bi fikir verir sana... Ertuğrul Özkök'ün kırdığı cevizleri okuyoruz; eşi kafasına ütü atmış... Ayıptır söylemesi, Mahsun Kırmızıgül'le Alişan'ı ayırt edemeyiz biz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülümseriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enginarın başkentidir; İzmirlidir incir. Kazandibi hemşeri... 78 çeşit köftemiz olduğu için, McDonald's'ın bunalıma girdiği tek şehirdir... Zeytinyağı severiz, dünyanın en boktan durumuna bile düşsek, zeytinyağı gibi üste çıkmayı daha çok severiz... Sana ne birader, keyfimizin káhyasıyız, yazlıklara gitmek için 8 şeritli otoyol yaptık; Güzelbahçe, Seferihisar, Urla, Karaburun, Çeşme, öbür tarafta Dikili, Foça, çipurayız... Pak Bahadur'u özleriz... Durup dururken faytona bineriz, bi yere gitmeyiz aslında, öööle turlarız... Hava güzel, daralırız, okulu ekeriz. Mezun olduktan sonra öğretmeniyle kadeh tokuşturmayan öğrenciyi zor bulursun İzmir'de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz sembol diyorsunuz ama, saat kaç diye Saat Kulesi'ne bakanı bulamazsın, altında buluşanlar bile zahmet edip kafasını kaldırmaz, birbirine sorar saati! Rahatızdır... Çocukları Kemeraltı'da kaybederiz, alışverişe devam ederiz, esnaftan biri bulup getirir, çıkışta Kemeraltı Karakolu'ndan alırız... Ağlayıp zırlamak bi yana, çoğu dondurmayı bitirmediği için ayrılmak istemez karakoldan, iyi mi... Aceleye gelemeyiz! Bir sene önceden duyurmaya başla, de ki, 22 Ağustos saat 20'de tiyatro başlıyor... 20.30'da geliriz... Sanatçılar da İzmirliyse, tiyatro zaten 21'de filan başlar... Uçak 6 saat rötar yapsın, istifimizi bozmayız, bizim için ekstra bira içme vesilesidir bu... Kuyruk olmaz, çünkü kuyruk varsa, İzmirli sıkılır, gider. Pratiktir... 201 sokağı bulduysan, yanındaki 202'dir. Tek tek isim vermeye üşeniriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;35'imiz var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;35 buçuğumuz da var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;34 plaka gördük mü, kapışırız... Arkadan sirenleriyle isterse Cumhurbaşkanı gelsin, bana mı sordu, tarladan gitsin, makam arabasına yol vermeyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle, arızayız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkek çocuklarına en çok "Efe" adı konulan şehirdir orası... Zeybek duyduğumuzda, içimiz cız eder, kalkar oynarız. Hasan Tahsin orada, Kubilay orada, Latife Hanım orada, Zübeyde Hanım bize emanet, bize... Mustafa Kemal de, ağlar kadınlarımız... Sokak sokak, bulvar bulvar, Milli Mücadele Müzesi'dir... İstanbul'daki gibi Birinci Ahmet Çeşmesi falan yoktur orada... Ankara'daki gibi Cinnah Caddesi, Arjantin Caddesi de bulamazsın pek... Recep Tayyip Erdoğan Kavşağı'nı teklif etmez hiç kimse."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Yılmaz Özdil - Hürriyet Gazetesi, 15.03.2009&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-4919738694101333343?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/4919738694101333343/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=4919738694101333343' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/4919738694101333343'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/4919738694101333343'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/03/izmir.html' title='İzmir...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-4641599051657700723</id><published>2009-03-12T11:39:00.007+02:00</published><updated>2009-03-12T12:11:18.760+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tiyatro'/><title type='text'>Bayrak...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;İki yıl önce, &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Yangın Duası'nı&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; seyrettikten sonra kafamıza kazınmış ve hiç çıkmamıştı, oyundan yarın saat önceki süre boyunca yükselip alçalan, hızlanıp yavaşlayan frekansta dinlediğimiz, okuyunca belki sizlere hiç bişey ifade etmeyecek olan, "Koca kafa kimde var?" cümlesi. Berkun Oya'yı CNN Turk'te yaptığı &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Defacto &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;isimli program ile tanımış, zekasına ve farklı bakış açısına olan hayranlığım o oyunla pekişmişti. Kendisi uzun aradan sonra bir kez daha bizleri yeteneği ve zekası ile büyülemek için sahnede. Tek fark bu sefer oyuncu olarak değil, &lt;a href="http://www.garajistanbul.org/etkinlik.php?id=228"&gt;Garajistanbul'da&lt;/a&gt; çarşambaları sergilenen &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Bayrak&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; isimli oyunun yazarı, tasarımcısı ve rejisörü olarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dün akşam izlediğimiz oyuna ciddi bir beklenti ile gittiğimi itiraf etmeliyim ve full tatmin ile çıktığımı da. Oyunda Ali Atay, Canan Ergüder, Okan Yalbıyık, Bartu Küçükçağlayan, Köksal Engür ve Ayten Uncuoğlu rol alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5312237679224152530" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 268px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SbjcBhiZ4dI/AAAAAAAAAYw/5-MQvGcT0bA/s320/Bayrak.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;Bu oyunun, Oya'nın önceki oyunlarından en önemli farkı belkide herşeyin çok gerçek olması. Özetle bir aile trajedisini anlatıyor oyun. "İki kişiyi sevebilir insan" veya "İnsanın istemeden yaptığı hiçbirşey olamaz" sözleri fazlasıyla etkili ifadelerle adete beyninize kazınıyor oyun içerisinde. Klasik Berkun Oya cümleleri ve tonlamalarından oluşan senaryo, dekor, ışık ama herşeyden önemlisi şiddetten hüzne içinize işleyecek kadar gerçekçi oyunculuk çok etkileyiciydi. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-4641599051657700723?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/4641599051657700723/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=4641599051657700723' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/4641599051657700723'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/4641599051657700723'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/03/bayrak.html' title='Bayrak...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SbjcBhiZ4dI/AAAAAAAAAYw/5-MQvGcT0bA/s72-c/Bayrak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-7040990011358764407</id><published>2009-03-06T10:36:00.008+02:00</published><updated>2009-03-06T11:18:47.847+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Eyvah Ki Ne Eyvah...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Bugün Ali Saydam'ın Akşam Gazetesi'ndeki yazısı, son dönemde içimde biriktirdiğim sıkıntıların dışarı çıkmasına sebep oldu. Ali Saydam yazısına "Eyvah ki ne Eyvah" diye başlık koymuş, aynen aldım:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Konunun özeti şöyle: "İngiliz The Guardian Gazetesi, Türkiye'nin en saygın araştırma şirketlerinden Konda tarafından gerçekleştirilen araştırmanın, Türkleri, 'Yabancı düşmanı, ender kitap okuyan, kadınları ikinci sınıf olarak gören ve demokrasi konusunda zıt duyguları olan sosyal muhafazakar insanlar' olarak gösterdiğini yazmış. Türklerin çeşitli konulara ilişkin tavırlarını ortaya koyan, Konda'nın araştırmasının sonuçlarına göre Türklerin yüzde 73'ü yabancıların mülk almasına karşı çıkıyor, yüzde 70'e yakın bir bölümü hiçbir zaman kitap okumuyor, yüzde 72'si hiçbir zaman ya da çok ender yeni teknoloji ürünü almıyormuş. Bu arada yüzde 70'ine yakın bir bölümü, evli kadınların çalışmak için eşlerinden izin alması gerektiğini söylerken yüzde 57'si, kadınların kolsuz bir üst parça giysi ile evden çıkmaması gerektiğine inanıyormuş. Yüzde 53'ü Türkiye'nin laik anayasasının yasakladığı, kadın yargıçlar, savcılar, öğretmenler ve diğer kamu görevlilerinin görevde İslami başörtüsünü kullanmasına izin verilmesinden yanaymış. The Guardian, Türklerin yüzde 48 gibi önemli bir bölümünün ordunun 'lazım olduğunda' müdahale etmesi gerektiğini de söylediğine de dikkat çekmiş..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sevgili kocamın, "Senin bu konuda şaşırmana şaşırıyorum" diye bir yorumu vardır, ben bi konuyu çok kafama takıp, "Ama nasıl olur?" diye sorgulamaya başladığımda yaptığı, işte bu tam o duruma örnek. Niye şaşırıyorum ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Burası artık Recep İvedik serisine en yüksek gişeyi yaptıran, "karnımda bişey oynuyor, acaba gazım mı var?" diye hastaneye gidip doğum yapan, karısını günde iki kez duş yapıyor veya rüyasında kendisini aldatıyor diye öldüren insanların ülkesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Burası artık kendisine yapılan yardımla oyunu satan ama o yardıma niçin ihtiyaç duyduğunu sorgulamayan insanların ülkesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Burası eskiden 'batı' standardında bir hayat sunarken, para, rant, günü kurtarma kaygısı içinde 'doğu' standartlarına geçen ve bunu inanç aydınlanması, istikrar özlemi ve hatta sağlık yaşam arzusu kisvesi altında yutturmaya çalışan insanların ülkesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Burası artık doğru söyleyenleri 10. köyden bile kovanların, en ağır hakaretleri iltifat gibi algılayanların, laik demokratik cumhuriyetin ne demek olduğunu bilmeyen, kafası halifelik, padişahlık, kulluk ve kölelik döneminde olanların ülkesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Burası artık tüm çarpıklıkları su yüzüne çıktığı ölçüde prim yapanların ülkesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Burası artık kendini Büyük Ortadoğu Projesi'nin eş başkanı ilan etmiş bir başbakanın ve onu destekleyen yarısı çıkarcı yarısı da kör cahil insanların ülkesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hadi herkese hayırlı olsun, ben köpeğimle yatmaya gidiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-7040990011358764407?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/7040990011358764407/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=7040990011358764407' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/7040990011358764407'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/7040990011358764407'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/03/eyvah-ki-ne-eyvah.html' title='Eyvah Ki Ne Eyvah...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-8825044806812250687</id><published>2009-03-03T15:06:00.005+02:00</published><updated>2009-03-03T15:53:04.223+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Film'/><title type='text'>Slumdog Millionnaire...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sa017XBJEHI/AAAAAAAAAYo/F2l-waBGef8/s1600-h/Slumdog.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308958829647040626" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 94px; CURSOR: hand; HEIGHT: 140px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sa017XBJEHI/AAAAAAAAAYo/F2l-waBGef8/s320/Slumdog.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dün akşam birkez daha önyargının ne kadar kötü ve yanıltıcı bir şey olduğunu yaşayarak gördük. Hem pişmanım hem de aldığım dersten ötürü mutlu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Oskar adayı filmlerin adları ortalıkta dolanmaya başladığı zaman, en iyi film ve yönetmen dalında Golden Globe almış olduğu halde, &lt;em&gt;&lt;strong&gt;"Slumdog Millionnaire"&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; için, içimde pek bir nahoş his uyanmıştı. Dolayısıyla da 8 dalda oskar aldıktan sonra bile izlemeyip kendi cd'mi Miniş'e vermiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dün akşam bi baktım kocişim elinde cd ile geldi. "Bu nedir?" dedim, "Çok güzelmiş çocuklar verdi, akşam seyredelim mi?" dedi. Dedim tamam, var bu işte bi hayır. Teklif kocadan geldi, ya film hakikaten çok güzel ve tanrı benim izlemediğime bozulup farklı kanallar açıyor ya da dünya tersine dönmeye başlayacak. Dünya hala aynı yönde dönüyor, di mi? :)))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Slumdog Millionnaire&lt;/em&gt;, özetle, bizdeki "Kim 500 milyar ister?" yarışmasının Hindistan versiyonuna, sırf aşık olduğu ve kaybettiği kız kendisini seyreder ve sonuçta buluşurlar diye katılıp, en büyük ödüle kadar giden Jamal'ın, oraya kadar nasıl geldiğinin hikayesi. Bir hikaye bu kadar mı güzel kurgulanır, bu kadar mı güzel anlatılır? Bir yaşam, bu kadar mı gerçek bir şekilde beyazperdede hayat bulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu film ve hikaye bana, tadı hala damağımda olan Khaled Hosseini'nin &lt;a href="http://divitimle.blogspot.com/2008/04/2-film-august-rush-kite-runner.html"&gt;Uçurtma Avcısı&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://divitimle.blogspot.com/2008_04_01_archive.html"&gt;Bin Muhteşem Güneş&lt;/a&gt; romanlarınında hissettiklerimi tekrar yaşattı. Gerçek insan hikayelerinden hoşlanıyorsanız bu filmi şiddetle tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;* İlgilenenler için filmin IMDB puanı: 8,6/10.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-8825044806812250687?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/8825044806812250687/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=8825044806812250687' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/8825044806812250687'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/8825044806812250687'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/03/slumdog-millionnaire.html' title='Slumdog Millionnaire...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/Sa017XBJEHI/AAAAAAAAAYo/F2l-waBGef8/s72-c/Slumdog.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-1358900984312886407</id><published>2009-02-27T12:06:00.007+02:00</published><updated>2009-02-27T13:37:41.199+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çay'/><title type='text'>Tea for Me...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Niçin çalışıyorsun? sorusuna cevabım, birçok başka şeyin yanında, gustomu finanse edebilmek için desem yalan olmaz. Belki iddialı ama kesinlikle doğru.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Son keşfim &lt;em&gt;&lt;strong&gt;"Tea for Me".&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; Caddebostan, Nişantaşı ve Kanyon'da şubeleri olan çay dükkanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hani şair diyor ya; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"Bilemezdim şarkıların bu kadar güzel,&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;kelimelerinse kifayetsiz olduğunu,&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;bu derde düşmeden önce..." &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;işte ben de oradakileri koklamadan önce mesela bergamut aromalı Earl Grey'in bu kadar güzel kokabileceğini bilemezdim. Sevgili kocamın Çin'den getirdiği yasemin çayı bile, oradaki minik sohbetimiz sırasında nasıl demleneceğini öğrendikten sonra kıymete bindi. (Normalde sıkıştırılıp top haline getirilen yasemin, suyu yiyince açılıp, yaratık!!! gibi bişey oluyor. Ondan sonra ortadaki çiçeği açılıyor ve bütün güzelliği ve kokusu ortaya çıkıyor. Dişisi ve erkeği varmış. Aşağıdaki resimde soldaki erkek:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5307424211734959314" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 150px; CURSOR: hand; HEIGHT: 113px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SafCM1zFFNI/AAAAAAAAAYg/BLaMoRQBvgU/s320/Jasmin.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çay" ın keşfi de en az kahveninki kadar ilginç. Her şey yaklaşık beşbin yıl önce olağanüstü bir rastlantıyla başlamış. Çin hanedanı Shen Nung, altında oturmakta olduğu çay ağacından, yanında kaynamakta olan suya düşen yaprağın bir süre sonra suyun rengini değiştirdiğini ve çok hoş kokular yaydığını fark etmiş. İlk kez tadılan bu lezzet, Uzakdoğu'nun zarif uygarlığından günümüze kadar uzanan kültürünün parçalarından biri olarak yerini almış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Batı bu çok özel kült içecek ile tanışmak için daha binlerce yıl beklemiş. Çok geç gerçekleşen -17. yüzyıl başı- bu vuslat deyim yerindeyse “ilk görüşte aşk” olmuş. Önceleri zenginlerin ödeyebileceği bedellerle elde edilebilen bu ürün, gelişen ticaret yolları ve üretim artışlarıyla daha geniş kitlelere ulaşmaya başlamış. Perakende satış yapılan ilk çay dükkanı &lt;em&gt;"Lyons",&lt;/em&gt; 1800’lerin sonlarında Londra Piccadily’de açıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Ülkemizde çay üretimi 1938’de başlamış, ilk çay fabrikası da 1945 yılında üretime geçmiş. Geçen yüzyılın başlarında ülkemizdeki kişi başına çay tüketimi 65 gr iken bugün 2,5 kg ile dünya sıralamasında 5. sırada yer almaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Dükkandan aldığımız broşürde yazdığına göre siyah ve yeşil çaylar, kalp hastalığı, kanser ve krize yol açabilecek serbest radikalleri bloke eden polifenol isimli bir antioksidan içeriyormuş. Bundan başka kolestrolün düşmesine, bağışıklı sisteminin güçlenmesine, sağlıklı kan damar sisteminin işlevselliğine katkıda bulunup, diş ve kemiklerin korunmasına yardımcı oluyorlarmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Çayımızdan daha fazla keyif alabilmek için aşağıdaki basit kurallara uymamız gerekiyormuş:&lt;br /&gt;• Taze soğuk su kullanın.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;• Daha iyi bir demleme ısısına ulaşmak için demliği ısıtın.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;• Çayı dikkatlice ölçün; fazla çay koymak hem ekonomik değildir hem de Çay acı olur.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;• Su kaynadığı anda, demliğe ekleyin.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;• Tüm lezzetin açığa çıkabilmesi için 3-5 dakika demleyin.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;• Fincana önce sütü koyun, daha iyi karışır.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;• Çay’ı kuru, hava almaz bir kapta muhafaza edin.DEMLEYİN, PİŞİRMEYİN&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;• Unutmayın: Fazla miktar koymak ve pişirmek çayı bozar.• Çay’ı pişirmeyin.• Çay demlendikten sonra, yapraklar alınmazsa hafif acı “tanen” tadı oluşur. Herkesin kendine göre bir “dem” ayarı vardır, bu ayar kullanılan çay yaprağı miktarı ve demleme süresiyle kontrol edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Şimdiden afiyet olsun...&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-1358900984312886407?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/1358900984312886407/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=1358900984312886407' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/1358900984312886407'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/1358900984312886407'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/02/tea-for-me.html' title='Tea for Me...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SafCM1zFFNI/AAAAAAAAAYg/BLaMoRQBvgU/s72-c/Jasmin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-2688222518556989992</id><published>2009-02-25T14:39:00.003+02:00</published><updated>2009-02-25T14:45:08.566+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Teşekkür'/><title type='text'>Keşke Her ilçenin "Selamı" Olsa...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Şimdi diyeceksiniz ki, sen Avrupa'lısın, ne işin var Kadıköy'ün Selamı'ya? Esasında haklısınız. Bu eş durumundanın, arkadaş durumu versiyonu. Benim dünyalar tatlısı Miniş'im oldu mu size Kadıköy Belediye Meclis Üyesi Adayı, hem de 10. sıradan. E dolayısıyla biz de olduk otomatikman taraftarı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İşte Selami Öztürk'ün oldukça başarılı bulduğum seçim teaserı:&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed src="http://www.kadikoylulerinselamivar.com/player-viral.swf" width="382" height="339" type="application/x-shockwave-flash" flashvars="image=videotn.jpg&amp;amp;file=http%3A%2F%2Fwww.selamiozturk.com%2Fselamiozturk.com%2Fvideolar%2Fkadikoy.flv&amp;amp;plugins=viral-1d" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-2688222518556989992?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/2688222518556989992/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=2688222518556989992' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/2688222518556989992'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/2688222518556989992'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/02/keske-her-ilcenin-selam-olsa.html' title='Keşke Her ilçenin &quot;Selamı&quot; Olsa...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-42564130531925719</id><published>2009-02-25T09:36:00.007+02:00</published><updated>2009-02-25T10:45:59.488+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mitoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tarih'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>Pheobus &amp; Boreas...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SaUDOuMjDmI/AAAAAAAAAYM/41EukZ2ZhW8/s1600-h/apollo.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SaT1Ici4l8I/AAAAAAAAAX0/joPdtfzw47A/s1600-h/Phoebus%2520and%2520Boreas.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5306635786399553474" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 227px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SaT1Ici4l8I/AAAAAAAAAX0/joPdtfzw47A/s320/Phoebus%2520and%2520Boreas.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Geçtiğimiz cumartesi için çok yoğun, bir o kadar da - kendimce - keyifli program yapmıştım. Sabah annemle beraber Bahçeşehir'e pazara gidecektik. Öncesinde Zilli'yi bıcıbıcıya bırakacaktık. Sonra da ablama gidip 1,5 aylık hasretimize son verecektik. Sonra da akşamki arkadaşımızın nişanı öncesi kuaföre yetişecektim. Lakin &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=murphy%20yasalari"&gt;Murphy&lt;/a&gt; denilen sanal şahsiyet bir kez daha devreye girdi ve cuma akşamüstü saat 16,45'te, patron, cumartesi günü ağırlanması gereken misafirlerimiz olduğunu, adamcağızın eşi ile birlikte geldiğini ve mümkünse sabah 10.00'da otellerinden alınarak, tarihiyarımada turu yapmak istediklerini söyledi. Elbette emir demiri kesti ama ben en hafif ifade ile yıkıldım. Kısacık sürede bütün programlarım ve Zilli'nin banyo randevusu iptal edildi, ertesi gün için ayarlamalar yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Cumartesi sabahı, bizim ihtiyarlar heyetinin profesyonel rehber üyesi abimle beraber yola çıktık. Hava "soğukluğu" -1'lerde dolaşırken misafirleri önce Sultanahmet Camii'ne, oradan da Ayasofya'ya götürdük. Şansımıza hanım çok ilgili ve kısmen de bilgiliydi. O sordu, bizim ihtiyar anlattı, o sordu bizim ihtiyar anlattı, bitmedi de bitmedi. Havada Teodora'nın hayatı, 4.Haçlı seferi, 12.yüzyıl öncesi mozaik sanatının sonraki döneme göre ne kadar yavan ve yüzeysel uygulandığı gibi konular uçuşuyor. Normalde çok keyif aldığım konular o soğukta gittikçe ağırlaştı da ağırlaştı. Halimi görseniz ağlardınız. Kendimi Kapalıçarşı'ya zor attım. Havuzlu'da içtiğimiz tavuk çorbası beni biraz kendime getirdi ve devam edebildim. (Evet Miniş, kulaklarını çınlatarak beğendili döner de yedim :)))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Orada günün geri kalanı için program yaparken, hanım gümüş, tercihen antika küpe almak istediğini söyleyince direkt Bedesten'e gitmeye karar verdik. Hayır, kendim için hiç bişey istemiyordum :)))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bedesten'de karı koca bir dükkanın önünde takılırken biz de ihtiyarla diğer tarafataki bir tanenin önünden geçerken gördük asılmakta olan tabelayı. &lt;strong&gt;&lt;em&gt;"Phebus"&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Bi yerden hatırlıyorum ama yok çıkmıyor. "Ne demek?" diye sorduk. Sanat Tanrısı'nın adı dediler. Ay bişi yanlış geliyor ama bulamıyorum. Neden sonra aklıma geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Biz lisedeyken (&lt;em&gt;"High School"&lt;/em&gt; deyince kocam kızıyor da :) ingiliz edebiyatı dersinde okuduğumuz, &lt;strong&gt;Traditions in Litrature &lt;/strong&gt;diye, ansiklopedi gibi bir kitabımız vardı. O kitapla biz, önce edebi kavramlardan başlayarak edebiyatın ingilizce karşılığını öğrendik, sonra da sırasıyla bunların şiir ve düz yazı uygulamalarını gördük. Sonra da yunan, rus, ingiliz gibi dönem ve tarzları okumuştuk. İşte orada okuduğum hikayelerden biriydi bana bu kelimenin çağrıştırdığı ve bu yazıya adını veren. La Fontaine'in &lt;a href="http://oaks.nvg.org/fonta6.html#phoebore"&gt;Pheobus&amp;amp;Boreas'ı&lt;/a&gt;. Hikaye, Güneş Tanrısı &lt;em&gt;"Pheobus"&lt;/em&gt; ile Rüzgar Tanrısı &lt;em&gt;"Boreas'ın"&lt;/em&gt; girdiği iddia ile, iyi niyet ve nezaketin, her zaman kötülük ve zorbalıktan daha iyi olduğunu fabl tekniği ile anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ben diyorum Pheobus, Güneş Tanrısı, adamlar iddia ediyor Sanat. Pazartesi dükkana gelince biraz araştırma yaptık ve esasında hepimizin aklı olduğu çıktı ortaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Phebus veya Pheobus, Oliympos Tanrıları içinde güzel sanatları ve güneş ışığını temsil eden Apollon'un, latince ismiymiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5306651359246254210" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 277px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SaUDS563gII/AAAAAAAAAYU/dj14DdkNW04/s320/apollo.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;"Pheobus &amp;amp;Boreas", &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Gustave_Moreau"&gt;Gustav Moreau&lt;/a&gt;...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-42564130531925719?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/42564130531925719/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=42564130531925719' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/42564130531925719'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/42564130531925719'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/02/pheobus-boreas.html' title='Pheobus &amp; Boreas...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SaT1Ici4l8I/AAAAAAAAAX0/joPdtfzw47A/s72-c/Phoebus%2520and%2520Boreas.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-9204705678800462527</id><published>2009-02-04T09:44:00.005+02:00</published><updated>2009-02-04T09:58:01.051+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yemek'/><title type='text'>Yemekosfer...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SYlHbGOzlpI/AAAAAAAAAXs/9QfS69w3Gms/s1600-h/yemekosfer.png"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5298844967432853138" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 174px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SYlHbGOzlpI/AAAAAAAAAXs/9QfS69w3Gms/s320/yemekosfer.png" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;"Divitim"&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; bir yemek bloğu değil. Ancak yemek benim hobim. İnternek sörfümün çok büyük bir bölümünü yemek siteleri oluşturuyor. Yeni tatlar, sunuş şekilleri ve doğru menüleri oluşturmak için onlardan yardım alıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meşhur Nar Reçeli'min tarif sahibi &lt;a href="http://cafefernando.com/turkce/?p=133#more-133"&gt;Cafe Fernando'nun&lt;/a&gt; sahibi Cenk, benim gibiler için bir güzellik düşünmüş ve şimdilik 50 yemek bloğundan oluşan bir &lt;em&gt;Tarif Arama Motoru&lt;/em&gt; geliştirmiş. Adı &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Yemekosfer&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;. Tüm emekleri için kendisine teşekkür ediyoruz. Yemekosfer'e hem &lt;a href="http://cafefernando.com/yemekosfer/"&gt;buradan&lt;/a&gt;, hem de yan tarafa eklediğim widgeti kullanarak ulaşabilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-9204705678800462527?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/9204705678800462527/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=9204705678800462527' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/9204705678800462527'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/9204705678800462527'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/02/yemekosfer.html' title='Yemekosfer...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SYlHbGOzlpI/AAAAAAAAAXs/9QfS69w3Gms/s72-c/yemekosfer.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-8939173715742374355</id><published>2009-02-02T11:05:00.005+02:00</published><updated>2009-02-02T11:54:56.046+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tiyatro'/><title type='text'>Salvador Dali Göndemeleri İçimi Isıtıyor...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SYa3cFSHtsI/AAAAAAAAAXk/0ho2_nYIlXw/s1600-h/SalvadorDali.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5298123704730367682" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 170px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SYa3cFSHtsI/AAAAAAAAAXk/0ho2_nYIlXw/s320/SalvadorDali.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dali, &lt;strong&gt;&lt;em&gt;İstanbul'da Bir Sürrealist&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; sergisiyle İstanbul'a konuk olunca, Yeni Kuşak Tiyatro'da Aksanat bünyesinde "&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Salvador Dali Göndermeleri İçimi Isıtıyor&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;" isimli paralel bir projeyi sahneye koymuştu. Sevgili kocam bu sene kültürel aktivitelerde biraz çekimser davrandığı için, dedik ki böyle olmayacak ve geçtiğimiz cumartesi günkü oyun için aldık Evroş'la biletlerimizi. Öncesinde Beyoğlu'nda minik bir kahve keyfi, oradan doğru Aksanat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Salon oldukça ufak ve her taraf muhtemelen dekor amaçlı ancak oldukça özensiz bir şekilde, beyaz kumaşla kaplanmıştı. Yer gösteren görevliler, seyircilere, bezlerin altında kaldığı için görünmez hale gelen basamaklar konusunda uyarsa da, bir çok kişi yerine geçerken en azından 1 kez takıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yeni Kuşak Tiyatro'nun kurucusu Mehmet Ergen'in sahneye koyduğu Oyun'da, Evren Kardeş, Mehmet Ali Nuroğlu, Deniz Celiloğlu, Nihat İleri ve Beyti Engin rol alıyor. Canlı gitar performansı için Koray Hatipoğlu'na ayrı bir teşekkür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Gerçekle rüyanın içiçe geçtiği, kedi ile çakal, ay ile kız dialoglarında sürrealizme göndermeler yapılan oyunda Irak Savaşı'na giden kocasını, çölün ortasındaki evinde beklerken oyalanmak için bir taraftan çalışıp, bir taraftan da okula giden kadının, bu süreçteki yalnızlığı, korkuları, beklentileri ve fedakarlıkları sanırım oyunun özü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Motorsiklet Günlükleri senaryosunun Oscar adaylı yazarı Jose Rivera'nın gerçeküstü bir kurguyla kaleme aldığı oyunun oldukça cürretkar olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Bu çok başarılı bulduğumuz performansın başrolünde iki güzel insanı, tüm güzellikleriyle izlemek ayrıca keyif vericiydi. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-8939173715742374355?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/8939173715742374355/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=8939173715742374355' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/8939173715742374355'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/8939173715742374355'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/02/salvador-dali-gondemeleri-icimi-istyor.html' title='Salvador Dali Göndemeleri İçimi Isıtıyor...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SYa3cFSHtsI/AAAAAAAAAXk/0ho2_nYIlXw/s72-c/SalvadorDali.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-2163478635118713105</id><published>2009-01-21T15:05:00.003+02:00</published><updated>2009-01-21T15:10:50.247+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dizi'/><title type='text'>Lost 5. Sezon Başlıyor...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Eveeet. Gün bugün. Ne ekonomik kriz, ne Obama'nın göreve başlaması, ne belediye seçimleri, ne doların yükselmesi, ne İstanbul'un çözülemeyen trafik sorunu. Hepsini birazcık unutun. Ve Lost serisinin bugün yayınlanacak 5. sezonun ilk bölümünün keyfini çıkartın. Nereden mi? Yarın bilimum dizi sitelerine düşmüş olur, merak etmeyin. O zamana kadar aşağıdaki fragmanının keyfini çıkartın.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="343" width="425"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdER1tFXBI="&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdER1tFXBI=" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="343" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-2163478635118713105?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/2163478635118713105/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=2163478635118713105' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/2163478635118713105'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/2163478635118713105'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/01/lost-5-sezon-balyor.html' title='Lost 5. Sezon Başlıyor...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-8201503201544729954</id><published>2009-01-20T10:01:00.009+02:00</published><updated>2009-01-20T14:53:19.519+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dizi'/><title type='text'>"M.A.T" &amp; "C.S.I" &amp; "Dexter"...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Böyle bir yazı yazmaya, daha doğrusu bu şekilde yazmaya hiç niyetim yoktu ancak tanıtım yapmak veya farkındalık yaratmak adına geçen haftadan beri basına servis edilen haberlerden sonra kendimce mecbur kaldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu, başrolünü eski manken, yeni dizi oyuncusu dokunsan kırılacakmış gibi duran Nefise Karatay'ın oynayacağı, çakma C.S.I., M.A.T. Daha doğrusu dizinin içeriğinden çok, dizide olay yeri inceleme ekibinin bir parçası olarak rol alacak Nefise ile ilgili, "Rolüne hazırlanmak için otopsiye girdi.", "Morgda fenalaştı", "Otopsiye girdikten sonra 3 gün uyuyamadı.", "Çekimler gereği arazide bulunan ceset üzerinde inceleme yapan Nefise, sahneyi zorlukla tamamladı." şeklindeki haberler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Şimdi ben elimde olmadan soruyorum: Diyelim ki bu haberlerin hepsi gerçek, "E tabii böyle bir dizi, konakta çekilen, sadece bir odadan diğerine salındıklarınıza benzemeyecekti, madem zorlanacaktın, niye kabul ettin?", ya da hepsi gündem yaratmak için "Senin hiç mi gururun yok ki pazarlama uğruna böyle aşağılanıp, sefil hallerde basına servis yapılmayı kabul ettin?" Aşağı yükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık durumu anlayacağınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;M.A.T'&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;ın orijinal versiyonu olan &lt;em&gt;&lt;strong&gt;C.S.I&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; serilerinin arasında 9. sezonunu tamamlamış olanlar var. Yani bizimkiler Ferhunde Hanımlar, Bizim Evin Halleri gibi dizilerin uzun soluklu olmasıyla övünür ya, adamlar CSI gibi bir konsepti sürdürüyor o kadar. Minik bir &lt;em&gt;googling&lt;/em&gt; yaptım, hiçbir oyuncu da bayıldım, ayıldım, yok rolüme tıp fakültesinde çalıştım gibi bir açıklama yapmamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi nereden nereye diyeceksiniz. Bilen bilir &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Dexter&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; diye, oldukça başarılı, 3. sezonu yeni biten bir dizi var. Adam seri katil ama küçüklüğünde kendisindeki öldürme güdüsünü fark edip bunu belli bir "kod" çerçevesinde yönlendiren polis babası tarafından eğitilmiş, sadece başkalarını öldürenleri öldüren, diğer zamanlarında da "normal" insanlar gibi bir işi (Adli Tıp, kan Uzmanı), sosyal hayatı ve şimdilerde de karısı olan bir çeşit &lt;em&gt;uzman&lt;/em&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. sezon başında çeşitli dergilere verdiği röportajları, M.A.T. dizisinin tüm yapımcı ve oyuncularına tavsiye ederim. Dexter'ı oynayan ve bu sene de Televizyondaki Drama Dizilerindeki En İyi Erkek Oyuncu dalında Golden Globe'a aday olan Michael C. Hall, Vanity Fair dahil verdiği röportajlarda kendisi olarak değil, canlandırdığı Dexter Morgan karakteri ne yer, ne içer, ne izler, ne düşünür, gelişmeleri nasıl yorumlar, şeklinde cevap vermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani bir reklam vardı, çocuk okuldan eve geliyor, annesine kapıdan girerken "Çok çalışmam lazım, çoook" diyor ya, işte bizdeki tam o hesap. Hatta birçok şeyi değiştirmek için çok çalışmamız lazım.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-8201503201544729954?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/8201503201544729954/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=8201503201544729954' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/8201503201544729954'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/8201503201544729954'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/01/mat-csi-dexter.html' title='&quot;M.A.T&quot; &amp; &quot;C.S.I&quot; &amp; &quot;Dexter&quot;...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-4495797685490295174</id><published>2009-01-19T16:25:00.007+02:00</published><updated>2009-01-19T17:38:27.657+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Revolutionary Road...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SXSSZGViQuI/AAAAAAAAAXU/cdfOb7Lj-0c/s1600-h/Revolutionary+Road.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5293016421962498786" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 94px; CURSOR: hand; HEIGHT: 140px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SXSSZGViQuI/AAAAAAAAAXU/cdfOb7Lj-0c/s320/Revolutionary+Road.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu filmle ilgili hikayem çok bahtsız. Aldığım 3 cd'de aynı yerde hata verdi. Çıldıracağım. Film bitecek bitemiyor, sonunu seyredeceğim, seyredemiyorum. Neyse Miniş sağlam bir cd buldu da ben de rahatladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Filmi bitirdikten sonra bu negatif elektrik filmin kendisinden geliyor da olabilir diye düşünmedim değil. Film 1950'lerin başında, geleceğe dair hayalleri olan, ancak birbirlerini çok da tanımadan evlenen karı kocanın hikayesini anlatıyor. Başlıyor kavga ediyorlar, bitiyor kavga ediyorlar, bu arada da siz de şişiyorsunuz. Tabii bence bu Titanik'ten yıllar sonra tekrar bir araya gelen Kate Winslet ve Leonardo Di Caprio'nun oyunculuk yeteneğinden kaynaklanıyor. Çünkü izlerken onların sıkıntısı sizin sıkıntınız oluveriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hayallerini bırakıp küçük bir kasabaya yerleşen ve 2 çocuk sahibi olan çift, bir noktada kadının bulduğu çıkış yolunu kullanarak hayatlarını değiştirmeye ve hayallerinin peşinden koşmaya karar veriyor. Ancak tam bu noktada olmayacak şeyler oluyor ve kararlarını tekrar gözden geçirmek, yeni değerlendirmeler yapmak durumunda kalıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Film uzun ve konu olarak sıkıcı diyemeyeceğim ama sizi çekerse oldukça sarsıcı. Takip edenler bilir, Kate Winslet buradaki oyunculuğu ile Golden Globe almaya hak kazandı. Oskar'ın da engüçlü adaylarından biri. Ancak bir not düşmeden de geçemeyeceğim. Filmin yönetmeni Sam Mendes, aynı zamanda Kate'in kocası. Ödül töreninde kocasına "Bizi hiç dinlenmeden çalıştırdığın ve ortaya böyle bir film çıkmasını sağladığın için teşekkür ederim" demişti. Düşünmeden edemiyorum. O dinlenmeden çektikleri sahnelerin 2-3 tanesi oldukça ateşli. Yönetmen - koca için oldukça zor olmuştur. Muzur muyum? Hayııır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İlgilenenler için filmin IMDB puanı: 7,9 / 10. Ülkemizde gösterime girme tarihi 6 Şubat.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-4495797685490295174?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/4495797685490295174/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=4495797685490295174' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/4495797685490295174'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/4495797685490295174'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/01/revolutionary-road.html' title='Revolutionary Road...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SXSSZGViQuI/AAAAAAAAAXU/cdfOb7Lj-0c/s72-c/Revolutionary+Road.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-7743894042663531335</id><published>2009-01-19T12:43:00.008+02:00</published><updated>2009-01-19T13:19:00.864+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mekan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yemek'/><title type='text'>Peymane...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SXRetppSLYI/AAAAAAAAAXM/WXpYkJ6W8S0/s1600-h/peymaneocakb.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5292959600433311106" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 305px; CURSOR: hand; HEIGHT: 254px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SXRetppSLYI/AAAAAAAAAXM/WXpYkJ6W8S0/s320/peymaneocakb.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Cumartesi sevgili kocam telefon açıpta "Hadi akşam bana yemek ısmarla, nereye istersen gidelim" deyince, aklıma düştü, önce Beyoğlu, sonrada çok duyduğum ama hiç gidemediğim Peymane. "Uyar mı", dedim, "uymaz mı" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Zilli'yi evde bırakıp, araba da almadan dolmuşla kendimizi Beyoğlu'na attık. Peymane'nin bir ocakbaşı olduğu ve Asmalımescit'te olduğu dışında bişey bilmediğimiz için sorduk, Babylon'un sokağında, Otto'nun hemen alt tarafında olduğunu öğrendik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dışarıdan bakıpta tam ortadaki ocakbaşını görünce bayağı bir sevindik, ocakbaşının kenarında yer bulunca hepten keyiflendik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ocakbaşına kurulduk, önce meze tepsisi geldi; organik domates kurusu, frenk soğanı ile tatlandırılmış peynir ezmesi, organik turşu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;O noktada benim geleneklerine ve kültürüne bağlı, İzmir'li olduğu halde genleri fena halde "yok biz aslında Antep, Urfa'lı olmalıymışız, bi yanlışlık var" diye bağıran kocam, şöyle bi dikleşti. Hemen arkasından çalan müzik dikkatimizi çekti, zaten o nokta kocamın bittiği an oldu. Ocak başında Jazz. Tamam dekorasyon, duvardaki tablolar ve servis personelinin tarzı fena halde italyandı ama bu vurucu noktayı kaldıramadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;O, "ya karıcım herşeyi anladım da jazz'ın ocakbaşında ne işi var" derken, ben de "ön yargılı yaklaşma, hem daha etleri denemedik" diyordum ama bir taraftan da gülüyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Allah'tan ocakbaşındaki usta gerçekten işinin ehliydi, etler de çok lezzetliydi de, biraz sakinleşti. Peymane’nin ocağında geçmişte Beyoğlu’nun en çok bilinen ocakbaşlarından olan Pala’nın ustası Ömer Usta oturuyor. Usta bize ocakta önce soğan hazırladı, arkasından da domates biber. Söylediğimiz çöp şiş pamuk gibiydi, sonrasındaki urfa da tam kıvamında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tatlı olarak, künefe veya portakallı irmik helvası alternatiflerinin içinde ikincisini seçtik. Dondurma ile servis edilen helva gerçekten çok başarılıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yemek bitmiş, biz Taksim'e doğru yürümeye başlamıştık, kocam hala konuşuyordu; "Olmaz karıcım, ocakbaşında jazz olmaz."&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-7743894042663531335?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/7743894042663531335/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=7743894042663531335' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/7743894042663531335'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/7743894042663531335'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/01/peymane.html' title='Peymane...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SXRetppSLYI/AAAAAAAAAXM/WXpYkJ6W8S0/s72-c/peymaneocakb.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-7823173163608495249</id><published>2009-01-16T09:55:00.003+02:00</published><updated>2009-01-16T10:02:32.035+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Alıntı'/><title type='text'>Bilmeyenler için "Bükçe"...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Oğlum bir hafta sonra evleniyor. Sorumluluk sahibi bir baba olarak, ona öğüt vermem gerekiyor. Fakat bunu evde yapamam çünkü annesi ağız tadıyla öğüt vermeme izin vermez, sözü ağzımdan kapıp kendi devam eder. İş yerimden oğluma telefon açtım, akşam yemeğini dışarıda birlikte yiyelim, dedim. Deniz kenarında ki bu şirin lokantada şimdi onu bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geliyor aslan parçası, yakışıklılığı da aynı ben.Hoş beşten sonra konuya giriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Oğlum haftaya düğünün var, bir baba olarak sana bazı konularda yol yordam göstermem gerekiyor.&lt;br /&gt;Kaç dil biliyorsun oğlum sen?&lt;br /&gt;-İngilizce, Fransızca bir de kendi dilimi de sayarsak Türkçe'yle üç dil oluyor.&lt;br /&gt;-Bugün ben sana dördüncü dili öğreteceğim. Dilin adı &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Bükçe&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;. Kadınlar tarafından kullanılır. Sen buna "&lt;strong&gt;&lt;em&gt;kadın dili&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;" de diyebilirsin.&lt;br /&gt;-Kadınların ayrı bir dili mi var?&lt;br /&gt;-Tabi ki. Eğer kadın dilini bilirsen bir kadınla yaşamak dünyanın en büyük zevkidir ama bu dili bilmezsen hayatın kararabilir. O yüzden bir kadınla mutlu olmak isteyen her erkek Bükçe'yi öğrenmeli.&lt;br /&gt;-İyi de niye Bükçe?&lt;br /&gt;-Çünkü kadınlar konuşurken genellikle, söyleyecekleri sözü, net söylemezler. Eğip bükerler onun için dilin adını "Bükçe" koydum.&lt;br /&gt;-Bükçe zor bir dil mi baba? diye sordu gülerek.&lt;br /&gt;-Bana bak, çok önemli bir konu, eğleniyor gibisin biraz ciddiye al. Bir kadınla mutlu olmak istiyorsan bu dili bilmen çok önemli. Çünkü kadınlar sözü bükerek Bükçe konuşurlar sonrada senin sözün doğrusunu anlamanı beklerler. Felsefesini anlarsan kolay, anlamazsan zor.&lt;br /&gt;-Tamam baba, haklısın ciddiyetle dinliyorum. Peki, sence kadınlar neden bizimle aynı dili konuşmuyorlar, söyleyeceklerini direkt söylemiyorlar.&lt;br /&gt;-Bence bir kaç sebebi var. Birincisi, duygusal oldukları için, hayır, cevabı alıp kırı lmaktan korktuklarından dolayı, sözlerini de dolaylı söylüyorlar. İkincisi, kadınlar dünyaya annelikle donanımlı olarak gönderildikleri için onların iletişim yetenekleri çok güçlü.&lt;br /&gt;-Bu konuda biz erkeklerden bir sıfır öndeler yani.&lt;br /&gt;-Ne bir sıfırı oğlum, en az on sıfır öndeler. Düşünsene, henüz konuşmayan, küçük bir çocuğun bile yüz ifadesinden ne demek istediğini hemen anlıyorlar. İşin kötüsü kendiler leb demeden leblebiyi anladıkları için biz erkekleri de kendileri gibi zannediyorlar. Onun için, leb, deyip bekliyorlar. Hatta bazen, leb, demek zorunda kaldıkları için bile kızarlar. Niye, leb, demek zorunda kalıyorum da o düşünmüyor, diye canları sıkılır.&lt;br /&gt;-Biz de bazen Canan'la böyle sorunlar yaşıyoruz. Niye düşünmedin, diye kızıyor bana.&lt;br /&gt;-Kızarlar oğlum kızarlar. Kadınlar ince düşüncelidirler, detaycıdırlar, küçük şeyler gözlerinden hiç kaçmaz. Bizim de kendiler gibi düşünceli olmamızı beklerler fakat erkekler onlar gibi değil. Biz bütüne odaklıyız, onlar detaya . Beyinlerimiz böyle çalışıyor.&lt;br /&gt;-Ne olacak baba o zaman, yok mu bu işin çaresi?&lt;br /&gt;-Var dedik ya oğlum, Bükçe'yi öğreneceksin, bunun için buradayız. Hazır mısın?&lt;br /&gt;-Hazırım baba.&lt;br /&gt;-Bükçe bol kelime kullanılan bir dildir. Biz erkeklerin on kelime ile anlattığı bir konu, Bükçe'de en az yüz kelime ile anlatılır. Dinlerken sabırlı olacaksın. Mesela karın o gün kendine elbise aldı, diyelim. Bunu sana "bu gün bir elbise aldım." diye söylemez. Elbise almak için dışarı çıktığı andan başlar, kaç mağazaya gittiğinden, almak için kaç elbise denediğinden, indirimlerden, yolda gördüğü tanıdıklarından alırken yaptığı pazarlıktan devam eder ve sana kocaman bir hikaye anlatır.&lt;br /&gt;-Hikaye dili yani.&lt;br /&gt;-Aynen öyle. Sen akıllı bir erkek olarak ona asla, "Hikaye anlatma, ana fikre gel, kısa kes." demeyeceksin. Böyle bir şey dediğinde, bittin demektir. İster öyle de, istersen "seni sevmiyorum." de. İki durumda da "seni sevmiyorum" demiş olacaksın.&lt;br /&gt;-Ne alakası var, baba. Seni sevmiyorum demekle, kısa anlat demenin.&lt;br /&gt;-Çok alakası var. Kadınlar dinlenmedikleri zaman sevilmediklerini düşünürler.&lt;br /&gt;-Bu önemli, Bükçe'de dinlemek sevmektir, diyorsun.&lt;br /&gt;-Aynen öyle. Devam edelim. Bükçe ima dolu bir dildir. Kadınlar konuşurken, bir şeyler ima etmeyi severler. Biz erkeklerde imalı konuşuyoruz diye düşünürler ve sözlerimizle onlara ne demek istediğimizi çözmeye çalışırlar. Oysa erkeklerin ima yeteneği pek gelişmemiştir. Bizim kastımız söylediğimiz şeydir.&lt;br /&gt;-Geçen hafta Canan bana "Bir kaç kilo daha versem gelinliğin içinde daha iyi duracağım." dedi. Ben de "Böyle de iyisin." dedim. Canı sıkıldı bir kaç saat surat astı . "Neyin var." diye sordum. "Hiçbir şeyim yok." dedi. Sence nerede hata yaptım?&lt;br /&gt;-Böyle de iyisin, derken o "de" ekini orda kullanmamalıydı n. Canan bunu şöyle anlamıştır. Böyle de fena sayılmazsın, eh işte, idare edersin ama tabi daha da iyi, daha da güzel olabilirsin."&lt;br /&gt;-Peki ne demem gerekiyordu?&lt;br /&gt;-Şunu hiç unutma. Kadınlar kendileri ile ilgili, giysileri ile ilgili ya da aileleri ile ilgili bir soru soruyorlarsa, kesinlikle iltifat bekliyorlardır. Es kaza eleştirmeye kalkarsan yandın. Bunu hiç unutmazlar. O gün "Hayatım sen zaten çok güzelsin, kilo vermeye falan bence ihtiyacın yok." deseydin, o günün zehir olmazdı. Mesela bir gün kucağına oturup, ağır mıyım, derse sakın "evet, biraz" falan deme "hayır" de. Yoksa bir daha kucağına oturmaz.&lt;br /&gt;-Yani diyorsun ki bir kadın her daim güzeldir, her giydiği yakışır ve her kadının annesi bir hanımefendi, babası da beyefendidir. Bana ne yaparlarsa yapsınlar.&lt;br /&gt;-Aferim oğlum, çok hızlı anlıyorsun bana çekmişsin. Kadının, kendi anne babasıyla sorunu olsa, kendi eleştirir ama asla senin eleştirmeni kabul etmez. Bunu kendine hakaret olarak alır.&lt;br /&gt;-Ve asla unutmazlar, değil mi?&lt;br /&gt;-Aynen öyle. Yıllar önce annene, annesi için "biraz cimri" demiştim. Hala "Sen benim annemi sevmezsin." der ve annesi bize bir şey aldığında gözüme sokar, en çok göreceğim yere koyar.&lt;br /&gt;-Hadi o konularda dilimi tutarım da, şu ima işini çözmek zor geldi.&lt;br /&gt;-Zor gibi ama biraz gayret edersen çözersin. En önemlisi imaları anlayacaksın ama "sen şunu mu demek istiyorsun." diye asla yüzüne vurmayacaksın.&lt;br /&gt;İlla Bükçe anlatacak, asık bir yüzle karşılaşmamak için senin de anlaman gerekiyor. "Hayır, evde yiyeceğim ama istersen hazır bir şeyler alıp geleyim, ne dersin."dedim. "Tamam" dedi. Döneri sever biliyorsun, dün eve giderken, ekmek arası döner yaptırdım. Onun dönerini de kepekli ekmek arasına yaptırdım. Bunu düşündüğüm için ayrıca sevindi. O da diyette, düğünde daha zayıf görünme derdinde, bu sıralar.&lt;br /&gt;-Bu Bükçe'de kısa konuşma yok mu baba?&lt;br /&gt;-Var ama yerinde olsam hiç tercih etmezdim. Kadın konuşmuyorsa ya da kısa konuşuyorsa kesin ciddi bir sorun var demektir. Mesela baktın canı sıkkın, soruyorsun, "Neyin var" diye. "Hiçbir şeyim yok." diyorsa, aman bir şeyi yokmuş, diye bırakma. Yoksa az sonra, çok ilgisiz olduğundan yakınarak, ağlamaya başlar.&lt;br /&gt;-Bükçe'de "Hiçbir şey yok" demek "Çok şey var, benimle ilgilen" demek oluyor, o zaman.&lt;br /&gt;-Evet. Biz erkekler "Bir şey yok." diyorsak ya gerçekten bir şey yoktur, sadece başımızı dinlemek istiyoruzdur ya da bir şey vardır ama; şu anda konuşacak bir şey yok." diyoruzdur. Her ikisinde de konuşmak istemiyoruzdur. Ama kadınlar ilgiyi sevgi olarak gördükleri için "Bana değer veriyorsan, ilgilen ki anlatayım." demek istiyordur. Çok nadirdir, gerçekten anlatmak istemiyor olabilir, o zaman da fazla üstüne varıp bunaltmayacaksı n tabi.&lt;br /&gt;-Bir arkadaşım da kadınların "peki" demesi tehlikelidir, demişti.&lt;br /&gt;-Doğru. Bir kadının ağzından çıkan "kuru bir peki, olur, tamam" her zaman tehlikelidir. Bu Bükçe de "Şimdi tamam diyorum ama acısını daha sonra çıkaracağım." demektir. Sana en kısa zamanda kesin bir ceza keser. Fakat pekinin yanında "peki canım, olur hayatım" gibi bir hoşluk ekliyorsa korkmaya gerek yok.&lt;br /&gt;-Zor bir dil baba.&lt;br /&gt;-Yok yok gözün korkmasın. Bükçe, konuşman gerekmiyor. Dili anlaman yeterli.&lt;br /&gt;-Anlamak da pek kolay değil ama.&lt;br /&gt;-Korkma o kadar zor değil. Devam edelim. Kadınlar istediklerini söylemek zorunda kalınca, düşünemediğimiz için biz erkeklere kızarlar, ve konuşurken suçlayarak konuşurlar fakat suçladıklarının farkında olmazlar. Sitem ediyoruz zannederler.&lt;br /&gt;-Nasıl yani?&lt;br /&gt;-Mesela, karın sana "ne zamandır dışarı çıkmadık." derse bunu suçlama olarak üstüne alma , seninle gezmek canı istiyordur, bunu sen düşünüp teklif etmediğin için kalbi kırılmıştır. Maksadı seni suçlamak değildir. "Daha geçenlerde gezmeye gittik." gibi bir savunmaya girme. "Tamam canım haklısın, ben de istiyorum, en kısa zamanda gideriz." de, konu kapanır. Tabi ilk fırsatta da sözünü yerine getirirsen iyi olur.&lt;br /&gt;-Küçük ama önemli detaylar.&lt;br /&gt;-Aynen öyle. Mesela karın "üşüdüm" diyorsa, üstünü kalın giy demeni ya da kombiyi açmanı değil, ona sarılmanı istiyordur.&lt;br /&gt;-Keşke okullarda öğretselerdi biz erkeklere Bükçe'yi. Ne kadar erken başlasak o kadar çabuk kavrayabilirdik, belki.&lt;br /&gt;-Haklısın aslında ben de sana öğretmek için geç kaldım. Neyse zararın neresinden dönülse kardır.&lt;br /&gt;-Not mu alsaydım, epeyce detayı varmış dilin.&lt;br /&gt;-Sen bilirsin oğlum, unutacaksan al. Keşke ben de not alıp gelseydim. Umarım sana eksik öğretmem. Şimdi aklıma geldi. Kadınların en nefret ettiği sözcük "Fark etmez"dir. Fark etmezi kadınlar "Hiç umurumda değil, ne yaparsan yap " diye anlarlar.&lt;br /&gt;-En değerli sözcük nedir?&lt;br /&gt;-Sen bil, bakalım.&lt;br /&gt;-Seni seviyorum, demek herhalde.&lt;br /&gt;-Evet, kadınlar "seni seviyorum" sözünü sık sık duymak isterler. Biz erkekler söylemiştim, zaten biliyor diye bu konuda gaflete düşmemeliyiz.&lt;br /&gt;-Bükçe sadece konuşma dili midir baba? Bunun bir de davranış dili var gibi geliyor bana.&lt;br /&gt;-Ben de tam ona geliyordum. Kadınlar küçük şeylere önem verirler. Akşam ona sarıl, televizyon izliyorsan sarılarak izle. Gündüz onu düşündüğünü ifade etmek için kısacık da olsa bir mesaj gönder, küçük sürprizler yap. O yemek hazırlarken ona yardım et, salata yap, çay demle.&lt;br /&gt;-Akşam gelip sırt üstü yatmak yok yani.&lt;br /&gt;-Gözünde büyütme. Sayınca çok şey gibi görünüyor ama aslında bunlar zaman alacak, zor ve masraflı şeyler, değil. Sen bu küçük şeylere dikkat et, zaten karın sana paşa gibi davranır, seni yormaz. Bir erkek bu küçük şeylere dikkat etmezse zamanını karısıyla büyük kavgalar yaparak geçirir. Sevgiyle geçirmek varken niye kavgayla geçiresin ki? Kadınlar çok vericidir ama eğer sen hep alıp vermezsen, bir gün birden patlarlar. Küçük küçük alırlarsa, büyük büyük verirler.&lt;br /&gt;-Tamam baba bunlara dikkat edeceğim. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Garson yemek tabaklarını kaldırırken oğlumun telefonu çalmaya başladı. Belli ki nişanlısı arıyor, konuşmak için deniz kenarına doğru adımlamaya başladı. Az sonra geldi.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;-Baba çok teşekkür ederim. Bükçe'yi anlamaya başladım. Canan aradı. "Salonun perdelerini ne renk olsun karar veremedim, yarın birlikte mi baksak." dedi. Tam "Fark etmez, sen seç" diyecektim ki bunu senin söylediğin gibi "Ev de perde de umurumda değil" gibi anlayacağı aklıma geldi. "Tabi canım, istersen birlikte bakabiliriz ama ben senin zevkine güveniyorum, sen seç istersen," dedim çok mutlu oldu. Kendi seçecek.&lt;br /&gt;-O zaten perdeyi çoktan seçmiştir de kadınlar illa yaptıklarını onaylatmak isterler. Birlikte de gitsen o seçtiği perdeyi almak isteyecektir. Biz erkekler onların ne demek istediklerini anlarsak, işlerden kolay sıyırırız.&lt;br /&gt;-Baba tekrar teşekkür ederim. Bu iyiliğini hiç unutmayacağım. Bana Bükçe'yi öğretmeseydin halimi düşünmek bile istemiyorum.&lt;br /&gt;-Şanslısın oğlum. Benim seninki gibi bir babam yoktu. Bunları deneye yanıla öğrenmem yıllarımı aldı. Sen yine iyisin, hazıra kondun. Güle güle kullan, isteyene de öğret, herkes de güle güle kullansın. Kullansınlar ki yüzleri gülsün. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-7823173163608495249?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/7823173163608495249/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=7823173163608495249' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/7823173163608495249'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/7823173163608495249'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/01/bilmeyenler-iin-bke.html' title='Bilmeyenler için &quot;Bükçe&quot;...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-346539140921234898</id><published>2009-01-14T11:18:00.004+02:00</published><updated>2009-01-14T12:09:14.903+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çok Beğendim'/><title type='text'>The Curious Case of Benjamin Button...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Daha geçen haftaya kadar, "Şunun şurasında Oskar törenine 1,5 ay kaldı, ortada doğru düzgün film bile yok, acaba ben mi bişeyleri kaçırıyorum" diye hayıflanırken, resmen bir sağnağın altında kaldım. Her akşam 1 tanesini seyretsem, sanırım 2 hafta hiç bişey yapmamam gerekecek :))Ama kendim kaşındığım için şikayet yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dün akşam zor bir günün arkasından kendime seyir zevki yaşatacak bir film ararken, biraz da Milliyet Blog'daki &lt;a href="http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=152732"&gt;yazıma&lt;/a&gt;, Yumaba'nın yazdığı yorumda yaptığı tavsiyeden yola çıkarak "The Curious Case of Benjamin Button - Benjamin Button'un Tuhaf Hikayesi" nde karar kıldım. Çok da iyi etmişim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Filmin 2.5 saat sürdüğünü söyleyerek başlamak istiyorum ve bugüne kadar seyrettiğim en iyi filmlerden biri olduğunu belirterek de devam etmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hikayedeki tuhaflık, Benjamin Button'un yaşlı doğup bebek olarak ölmesinden kaynaklanıyor. Bu zaten filmin tanıtım metninde de yer alıyor, yani böyle söyleyerek büyük sürprizi bozmadım, merak etmeyin. Filmin fantastik sayılabilecek bölümü bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Eğer bu anomaliyi saymazsak film özünde acısı tatlısı, aşkları, hüsranları, kayıpları ve kavuşmalarıyla bir hayat hikayesi. Ancak filmi özel yapan senaryonun kurgusu ve daha önce bizlere &lt;em&gt;Se7en&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;Fight Club&lt;/em&gt; gibi iki muhteşem film hediye etmiş yönetmen David Fincher'in bunu anlatış şekli. Yedire yedire, hiç acele etmeden ama hiç de sıkmadan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Benjamin Button, bu farklı kurgunun içinde 7 kişi tarafından canlandırılıyor. Elbette en önemli bölümünde de &lt;em&gt;Brad Pitt&lt;/em&gt; tarafından. Söylemeden geçemeyeceğim, bugün gazetelerde Angelina ile birlikteliği süresince, ikizlerin eklenmesiyle 6'ya çıkan çocuk sayısıyla oldukça çöktüğünü söyleyenler filmi görmemiş. Tek kelimeyle &lt;em&gt;"Taş"&lt;/em&gt; gibi. Hem fiziksel, hem de oyunculuk açısından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Diğer başrolde Daisy'yi oynayan Cate Blanchett'ı seyrederken, son 3 senede Oskar'a niye 4 kez aday olup 1 kez de kazandığını bir kez daha anlıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Geçen sene Michael Clayton'daki rolüyle En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Oskarı'nı alan, aksanından asaletine saf ingiliz Tilda Swinton ve Julia Ormond diğer önemli rollerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Filmi izlerken değişen mekanlara, zaman zaman ağır felsefe içerek diyaloglara ve Daisy'nin yaralanması öncesindeki ilişkiler zincirine özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İlgilenenler için filmin IMDB puanı 8,5 / 10.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-346539140921234898?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/346539140921234898/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=346539140921234898' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/346539140921234898'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/346539140921234898'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/01/curious-case-of-benjamin-button.html' title='The Curious Case of Benjamin Button...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-4363205773065634593</id><published>2009-01-12T10:19:00.004+02:00</published><updated>2009-01-12T11:47:40.425+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Vicky, Christina, Barselona...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Woody Allen'i görecelli olarak geç keşfettim. O günden sonra da hayranlığım her geçen gün arttı. Muhtemelen onun için de "Woody Allen'i Anlamak" diye bir kitap vardır çünkü hakikaten kafası çok ama çok farklı çalışan artık filozof, düşünür, dahi ne derseniz deyin. Ama şu da bir gerçek ki, Woody Allen'i ya seversiniz ya nefret edersiniz, opera gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bugünlerde son filmi "Vicky, Christina, Barselona" ile biz sevenlerine yine bir seyir şöleni sunmakla meşgul. Biliyorsunuz üvey kızı ile evlendikten sonra aldığı tepkiler yüzünden çok sevdiği Amerika'dan ayrılıp Avrupa'ya yerleşti ve son dönem filmlerini de burada çekiyor. Match Point, Cassandra's Dream üzerine bu şaheser.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Şaheser diyorum ama öncesinde bilmeyenler tekrar etmekte fayda var, Woody Allen entellektüel düzeyi ortalamanın üzerinde, diyalogların büyük çoğunluğu üzerinde düşünülmesi gereken, ağırlıklı olarak kadın erkek ilişkisini, genellikle en uç noktada işleyen filmler yapıyor. Dolayısıyla filme tahammül edememe, sunulanı kabul edememe ihtimaliniz de çok yüksek. Söylemedi demeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Filme gelirsek, Barselona'nın muhteşem doğa ve sanat güzellikleri arasında bir görsel şölen eşliğinde 3 kadın ve bir adamın hikayesini izliyoruz. İhanet, aşk, tutku, sorgulama, kabullenme, inkar hepsi içinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Scarlett Johanson&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;, Allen'in son dönemlerdeki gözdesi. Match Point'ten sonra bu filmde de baş rolde ancak bence bi şekilde Prestige'de de birlikte oynadığı &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Rebecca Hall&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Penelope Cruz'un&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; gölgesinde kalmış. Hele Cruz, Elegy'deki sakin karakterin arkasından buradaki nevrotik ikinci kadın rolünde resmen devleşmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Filmin paylaşılamayan erkeği rolündeki &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Javier Badem&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; ise, geçen sene &lt;em&gt;No Country for Old Man&lt;/em&gt;'deki rolüyle aldığı En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu oskarından sonra çektiği &lt;em&gt;Kolera Günlerinde Aşk &lt;/em&gt;ve&lt;em&gt; Vicky, Christina, Barselona'&lt;/em&gt;daki performanslarıyla, birbirinden çok farklı rollerde ruhumuzu beslemeye devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Merak edenler için filmin IMDB puanı 7,6 / 10.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu arada değinmeden geçemeyeceğim, Ali saydam, Pazar günü Akşam gazetesindeki köşesinde "Bu film niçin bizde çekilemez" diye bir yazı kaleme almış. Karakterleri Özge Namal, Aysun Kayacı, Cem Özer ve Meltem Cumbul yapmış ve anlatmış. Sonunu da şöyle bağlamış:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;"Sorumu tekrarlıyorum: Yukarıdaki film Türkiye'de neden çekilemezdi?.. Çekilseydi de neden pek bir şeye benzemezdi? Neden aynı senaryoyu Woody Allen usta, Penolope Cruz, Scarlett Johansson, Rebecca Hall ve Javier Bardem ile İspanya'da çekince çok hoş bir film çıkıyor ortaya? Cuma günü Bersay İletişim Enstitüsü'nde (BİE) Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim üyelerinden Prof. Dr. Yılmaz Esmer'in 3 saat süren 'Ortak Ruhsal Şekillenme, İletişimde Demografi ve Yaşam Tarzları' adlı muhteşem konferansına katılmış olsaydınız, yanıtı küt diye yapıştırırdınız: 'Hedef kitlenin kültür ve değerlerindeki farklılık buna müsaade etmezdi... Bu filmi keyifle izleyeceklerin oranı da Türk toplumunda %7-8'i geçmez...' Dileyenler internetten 'www.worldvaluessurvey.org' adresine gider ve Hoca'nın da yıllardır Türkiye ayağını yürüttüğü dünya değerler araştırmalarına bir göz atabilir; ya da bu konuşmanın da içinde yer alacağı İletişimde Mükemmellik seminerleri kitabının yayınlanmasını bekler... O zaman belki dünyayı 'okumak' daha mı kolaylaşır?..."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yazının tamamına &lt;a href="http://www.aksam.com.tr/2009/01/12/yazar/144/ali_saydam/_barselona_barselona__neden_bizde_cekilemez_.html"&gt;buradan&lt;/a&gt; ulaşabilirsiniz ancak öncesinde bir uyarı, Ali Saydam yazısında malesef neredeyse filmin tamamını anlatmış. Dolayısıyla eğer bu konuda hassassanız, yazıyı filmi izledikten sonra okumanızda fayda var.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-4363205773065634593?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/4363205773065634593/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=4363205773065634593' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/4363205773065634593'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/4363205773065634593'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/01/vicky-christina-barselona.html' title='Vicky, Christina, Barselona...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-139311559445624119</id><published>2009-01-08T10:54:00.010+02:00</published><updated>2009-01-08T11:52:34.743+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Zafer ve Gurur (Pride and Glory)...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SWXK3-u7OeI/AAAAAAAAAXE/G9jFmXVigwI/s1600-h/Pride+and+Glory.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5288856400497949154" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 94px; CURSOR: hand; HEIGHT: 138px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SWXK3-u7OeI/AAAAAAAAAXE/G9jFmXVigwI/s400/Pride+and+Glory.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Filmin kapağını görünce, işte budur demiştim. Hollywood'un yeni jenerasyonunun en başarılılarından ikisinin - Edward Norton ve Colin Farrell - içinde olduğu bir film ancak zevkli bir gecenin işareti olabilir. Ancak sonuç, oyuncuları çıkart, iyi ifadeyle, idare eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Edward Norton'a karşı sempatim 1999 yılındaki, kesinlikle ölümsüz bir klasik olduğunu düşündüğüm, &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Fight Club'a&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; dayanır. Zaten sonrasında da, &lt;em&gt;Red Dragon&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;25th Hour&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;The Italian&lt;/em&gt; &lt;em&gt;Job&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;The Illusionist&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;The Painted Veil&lt;/em&gt; ile grafiği hep ortalamanın üstünde olmuştur. Unutmadım ama &lt;em&gt;The Incredible Hulk'ı&lt;/em&gt; ortalamayı düşürmesin diye liste dışında bırakmayı tercih ettim. :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Diğer taraftan Colin Farrell'i de, &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Hart's War'da&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; Bruce Willis'in karşısındaki performansı ile keşfetmiştim. Sonrasında da &lt;em&gt;Phone Booth&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;The Recruit&lt;/em&gt; ile seyir zevkime katkıda bulunmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Zafer ve Gurur'da &lt;em&gt;(Pride and Glory),&lt;/em&gt; öldürülen 4 polis memuru ile ilgili araştırmanın hepsi polis olan baba, oğullar ve kayınbirader arasında sıkışması, iyi ve kötülerin aynı aileye ait olmasından doğan ekstra sorunlar ve bunlara eşlik eden karakterlerin, bana biraz zorlama ve eksik işlenmiş gibi gelen, kendi hikayeleri: hasta bir eş, boşanmakta olan bir çift, mutlu bir aile ve hepsini bir arada tutmaya çalışan baba.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İlgilenenler için filmin IMDB puanı 7,2 / 10. Ülkemizde vizyona giriş tarihi ise 30 Ocak 2009.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-139311559445624119?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/139311559445624119/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=139311559445624119' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/139311559445624119'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/139311559445624119'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/01/zafer-ve-gurur-pride-and-glory.html' title='Zafer ve Gurur (Pride and Glory)...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SWXK3-u7OeI/AAAAAAAAAXE/G9jFmXVigwI/s72-c/Pride+and+Glory.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-2140758867901834462</id><published>2009-01-05T12:25:00.009+02:00</published><updated>2009-01-05T14:17:57.309+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kahve'/><title type='text'>Nespresso, 2008 Varyasyonları...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Kahve sevgimi, hatta aşkımı çok okudunuz buradan. Tekrar etmeyeceğim. (Bakın, etmedim:)) &lt;a href="http://divitimle.blogspot.com/search/label/Kahve"&gt;Hatırlayacağınız gibi&lt;/a&gt;, evdeki bir türlü anlaşamadığım espresso makinemi dükkana getirmiş ve kocişimin izni ile Nespresso makinesi almıştım. O günden sonra da - yazın minik bir ara vererek - sıklıkla ve bayıla bayıla kullandım, kullanıyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5287776510090372242" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 119px; CURSOR: hand; HEIGHT: 119px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SWH0uFeXZJI/AAAAAAAAAWk/bYCy46d1HI0/s320/Espresso+machine.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Aldığım makinenin en önemli özelliği, sadece Nespresso kapsülleri ile çalışması. Bu kimileri için rahatsız edici olsa da ben çok memnunum. Evet, tek kaynağa bağımlılık söz konusu ancak, böylelikle de standart hiç bozulmuyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5287776699945715138" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 138px; CURSOR: hand; HEIGHT: 87px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SWH05IvaBcI/AAAAAAAAAWs/keTnjrE6fGk/s320/Capsules.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Nespresso'da sağolsun farklı sertliklerdeki standart 12 kapsülünün yanı sıra, yıl içinde "Special Club", "Limited Edition" ve "Variations" olarak adlandırdığı farklı "koleksiyon"lar çıkartıyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5287777941834050706" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 164px; CURSOR: hand; HEIGHT: 75px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SWH2BbIqLJI/AAAAAAAAAW0/7L8PWO3qD_8/s320/l_jinogalpa.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;2008'in "&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Special Club&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;" kahvesi Nikaragua'dan, sertlik derecesi 6 olan, "Jinogalpa"ydı. 3 farklı kahvenin harmanlamasından oluşmuştu. Çok başarılı bulduğum &lt;a href="http://www.nespresso.com/jinogalpa/index.php?pays=uk&amp;amp;lang=en"&gt;web sitesinde&lt;/a&gt;, tüm hikayeyi bize bir "humming bird" anlatıyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5287780696903919058" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 164px; CURSOR: hand; HEIGHT: 75px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SWH4hykgJdI/AAAAAAAAAW8/JXpAAlWixQs/s320/l_goroka.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;2008'de Nespresso'nun "Limited Edition" kahvesi ise yine sertlik derecesi 6 olan Goraka'ydı. Ortanın üzerinde sertliğe sahip olmasına rağmen, bana biraz hafif gelmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Son olarak, çok yenicene çıkan ve benim esas beklediklerim "Variations" serisiydi. 2007'de &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Badem&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;, &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Kakule&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; ve &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Portakal&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; aromalı olanları çıkmıştı. 2008'inkiler ise &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Karamel&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;, &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Mandalina&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; ve &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Zencefil&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; aromalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Karamel'den bir kutuyu çok keyif alarak bitirdik. Denemek için aldığım mandalinayı ise henüz tatmadım. İlgilenenler, bu kısa süreli çeşitleri kaçırmasın.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-2140758867901834462?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/2140758867901834462/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=2140758867901834462' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/2140758867901834462'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/2140758867901834462'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/01/nespresso-2008-varyasyonlar.html' title='Nespresso, 2008 Varyasyonları...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SWH0uFeXZJI/AAAAAAAAAWk/bYCy46d1HI0/s72-c/Espresso+machine.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-3340348305545667538</id><published>2009-01-04T14:44:00.014+02:00</published><updated>2009-01-05T12:27:22.742+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>"Alacakaranlık" Çılgınlığı...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Perşembe günüydü. Yılın ilk günü. Kutlamalar yapılmış, Noel Baba'ya teşekkürler sunulmuş, gece geç yatılmış ama sabah aşkımızın tüylü meyvesi Zilli izin vermediği için geç kalkılamamıştı. Kendisinin ihtiyaç molları sonrasında verdiği izin ile 2-3 saat daha uyunmuş, saat 14.00 gibi kahvaltı yapılmış, gazete ve kahve faslından sonra biraz dışarı çıkıp, hava alacak kadar kendimizi ayılmış hissediyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ama Allah sizi inandırsın, D&amp;amp;R'a girerken bile beni böyle bir sürprizin beklediğini bilmiyordum. Önce anlamadım. Etrafımdaki 3 kişi, görevli 3 ayrı kişiye, "&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Alacakaranlık&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; var mı?", "&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Yeniay&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; kalmadı mı?" "&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Tutulma&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; ne zaman çıkacak?" gibi, bana o anda hiç bişey ifade etmeyen sorular soruyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İşte kitabı rafta tam o anda gördüm. Alacakaranlık... yazar &lt;a href="http://www.stepheniemeyer.com/index.html"&gt;Stephanie Meyer&lt;/a&gt;. Her ne kadar kitaplar üzerinde "New York Times Bestseller" ifadesini gördüğümde genellikle uzak dursam da, kitabın arkasındaki &lt;a href="http://www.amazon.com/gp/product/0316160172/ref=s9sdps_c1_14_img1-rfc_p_si1?pf_rd_m=ATVPDKIKX0DER&amp;amp;pf_rd_s=center-1&amp;amp;pf_rd_r=0DT8FHMQ9VKVZMHBPCZ2&amp;amp;pf_rd_t=101&amp;amp;pf_rd_p=463383351&amp;amp;pf_rd_i=507846"&gt;Amazon&lt;/a&gt;'un "Son on yılın kitabı...şimdilik" yorumu için aldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Biliyorsunuzdur, edebiyatta vampir temasını en başarılı işleyen isimlerin başında "Vampirle Ropörtaj"dan hatırlayacağınız Anne Rice gelir. 1973 doğumlu Stephanie Meyer'de kendine o konuda bir kariyer seçmiş ve şimdiye kadar da bayağı ses getirmiş gözüküyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Akşam diğer kitaplarımla birlikte eve geldim, kahvemi yaptım, ışığımı yakıp okuma koltuğuma kuruldum, kalkamıyorum. Yemin ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kitap çok basit yazılmış. Özünde de bir aşk hikayesi. Küçük bir farkla, oğlan vampir. Ancak o kadar rahat okunuyor ve sizi o kadar güzel alıp götürüyor ki, elinizden bırakamıyorsunuz. Meyer tüm konuyu 4 kitaplık bir seri yapmış. Ben ikinci kitabı ertesi gün, İstinye Park D&amp;amp;R'ın vitrininden çıkarttırdım. Bugün itibariyle ikisini de bitirmiş ve ayın 8'inde yayımlanacak 3.kitabı bekler durumdayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Eğer vampirler ve kurtadamlar size saçma gelmiyorsa, eğer "illaki ağır edebiyat içerisinde boğulmak istiyorum" demiyorsanız ve hepsinden de önemlisi çok güzel, naif bir aşk hikayesi okuyarak zamanı ve kendinizi unutmak istiyorsanız, bu seriyi kaçırmayın derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu arada ilk kitabın filmi 16 Ocak'ta ülkemizde vizyona giriyor. İtiraf etmeliyim ki, okurken çok daha yakışıklı bir Edward hayal etmiştim:(( Merak edenler için fragmanı aşağıda.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=" width="400" height="302" type="application/x-shockwave-flash" server="vimeo.com&amp;amp;show_title=" show_byline="1&amp;amp;show_portrait=" color="&amp;amp;fullscreen=" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/1952868"&gt;Twilight Trailer&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://vimeo.com/user830674"&gt;Elie de Jesus&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://vimeo.com/"&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-3340348305545667538?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/3340348305545667538/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=3340348305545667538' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/3340348305545667538'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/3340348305545667538'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2009/01/alacakaranlk-lgnl.html' title='&quot;Alacakaranlık&quot; Çılgınlığı...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-374021902741190026</id><published>2008-12-31T16:22:00.001+02:00</published><updated>2008-12-31T16:27:36.652+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yılbaşı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>2009 Dileğim...</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;Tanrım bana;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;değiştirebileceklerim için güç,&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;değiştiremeyeceğim şeyler için sabır,&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;ama en önemlisi, ikisinin arasındaki farkı anlamak için &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;bilgelik nasip et... &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-374021902741190026?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/374021902741190026/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=374021902741190026' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/374021902741190026'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/374021902741190026'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2008/12/2009-dileim.html' title='2009 Dileğim...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-2928875510481935978</id><published>2008-12-30T11:09:00.007+02:00</published><updated>2008-12-30T11:49:58.048+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Alıntı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yapmazsam çatlardım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yemek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Teşekkür'/><title type='text'>Nar Reçeli...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Yazın Bozcaada'ya gittiğimizde Gülerada'nın bir sürü çeşidinin içinden özellikle &lt;em&gt;Domates&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;Karpuz Kabuğu&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;Gelincik&lt;/em&gt; seçtiğimi, hatta sonra giden arkadaşlara da Domates Reçeli sipariş ettiğimi söylersem, az sonra anlatacaklarım daha bir anlam kazanacak sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bilen bilir ki genelde normalden, standart olandan pek hoşlanmam. Ne olursa olsun, bir yerinde bir farklılık olması çeker genelde beni. Yaklaşık 1 ay önce, bu konuda fazla çalışan algılarım &lt;a href="http://cafefernando.com/turkce/"&gt;Cafe Fernando&lt;/a&gt; blogunun sahibi Cenk'in &lt;a href="http://cafefernando.com/turkce/?p=143"&gt;nar reçelini &lt;/a&gt;görünce de zil çalmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Gittim geldim tarife baktım. Olay yavaş yavaş kafamda şekillendi. En sonunda cesaret edip pişirdim. Cesaret nerede demeyin, mutfağı çok severim ama ilk defa reçel yaptım:)) İlk olarak Kociş, bir alem! dönüşü geçe 1.5 gibi tattı ve "inan kafam güzel değil, süper olmuş" dedi. Sonra ilk defa üzüm reçelini elinden yediğim yengeme götürdüm. Amcamla ikisi kaşıklaya kaşıklaya yediler, hatta yengem "ben nasıl nar reçeli yapmayı düşünemedim" diye hayıflandı. Son olarak reçel, ailenin yüce gurmesi annemin beğenisine sunuldu. "Valla çok güzel, hani belki biraz daha kaynayabilirdi ama, neyse olmuş" Merak etmeyin, bu yorum onun için genetik. İlla bişey söylemezse rahat edemiyor, sıfırcı hoca gibi, en iyi notu 4,5'tan 5 :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu gelişmelerin üzerine kafamda şekillenmekte olan fikir yerine oturdu ve yiyen herkesin "aaa ilk defa yiyoruz" yorumundan da yola çıkarak, Nar Reçeli'ni, sevdiklerime minicik birer yılbaşı hediyesi olarak hazırlamaya karar verdim. Kavanozları güzelce süsledim, üzerine de "Mutlu, sağlıklı ve bereketli bir yıl" dilediğimi belirten etiketler yapıştırdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5285514403204207394" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SVnrWIoykyI/AAAAAAAAAWU/-zzlAtSRw_s/s400/Foto%C4%9Fraf-0360.jpg" border="0" /&gt; &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Tüm bu süreçte ben çok ama çok eğlendim. Galiba işin özü bu. Hatta bu yaptıklarımı, olayın fikir babası ile de paylaştım.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5285514885240069554" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 294px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SVnryMXGHbI/AAAAAAAAAWc/w4SwdLkBNkc/s400/Image1.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Reçelin tarifine Cenk'in sitesinden verdiğim linkten ulaşabilirsiniz. Ancak işin özü narın tanelerini ayıklamaktan geçiyor. Bunun pratik yolu ise bilmeyenler için &lt;a href="http://www.hafiftarif.com/2008/12/12/nar-soyma-sanati/"&gt;burada.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Reçelin etiketinde de dediğim gibi, herkese &lt;em&gt;"Mutlu, sağlıklı ve bereketli bir yıl"&lt;/em&gt; diliyorum.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-2928875510481935978?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/2928875510481935978/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=2928875510481935978' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/2928875510481935978'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/2928875510481935978'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2008/12/nar-reeli.html' title='Nar Reçeli...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SVnrWIoykyI/AAAAAAAAAWU/-zzlAtSRw_s/s72-c/Foto%C4%9Fraf-0360.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-9009519494649249735</id><published>2008-12-29T14:18:00.004+02:00</published><updated>2008-12-29T14:24:07.160+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Alıntı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yılbaşı'/><title type='text'>Noel Ağacının Kökeni...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SVjA6-FsBNI/AAAAAAAAAWM/uuMVv5waXUI/s1600-h/Noel.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5285186282051077330" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 101px; CURSOR: hand; HEIGHT: 135px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SVjA6-FsBNI/AAAAAAAAAWM/uuMVv5waXUI/s320/Noel.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Evlendikten sonra ilk yılbaşımızda kocamın Tahtakale'den aldığı ağaçla başladı bizim yılbaşı ağacı serüvenimiz. Açıkçası ben seviyorum böyle atraksiyonları. Yok özentilikmiş, yok "gavur" adetiymiş. Bu laflar da vız geliyor, tırıs gidiyor. Hele ki ünlü Sümerolog, yaşayan çınar Dr. Muazzez İlmiye Çığ'ın araştırmasından aşağıdaki bölümü okuduktan sonra...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;"Türklerin Orta Asya’dan göç etmeden önce ve tek tanrılı dinlere geçmelerinde önceki inançlarına göre, yerin göbeği sayılan yeryüzünün tam ortasında bir "akçam ağacı" bulunuyor. Bu ağacın tepesi de gökyüzünde oturan tanrı Ülgen'in sarayına kadar uzuyor ve buna "hayat ağacı" diyorlar. bu ağacı, motif olarak bizim bütün halı, kilim ve işlemelerimizde bulabiliriz. Ülgen, insanların koruyucusu; sakallı ve kaftan giymiş olarak sarayında oturuyor ve geceyi, gündüzü, güneşi yönetiyor. Türklerde güneş çok önemli. İnançlarına göre, gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık'ta gece, gündüzle savaşıyor. Uzun bir savaştan sonra da gün, geceyi yenerek zafer kazanıyor. Bu, güneşin yeniden doğuşu; bir "yeni doğum" olarak algılanıyor Türklerde. Bayramın adı "nardugan". "nar=güneş", "tugan/dugan" da "doğan". Astronomik olarak o günden itibaren geceler kısalmaya, günler uzamaya başlıyor. İşte bu güneşin zaferini ve yeniden doğuşunu Türkler, büyük şenliklerle "akçam ağacı" altında kutluyorlar. Güneşi geri verdi, diye Ülgen'e dualar ediyorlar. Duaları tanrıya gitsin, diye ağacın altına hediyeler koyuyorlar; dallarına bantlar bağlayarak o yıl için dilekler diliyorlar tanrıdan. İnanca göre, bu dilekler muhakkak yerine geliyormuş. Bu bayram için evler temizleniyor ve güzel giysiler giyiliyor; ağacın etrafında şarkılar söylenip oyunlar oynanıyor. Yaşlılar, büyükbabalar ve nineler ziyaret ediliyor; aileler bir araya gelerek birlikte yiyip içiyorlar (Yedikleri, yaş ve kuru meyveler yanında, özel bir yemek ve bir tür de şekerleme). Bayram, aile ve dostlar bir araya gelerek kutlanırsa ömrün çoğalacağına, uğur geleceğine inanıyorlar. Yazılana göre, "akçam ağacı" sadece Orta Asya'da yetişiyormuş. Mesela, Filistin'de bu ağacı bilmezlermiş. O yüzden, bu olay Türklerden Hıristiyanlara geçmiştir; Hıristiyanlar, Hunların Avrupa'ya gelişlerinden sonra onlardan görerek almışlardır bu töreni, deniyor. İsa'nın doğumu ile hiç ilgisi yok! Doğum, güneşin yeniden doğuşu. &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;İsa evrenin nuru olarak algılanır ve bu olayın pagan halklardan alınıp İsa'ya yakıştırıldığı yazılıyor. İnternet'te yazıldığına göre, imparator Konstantin (324-337) zamanında İznik'te toplanan ilk Ekümenik konsülde, 22 Aralık'ta güneşin doğumu için yapılan bu "pagan bayramı" İsa'nın doğumu olarak 24 Aralık'a alınıyor ve buna da "Noel bayramı" deniyor (Batı kilisesi, 25 Aralık'ta kutluyorlar). Çam süsleme ise, ilk olarak 1605'te Almanya'da görülüyor ve oradan Fransa'ya geçiyor."&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-9009519494649249735?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/9009519494649249735/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=9009519494649249735' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/9009519494649249735'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/9009519494649249735'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2008/12/noel-aacnn-kkeni.html' title='Noel Ağacının Kökeni...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SVjA6-FsBNI/AAAAAAAAAWM/uuMVv5waXUI/s72-c/Noel.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-2833759078377218077</id><published>2008-12-29T10:33:00.004+02:00</published><updated>2008-12-29T11:09:27.644+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Dicaprio ve Body of Lies...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;"Titanik filmi üstüme yapışmış bir lanet gibi" demişti Dicaprio bir ropörtajında. Üzerinden 11 sene geçmiş olmasına rağmen birçok insanın kafasında Dicaprio=Titanik kodlanmış durumda. Halbuki IMDB'deki &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000138//"&gt;sayfasına&lt;/a&gt; gözattığımızda Titanik'ten sonra her sene en azından bir tane, The Beach, The Man in the Iron Mask, The Aviator, The Departed ve Blood Diamond ses getiren film yaptığını görüyoruz. Hatta Blood Diamond'daki rolüyle en iyi erkek oyuncu dalında oskara aday bile oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu sene muhtemel oskar adayı filmi olan, baş rollerini Russell Crowe ve Mark Strong ile paylaştığı &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0758774/"&gt;"Body of Lies"&lt;/a&gt; ı dün seyretme fırsatım oldu. Amerikanın Ordadoğu politikası ve kedi fare oyunun detaylarını bulabileceğiniz güçlü bir film. Bu türü sevenlere tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dicaprio, Blood Diamond'da kazandığı fiziksel ve sinamatografik duruşunu burada sürdürmüş. Yüzündeki çocuksuluk gitmiş, daha bir olgun hava yerleşmiş. Oyunculuğu ise burada bence Crowe'u gölgede bırakmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu yazıyı &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0835016/"&gt;Mark Strong'dan&lt;/a&gt; bahsetmeden bitirmek kendisine haksızlık olurdu. Kocam dahil, aslen İtalyan bir baba ve Avusturya'lı annenin Londra doğumlu oğlu olan olan bu yakışıklıyı ağzımız açık seyrettik. Filmi izlerken "Hani" karakterine özel bir dikkat göstermenizi rica ediyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-2833759078377218077?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/2833759078377218077/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=2833759078377218077' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/2833759078377218077'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/2833759078377218077'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2008/12/dicaprio-ve-body-of-lies.html' title='Dicaprio ve Body of Lies...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-5463717303450746328</id><published>2008-12-26T09:32:00.001+02:00</published><updated>2008-12-26T09:33:45.836+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çok Sevdim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorumsuz'/><title type='text'>The Mom's Song...</title><content type='html'>&lt;object height="225" width="400"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=1509073&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=0&amp;amp;show_byline=0&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=00ADEF&amp;amp;fullscreen=1"&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=1509073&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=0&amp;amp;show_byline=0&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=00ADEF&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="225"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/1509073"&gt;The Mom Song&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://vimeo.com/northland"&gt;Northland Video&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://vimeo.com/"&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-5463717303450746328?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/5463717303450746328/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=5463717303450746328' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/5463717303450746328'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/5463717303450746328'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2008/12/moms-song.html' title='The Mom&apos;s Song...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-4996194070256776043</id><published>2008-12-24T09:56:00.008+02:00</published><updated>2008-12-24T10:30:20.970+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Yemiyoruz...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SVHy14HTScI/AAAAAAAAAWE/xi9DYrmpRdk/s1600-h/Smiley.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5283270845292300738" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 87px; CURSOR: hand; HEIGHT: 49px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SVHy14HTScI/AAAAAAAAAWE/xi9DYrmpRdk/s320/Smiley.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sanırım sağır sultanların bile, yapılan anti reklamlar sonucunda "Yemekteyiz" programından haberi oldu. Hani şu amacı kişilerin birbirini evlerinde ağırlayıp, aldıkları puanlar sonucunda birinci olup para kazanmaları gereken ancak aynı BBG yarışmalarında olduğu gibi evsahiplerinin Misafirlerimi nasıl daha iyi ağırlarım?, Sofram nasıl daha şık olur?, Birbiriyle uygun yemeklerden oluşan bir menü nasıl hazırlarım?, misafirlerin ise "Ben umduğumu değil bulduğumu yerim", "herşeyin ötesinde bu insan benim için hazırlarnmış, emek sarfetmiş, ona saygı göstermeliyim" vs. gibi kültürümüzün özünü oluşturan değerlerden çok uzak bir profil çizdikleri, kavganın, riyakarlığın, aşağılamanın tavan yaptığı medya platformu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kimdi hatırlıyamıyorum ama şu minvalde bir yazı yazmıştı: "Bakmayın siz Var mısın, Yok musun? programında herkesin birbirini çok destekler şekilde davrandığına, diğeri büyük açınca ondan daha fazla üzüldüğüne. Bu sevgi yumağının kopuşu, ortaya birini diğerinden ayıracak minikte olsa bir soru koymaya bakar." İşte "Yemekteyiz" programı bunun canlı bir örneği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Beni insanların bu programda yaşananlara şaşırması çok şaşırtıyor. Televizyonda insanların zorla birbirine düşürüldüğü BBG'ler, birinin diğerinin kafasında bardak kırdığı sabah programları, yaşını başını almış insanları malzeme yapan evlilik programları, küfürleşmeden konuşamayan siyasi temsilciler, kulüp yöneticileri gibi örnekler, esasında ülke ve kültür seviyemizin nerelerde olduğunun çok iyi birer göstergeleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Malesef ne ekiliyorsa o biçiliyor. "Halk bunu istiyor" söylemi, "Halk bunu hak ediyor", hatta "Halk bundan anlıyor"a döndü, yazık. Ancak bilinsin ki, artık azınlık olsak da "Biz", bunu yemiyoruz. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-4996194070256776043?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/4996194070256776043/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=4996194070256776043' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/4996194070256776043'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/4996194070256776043'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2008/12/yemiyoruz.html' title='Yemiyoruz...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SVHy14HTScI/AAAAAAAAAWE/xi9DYrmpRdk/s72-c/Smiley.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-3216430966132992346</id><published>2008-12-19T09:40:00.006+02:00</published><updated>2008-12-19T10:04:02.134+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Soru'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Metro'daki Kemancı...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SUtQtxb23vI/AAAAAAAAAV8/J0qIeN_LNME/s1600-h/unknown.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5281403735316553458" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 194px; CURSOR: hand; HEIGHT: 155px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SUtQtxb23vI/AAAAAAAAAV8/J0qIeN_LNME/s320/unknown.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Soğuk bir Ocak sabahı, bir adam Washington DC'de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca altı Bach eseri çalar. Bu süre icinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi kemancinin önünden geçip, gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kemanci çalmaya basladiktan ancak üç dakika kadar sonra, ilk kez orta yasli bir adam kemanciyi fark edip, yavaslar ve birkac saniye sonra da gitmek zorunda oldugu yere yetismek uzere yine hizla yoluna devam eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kemanci ilk bir dolar bahsisini bundan bir dakika kadar sonra alir. Bir kadin yürümesine ara vermeksizin parayi kemancinin önüne koyduğu kaba atarak, hizla gecer, gider. Birkaç dakika sonra, bir baska adam duraklayip, eğilerek dinlemeye başlar ancak saatine göz attığında, işe geç kalmamak icin acele ettiğini belirten ifadelerle hizla yoluna devam eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En fazla dikkatle duran ise üç yaşlarında bir oğlan çocuğu olur. Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, cekistirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasina dönüp dönüp kemanciya bakarak, çaresizce annesinin pesinden gider. Buna benzer şekilde birkac cocuk daha olur ve hepsi de anne, babalari tarafından yürümeye devam için zorlanarak, uzaklaştırılırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 6 kişi, çok kisa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan, yürümeye devam ederek, para verir. Kemanci çaldığı süre içinde 32 dolar toplar. Çalmayi bitirdiğinde ise sessizlik hakim olur ve kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancisi &lt;a href="http://www.joshuabell.com/"&gt;Joshua Bell&lt;/a&gt; olduğunu ve elindeki 3,5 milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz. Oysa Joshua Bell'in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston'da verdiği konser biletleri ortalama 100 dolara satılmıştı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gerçek bir hikayedir ve Joshua Bell'in öylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesi tarafindan algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır. Konuyla ilgili makalenin orijinaline &lt;a href="http://www.washingtonpost.com/wp-dyn/content/article/2007/04/04/AR2007040401721.html"&gt;buradan&lt;/a&gt; ulaşabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorgulanan şeyler; sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte güzelliği algilayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif aliyor muyuz? Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz? İdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın en iyi müzisyeni, dünyadaki en iyi müziği çalarken, önünde durup, dinleyecek bir üç dakikamız dahi yoksa, hayatta başka neleri kaçırıyoruz acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hani her yılbaşı geçen senenin muhasebesi, gelecek sene yapılacaklar listesi yapılır ya, yukarıdaki hikayenin o sürece katkısı olması dileğiyle...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-3216430966132992346?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/3216430966132992346/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=3216430966132992346' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/3216430966132992346'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/3216430966132992346'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2008/12/metrodaki-kemanc.html' title='Metro&apos;daki Kemancı...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SUtQtxb23vI/AAAAAAAAAV8/J0qIeN_LNME/s72-c/unknown.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-4022255711360164630</id><published>2008-12-17T09:29:00.007+02:00</published><updated>2008-12-17T10:11:13.682+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yılbaşı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Noel Baba'lar İş Başında...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Pazar günü bir işimizi halletmek için dışarı çıktık. O sırada "Metabolik Sendromlu" Tatlı Patatesimin şekeri düştü! ve karnı acıktı. Ay bi türlü bişeyler atıştıracak yer bulamıyoruz. Yok o kalorili, bunun glisemik endeksi yüksek vs vs. Tabii tek sorun o değil. Ben de bi türlü ne istediğime karar veremiyorum. Uzuuun düşünmelerden sonra Yeşilköy'deki Dürümcü Baba'da karar kıldık. O ızgara tavuk yiyecek ben de çorba içicem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hatırlarsanız süper bir hava vardı, dolayısıyla herkesler Yeşilköy'deydi ve elbette Dürümcü Baba'nın önünde yer bulamadık. Bayağı bir ileri park ettik ve tam aşağıya doğru yürümeye başlamıştık ki ben "Onları" gördüm. 100 m içindeki 4 veya 5 evin balkonundan veya camından içeriye tırmanıyorlardı. Kimi büyük, kimi küçük, kimi şişman kiminin peşinden gelen minicikler var. Ay anlatamam nasıl sevimliler. Ne mi "Onlar"? Tabii ki Noel Baba :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yeşilköy'ü resmen Noel Baba'lar basmış. Nasıl sevimliler anlatamam. Biz bir taraftan yürürken benim içimdeki hiç büyümeyen çocuk devreye girdi ve tutturdu "Bizim bunları bulmamız lazım" diye. Aklıselim kocam engellemese bir tanesinin zilini çalıp sorucam "nereden aldılar?" diye, o kadar yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yol bitti, girdik Dürümcü Baba'ya. Baktık bir palyaço. Acaba bilir mi diye ona sorduk. Nereden öğrendiyse Bayrampaşa İkea'da olduğunu söyledi. Ben bi mutlu, bi mutlu anlatamam. Kociş'te bana uydu, kalktık İkea'ya gittik. Şöyle söyleyeyim. Kriz varsa oraya uğramamıştı. Arabayı -3. kata park edebildik, içeride yürüyemiyorsunuz bile. Ve evet sonuç koccaman, ama en kocamanından bir hüsran. Yokmuş, hatta hiç olmamış bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dönüş yolunda aklımıza Yeşilköy'de "Casa di Fulya" adında minik bir hediyelik eşya dükkanı olan teyze kızımızı aramak geldi, belki biliyordur diye. Demez mi "Bende var." Düşüp bayılacaktım. Dükkanı Dürümcü Baba'nın arka sokağında, şaka gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sonradan öğrendim ki, bu istilanın! 2-3 senelik bir geçmişi varmış. Eskiden Joker mazasında da satılıyormuş, ama şimdilderde Euro Flora'da da var. Ben dün akşam gidip aldım. Tekli yerine çete olanları daha hoşuma gitti. Hemen de camın dışına yerleştirdim. Oh, ben sağ, siz selamet.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5280667784017786706" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 273px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SUizXxM6t1I/AAAAAAAAAV0/wnX3C7RIiRw/s320/Foto%C4%9Fraf-0352.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-4022255711360164630?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/4022255711360164630/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=4022255711360164630' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/4022255711360164630'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/4022255711360164630'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2008/12/noel-babalar-i-banda.html' title='Noel Baba&apos;lar İş Başında...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SUizXxM6t1I/AAAAAAAAAV0/wnX3C7RIiRw/s72-c/Foto%C4%9Fraf-0352.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-8974178904595039490</id><published>2008-12-16T10:15:00.005+02:00</published><updated>2008-12-16T11:03:57.974+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aile'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kociş'/><title type='text'>Glisemik Endeks'li Hayat...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SUdj6Vs4kMI/AAAAAAAAAVs/fZ7ZP_pbKec/s1600-h/Foto%C4%9Fraf-0351.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5280298942024159426" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SUdj6Vs4kMI/AAAAAAAAAVs/fZ7ZP_pbKec/s320/Foto%C4%9Fraf-0351.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu yukarıda dünyalar tatlısı bebişimizle beraber gördüğünüz "Tatlı Patates" suratlı biricik kocam, geçtiğimiz cumartesi aşağı yukarı 10 sene içinde kalp krizi geçirme riskinin çok yüksek olduğunu öğrendi. Hem de küt diye, hiç öyle laf dolanmadan, vallaha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Şimdi böyle "ti"ye alıyorum diye sakın zannetmeyin konuyu ciddiye almıyorum, aksine haddinden fazla alıyorum, hem de uzun zamandır ama biliyorsunuz esas dikkate alması gerek kişi kriz geçirme riski olan. Sanki 3 gündür ona da dank etmiş gibi ama belli olmaz 1-2 hafta tırsıp yine eski güzel bol kolestrol ve alkollü günlerine dönebilir, göreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Konunun özü ise kısa tarafından şöyle: Kocişimin tığ gibi ince olduğu günlerden beri başına musallat olan bir yüksek trigliserit derdi mevcut. Ne doçentler ne profesörler derdine bir çağre bulamamıştı, ta ki galiba benim kalbim sıkışıyor diye - ki o zaman bu psikolojikti - bir kardiyologa gidene ve dr'unun kan değerlerini, haşmetli göbeğini, çok yüksek tokluk kan şekeri değerini ve oynak tansiyonunu gördükten sonra "Sizin sorununuz Metabolik Sendrom, çağımızın hastalığı" şeklinde teşhis koyana kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ya evet Metabolik Sendrom, temelde insülin direnci. Vücuda giren glisemik endeksi (Gıdaların kan şekerini yükseltme hızı) yüksek gıdalar fazla insülin salgılanmasına sebep oluyor. Vücut bunu gerektiği gibi tolere edemediğinde bu insülin yağa dönüşüyor ve öncelikle yağlanmaya sonrasında da tıkanmaya sebep oluyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Belki duymuşsunuzdur. Atkins, Monteignac vs gibi Gİ Diyeti mevcut. Olay şöyle işliyor: Karbonhidrat içeren bir besin alınmasını takiben, kan şekerinde bir artış söz konusu oluyor. Bu yükselmeye paralel olarak pankreas tarafından insülin hormonu salgılanıyor. Özellikle vücutlarında insülin direnci söz konusu olan, diyabetli ve metabolik sendromu olan kociş gibilerde hızla ve hemen kana karışan saflaştırılmış ve rafine şeker içeren besinlerin tüketimine bağlı olarak kan şekerinde önce bir artış, ardından insülin hormonunun salınımı ile azalma söz konusu oluyor. Kan şekerinin çabuk yükselmesi, çabuk da düşmesine yol açıyor. Dolayısıyla böyle bir besin tüketen kişi - ki bu durumda kociş, kısa bir süre sonra tekrar şeker veya şeker içeren bir besin tüketme ihtiyacı duyuyor. İnsülin hormonu aynı zamanda yağın vücutta depolanmasında da görev alıyor. Bu nedenle böylesi bir kısır döngüye giren bireylerde kilo alımı söz konusu olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İlgilenenler için bazı besinlerin glisemik endeksi şöyle: &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Buğday ekmeği 100&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kepek ekmeği 89&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Pirinç 79&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bulgur 65&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Patates salatası 80&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Patates püresi 100&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Fırınlanmış patates 128&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kuru fasulye 66&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Nohut 49&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kırmızı mercimek 37&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Barbunya fasulye 45&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Soya fasulyesi 20&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Havuç 92&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Elma 53&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Muz 84&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Karpuz 72&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Portakal 59&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Portakal suyu 67&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bal 126&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Süt 46&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yoğurt 52&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu tarzdaki krizlerin sevgili kocamdaki yansıması şöyle olur, bir süre herşeyi bıçak gibi kesip abartarak kuralları uygular sonra zaman içinde gevşer ve olaydan tamamen uzaklaşır. Halbuki bu durumda yapılması gereken mümkün olduğunca bu beslenme tarzını optimumda uygulayıp bir yaşam şekli haline getirmekmiş. Sevilen şeyleri tamamen hayattan çıkartmak yerine optimumu yakalamak yani. (Ballı şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlıları tercih etmek gibi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Şu anda hem şeker hem yağ hem de kolestrol ilacı kullanıyor kociş. İki lafından biri de "Ya karıcım, nasıl olsa 10 sene ömrüm kalmış &lt;strong&gt;şunu&lt;/strong&gt; (Kiev'e ofis açmak, iş için tüm latin amerika trafiğini geliştirmek, vs.) yapsam nooolu? Kızmassın di mi?"&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-8974178904595039490?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/8974178904595039490/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=8974178904595039490' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/8974178904595039490'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/8974178904595039490'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2008/12/glisemik-endeksli-hayat.html' title='Glisemik Endeks&apos;li Hayat...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SUdj6Vs4kMI/AAAAAAAAAVs/fZ7ZP_pbKec/s72-c/Foto%C4%9Fraf-0351.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-6776238562522415240</id><published>2008-12-02T11:40:00.004+02:00</published><updated>2008-12-02T12:33:34.602+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>6. Sanal Kitap Fuarı...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/STUDYL3dTvI/AAAAAAAAAVk/b_tMo1UU6k8/s1600-h/sfbtop.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5275126252571545330" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 45px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/STUDYL3dTvI/AAAAAAAAAVk/b_tMo1UU6k8/s320/sfbtop.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;İdefix, son 6 senedir, Tüyap'taki kitap fuarının hemen ardından sanal bir kitap fuarı düzenliyor. İnternet üzerinden alırken zaten indirimli olan fiyatlar daha da cazip hale geliyor. Ben de bir bibliomanyak olarak bu fırsatı hiç ikiletmiyorum. İşte bu sene fuardan kitaplarım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://www.ideefixe.com/kitap/tanim.asp?sid=SK6VJLV5VE1ESYBKJ8VH"&gt;Bab-ı Esrar&lt;/a&gt;: Benim en sevdiğim romanı "Beyoğlu Rapsodisi" olan Ahmet Ümit'in Doğan Kitap'tan çıkan son romanında, hala bir muamma olan Şems-i Tebrizi ve Mevlana ilişkisini inceleyip sorular soruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://www.ideefixe.com/kitap/tanim.asp?sid=D4GD4MUAG6044DI062BB&amp;amp;referer=78910"&gt;Büyücü&lt;/a&gt;: Hiç sevmediğim koşullandırmalardan biridir; "Ölmeden önce okumanız, görmeniz, gezmeniz, yemeniz, içmeniz ...vs şeyler" listeleri ama bazen ister istemez çakışıyoruz. İşte onlardan biri de bu kitap. Ben John Fowles'in "Fransız Teğmenin Karısı"nı okuduğum için bunu da istedim. Oldukça kalın, yazılarıda ufamancık, ilgilenenlere duyurulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://www.ideefixe.com/Kitap/tanim.asp?sid=YYA4SC6OS8J28KQABPSJ"&gt;Karanlıktaki Adam&lt;/a&gt;: Hakkında çok fazla şey söylemeye gerek olmayan, Amerikan edebiyatının parlayan yıldızı Paul Auster'in yeni kitabı. Brooklyn Çılgınlıkları'nı bir solukta okumuş ve çarpıcı sonunun etkisinden de çok uzun süre kurtulamamıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://www.ideefixe.com/Kitap/tanim.asp?sid=JX4Z7SV09K7K9GRHXKM2"&gt;Yaban Koyununun İzinde&lt;/a&gt;: Okuduğum ilk Murakami kitabına Evroş vesile olmuştu. Kitap zevkimiz Orhan Pamuk haricinde uyuşur. (O Orhan Pamuk kitabını ön siparişten alır, bense bugüne kadar hasbel kader aldığım herhangi bir kitabını 10. sayfadan öteye okuyamadım.) Neyseki buradaki tavsiye işe yaradı ve dünya edebiyatından bir deha benim kitaplığımda yerini buldu. Evroş'un bu kitap için yorumu: "İnanmazsın, bitmesin diye yudum yudum okuyorum". Benden söylemesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://www.ideefixe.com/Kitap/tanim.asp?sid=WXE87JQR5T6T547CYYO9"&gt;Ölüm Tuzağı&lt;/a&gt;: Nora Roberts'ın Eve Dallas serisinin bizde yayımlanan 9. kitabı. 2054 yılında geçen, tutkulu bir aşk üstü polisiye. Tam yolda, uçakta, plajda kısaca yoğunlaşmadan, kafa dağıtmak için okunacak türden. Sanki artık seri eksik kalmasın diye okuyormuşum gibi bir his var içimde, tabii bi de Roarke için. :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://www.ideefixe.com/Kitap/tanim.asp?sid=WV5626TTOD0S4LHTT35K"&gt;Ye, Dua et, Sev&lt;/a&gt;: Bu da Evroş'un tavsiyesi. Sırf merakımdan aldım. Bir kadının İtalya, Hindistan ve Endonezya boyunca yaşadığı içsel deneyimi anlatıyormuş. 36 dile çevrilmiş, 1,5 milyondan fazla satmış. Bütün işaretler uzak dur diyor ama bakalım göreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://www.ideefixe.com/Kitap/tanim.asp?sid=Q6Y3VD1WZA8AHTKLN0SR"&gt;Zar Adam&lt;/a&gt;: Bana sanki Adam Fawer'in Olasılıksız veya Empati'siymiş gibi geldi. Bilemiyorum ki gerçekten mi iyi yoksa çok satanlar arasında olma sebebi bir çoklarının benim gibi mi düşünmesi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://www.ideefixe.com/Kitap/tanim.asp?sid=ER6XEZQ1I4VOQXSUQNMK"&gt;Psikopat&lt;/a&gt;: Bu da içimdeki gizli vampiri tatmin etmek için. Bu anlamdaki tüm performansı Grange veya Chattam'dan beklemek haksızlık di mi? E bi de Adamım Harlan Coben üzerine iyi diye not düşmüş. Bi bakmak boynumun borcu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İşte bu kadar:))) &lt;a href="http://www.ideefixe.com/kitap/default.asp"&gt;İdefix'teki&lt;/a&gt; sanal fuar 24 Aralık'ta bitiyor. Kaçırmayın. Okurken de beni hatırlayın. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-6776238562522415240?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/6776238562522415240/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=6776238562522415240' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/6776238562522415240'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/6776238562522415240'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2008/12/6-sanal-kitap-fuar.html' title='6. Sanal Kitap Fuarı...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/STUDYL3dTvI/AAAAAAAAAVk/b_tMo1UU6k8/s72-c/sfbtop.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-3671995489947130104</id><published>2008-11-26T09:57:00.005+02:00</published><updated>2008-11-26T10:28:19.712+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dostlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yemek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Otto - "The Original"...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Dün akşam Evroş'la buluştuk. Öncesinde nereye gideceğimize karar vermek biraz zaman aldı. AVM'mi olsun, Taksim mi, orada neresi olsun falan filan. Sonrasında biraz da Kasım ortasında zor bulunur havadan da yola çıkarak Asmalımescit'teki Otto'da karar kıldık. İyi ki de öyle yapmışız, paltosuz dışarıda oturduk, hiç de üşümedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Daldan dala konan sohbetimize yemekte pane tulum peynirli salata, yarısı mantarlı yarısı peynirli pizza ve güzel bir şişe Merlot eslik etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Benim, galiba biraz yabani ve hafif aykırı bir yapım olduğu için çok fazla arkadaşım yoktur. Ancak olanlarla da birbirimizin içini okuruz. İşte Evroş'ta o nadirlerden. Dolayısıyla da sohbetimiz dün, bugün, gelecek, seyahat, kitap, yemek, sinema kısaca herşeyi kapsadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Gecenin sürprizi ise dönüşte uğradığımız kitapçıda bana gösterdiği &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Şükrü Erbaş'ın&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; kitabının arka kapak yazısıydı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;"Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte... İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık. "&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-3671995489947130104?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/3671995489947130104/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=3671995489947130104' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/3671995489947130104'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/3671995489947130104'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2008/11/otto-original.html' title='Otto - &quot;The Original&quot;...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-6104832172807402400</id><published>2008-11-13T10:36:00.004+02:00</published><updated>2008-11-13T11:07:09.810+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dizi'/><title type='text'>Dizi İzleyelim...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Sıkılıyorum. Bir çok şeye ama bu yazının konusu televizyon izlerken araya giren ve bitmek bilmeyen reklamlar. Sistemin yürüyebilmesi için bunun gerekli olduğunu biliyorum ama toplamda 1 saatlik bir diziyi 1,5 - 2 saatte izleyince baygınlık geçirecek gibi oluyorum. Belki vaktini "Sabah Sabah Seda Sayan", "Desti İzdivaç" vs gibi, en hafifinden abuk bulduğum programların izleyici kitlesinin böyle bir zamanı vardır ama benim yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ya buraya bir not düşmeden geçemeyeceğim. Üç hafta önce Bakü'deydim. Çok hasta olduğum için de boş günümü otelde yatakta geçirdim. Sırf meraktan Seda Sayan'ın programını açtım. Konular: Rüyasında kendini aldattığını gördüğü karısını 27 yerinden bıçaklayan adam ve hastanedeki karısı, bayramda sele kapılıp vefat eden Edin ailesi ve cenaze töreni vs. Bu tanıtım döndükten sonra Seda Sayan alkışlarla çıktı, hoppidi hoppidi bi şarkı söyledi, 2 göbek attı. Sonra alkış faslında stüdyodaki seyirci ile iletişime geçti. Cümle şu: "oooo bilmemne abi, dünkü yoklamada yoktun." Adam şu mealde cevap verdi: "Dayımın hanımı vefat etmişti, Trabzon'a cenazeye gitmiştim." İnanabiliyor musunuz, adam her gün orada. Sonra kaynanası stüdyodaymış, onu selamladı, kameralara tanıttı, istekleri kıramadı birlikte fotoğraf çektirdi, yetmedi kocası da oradaymış onu da çağırdılar üçü beraber fotoğraf verdi ve ben daha fazla dayanamayıp televizyonu kapattım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ay ne doluymuşum, ne anlatacaktım, nereye geldim. Konuyu toparlarsam, bu reklam olayı bana fazla geldiği için, uzun zaman önce, yerli seyrettiğim tek dizi olan Kurtlar Vadisi'ni ertesi günü Youtube'dan seyretmeye başlamıştım. Oh! Siz sağ ben selamet. Ancak bizim hukuk amcaları gitti siteyi kapattılar ben de kalakaldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sonra bu sezon başında arama çubuğuna Kurtlar Vadisi yazdım ve karşıma bir derya çıktı. Meğer içerikleri bu dizileri yayınlamak olan bir sürü site varmış. Hatta sırf bunları değil, benim esas ilgi alanım olan tüm yabancı dizileri de. Kısacası körün istediği bir göz, Allah vermiş bi sürü durumu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Artık neredeyse istediğim her diziyi, kesintisiz, zamanını kendim seçerek, büyük bir keyifle &lt;a href="http://www.canlidizi.com/"&gt;Canlı Dizi&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.fulldizi.com/"&gt;Full Dizi&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.diziizleyelim.com//"&gt;Dizi İzleyelim&lt;/a&gt;, gibi sitelerden takip ediyorum. Mesela benim ilgi alanıma girenlerden Heroes'un 3., The Tudors ve Kyle XY'ın 2. sezonlarını buradan izledim. Şöyle söyleyebilirim ki tüm kışı geçirecek kadar malzeme var burada. Önümüzdeki günlerde de Dexter'dan, Prison Break'e, oradan da mesela How I Met your Mother'a bir kokteyl yapmayı planlıyorum kendime.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-6104832172807402400?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/6104832172807402400/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=6104832172807402400' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/6104832172807402400'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/6104832172807402400'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2008/11/dizi-izleyelim.html' title='Dizi İzleyelim...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-2594009138275876743</id><published>2008-11-12T10:44:00.003+02:00</published><updated>2008-11-12T11:15:37.428+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yemek'/><title type='text'>Beef-Tek...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Bu furya 2004 yılında Emre Mermer'in &lt;a href="http://dukkanistanbul.com/index.asp"&gt;Dükkan&lt;/a&gt;'ı açmasıyla başladı. Furya dediğim &lt;strong&gt;&lt;em&gt;"Dry Aged Beef - Kuru Dinlendirilmiş Et."*&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; O güne kadar bildiğimiz kasap formatı Dükkan'la şekil değiştirdi ve yepyeni oldukça lezzetli ve malesef nispeten pahalı bir forma girdi. İçinde açılan Steak House'a giden arkadaşlarımdan dinlediğim hep aynıydı. Gerçek et yedik, ama iyi de para verdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dükkan'ı İstinye Park'ta açılan &lt;a href="http://www.gunaydinkasap.com/index.php"&gt;Günaydın Kasap&lt;/a&gt; izledi. Yine aynı konsept. Hem kasap, hem de steak house. Belki biraz daha süslü. İlk açıldığında oldukça da fazla konuşulmuştu. "Bu kadar da taklitçi olunmaz, aynı konsepti uygulamışlar" diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sonra bu yılın ortalarında bir baktık Akmerkez'in Ulus kapısının karşısında &lt;a href="http://www.beeftek.com/"&gt;Beeftek&lt;/a&gt; diye bir yer. Ben en çok adını sevdim, aynı Dükkan gibi. Zekice.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Geçen hafta eş durumundan tanışıp sonrada pek bi seviştiğimiz arkadaşımla öğle yemeği yemek istedik. Orası mı burası mı derken, Beeftek'te karar kıldık. İyi ki de öyle yapmışız. Genel kanıya biz de ortak olduk, "Evet pahalı ama hakikaten güzel et yedik".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Mekan çok büyük değil. İsterseniz alıp eve götürebiliyorsunuz, isterseniz de kömür ateşinde onlar sizin için pişiriyorlar. Yüksek ve uzun 2 adet masaları var. Üzerinde de ortadaki ince bölümün içinde yağdan sirkeye, hardaldan deniz tuzuna yemek sırasında ihtiyacınız olabilecek herşey, şık bir şekilde sıralanmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Servis öncesi birer dilim kendi sucuklarından ikram ettiler. Herşeyi çok karardı. Biz ortaya bir salata söyledik, sonradan da üzerine kendi peynirlerinden eklettik. Beyaz peyniri permesan gibi traşlamışlardı, çok hoşuma gitti. Sonrasında ben dry aged pirzola, arkadaşım da bonfile yedi. Açıkçası ona sormadım ama benimki tam istediğim gibi pişmiş ve çok lezzetliydi. Ama benim esas hoşuma giden beraberinde servis ettikleri kızarmış kırmızı soğandı. Aman tanrım o ne lezzet. Kapanışı ise, kendimizi tutamayıp, minik kekçikleri ile yaptık. Fıstıklı ve kestaneli olmak üzere iki çeşidi var, ben fıstıklı yedim. Şu anda bile ağzımı şapırdatmaktan yazamıyorum :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bir gün canınız gerçekten güzel ve farklı bir et yemek ve keyif yapmak isterse, şiddetle tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;* Dry Aged Beef (Kuru Dinlendirme Sığır):&lt;/strong&gt; İdeal yağ dağılımına, yani mermere sahip, en iyi kalitedeki sığır etini, özel şartlar altında (sıcaklık, nem vb.) 28 gün kemik üzerinde dinlendiriyoruz. Et dinlendirmesi, pahalı ve zahmetli olmakla beraber etin kalitesini, lezzetini ve yumuşaklığını arttıran çok önemli bir işlemdir.Lezzete önem verenler için, kalın kesilmiş, dövülmemiş dry aged beef, ızgarada en ideal seçimdir. (Dükkan'ın web sitesinden alıntıdır.)&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-2594009138275876743?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/2594009138275876743/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=2594009138275876743' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/2594009138275876743'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/2594009138275876743'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2008/11/beef-tek.html' title='Beef-Tek...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-5401282380755807650</id><published>2008-11-11T09:29:00.012+02:00</published><updated>2008-11-11T10:32:54.191+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hayat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haftasonu'/><title type='text'>Haftasonu...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Bu aralar hayat biraz acılı, çokça Zilli ile dolu ve genelde ne olduğunu anlamadan geçiryor ama bize özel güzel şeyler de olmuyor değil. Herşeye rağmen güzel yemekler yeniyor, filmler seyrediliyor, dost sohbetlerinde bolca kahkaha atılıyor, kısaca hayat bir taraftan da devam ediyor. Mesela bu haftasonu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki hatırlarsınız bizim dükkana her cuma öğlen balıkçı bir abimiz geliyor. Her ne kadar bu sene fiyatlar uçmuş olsa da, garantili taze ve nispeten ucuz balık imkanı. Uzun zaman sonra ilk defa bu cuma gecesi geçen sene neredeyse her hafta yaptığımız rakı - balık faslını gerçekleştirebildik. Geçen seneden farklı olarak ayaklarımızın altında dolaşan bir Zilli eşliğinde çinekoplar süperdi, Beşiktaş süperdi, rakı zaten her zaman süper.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumartesi sabah, anneme verdiğim söz üzerine sabah erkenden Emirgan'a doğru yola çıktık. Niyetimiz Sabancı Müzesi'ndeki Dali Sergisi'ni gezmek-ti. Lakin hava çok soğuk ve sabah 10.05'te müze önündeki kuyruk yaklaşık 1 km olduğu için giremedik. Onun yerine sahildeki Fincan Cafe'de oturup keyif yaptık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam programı ise neredeyse 2 ay öncesinden belliydi. Haluk Bilginer ve Vahide Gördüm'ün iki kişilik oyunu "Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler" e biletimiz vardı. Önce cuma akşamına alıyordum ama sonra Zilli'yi de düşünerek cumartesiye çevirdik. Onun açısından iyi oldu. Hem gündüz vakit geçirdik, hem de biraz erkence de olsa mama, çiş - kaka faslımızı halledebildik. Ancak yemeği de planlayarak 20.30'daki oyun için 17.20 gibi evden çıktığımız halde ancak 18.45 gibi Moda'da olabildik. Biraz sıkıştık ama yine de bize yetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce başka bir yer düşünmüştük ama sonra yakın olsun diye bizim ailece favori mekanımız &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Cibalikapı Balıkçısı'nın&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Moda'daki şubesine gittik. Off, ki ne offf. Bir mekan kalitesini hiç mi bozmaz? Balık yemedik ama ben kendimi permesanlı midyelere gömdüm resmen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oradan çıkıp kısa bir yürüyüşle Oyun Atölyesi'ne vardık. Orada da ayrı bir keyif ayrı bir doygunluk. Haluk Bilginer'in kötü yaptığı bişey var mı? diye düşünüyor insan. Adam sahnede oynamıyor, resmen yaşıyor. Sesi tonu, duruşu mükemmel. Vahide Gördüm'ün de hiç aşağı kalır yeri yoktu. Ağır felsefe ile derin düşüncelere sevk ediyor oyun sizi. Hafiften de çarpıyor. Geçen seneyi kapalı gişe oynayıp, bu sezon da Ocak ayına kadar dolu olmasına şaşmamak lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımız Z.Ö ve Z.S olduğu için 4 aydır haftasonu sabah uykusunu unutmuş durumdayız. Çünkü telefonunkini kapasak da kendi biyolojik saati sekmeden çalışan bir kuçumuz var ve onun uyanma saati 6.30. Onunla biraz oynaşıp çişini yaptırdıktan sonra mama öncesi belki birazcık daha uyumanıza izin veriyor, o da belki :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu pazar da, birazcık daha uyuduk ve Zilli'yi dışarı çıkarttıktan sonra 9.30'da Eminönü'ne gitmek için yola çıktık. Orası böyle havalarda, özellikle de pazar günü çok sevdiğimiz bir yer. Rutini bozmadık. Önce Saray'da menemen ve portakal sulu bir kahvaltı yaptık. Sonra kendimizi balıkçıların ve çiçekçilerin içine attık. İtiraf etmek gerekirse Z.S dönemde balıklara karşı heyecanımızı biraz yitirmiş durumdayız. Akvaryumu tasfiye etmiyoruz ama yeni balık da almıyoruz. Mevcut nüfus şu anda kafi bizim için. O yüzden sadece gezdik ve dükkandaki çiçek rafıma 2 menekşe alarak döndük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267314083319582786" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 313px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SRlCQFitEEI/AAAAAAAAASo/cEcl0M8FkmU/s320/Foto%C4%9Fraf-0322.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-5401282380755807650?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/5401282380755807650/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=5401282380755807650' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/5401282380755807650'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/5401282380755807650'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2008/11/haftasonu.html' title='Haftasonu...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SRlCQFitEEI/AAAAAAAAASo/cEcl0M8FkmU/s72-c/Foto%C4%9Fraf-0322.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-117402812596549928</id><published>2008-11-05T10:25:00.010+02:00</published><updated>2008-11-05T11:06:57.319+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zilli'/><title type='text'>Zilli'nin Günlüğü- 8</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SRFaJfFaGWI/AAAAAAAAARw/h7k4dB3PMe0/s1600-h/Foto%C4%9Fraf-0289.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265088558382324066" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SRFaJfFaGWI/AAAAAAAAARw/h7k4dB3PMe0/s320/Foto%C4%9Fraf-0289.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Herkese birkez daha annemin dantel yatak örtüsünün üzerinden merhaba.Oldukça maceralı geçen bir süreçten sonra, tün yaşadıklarımı paylaşmak için tekrar buradayım. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;Geçen sefer de yazdığım gibi, görüşemediğimiz zaman diliminde ameliyat oldum. Ama öncesinde ailemi dinlemeyip taşta yatmaya devam ettiğim için sanırım idrar yollarımı üşüttüm ve annemin yüreğini de ağzına getirdim. Çünkü enfeksiyon sonucu çiş yaparken olan minik kanamayı, genç kız olduğum için olan zannetti. Düşünsenize tam da ameliyat öncesi. Bi de şaka yollu azar işittim, "3 gün daha sabredemedin mi be kızım" diye. Ancak Ozan abi, doğru teşhisi koydu da ortalık sakinleşti:))&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Perşembe günü sabah annemle beraber erkenden Ozan abi'ye gittik. Beni ona teslim edip kendisi aklı bende kalarak işe gitti. Ameliyat yaklaşık 1,5 saat sürmüş. Ben pek hatırlamıyorum. 2 gece Ozan Abi'de misafir oldum. Annem her gece beni ziyaret etti. İlk akşam geldiğinde ayılmaya çalışıyordum. Çok sevdiğim tospağa oyuncağımı da getirmiş. Annemi görünce çok heyecanlanıp ayağı kalmaya çalıştım, biraz kuyruğumu sallayıp sevincimi gösterdim. Ama direncim çok olmadığı için yine yattım. O gece pek de yemek yiyemedim.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SRFejhY0DGI/AAAAAAAAAR4/7GfaoY1te18/s1600-h/Foto%C4%9Fraf-0303.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265093403723697250" style="WIDTH: 150px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SRFejhY0DGI/AAAAAAAAAR4/7GfaoY1te18/s200/Foto%C4%9Fraf-0303.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SRFeq8RECNI/AAAAAAAAASA/zKAw_-Ul59I/s1600-h/Foto%C4%9Fraf-0306.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265093531198032082" style="WIDTH: 150px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SRFeq8RECNI/AAAAAAAAASA/zKAw_-Ul59I/s200/Foto%C4%9Fraf-0306.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SRFe2AaVrbI/AAAAAAAAASI/UwBME3Tplg4/s1600-h/Foto%C4%9Fraf-0305.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265093721289239986" style="WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SRFe2AaVrbI/AAAAAAAAASI/UwBME3Tplg4/s200/Foto%C4%9Fraf-0305.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün sabah Ozan abi geldiğinde neşem de yerinde gelmişti. Önce mememı bitirdim, suyumu içtim. Sonra beni bahçeye çıkarttı, tuvalet için. Ay nasıl güzel bi sürü de çocuk etrafımda, bi de Ozan Abi'nin köpeği, Papi. Çok güzel misafir ettiler beni sağolsunlar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ben bahçedeyken annem aramış, bahçede çocuklarla oynadığımı öğrenince ufak çaplı bir şok yaşamış ama acım veya başka bir sıkıntım olsa oynayamazdım, di mi? İyiydim yani.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Annem beni Cumartesi sabah aldı. Sonraki 5 gün de yanımdan hiç ayrılmadı. Ben de onun... Sabahları onu ben uyandırdım,&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265095154943149298" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SRFgJdMERPI/AAAAAAAAASQ/WUSQQP607Bk/s320/Foto%C4%9Fraf-0285-1.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;O bilgisayarıyla çalışırken yanında uyudum,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265095557122617794" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SRFgg3bH8cI/AAAAAAAAASY/PC8b5geSgTc/s320/Foto%C4%9Fraf-0315.jpg" border="0" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;İşe ancak benim gerçekten iyi olduğuma emin olunca gitti. Ama bu kadar süre birlikte olup da sonrasında yine evde bütün gün yalnız kalınca ben de onlara bir sürpriz hazırlamaya karar verdi. Gerçekten çok emek verdim ama değdiğini görünce annemin yüzünde oluşan ifadeden anladım. &lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5265096450442501490" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SRFhU3TLnXI/AAAAAAAAASg/6W7zvMl4BX4/s320/Foto%C4%9Fraf-0316.jpg" border="0" /&gt; &lt;p align="justify"&gt;Benden havadisler şimdilik bu kadar. Antibiyotiklerim bitti, dikişlerimin birazı alındı, kalanı Cumartesi alınacak. Çok şükür, çok iyiyim. Siz de kendinize iyi bakın. Beni sevdikten sonra "Maaşallah" demeyi ihmal etmeyin. :))&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-117402812596549928?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/117402812596549928/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=117402812596549928' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/117402812596549928'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/117402812596549928'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2008/11/zillinin-gnl-8.html' title='Zilli&apos;nin Günlüğü- 8'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SRFaJfFaGWI/AAAAAAAAARw/h7k4dB3PMe0/s72-c/Foto%C4%9Fraf-0289.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-4273027145806506302</id><published>2008-10-16T12:35:00.017+03:00</published><updated>2008-10-16T16:32:11.140+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zilli'/><title type='text'>Zilli'nin Günlüğü- 7</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SPcLFBCUPII/AAAAAAAAAQY/VyQoNL-RA34/s1600-h/Foto%C4%9Fraf-0267.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5257683270783745154" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SPcLFBCUPII/AAAAAAAAAQY/VyQoNL-RA34/s320/Foto%C4%9Fraf-0267.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Herkese merhaba. Yazmaya bu kadar ara vermek istemezdim esasında ama annemin üstüste seyahatleri ve malesef geçen hafta dedemi kaybetmiş olmamız beni bilgisayardan biraz uzak tuttu. Ama işte buradayım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;Benim için çok değişik bir dönemdi. Önce annem seyahate gitti, sonra babam, sonra yine annem, galiba şimdi yine babam gidiyor. Biri gittiğinde diğeri gidenin eksikliğini hissettirmemeye çalışıyor ama nafile. Mesela annem gittiğinde ben direkt babamın yanında annemin kokusunun üzerinde uyudum geceleri. Babam önce yaramazlık için yaptığımı zanneti ama sonrasında anladı galiba derdimin yaramazlık değil de annemin kokusuna yakın olmak olduğunu. Ben de hiç kıpırdamadan uyuyunca birbirimize yoldaş olduk geceleri.&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5257684700810237362" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SPcMYQTM1bI/AAAAAAAAAQg/1CxYxT0Qd6s/s320/Foto%C4%9Fraf-0243.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;Diyeceksiniz ki sen zaten gündüz yalnız kalmıyor musun? Kalıyorum ama normal düzenimde dışarıya sabah babam, akşam da annemle çıkıyorum. En basitinden bu bile değişiyor. Ayrıca bu aralar bir enerjim var, bir enerjim var anlatamam. Dolayısıyla gündüz sanırım sıkıntıdan biraz da yaramazlık yaptığımı itiraf etmeliyim. Galiba bu yüzden ortalıkta pek bana cazip gelecek bişeyler bırakmıyorlar. Ama hep oku oku nereye kadar, di mi? Bazen de canım coşup koşmak, kabloları kemirmek, gazeteleri parçalamak, halıları tırmalamak filan istiyor.&lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5257691271164837250" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SPcSWsxzvYI/AAAAAAAAAQo/npnJS_HoKD4/s320/DSC00090.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;Ailemin yoğun seyahatleri arasında bir minik kaçamak da hep beraber yaptık. 2 günlüğüne Bursa'ya babamın amcasına gittik. Aman ne mutlu zaman geçirdim anlatamam. Bahçede koşup oynadım, evde yayılıp keyif yaptım ve malesef kendimi tuttamayıp halılarına da işedim. Annem çıldırdı ama yapacak bişey yok, bebeğim ya ben, ondan. &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5257692495647257570" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SPcTd-VKs-I/AAAAAAAAAQw/YKVR8a97lF0/s320/Foto%C4%9Fraf-0274.jpg" border="0" /&gt;Bu fotoğrafta ne yapıyorum dersiniz? Evet "Uyuyorsun" diyenler kazandı. Aynen burada olduğu gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5257739271085336978" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SPc-AqapqZI/AAAAAAAAAQ4/8NjvhlxlNK4/s320/Foto%C4%9Fraf-0273.jpg" border="0" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;Gerçi babam, kendi tabiriyle "çarşı pazar meydanda" uyumamdan pek haz etmiyor ama amcasının dediğine göre bu tam teslimiyet, mutlak huzur ve güven demekmiş. Evet, evet ve kesinlikle evet.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Bursa'da çok keyifli vakit geçirdik ama dönüşte hem annem hem de ben hasta olduk. Babama şaka yapar gibi, yol boyu bir annem kustu bir ben. Ama şimdi iyiyiz merak etmeyin.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Bu arada annem beni büyük anneannem ile tanıştırdı. Ay birlikte bir eğlendik, bir eğlendik sormayın. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SPc_E1FUAUI/AAAAAAAAARA/ZTdveIA2yIA/s1600-h/Foto%C4%9Fraf-0220.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5257740442179731778" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SPc_E1FUAUI/AAAAAAAAARA/ZTdveIA2yIA/s200/Foto%C4%9Fraf-0220.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SPc_SOy3rZI/AAAAAAAAARQ/CRjARWY-5UI/s1600-h/Foto%C4%9Fraf-0221.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5257740672419999122" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SPc_SOy3rZI/AAAAAAAAARQ/CRjARWY-5UI/s200/Foto%C4%9Fraf-0221.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annemin fotoğraf çektiğini gören anneannem ise çok kıskandı ve illaki ben de "torunumla" fotoğraf isterim diye tutturdu :)) Allah'ım sen nasıl güzel bir ailenin içine beni gönderdin. Herkes beni sevmek için sıraya giriyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SPc_6Bpy8SI/AAAAAAAAARY/vQ1du-GOVHI/s1600-h/Foto%C4%9Fraf-0233.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5257741356087046434" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SPc_6Bpy8SI/AAAAAAAAARY/vQ1du-GOVHI/s200/Foto%C4%9Fraf-0233.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SPdADVo-ItI/AAAAAAAAARg/c0DzDSBf-ng/s1600-h/Foto%C4%9Fraf-0234.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5257741516071117522" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SPdADVo-ItI/AAAAAAAAARg/c0DzDSBf-ng/s200/Foto%C4%9Fraf-0234.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SPdAME6EGgI/AAAAAAAAARo/aHF15YDsszA/s1600-h/Foto%C4%9Fraf-0237.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5257741666198231554" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SPdAME6EGgI/AAAAAAAAARo/aHF15YDsszA/s200/Foto%C4%9Fraf-0237.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Şimdiden söyleyeyim, bir aksilik olmazsa haftaya ameliyat olacağım. Ondan sonra bebişim olamayacakmış ama bir çok hastalık riskini ve sokağa çıktığımda saldırıya uğrama ihtimalini de böylelikle ortadan kaldıracakmışız. Tam o günlerde babam çoook uzaklarda ama aklı bende olacakmış. Toparlar toparlamaz bütün yaşadıklarımız sizlerle de paylaşacağım. Sevgiyle kalın... &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-4273027145806506302?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/4273027145806506302/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=4273027145806506302' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/4273027145806506302'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/4273027145806506302'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2008/10/zillinin-gnl-7.html' title='Zilli&apos;nin Günlüğü- 7'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9_AuK0zzh0s/SPcLFBCUPII/AAAAAAAAAQY/VyQoNL-RA34/s72-c/Foto%C4%9Fraf-0267.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-4400231686772952327</id><published>2008-10-10T09:38:00.002+03:00</published><updated>2008-10-16T09:42:35.964+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ayrılık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aile'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kociş'/><title type='text'>Canımın Canı "Melek" Oldu...</title><content type='html'>Hayatta ben en çok babamı sevdim&lt;br /&gt;Karaçalılar gibi&lt;br /&gt;yerden bitme bir çocuk&lt;br /&gt;Çırpı bacaklarıyla -&lt;br /&gt;Ha düştü ha düşecek -  &lt;br /&gt;Nasıl koşardı ardından bir devin  &lt;br /&gt;O çapkın babamı ben öyle sevdim.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmezdi ki oturduğumuz semti&lt;br /&gt;Geldi mi de gidici -&lt;br /&gt;hep hepp acele işi -&lt;br /&gt;Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi.  &lt;br /&gt;Atlastan bakardım nereye gitti  &lt;br /&gt;Öyle öyle ezber ettim gurbeti.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevinçten uçardım hasta oldum mu&lt;br /&gt;40'ı geçerse ateş, çağ'rırlar İstanbul'a&lt;br /&gt;Bir helalleşmek ister elbet, diğ'mi oğluyla!  &lt;br /&gt;Tifoyken başardım bu aşk oy'nunu  &lt;br /&gt;Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son teftişine çıkana değin&lt;br /&gt;Koştururduk ardından o uçmaktaki devin&lt;br /&gt;Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için  &lt;br /&gt;Açıldı nefesim, fikrim, canevim  &lt;br /&gt;Hayatta ben en çok babamı sevdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Can Yücel - Ben En Çok Babamı Sevdim...&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/842592650832207338-4400231686772952327?l=divitimle.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://divitimle.blogspot.com/feeds/4400231686772952327/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=842592650832207338&amp;postID=4400231686772952327' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/4400231686772952327'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/842592650832207338/posts/default/4400231686772952327'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://divitimle.blogspot.com/2008/10/canmn-can-melek-oldu.html' title='Canımın Canı &quot;Melek&quot; Oldu...'/><author><name>Kedi</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='26' src='http://bp0.blogger.com/_9_AuK0zzh0s/SGsfipJVhhI/AAAAAAAAAGY/cyJ-_sYJpFo/S220/sasikedi-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-842592650832207338.post-5625682844752058360</id><published>2008-09-17T16:51:00.004+03:00</published><updated>2008-09-17T17:39:27.168+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yorum'/><title type='text'>Film Sezonunu Açtım...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Benim için yaz sezonu sıcak ve nemden dolayı pek keyifli geçmez. O sıcaklarda yaşadığım her saat zul gelir. Açıkça söylemek gerek gerekirse özelikle Temmuz ve Ağustos'ta sadece gerektiği kadar yaşıyorum. Ama Eylül gelipte havalar hafiften soğumaya başlayınca değmeyin benim keyfime. Hafiften üşümeye başlamak, nemsiz ortamda rahat nefes alabilmek, akşam menüsüne çorba eklemek, battaniyenin altında film seyretmek, süper.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Televizyon benim hayatımda ağırlıklı olarak film seyrederken varolduğu için yazın, biraz da sezon gereği, neredeyse hiç seyretmedik. Ama geçtiğimiz hafta film sezonunun da açılışını gayet sağlam bir şekilde yaptım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İşte izlediğim filmler ve yorumlarım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- &lt;strong&gt;&lt;em&gt;The Dark Knight&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Üzerine tesadüf "Batman Forever" ı da izledikten sonra bir kez daha emin oldum ki, "&lt;em&gt;Kara Şövalye"&lt;/em&gt;, kesinlikle gelmiş geçmiş en ciddi ve özenli Batman filmi. Olay çizgi kahramandan daha gerçek bir platforma taşınmış. Heath Ledger ise ölümünden önceki son rollerinden &lt;em&gt;"Joker"&lt;/em&gt; ile bir çeşit tarih yazmış. Tüm mimik ve jestleri ile karakteri bambaşka bir noktaya taşımış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- &lt;strong&gt;&lt;em&gt;My Mother's New Boyfriend&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Meg Ryan'ın her zamanki tarzında, özellikle bizim "Annesine düşkün erkek" lerden oluşan Türk toplumuna da dokunacak sevimli bir komedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Hulk&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Evet, aktörlerin her filmleri veya rolleri iyi olacak diye bir kaide yok ama &lt;em&gt;Fight Club&lt;/em&gt; starı Edward Norton'u bu filme kesin yakıştıramadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Untreacable&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Günümüzde toplumun nereye geldiğinin çok güzel altının çizildiği ancak içinin iyi doldurulamadığı bir film. Konu süper, işleniş vasat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Wanted&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Morgan Freeman ve Angelina Jolie'ye rağmen kötü bir Matrix taklidi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- &lt;strong&gt;&lt;em&gt;X Files - I want to believe&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hayal kırıklığı. Bilindik konsepti ile tek bağlantısı medyumik yeteneklere sahip bir adam olan, sıradan bir FBI filmi olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Transsiberian&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Çölde vaha. Nisan'daki Film Festivali'nde de gösterilmişti. Sıradanlıktan uzak bir mekanda (Çin'den Moskova'ya yolculuk yapan tren) muhteşem doğa görüntüleri ve dialoglarındaki derin felsefe ile tadı damağımda kaldı. Bazı cümleleri not bile aldım&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;* "If you kill off my demons, my a
